MOSKOVA - ÖZEL
Türkiye ile İsrail arasında Suriye üzerinden tırmanan gerilimin artık yalnızca Suriye meselesiyle sınırlı olmadığı, Orta Doğu’da yeni bir güç ve güvenlik dengesi oluşturma mücadelesine dönüştüğü belirtildi.
Orta Doğu Stratejik Araştırmalar ve İlişkileri Geliştirme Merkezi Direktörü ve siyaset bilimci Ahmad Vahşiteh, 21 Ağustos’ta İzvestiya’ya yaptığı değerlendirmede, Ankara ile Tel Aviv arasındaki rekabetin Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından bölgenin yeniden şekillendirilmesiyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Vahşiteh, “Türkiye ile İsrail arasında bugün yaşananlar artık yalnızca Suriye konusunda yürütülen sözlü bir savaş değil. Burada, Esad’ın devrilmesinin ardından Orta Doğu’da yeni düzenin nasıl şekilleneceğine ilişkin Türkiye ve İsrail arasındaki rekabetten söz ediyoruz” dedi.
Uzman, İsrail’in temel endişesinin Türkiye’nin İran’ın Suriye’deki konumunun yerini alarak etkisini artırması olduğunu belirtti. Ankara’nın Şam yönetimiyle iş birliğini giderek geliştirdiğine dikkat çeken Vahşiteh, Türkiye’nin NATO üyesi ve önemli bir askeri güç olduğunu vurguladı.
Vahşiteh, “Türkiye’nin askeri güçlerinin İsrail sınırlarına görece yakın bir mesafede, Suriye topraklarında konuşlandırılması İsrail açısından sorun oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut kriz başlamadan önce de İsrail’in Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırılarını Türkiye’nin güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirdiğini belirten uzman, yaşanan gerilimin bölgesel güçler arasındaki daha geniş rekabetin bir parçası olduğunu söyledi.
Vahşiteh, “Bölgesel güçler arasında bir rekabetten söz edebiliriz. Körfez bölgesinde İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilime paralel olarak Türkiye ile İsrail arasında da ciddi bir gerilim yaşanıyor. Tüm bu rekabetin temelinde Orta Doğu’da yeni bir güvenlik mimarisi oluşturma çabası yatıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Doğrudan savaş iki ülkeye de ağır bedel ödetir”
Uzman, artan gerilime rağmen Türkiye ile İsrail arasında kısa vadede geniş çaplı bir savaşın temel senaryo olmadığını belirtti. Bununla birlikte iki ülke askerleri arasında istemeden yaşanabilecek bir çatışma riskinin arttığına dikkat çekti.
Vahşiteh, “Her iki ülke de doğrudan bir savaşın kendilerine çok ağır bir bedel ödeteceğinin farkında. Bu nedenle böyle bir gelişmeyi istemiyorlar. Türkiye NATO üyesi, İsrail ise ABD ile son derece yakın ilişkilere sahip. Ancak tarafların hiçbiri yeni bir bölgesel savaşın içine çekilmek istemiyor” dedi.
Vahşiteh’e göre bu nedenle ABD, Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan bir iletişim kanalı oluşturulması için çaba gösteriyor. Uzman, Washington’ın temel amacının Türkiye ile İsrail arasında olası bir askeri çatışmanın önüne geçmek olduğunu ifade etti.