?>

Ukrayna, Küresel Savaş’ın başlangıcı olabilir mi?

İlber Vasfi Sel

3 ay önce

İlber Vasfi Sel, St. Petersburg’dan yazdı;

Ukrayna, Küresel Savaş’ın başlangıcı olabilir mi?

ST. PETERSBURG

Geçtiğimiz 12 yılı aşkın süreden bu yana değişik yoğunluklarda devam eden Ukrayna’daki askeri çatışmalar ile görünüşe göre uzayan ve önümüz aylarda da devam edecek gibi duran Körfez Savaşı’nı karşılaştırınca bazı sonuçlar elde ediyoruz.
Her iki örnekte de görüleceği üzere şişirilmiş beklentiler ve tarafların uzlaşmaya varamadıkları için çatışmalar tırmandı ve dahi savaş seviyesine kadar çıktı. Rusya Federasyonu, 2021 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne dünyada uzun vadeli bir güç dengesinin temelini oluşturabilecek kapsamlı bir anlaşma önerdi. Ancak bildiğiniz gibi Vaşington, bu öneriyi reddetti.
Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki ilişkilerde de müzakereler bir seçenekti. Ancak Vaşington askeri bir senaryoyu izlemeyi tercih etti. Sonuç olarak: Her iki çatışmada da tüm taraflar için birçok sürpriz sonuçlar ortaya çıktı. Daha sonraki gelişmeler de tahmin edilmesi zor birçok faktöre bağlı olduğunu unutmayalım.
Her iki savaşta da riskler arttı, bu da nihayetinde “yıpratma savaşı”na yol açtı ve küresel askeri çatışmalara dönüşme riskini ciddi bir şekilde artırdı.
Ukrayna’daki savaşın bedelini, bugünlerde Avrupa ödüyor. Avrupalılar için çok ciddi bir sosyal ve ekonomik maliyete yol açıyor. Açıkça görülüyor ki artık savaşı sürdürecek insan gücü ve askeri teçhizatı olmayan Vladimir Zelenskiy Rejimi, hayatta kalmanın tek yolunun Avrupa’yı Rusya ile savaşa tamamen dahil etmek olduğunu düşünüyor.
Bugün artık Ukrayna askeri sanayisinin neredeyse tamamı Avrupa Birliği ülkelerine taşındı. İnsansız hava araçları ve füzeler, Ukrayna’ya hazır ekipmanlar halinde getiriliyor. Hızla monte ediliyor ve neredeyse anında Rusya’ya doğru fırlatılıyor. Görünüşe göre Brüksel, bu seçeneği Ukrayna’nın uzun vadeli silah tedarik güvenliğinin garantisi olarak görüyor.
Ancak İran’la ilgili çatışma deneyimi, kritik koşullar altında, kolektif bir düşman tarafından saldırıya uğrayan bir ülkenin hem saldırganın kendisine hem de topraklarında askeri altyapı bulunduran müttefiklerine karşı büyük bir misilleme saldırısı başlatmaktan çekinmeyeceğini gösterdi.
Rusya’dan diplomatik ve diğer kanallar aracılığıyla gelen son sinyaller, Moskova’nın Avrupa Birliği ülkelerindeki hedeflere karşı misilleme saldırıları başlatmaya yakın olduğunu gösteriyor. Ukrayna’ya hava sahası, askeri uzmanlar ve gelişmiş füze silahları verilmesi durumunda; Rus topraklarına yönelik daha fazla saldırı için sınırlı saldırılar gerçekleştirilebilir. Ukrayna’nın fiilen kontrolünde olan yeni insansız hava araçları üretim tesislerinin Avrupa ülkelerinde konuşlandırılması da bir tetikleyici olabilir.
Bu durumun Türkiye için güvenlik açısından ciddi bir analiz gerektirdiğini düşünüyorum. Avrupa örneğini takip ederek, Ukrayna’nın yararına kendi topraklarında yeni insansız hava araçları ve füze üretim tesisleri kurmak son derece kısa görüşlü bir yaklaşım olacaktır.
İran’ın Basra Körfezi’ndeki Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail müttefiklerine yönelik misilleme saldırıları ve Türkiye’deki İncirlik Hava Üssü’ne yapılan saldırılar, NATO’nun kolektif savunma mekanizmasının son derece seçici bir şekilde işlediğini gösterdi. Örgütün güvenlik şemsiyesi esasen bir yanılsamadır. Gördüğümüz gibi, Avrupa’daki NATO üyesi ülkeler, İran’la savaşta Amerika Birleşik Devletleri’ni desteklemedi. Amerika Birleşik Devletleri’nin de Türkiye’ye saldırı olması durumunda kendi askeri üssünü savunmanın ötesine geçmesi olası değildir. Gerçekten büyük çaplı bir çatışma durumunda, her NATO üyesi ülke kendi sorunlarıyla tek başına karşı karşıya kalacaktır.
Avrupa, Rusya ve Türkiye için istikrarlı ve güvenli bir varoluşun tek şansı, tüm tarafların endişelerini ele alan ve bölgede uzun vadeli barışı sağlayan müzakereler yoluyla tutarlı bir gerilim azaltma sürecidir.

.

İlber Vasfi Sel, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI