<div>“<strong>Göçü, bu sorunu ortadan kaldırmak için yasal, düzenli bir süreç haline getirmeliyiz, daha fazla cezalandırmamalıyız</strong>“ Jose Serrano (Eski ABD Temsilciler Meclisi üyesi)</div> <div><strong>Suriye</strong> nüfusunun yaklaşık <strong>yüzde 60’ı mülteci</strong> konumunda, siyasi çözümsüzlük nedeniyle halk, ağır mağduriyetler yaşamaya devam etmektedir.</div> <div>Yaşanan iç savaş nedeniyle yaklaşık <strong>7 milyon Suriyeli,</strong> ülke içinde yer değiştirirken, en az <strong>6,6 milyon Suriyeli</strong> de başka ülkelere <strong>göç</strong> etmek zorunda kalmıştır.</div> <div>Bu durumun <strong>psikososyal</strong> <strong>etkileri</strong> aileleri dağıtmış, neredeyse bütün siviller bu koşullardan bir şekilde etkilenmiştir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>’de <strong>11</strong> yılını dolduran <strong>Suriyeli</strong> <strong>sığınmacılara</strong> karşı toplumun bir kesiminin sağduyu ve hoş görüsünü kaybetmek üzere olduğunu görüyoruz.</div> <div>Savaşın ilk yıllarında <strong>tolere</strong> <strong>edilen</strong> <strong>Suriyeli</strong> <strong>sığınmacılar</strong>, artık ülkelerine geri gönderilmesi gereken, <strong>zamanı dolmuş bir göçmen topluluğu</strong> olarak görülüyor.</div> <div><strong>Suriyeli göçmenlerin</strong> geri dönüşü, her seçim arifesinde <strong>muhalefetin iktidara</strong> karşı kullandığı en belirgin <strong>siyasal</strong> bir <strong>argüman</strong> haline geldi.</div> <div>Ekonomik kriz, işsizlik sorunu, elektrik-doğalgaz faturası ve market fiyatlarının yanında ‘<strong>Suriyeli</strong> <strong>göçmen’</strong> kavramının da altı çizilmektedir.</div> <h3><strong>Suriyeliler sorunu…</strong></h3> <div>Maalesef <strong>muhalefet</strong> tarafından <strong>iktidara</strong> <strong>karşı</strong> her seçim arifesinde gündeme taşınması, tehlikeli bir şekilde <strong>toplumsal</strong> <strong>alanda</strong> <strong>kutuplaşmayı</strong> ve <strong>barışı</strong> <strong>tehdit</strong> eder hale geliyor.</div> <div>Yeni bir seçimin arifesinde bir kez daha <strong>Türkiye</strong>’de <strong>Suriyelilerin</strong> geri gönderilmesini konuşuyoruz.</div> <div>Bu sorun <strong>Batı</strong> ve <strong>Türkiye</strong> için yorucu bir <strong>problem</strong> haline gelmiştir. Sorunun en gerçekçi çözümü, <strong>BM</strong> ve <strong>Uluslararası</strong> <strong>insan hakları</strong> örgütlerinin gözetiminde, güvenliği garanti altına alınacak <strong>şehirlerin</strong> oluşturulması ile sağlanabilir.</div> <div>Yaklaşık son 8 senedir sığınmacı <strong>Suriyeliler</strong>, muhalif siyasi partilerin yöneticileri ve tabanı tarafından artık “<strong>istenmeyen yabancı bir topluluk</strong>” olarak görülmektedir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>’de bulunan <strong>4 -5 milyon Suriyelinin</strong> vatandaşlık sorunu ayrı bir tartışma konusudur.</div> <div>Resmî açıklamalara göre; <strong>2021</strong> sonu itibarıyla <strong>geçici</strong> <strong>statü</strong> ile <strong>Türkiye'ye</strong> gelenlere verilen vatandaşlık sayısı <strong>192</strong> bindir. Bunların çoğu <strong>Suriyeli</strong> <strong>iş insanları, zanaatkârlar, öğretim üyeleri, doktor ve mühendislerden</strong> oluşmaktadır.</div> <div>Son <strong>5</strong> yıldır özellikle <strong>Afrika</strong>, <strong>Afganistan</strong>, <strong>Pakistan</strong>, <strong>Irak</strong>, <strong>Libya</strong>, <strong>Mısır</strong>, <strong>Yemen</strong>, <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong>, <strong>Ukrayna</strong> ve <strong>Rusya</strong> üzerinden gelen sayıları yüzbinler ile ifade edilen ciddi bir <strong>yabancı göç dalgası</strong> ile karşı karşıya olduğumuz bir gerçek.</div> <div><strong>Yabancı karşıtlığı</strong> doğal olarak en fazla nüfusa sahip <strong>Suriyeliler</strong> üzerinden gündeme gelmektedir.</div> <h3><strong>Onurlu ve gönüllü bir geri dönüş planı…</strong></h3> <div>Geçtiğimiz hafta Sayın <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> “<strong>onurlu ve gönüllü bir geri dönüş planı</strong>”ndan ve onların <strong>güvenli bölgelere</strong> gönderilmesi için çalışmalar yapıldığından bahsetti.</div> <div><strong>MHP Genel Başkanı</strong> <strong>Bahçeli</strong> ise; </div> <div>“Düzensiz göç, adı konmamış bir istiladır. Yakalananlar derhal ülkelerine gönderilmelidir. Suriyeli sığınmacıların ülkelerinden kopuşlarını sağlayan ağır şartlar ortadan kalkar kalkmaz ülkelerine gönderilmeleri şaşmaz talebimizdir.</div> <div>Misafirliğin süresi sınırlıdır. Demografik istikbalimizi düşünmek zorundayız. Suriyeli sığınmacıları bahane eden görevli provokatörler devrededir. Oyun sinsidir, oyun tehlikelidir.</div> <div>Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunuyorken asayişi kim bozuyorsa gözünün yaşına bakılmadan sınır dışı edilmelidir.” sözleri ile ilk kez “<strong>Cumhur İttifakı</strong>”, <strong>Suriyeli</strong> <strong>göçmen</strong> <strong>sorunu</strong> ile ilgili net bir <strong>geri dönüş planı</strong> açıklamasında bulunmuş oldu.</div> <div>Şimdi en çok merak edilen konu, bu geri dönüşün <strong>nasıl bir politika</strong> <strong>çerçevesinde</strong> gerçekleşeceğidir.</div> <div><strong>İç savaş</strong> ve çatışmanın taraflarından hangisinin kontrolünde olduğuna bakılmaksızın <strong>Suriye</strong>, şu anda ülkede yaşayan ve geri gönderilecek tüm insanlar için <strong>hayati tehlike arz eden</strong> ve <strong>can güvenliği</strong> açısından <strong>ciddi</strong> <strong>riskler</strong> barındıran bir ülke konumundadır.</div> <div>Dolayısıyla <strong>mülteci</strong> olarak <strong>Avrupa</strong> ülkelerinde yaşayan <strong>Suriye</strong> vatandaşlarının, <strong>Esed</strong> hükümeti kontrolünde bulunan ve <strong>güvenli</strong> olduğu iddia edilen <strong>Şam</strong> ve diğer şehirlere gönderilmeleri, gönderen ülkelere hem <strong>1951</strong> tarihli “<strong>Mültecilerin Hukuki</strong> <strong>Statüsü”ne</strong> dair <strong>Cenevre Sözleşmesi</strong> kapsamında hem de <strong>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi</strong> kapsamında sorumluluk yükleyecektir.</div> <div>Bugüne kadar <strong>490 binin</strong> üzerindeki <strong>Suriyeli,</strong> güvenli hale getirilen <strong>sınır</strong> <strong>bölgelerine</strong> geri döndüler, bundan sonra da ilk sırada <strong>ekonomik durumu iyi olmayan</strong> insanlar, mecbur olarak dönmeye devam edecekler.</div> <div> </div> <div><strong>Suriye</strong> sınır bölgesinde <strong>1,5 milyon insan hala çadırlarda</strong> yaşamını sürdürürken son <strong>4</strong> yıldır yapımına hız verilen <strong>briket</strong> <strong>evlerde</strong> yaşamını sürdüren <strong>2 milyon insanın</strong> barınma ve gıda ihtiyaçlarının hala <strong>sivil toplum</strong> <strong>kuruluşları</strong> tarafından karşılanıyor olması ayrı bir sorun.</div> <div>Geri dönüşün cazip hale getirilmesi için sınır bölgelerinde <strong>prefabrik</strong> dışındaki şehirlerin güvenlikli alana dönüşümü için <strong>uluslararası</strong> <strong>mekanizmaların</strong> harekete geçirilmesi gerekiyor.</div> <div>Bölge insanının günlük yaşamını sürdürecek <strong>tarım</strong>, <strong>hayvancılık</strong> ve <strong>ticaret</strong> ortamının desteklenmesi çok önem taşıyor.</div> <div>Devletin <strong>geri dönüş programı</strong> çerçevesinde <strong>Suriye</strong> sınır bölgesinde sivil toplum kuruluşlarımızın da katkıları ile gerçekleştirilen <strong>briket evler,</strong> sadece <strong>barınma projesi</strong> olarak yeterli görülmüyor. Sadece dar alandaki sınır bölgesinin yüzbinlerce göçmenin barınmasına <strong>elverişli olmadığı</strong> biliniyor.</div> <h3><strong>Geri dönüşün alt yapısının ciddi maliyetleri olacaktır!..</strong></h3> <div><strong>Suriyeli</strong> <strong>göçmenlerin</strong> geri gönderilmesi konusunu öteden beri savunan <strong>CHP’nin,</strong> soruna <strong>gerçekçi bir katkı</strong> sunması gerekiyor.</div> <div><strong>Şam</strong> rejiminin <strong>Suriye</strong> halkına karşı sorumlu olduğu güvenlik ve insan hakları sorununun garantörlüğünü kim ve nasıl sağlayacaktır.</div> <div><strong>Suriyeli</strong> <strong>göçmenlerin</strong> maddi-manevi <strong>işgal, gasp ve tahrip edilmiş varlıklarının iadesi</strong> için küresel hukuk mücadelesinin <strong>Şam</strong> hükümetine karşı verilmesi gerekiyor.</div> <div><strong>Halep, Hama, Humus, Şam’</strong>da güvenlik endişesi ile evini toprağını terk etmiş milyonları, bu şehirlere nasıl <strong>geri</strong> göndereceğiz.</div> <div>Burada uluslararası yaptırımın <strong>Şam</strong> <strong>rejimi</strong> üzerindeki rolü baskısı olmadan <strong>geri dönüş</strong> çok zor olacaktır.</div> <div>Sayın <strong>Cumhurbaşkanının</strong> “<strong>onurlu geri dönüş</strong>” ilkesinin yürürlüğe girmesi için <strong>uluslararası</strong> mekanizmalarca <strong>Şam-Beşar</strong> yönetiminin üstleneceği rolün belirlenmesi gerekiyor.</div> <div><strong>Suriyeli göçmenler sorunu</strong> sadece <strong>Türkiye</strong>’nin değil <strong>Avrupa</strong>, <strong>Lübnan</strong>, <strong>Ürdün</strong>, <strong>Mısır</strong>, <strong>Irak</strong>, <strong>Libya</strong> ülkelerinin de kronikleşmiş bir sorunudur.</div> <div>Bu konuda <strong>Danimarka</strong> ve <strong>Almanya,</strong> <strong>Suriyeli</strong> mültecileri geri gönderme kararı, <strong>Suriye</strong> topraklarının terörizm faaliyetlerinden arındırıldığı ve artık <strong>güvenli</strong> olduğu tezi üzerine gerçekleştirilmiştir.</div> <h3><strong>Türkiye’nin göçmen sorunu ile mücadelesi sadece Suriyeliler ile sınırlı değil…</strong></h3> <div><strong>Türkiye</strong>'ye girmek isteyen yaklaşık <strong>2,5 milyon kaçak</strong> göçmen engellenmiş. <strong>Türkiye'de</strong> mükerrerler hariç <strong>1 milyon 100 bini aşkın kaçak göçmen</strong> yakalanmış. <strong>330</strong> <strong>bine</strong> <strong>yakın</strong> kaçak göçmen buradaki geri gönderme merkezlerinde uluslararası anlaşmalar ve kurallar çerçevesinde ülkelerine geri gönderilmiş. Yaklaşık <strong>700</strong> <strong>bine</strong> <strong>yakın</strong> kaçak göçmen ise son 5 yılda <strong>Türkiye'den</strong> <strong>Avrupa'ya</strong> geçmeyi başarmış.</div> <div><strong>Sığınmacı, göçmen ve mülteci politikalarımızda yetersizlik ve hukuki alanda birikmiş, çözüm bekleyen sorunlarımızın varlığını inkâr edemeyiz.</strong></div> <div>Fakat bu sorunun siyasal cephede toplumun, sokağın öfke ve duygusallığına indirgenmesi kontrol dışı <strong>önü alınamaz</strong> <strong>trajedilere</strong> sebep olabilir.</div> <div><strong>Suriye</strong>’nin tamamı dikkate alındığında, ülkedeki mevcut siyasi, sosyal ve ekonomik koşulların <strong>onurlu bir yaşam için</strong> uygun olmadığı görülmektedir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>’nin kontrolündeki bölgeler dışında kalan <strong>Suriye</strong> şehirlerinde <strong>can güvenliği</strong> halen yoktur.</div> <div>Mevcut durum, savaştan canını kurtarmaya çalışan <strong>siviller</strong> açısından bu bölgelerin <strong>tehlikeli</strong> statüsünü değiştirmemiştir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>’nin göçmenler ile ilgili sorunlarına, tüm bakanlıkların çatısı altında ortak bir <strong>eğitim, kültür, ekonomi, ticaret, sanat politikaları</strong> çerçevesinde hızlandırılmış <strong>uyum</strong> ve <strong>entegrasyon</strong> <strong>politikalarına</strong> ihtiyacı var.</div> <div>Sayın <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Erdoğan</strong>’ın <strong>onurlu ve gönüllü geri dönüş</strong> fikrinin hayata geçirilmesi kısa-orta vadeli bir gereklilik haline geldiğini görmek gerekiyor.</div> <div><strong>Suriye</strong> <strong>göçmenleri</strong> sadece <strong>Türkiye</strong> değil tüm batı ve bölge ülkeleri için artık çözülmesi gereken acil bir durum olarak görülmeye başlandı.</div> <div><strong>Rusya</strong>’nın <strong>Ukrayna</strong>’daki askeri başarısızlığı, kısa sürede toparlanacak gibi görünmüyor.</div> <div><strong>Rusya</strong>’nın <strong>Suriye</strong> rejimini ayakta tutan dinamikleri ciddi bir <strong>zafiyet</strong> sürecine girebilir,</div> <div>Hafta sonu <strong>Türkiye</strong>’nin; "<strong>Rusya'nın askeri uçaklarına, hatta sivil Suriye'ye giden uçaklarına hava sahasını kapatması</strong>” yeni bir sürecin işaretleridir.</div> <div><strong>NATO</strong>, <strong>AB</strong> ve <strong>ABD</strong>’nin <strong>Rusya</strong> üzerindeki uygulamaya koyduğu yaptırımların <strong>Suriye</strong>’de yansımaları da olacak gibi görünüyor.</div> <div><strong>“Suriyeli göçmenlerin ülkelerine gönüllü dönüşü ne zaman mümkün olacak</strong>” sorusu, önümüzdeki günlerde daha çok konuşulacak gibi.</div> <div>Bu dönüşün, <strong>Şam</strong> rejiminin karşılaşacağı uluslararası baskılar çerçevesinde gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu yeni bir sürece evrilmeye başladığını görebiliriz.</div> <div>Son söz olarak <strong>MHP</strong> <strong>Genel Başkanı</strong> sayın <strong>Devlet</strong> <strong>Bahçeli</strong>’nin “<strong>Suriyeli sığınmacıları bahane eden görevli provokatörler devrededir. Oyun sinsidir, oyun tehlikelidir.</strong>” sözünün altını çizmek gerekiyor.</div> <div>.</div> <div><strong>Osman Atalay, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>