?>

İhtiyacımız olan tek şey; tebessüm

Seyfi Turan

1 ay önce

Seyfi Turan yazdı;

İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY; TEBESSÜM

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bir zaman sonra bu yaşadığımız dönem mazi olarak tarih sayfalarında yerini alacaktır. Onun için gelecek için not düşmek güzeldir diye kaleme aldım bu yazıyı.
Önce, şöyle bir günümüzü bir sabahtan başka bir sabaha kadar yazarak yaşayalım. Sabah yatağımızdan kalkıp, iş için ayrılırız. Aile çalışanları, bir an önce işyerlerine varmanın telaşında aynı evde yaşayanlar bile koşuşturmadan dolayı birbirlerine bir tebessümden vaz geçtim, günaydını bile çok görürler. Oysa hiçbir art niyetleri yoktur. İşe otobüsle, dolmuşla ya da makam aracıyla gideriz. Otobüs şoförü asık suratlı -en azından- gülen bir yüzü yok. Keza dolmuş şoförünün de; o, “parasını vermeyen var mı”nın derdinde. Makam şoförü, aracın kapısını açarken ciddi bir durumdayken bir ona bir günaydın kelimesini bile yarım ağızla söyleriz.

İşyerine varırız daha uykumuz açılmadan. Yolda aldığımız simit ya da poğaça elimizde güne başlamaya çalışırız. Bu arada yüzümüz kırışmasın diye tebessüm etmiyoruz, selam vermiyoruz kimseye!
Bu ana kadar muhataplarımızın hepsinin yüzü Ankara Adliyesi gibi sıcacıktır!
Hata yapınca yazılı-sözlü savunmaya maruz kalmanın yanında uğradığımız mobbing de KDV’si oluyor günün.
Neyse kısa keseyim. Gün akşam oldu eve geldik. Ne varsa evde karnımızı doyurduk ve televizyonun karşısına geçtik. Baktık ki; haber spikeri mutsuz, haberin kahramanları mutsuz. En azından yüzleri gülmüyor. Devletin ve özel sektörün bütün yetkililerinin yüzlerinde bir nebze bile tebessüm yok. Duyduklarımız ve gördüklerimiz moralimizi daha da üzüyor ve donuk bir yüze sahip oluyoruz, geriliyoruz ve ev içinde birbirimizle olan iletişimimiz de sekteye uğruyor. Şiddet başlıyor ve sonuç ise annesinden babasından ayrılmış çocuklar; ki bu çocuklar bu ülkenin geleceği.
Siyasi konulara girmeye gerek yok zaten, zira bu işle iştigal edenlerin mideleri çok büyük ve bakmakla yükümlü oldukları insanlar dünyalar kadar; onun için ekrandaki her konuşmaları en azından dostça değil. Bir damladan bir avuç toprağa giden yolculuğumuzu zehir ediyoruz vesselam.
Güzel bir söz duymak istiyoruz yöneticilerimizden, en azından yalan söylemesinler yeter. Tebessüm safhasını geçmiş yüzlerindeki derinin özelliği. Gerçi yalan söylerken yüzde tebessüm olamaz. Yüzde tebessüm olsa bile gözleri onaylamaz bu söylenen yalanı.
Ne yapmamız lazım?
Çare biz de tebessüm etmek için sebep yaratacağız. Yeni nesle tebessümün ömrü uzattığını, mutluluk hormonunu artırdığını aktaracağız. Bir tatlı tebessümün bir vuslata (kavuşmaya) bedel olduğunu şarkılardan öğrendik biz.
Tebessüm etmenin insanlar üzerindeki etkisini rahmetli Kemal Sunal’dan öğrendik biz.

Bir de tebessüm etmek bedava. Hem bedava hem mutlu hissettiriyor. Yemek yemiş gibi oluyor ruhun ya da bir kahve içmek.
Tebessümün kalpten geleni özeldir. Kalpten gelen tebessüm, güneş misali hem yüzde mimik yapar hem de gözde ışıltı.
Toplumun mutlu olmaya hakkı var, ihtiyacı var.
Toplumun hoşgörüye ihtiyacı var.
Yağan yağmur bir anıya götürsün seni, mazindeki bir güzelliği hatırla ve yüzüne tebessüm getirsin. Başka bir deyişle tebessüm etmek için sebep ara. Akşama kadar kaç kişiyle karşılaşıp, kaç kişiye selam verdiğini düşün. Bizler güzel insanlarız ve güzelliği fazlasıyla hak ediyoruz.
Hakikati söylemek esastır. Hakikati söylerken de tebessüm ediniz. Bu size bir şey kaybettirmez. Tebessüm edemiyorsanız, bunun da sebebi vardır.
Bu dağın tepesi ben bildim bileli kar boran. Bütün yaylalar, ovalar ve vadiler o kar boranın etkisinde soğuk, üzgün ve verimsiz. Güneş gelemiyor aşağıya. Öyleyse güneşimiz olsun tebessümümüz, belki o zaman dağın tepesindeki kar ve boran erir de kim olduğumuz ortaya çıkar.
Gülen bir yüz, yüzünde ve gözünde tebessümü eksik olmayanların uzun yaşadıklarını da hatırlayalım.
Bazı insanlar da vardır. Özel kişilerdir. Onların tebessümüne kimse zarar veremez. O insanlara merhaba demek, selam vermek, sesini duymak ve beraber vakit geçirmek huzur verir ruhunuza. Gecenizde kutup yıldızı, gözünüzde yaşama sevinci olurlar. İnadına tebessüm. Ne mutlu bu kişilere…
Ey büyüklerim, Ey bu güzel ülkenin yönetiminde yetkili makam sahiplerim. Biraz tebessüm; yüzünüzle, gözünüzle. Çoğunluğumuz niçin tebessüm edemiyor? Şükürsüz müyüz yoksa muhtaç mıyız?  Bu konuda sizlerin, geleceğimizin huzuru ve mutluluğu için yapabileceği bir şey var mı? Ben göreve hazırım.

Çok şey istemiyorum değil mi?

Tebessümü niçin unuttuk?

Birbirimize olan saygımızı niçin unuttuk?

Kendimizi niçin unuttuk?

Düşünebilmek güzeldir.

.

Seyfi Turan, dikGAZETE.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI