USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

‘Tatar’ adı hakkında gerçekler

‘Tatar’ adı hakkında gerçekler
12-05-2024

“Tatar” Adı Hakkında Gerçekler

Tatar” kelimesini, M.S. 732 yılında dikilen Kültigin Anıtlarında görmek mümkündür. Genelde eski Türk anıtlarının büyük bir bölümü, bugünkü Moğolistan Halk Cumhuriyeti sınırları içinde, eski Sovyetler Birliğine mücavir mıntıkada bulunmaktadır. Orhun Suyu'na olan yakınlıklar dolayısı ile, bilimsel çevrelerde Orhun Anıtları olarak bilinirler.

Tatar adı, Türk tarihinin yazılı eserlerinde ilk kez Kaşgarlı Mahmut tarafından kullanılmıştır. Bu tarihi kitapta; “Tatar, Türk'ten bir ildir ve Türk boylarından biridir” şeklinde yer almaktadır.

Bu isim, tarihte Türk ve Moğollar arasında boy adı olarak sık kullanılır. Ancak tarihi metinlerde rastlanan Tatarların aslen Türk mü, yoksa Moğol mu oldukları tarihçiler tarafından sürekli tartışılmaktadır.

Tatar kelimesi, farklı zamanlarda farklı anlamlarda kullanılmıştır. Yüzyıllardır Ruslar, Doğu Avrupa'da yaşayan Türk asıllı bütün Müslüman halkları tanımlamada bu kelimeyi kullanmıştır. Fakat tarihi anlamda Tatar adı, XIII. yüzyılda Rusya'yı ele geçiren Moğol ordusunun çoğunluğunu oluşturan Kıpçak Türk kabileleri için kullanıldı. Şimdiki Rusya, dönemin Moğol İmparatorluğu'nun Cuci Ulusu ve Altın Ordu olarak bilinen “Batı Kanadı oluşturmaktadır.

Moğol İmparatorluğu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi burada da hükümdarlar Cengiz Han'ın neslinden geliyordu. Fakat rejimdeki Türk unsurunun kuvvetli olması nedeniyle, XIV. yüzyıl başlarında Altın Ordu, Türk etkisine daha fazla dayanamayıp, gerçekten Türk devleti haline geldi. Büyüklüğüne rağmen Altın Ordu, kabile ittifaklarına dayanan siyasi yapıyı devam ettirdi.

Neticede başlangıçtan itibaren gruplar, yeni “Ordu” veya “Koloni”ler oluşturmak üzere bölünüp, ayrıldılar. Kırım Tatarları, Nogay Tatarları ve Polonya Tatarları buna örnek gösterilebilir. Bu genişleme ile “Kıpçak Tatar” unsuru, modern Polonya’nın sınırlarından Pamir Dağı eteklerine, Karadeniz'den Sibirya’ya kadar uzanan geniş bir alana yayılmış oldu. Bu grupların her birinin tarihi, kendine özgü bir seyir çizgisi takip etti ve bazıları zamanla yeni etnik isimler kazandılar.

Tarihçiler tarafından Kırım yarımadası ve kuzeyindeki geniş bozkırlar, en az 1500 yıllık bir Türk yurdu olarak kabul edilir. M.S. 374 yılından itibaren bu bölgeye gelen Hunlar'dan sonra, birbiri peşi sıra intikal eden Türk kavimleri, burada sayısız devlet kurmuş ve birbirleriyle karışarak irili ufaklı siyasi birlikleri oluşturmuşlardı.

Orta Asya'nın geniş bozkırlarından gelen Türk boylarının bir kısmının Balkanlara gelmesine rağmen, önemli bir kısmı Kırım'da kalmıştır. Kuzeydeki steplerden “Orkapı” denilen dar bir boğazla ayrılan Kırım Yarımadası, Türk topluluklarının sığındığı ve yerleştiği emniyetli bir bölge olmuştur.

Kırım'da devlet kurmuş Türk boyları arasında, şehirleri ve ticaret merkezleri ile büyük bir medeni varlık gösteren Hazar Türkleri, Yarımadada uzun zaman kalmış ve bu ülkeye kendi adlarını vermişlerdir. XI. yüzyıldan sona bölge halkı, kuvvetli diğer bir Türk unsuru Kıpçakların etkisi altına girdi. 1329 yılında Moğollar, Kıpçak hâkimiyetinin yerini alınca, Kırım ve Kıpçak (Nogay) Bozkırı, Altın Ordu İmparatorluğu içinde özel bir yer aldı. Bilhassa XIII. yüzyılın ikinci yarısında Nogay Beyinin idaresi altında adeta bağımsız bir duruma geldi. Bu devirde Anadolu ve Güney Müslüman Devletleri ile sıkı kültür ve ticaret bağları olan Yarımada; İslâmiyet'in başlıca medeniyet merkezlerinden birini oluşturuyordu.

Nogay unsurları içinde yer alan Mamay Mirza’nın ruhu halen Kırım’da Sudak ve Kefe arasında yaşamaktadır. Diğer taraftan Edige Mirza’nın ruhu Kafkasya’da Elbruz Dağı’nda dolaşmaktadır.

Kırım ve Kıpçak Bozkırlarına Altın Ordu devrinde gelen Moğol nüfusu, Anadolu'ya gelip yerleşen diğer Moğol grupları gibi, ordu haline gelmiş belli sayıda ufak topluluklardan ibaretti. Bunlar da büyük Türk kitlesi içinde süratle eridiler. Fakat siyasi hâkimiyet, Tatar adı ile tanınan Moğolların elinde bulunduğundan Altın Ordu'ya bağlı bölgelerdeki bütün Türklere bu devirde Tatar adı verildi ve bu isim Kuzey Türkleri için ortak bir adlandırma oldu.

Ruslar da Tatar adını her dönemde korumaya ve yaymaya özel gayret gösterdiler.

Unsurlar için tarihin çeşitli dönemlerinde muhtelif Türk ve Moğol kullanılmış olan Tatar sözü, günümüzde Kırım Tatarları, Idil-Ural bölgesindeki Kazan Tatarları, Sibirya Tatarları ve Polonya Tatarları için kullanılmaktadır. Adı geçen bu toplulukların hepsi Müslüman Türk soyundan olup, anadilleri Türkçe’dir.

Bununla birlikte, Kırım Tatarlarının adındaki Tatar kelimesi Cengiz Han orduları ve dolayısıyla Moğolları ayrıştırmaktadır. Tatar adı Cengiz Han devrinden miras kalmıştır. Ancak bu isim, halkın başlangıçta kendisine verdiği ad olmayıp, bölgenin Cengiz Han İmparatorluğu hakimiyetine girmesinden dolayı yabancılar tarafından verilen bir addır. Tıpkı Rus kelimesinin bir İsveç, Bulgar kelimesinin bir Türk ve Frank kelimesinin bir Alman kavminin isminden kaynaklanıp, bambaşka kavimlere milli ad olduğu gibi.

Cengiz Han orduları, Kırım'a girdikleri zaman Türklerle karşılaştı. Yarımada, V. yüzyılda Hunların gelişi ile başlayarak; sırasıyla Göktürkler, Hazarlar, Peçenekler ve hepsinden önemlisi Kıpçaklar gibi Türk kavimlerinin yoğun bir yerleşme merkezi olmuştur. O dönemde “Cengiz Han'ın Orduları” olarak bilinen ordularda da Moğol unsuru yalnızca kumanda kademesinde yer almakta olup, büyük bir çoğunluk çeşitli Türk kabilelerinden oluşmaktaydı.

Dolayısıyla Kırım'a gelen Cengiz Han Orduları, değil burayı Moğollaştırmak, aksine bölgede hâkim olan Türk unsurunu yeni Türk topluluklarıyla takviye etmiştir.

Altın Ordu'nun çöküşünden sonra kurulan Kırım, Kazan, Sibirya gibi Hanlıkların hepsi XVI. yüzyılda ilişkili oldukları Ruslardan dolayı Tatar ismi ile çağrılmaya başlamıştı. Bilindiği gibi, bu hanlıklardan varlığını en çok devam ettiren Kırım Hanlığı olmuştur. Ruslardan başka, Osmanlılar da kendilerine tabi olan Kırım Hanlığı’nıKırım Tatar Hanlığı” olarak isimlendirmiştir.

Batılı bilim adamlarınca, Ruslar tarafından kullanılan Tatar kelimesinin, XI yüzyıldan beri Moğol egemenliği altında birleşmiş topluluklar için kullanıldığını görmekteyiz. Marco Polo'nun da Türk ve MoğollarıTatar” olarak isimlendirmesinin Batı dünyasında etkisi olmuştur.

Bir zamanlar, Azeri, Türkmen ve Özbekler için de “Tatar” adını kullanan Ruslar, artık bu tanımı kullanmamaktadır. Çarlık döneminde Rusya’da yaşayan Türklerin zaman zaman Tatar olarak isimlendirilmelerine rağmen, günümüzde “Tatar” kelimesi eski S.S.C.B. topraklarında yaşayan Kazan ve Kırım Türklerine verilen bir isim olmuştur.

Günümüzde Kırım Tatarlarının kesinleşmiş ve yaygınlaşmış ismini değiştirmek için uğraşan bazı şahıs ve zümreler bulunaktadır. Kimisi halkın isminin Kırımlı ve kimisi de Kırım Türkü olması gerektiğini iddia etmektedir. Ancak bir milletin veya halkın ismi, tarihin uzun süreci ve süzgeci sonucu oluşur. Bu tarihi geçmiş ve halkımızın milli hafızası ve iradesi, ismini Kırım Tatarı olarak kabul etmiştir.

Unutulmamalıdır ki umumi Tatarlar hem Türk milletinin oluşumunda ve hem de Rus milletinin oluşumunda bulunmaktadırlar. Rus milletinin oluşumunda Müslüman Tatarların dışında, Ortodoks Hristiyan Nogay Tatar kökenli Zaporojya ve Don Cossacks halkları da yer almıştır.

.

Ünver Sel, dikGAZETE.com

-Kırım Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı, Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı, Uluslararası Kırım Dostları Derneği Başkanı, Uluslararası Rusofili Hareketi Kurucu ve Koordinasyon Kurulu Üyesi, Nogay Kalkınma ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı-

-Altay Tatarları

-Astrahan Tatarları

-Başkırtlar

-Çuvaşlar

-Greko-Tatarlar

-Karaimler

-Kazan Tatarları

-Kırım Tatarları

-Kırımçaklar

-Kossaklar

-Kumuklar

-Mras-Su Tatarları (Şorlar)

-Nogaylar

-Sibirya Tatarları

-Yenisey Tatarları

.

.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Mehmet Kadir
Mehmet Kadir 1 hafta önce
Min 1552. ili XETERLİM!
Ben, 1552. yılı hatırlıyorum.
Rus ordusu 20 Ağustos 1552’de Kazan’a ulaşarak 23 Ağustos’ta şehri kuşattı. İki ay kadar süren kanlı çarpışmaların ardından 15 Ekim 1552’de Kazan düştü. Böylece Orta İdil sahasında milâttan sonra VI. yüzyıldan beri devam etmekte olan Türk hâkimiyeti sona erdi. Kazan 1552’de işgal edildiği halde ülkenin fiiliyatta ele geçirilmesi ve kitle halinde Moskova’ya karşı millî hareketin ba