<div><strong>MOSKOVA</strong></div> <div><strong>Rusya</strong>’nın, <strong>Ukrayna</strong>’ya başlattığı askeri operasyonunun <strong>Türkiye</strong>’ye etkilerini artık daha fazla hissetmeye başladık.</div> <div>Stratejik konumu itibariyle <strong>Türkiye</strong>’nin bu zorluklardan doğrudan etkilenmemesinin imkansızlığından bahsetmeme gerek yok. Fakat <strong>Tükiye</strong>’nin, <strong>NATO</strong> üyesi olmasına rağmen hükümetin <strong>Rusya - Ukrayna</strong> meselesinde batılı ülkelerin aksine <strong>daha</strong> <strong>ortada</strong> durması, aslında krizden <strong>daha az zararla çıkmak</strong> için iyi bir politik hamle. <strong>Türkiye</strong>’nin denge politikası, aslında bölgenin de en önemli <strong>istikrar</strong> <strong>garantilerinden</strong> biridir. </div> <div>Son günlerde dikkatimi çeken en önemli haber, <strong>bir</strong> <strong>anket sonucu</strong> oldu. “<strong>Areda Survey Araştırma Şirketi”</strong>, Türk halkına, <strong>Rusya’nın Ukrayna’ya askeri operasyonları</strong> ve <strong>NATO</strong>’ya bakış açısını sormuş. <strong>Rusya</strong>’nın <strong>Ukrayna</strong>’ya askeri operasyonlarının daha ilk günlerinde <strong>Türk</strong> <strong>halkının,</strong> <strong>NATO</strong>’ya ne kadar güvendiği konusunda inanılmaz bir rakam ortaya çıkmış. </div> <div><strong>Anket</strong> sonuçlarını uzun uzun yorumlamayacağım. Aslında çıkan sonuçları bizim yorumlamamız değil <strong>batılı ülkelerin yorumlaması</strong> daha iyi olur. Örneğin; geçtiğimiz <strong>Haziran</strong> ayında <strong>Türk halkının</strong> yüzde 70,4’ü, <strong>Anadolu</strong> üzerindeki <strong>NATO</strong> üslerinin <strong>Türkiye</strong> için tehlike oluşturduğunu söylemiş. </div> <div>Geçtiğimiz günlerde yapılan ankette <strong>Türk</strong> halkının yüzde <strong>90,8’i</strong>, <strong>NATO</strong>’nun <strong>Türkiye</strong>’yi savunamayacağını belirtmiş. </div> <div>Sonuç, 70 yıllık üyesine karşı başta <strong>Kıbrıs Barış Harekatı</strong> olmak üzere birçok konuda ihanet eden <strong>NATO</strong>’ya, <strong>Türk</strong> halkının en güzel cevabı olmuş. </div> <div>Çok değil bundan 2 yıl önce ‘‘<strong>Türkiye’ye tehdit oluşturan ülkeler</strong>’’ anketinde <strong>Yunanistan</strong> bile yüzde <strong>58,9</strong> oranındayken <strong>NATO</strong> ve dümenindeki <strong>ABD</strong>’ye karşı yüzde <strong>90,8 </strong>oran çıkıyorsa <strong>Batı,</strong> şimdi şapkasını önüne koyup nerede hatalar yaptığını düşünmeli. </div> <div>Bu anket sonucunun dönem için ne kadar kıymetli olduğu ortada. Bu anket şirketini bu çalışmasından dolayı tebrik etmek gerekir. En azından <strong>Türk</strong> halkının politik kimliğini de ortaya çıkaran bir sonuç olmuş. </div> <div>Bu <strong>anket</strong> sonucunun ülkemizde nasıl değerlendirilmesi gerekir?</div> <div>Öncelikle bu tür sorudaki anketlerin yoğunlaştırılması gerekir. Çünkü <strong>tek anket </strong>üzerinden değil de<strong> çoklu çalışmalar</strong> ile <strong>Türk</strong> halkının <strong>NATO</strong> ve batılı ülkelere yaklaşımı konusunda kesin oranlarına ulaşmamız önemli. Ben, her koşulda bu orana yakın oranların ortaya çıkacağını düşünüyorum. </div> <div>İktidardan muhalefete tüm kesimler, <strong>NATO</strong> ve batılı ülkelere karşı bu denli net tavır koymuş ise ülkedeki siyasi konjonktürün <strong>Türkiye</strong>’nin, <strong>NATO</strong>’ya üyeliğini tartışmaya açması gerekir. Eğer toplum, <strong>NATO</strong> konusunda tavrında ısrarlıysa halkın önüne sandık konulmalı ve bu tavrın resmileşmesi gerekmektedir. </div> <div>Yani kısacası <strong>Türk</strong> halkının kararına göre <strong>Türkiye</strong>, <strong>NATO</strong>’dan ayrılmalı veya <strong>NATO</strong> üyeliğine devam etmeli. </div> <div><strong>Bunu neden şimdi yapmalı? </strong></div> <div><strong>NATO</strong>’nun kurulduğu <strong>4 Nisan 1948</strong>’den hemen sonra yani <strong>18 Şubat 1952</strong>’de <strong>Türkiye,</strong> bu ittifaka katıldı. <strong>Kore savaşı, Afganistan, Irak, Bosna Hersek, Kosova</strong> ve <strong>Somali</strong> gibi kritik noktalarda <strong>Türk ordusu</strong>, <strong>NATO</strong> birliği olarak görev yaptı. </div> <div><strong>NATO</strong> üyesi en güçlü orduya sahip ülke <strong>ABD</strong> iken ikinci sırada <strong>Türkiye</strong> bulunuyor. Ama <strong>ABD</strong>’yi kurtarma operasyonlarının tümünde nedense <strong>ABD</strong> başarısızlığıyla, <strong>Türk ordusu</strong> ise tüm görevlerinde başarıyla dikkat çekiyor. Fakat <strong>Türkiye</strong>, <strong>NATO</strong>’da bu kadar önemli görevleri başarıyla tamamlamışken <strong>NATO</strong>, <strong>Türkiye</strong>’ye güvenlik garantilerini hiçbir zaman sağlamadı. </div> <div>Örneğin, <strong>Kıbrıs Barış Harekatı</strong>’nda <strong>NATO,</strong> tercihini <strong>Türkiye</strong>’den yana değil <strong>Yunanistan’</strong>dan yana kullanmıştı. <strong>Türkiye’ye</strong> de ekonomik ambargolar sunup, tehditler etmişlerdi. </div> <div>Ülkenin iç siyasetine burnunu sokmayı hiç ihmal etmeyen batılı ülkeler, <strong>1980 askeri darbesinin de</strong> öncülerindendi. Darbeyi gerçekleştiren generallerin <strong>NATO</strong> <strong>ilişkilerini</strong> de bilmeyen yoktur. </div> <div><strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi</strong>’nde (<strong>TBMM</strong>), “<strong>Irak</strong> tezkeresine ‘<strong>Hayır’</strong> oyu verildi” diye <strong>Türkiye</strong> siyasetine yapılan gizli operasyonları unutmamak gerekir. </div> <div><strong>15 Temmuz 2016’</strong>daki <strong>FETÖ</strong> terör örgütü üyesi general ve subayların, <strong>NATO</strong> üyesi ülkeler tarafından nasıl korunduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım. Bazıları <strong>Yunanistan</strong>’dan sığınma talebi istemiş ve birçok ülke, bu kişilere sahip çıkmıştı. </div> <div>Peki <strong>Türkiye</strong>’nin güvenlik garantileri? </div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>Patriot Hava Savunma Sistemleri</strong>’ni istediği zaman, göndermeyen de <strong>ABD</strong> ve <strong>NATO</strong> değil miydi? </div> <div>Bu yaşanan süreçlerden sonra <strong>Türk</strong> halkının, <strong>NATO</strong>’ya sempatiyle yaklaşmasına zaten ihtimal yoktu. </div> <div>En son <strong>Ukrayna</strong>’yı, <strong>Rusya</strong>’ya karşı kışkırtan ve ardından <strong>Ukrayna</strong>’yı yalnız bırakan <strong>NATO</strong>’nun, <strong>Türkiye</strong> toplumunda hiçbir değeri yokken <strong>Türkiye’nin</strong> bu ittifaka üyeliği ancak bu ülkenin sırtında kambur oluşturur.</div> <div>İşte, bunların bugün artık tartışılması gerekir. Kararı <strong>NATO</strong> veya siyasilerin değil <strong>Türk</strong> halkının vermesi gerekir. </div> <div>.</div> <div><strong>Erhan Altıparmak, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div>