?>

Zaporojye Nükleer Santrali

Sezgin Onaran

2 ay önce

Sezgin Onaran, Mariupol’dan yazdı;

Zaporojye Nükleer Santrali

MARIUPOL, Ukrayna+Rusya

Zaporojye Nükleer Santrali, Rusya kontrolündeki tesislere yönelik bir dizi insansız hava aracı saldırısı raporunun ardından bir kez daha nükleer alarmın merkezinde yer aldı. Zaporojye Nükleer Santrali'nin hali hazırdaki Rus yönetimi, 30 Mayıs'ta Ukrayna'ya ait bir insansız hava aracının 6. Ünite'nin türbin salonu binasına saldırdığını, patlamaya ve dış yapıda hasara neden olduğunu belirtti.
Ertesi gün santral yönetimi, personel taşımacılığında kullanılan servis otobüsleri ve araçların imha edildiği bir başka saldırıyı bildirdi. Yönetime göre, işçiler arasında can kaybı yaşanmadı. Daha önce Nisan ayı sonlarında santral, bu bölgeye yapılan başka bir insansız hava aracı saldırısında bir nakliye çalışanının öldüğünü bildirdiğini hatırlayalım.
Ukrayna, 6. Ünite'ye yapılan saldırı iddialarını reddederek, bunların Kiev'i itibarsızlaştırma ve tesisteki Rus eylemlerini örtbas etme girişimi olduğunu söyledi. Ukrayna ordusu, nükleer altyapıya saldırmadığını ve uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde hareket ettiğini belirtti.
Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) olayı doğruladı. Ajans müfettişleri, santraldeki türbin binasının dış cephesini inceledi ve üst katlardan birinde metal bir erişim kapağında hasar, enkaz ve yanmış fiber optik kablo kalıntıları buldu. Ajans, bu gözlemleri insansız hava aracı saldırısıyla tutarlı olarak değerlendirdi.
IAEA'ya göre, tesisteki arka plan radyasyon seviyeleri normal sınırlar içinde kalıyor. Ancak bu, ajansın endişelerini gidermedi. IAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, nükleer tesislere yapılan saldırıların kabul edilemez olduğunu ve sonuçları her iki tarafa da fayda sağlamayacak bir kaza riski yarattığını yineledi.
Zaporojye Nükleer Santrali çevresindeki durum, son saldırılardan önce bile kötüleşiyordu. Mayıs ayı sonlarında, ajans santralde yaklaşık 12 saatlik bir iletişim kesintisi olduğunu bildirdi. Bu, savaşın başlamasından bu yana en uzun kesintilerden biriydi.
Aynı zamanda, yedek sistemler için gerekli dizel yakıt tedarikinde sorunlar devam etti ve santralin kendisi tek bir harici güç hattına bağımlı kaldı. Bu hat kesilirse, reaktörlerin ve kullanılmış yakıt havuzlarının soğutulması yine acil durum dizel jeneratörleri tarafından sağlanmak zorunda kalacaktı.
Zaporojye Nükleer Santrali'ndeki altı reaktörün tamamı kapatılmış olsa da santral pasif bir tesis değildir. Hala enerjiye, suya, iletişime, personele, ekipmana erişime ve çalışan izleme sistemlerine ihtiyaç duymaktadır. Bu koşullar altında altyapıda meydana gelen küçük hasarlar bile daha geniş bir risk zincirinin parçası haline gelir.
Bu zincir şimdi Avrupa'da endişeye neden oluyor. Son aylarda, IAEA ve uluslararası kuruluşlar radyasyon ve meteorolojik izleme ekipmanlarında hasar, denetçi rotasyonunda aksamalar veya tehditler, santralin ulaşım tesislerine saldırılar ve insansız hava araçlarıyla ilgili tekrarlanan olaylar bildirdi.
Bu olayların hiçbiri tek başına radyasyon salınımına yol açmadı. Hep birlikte, savaş öncesinde bir cephe kalesi değil, bir enerji santrali olarak tasarlanan bir tesiste nükleer güvenlik sisteminin ne kadar kırılgan hale geldiğini gösteriyorlar.
Bu tehdit özellikle Karadeniz bölgesindeki ülkelerde çok daha şiddetli halde olduğunu unutmayalım. Türkiye, 1986'daki Çernobil kazasının ardından yaşananları hala hatırlıyor. Radyoaktif serpinti, çay yetiştirilen bölgeler de dahil olmak üzere kuzey kıyılarını etkileyerek, kirlenmiş gıda korkusunu ve resmi güvencelere olan güvensizliği körükledi. Ankara için Zaporojye Nükleer Santrali'nde yaşanacak yeni bir kaza, soyut bir Avrupa felaketi değil, tarihsel bir travmanın tekrarı olacaktır.
Viyana'daki diplomatlar, asıl tehlikenin artık sadece türbin binasına yapılacak tek bir saldırıda değil, nükleer santralin çevresindeki saldırıların normalleşmesinde yattığını söylüyor. Eğer insansız hava araçları, topçu ateşi ve elektrik kesintileri nükleer tesisin operasyonlarının düzenli bir özelliği haline gelirse, soru "kaza olabilir mi?" olmaktan çıkıp, giderek "Avrupa'nın en büyük nükleer santrali daha kaç böyle olaya dayanabilir? Türkiye, Haliç'e nükleer kül yağması durumunda daha ne kadar dayanmaya hazır?" sorusuna dönüşüyor.

.

Sezgin Onaran, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI