Emin Batur yazdı;
YÜZDE 29’LUK TEHLİKELİ BİR KİTLE!..
Kamuoyu yoklamaları bizi yanıltmıyorsa eğer; CHP bu kadar çirkefe batmış olmasına rağmen hala yüzde 29’luk bir desteğe sahip.
Bu kadar yolsuzluk, ahlaksızlık ve ülke güvenliğinin yabancılara peşkeş çekilmesi gibi mevzulara takıldıkları falan yok.
“AKP gitsin de ne olursa olsun…” paranoyası gözlerini karartmış vaziyette.
Yani;
Bütün bu ahlaksızlık ve hırsızlıklara rağmen, CHP tabanı, bunlardan hiç rahatsız olmuyor.
BİZ YAZMAYA UTANIYORUZ ONLAR İSE DESTEKLEMEYE…
Uşak Belediye Başkanının yaptığı hırsızlık, ahlaksızlık ve kurduğu kumpasların mürekkebi kurumadan, Bolu Belediye Başkanının yaptıkları medyaya düştü.
Utanmaz ahlaksız herif, belediyesinde çalışan elemanına attığı mesajlar medyada dolanıyor: İğrenç!
Derken;
Hapiste olan Antalya Belediye Başkanının oğlu ve gelini ile ilgili haberler gelmeye başladı.
O ne yapmış?
Sevgilisini oğluna nikahlamış. Hasbunallah ve ni’mel vekil…
“Hayretten hayrete düşmek…” derler ya. Ondan beter olduk.
Daha bir mevzu için “bu kadar da olmaz” demeden daha aşağılık ve daha rezil olanı ile karşılaşıyoruz.
VAKIF…
Normal şartlarda İnsan, değil bunlara oy vermeyi, çoluk çocuğunu o belediyeye göndermeye çekinir.
Ama bu kitle hala oy verip bu ahlaksızları başkan yapmayı düşünüyor.
Mesela Bolu Belediye Başkanı…
Öğrencilere burs vermek için vakıf kurmuş para toplamıştı ya… O paranın da üstüne yatmış. 100 milyon TL de böylece kayıp.
Bir başka belediye başkanı 16 yaşında reşit olmamış kızcağızı taciz ediyor.
Rezalet haberleri böyle sürüp bu ahlaksızlar tutuklandığında da,
Bir bakıyoruz;
Yüzde 29’luk bu kitle, bağırıp çağırıyor “Dik dur seninleyiz…” manasına gelecek sloganlar atıyor, çadır kurup, imza topluyor.
Bu sırada genel başkanları da meydan meydan dolaşıp mitingler yapıyor.
Ya hu insan olan insan, bunları duyduktan sonra halkın karşısına geçip CHP’liyim demeye utanır.
Bunlar ise tam aksine;
Şehir şehir dolaşıp, mitingler yapmaya utanmıyorlar.
ASIL BÜYÜK TEHLİKE!..
Malum olduğu üzere;
Bunlar sadece rüşvet alıp, çeşitli ahlaksızlıklardan dolayı mahkemelere düşmedi.
İşin içinde şahsi bilgilerimizin Amerikalılara, 5 milyon dolara satma meselesi de var.
Yani;
Kişisel ve ulusal güvenliğimizi ilgilendiren ama henüz bilmediğimiz başka mevzular da var.
Mesela;
İmamoğlu’nun hiçbir yetkisi yokken ve dışişlerini bilgilendirmeden, İngiliz Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede neler konuşulmuş bilmiyoruz.
BU KİTLE TARASSUT ALTINDA TUTULMALI!..
Şimdi mezkûr kitle, yarın mahkemeler kararını verip, kişisel bilgilerimizin para karşılığı satıldığına hükmederse!..
Ve bunlar yine; “Dik dur eğilme bu kitle seninle…” derse ne olacak?
Bana göre;
Bu kitle, kesinlikle gözlem altına alınıp, takip edilmeli.
Çünkü;
Her an yolsuzluk, hırsızlık yapıp, ülkesini satmak isteyenlere destek verecek kadar kafayı yemiş vaziyetteler.
Binaenaleyh bunlar;
Klinik bir vakıa olup, tarassut altına alınmaları ülke güvenliği için elzemdir.
Yok eğer bunlar klinik vaka değil de,
Bu işi ‘azm-u cezm-u kast eyleyerek’ yapıyorlarsa o zaman bunlara mücrim muamelesi gerekir.
Neden?
Çünkü;
Bunlar, kişisel bilgilerimizin Amerika’ya satılmasında veya İngiliz Büyükelçisi ile gizli kapaklı görüşmeler yapılmasında bir beis görmüyorlar.
Bu durumda;
İsrail, Amerika veya İngiltere ile aramızda olacak bir çekişmede, bu kitlenin nasıl bir pozisyon alacağını bilmiyoruz.
Bu öngörü kapsamında;
Devletimizin gerekli tedbirleri alması ülke güvenliğimiz için önem arz etmektedir.