<h4><strong>NAMAZSIZ MÜCAHİDLER, ÖTEKİLEŞTİRME KÖRLÜĞÜ VE HUSÛMETİ</strong> </h4> <div>Dedelerimiz, ninelerimiz siyaset bilmezdi, tarikatları, cemaatleri yoktu, <strong>STK</strong> vs. üyesi de değillerdi. Menfaatperest hiç değillerdi. Bırakın olanı, olmayanı bile paylaşırlardı.</div> <div><strong>Sünnet</strong> olduğunu dahî bilmeden örf ve adetlere girmiş birçok güzel şeyi yapar ve öğretirlerdi.</div> <div>Şimdi bir <strong>Z KUŞAĞI</strong> modası çıktı.</div> <div>Her alanda <strong>gevşemiş</strong>, geleneksel değerler sisteminden kopuk yeni nesil kastediliyor <strong>Z Kuşağı</strong> ile.</div> <div>Tabii bu kuşağın müsebbibi bir önceki <strong>Gevşek</strong> <strong>Kuşak’</strong>tır. Yani bizim kuşak.</div> <div>Bir ad konacaksa, <strong>“Ğ KUŞAĞI”</strong>…</div> <div>Yazıyı yazmaya niyet ettiğimde, <strong>ayet</strong>-<strong>hadis</strong> yazmayacaktım aslında. Ama <strong>kör</strong> <strong>gözlere</strong>, <strong>sağır</strong> <strong>kulaklara</strong> <strong>namaz</strong> konusunda <strong>ayet-i kerimelerden</strong> yazayım.</div> <div>“O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. (2/3)”</div> <div><strong>“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Ve rükû edenlerle beraber rükû edin. (2/43)”</strong></div> <div>“Ey iman edenler! Sabır ve namazla (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir. (2/153)”</div> <div><strong>“Sizin dostunuz ancak Allah, Resûl'ü, namazı kılıp zekâtı veren ve rükû eden mümin kimselerdir. (5/55)”</strong></div> <div>“Onlar ki; namazı dosdoğru kılar ve onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (8/3)”</div> <div>“Rabbim! Beni ve zürriyetimi namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul et. (14/40)”</div> <div>“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Resûl’e itaat edin ki, merhamet olunasınız. (24/56)”</div> <div><strong>Hadis-i</strong> <strong>Şeriflerde</strong> de aynı hassasiyet...</div> <div><strong>“Namaz, imanın direğidir.”</strong></div> <div><strong>“En üstün amel, namazdan sonra zekattır.”</strong></div> <div>Anlaşıldığı üzere <strong>Namaz</strong>, <strong>Namaz</strong>, <strong>Namaz</strong>… Yanında da <strong>zekât</strong>…</div> <div><strong>Gülümüz SAV’den</strong> sonra bazı aşiretler <strong>zekât</strong> vermemek için isyan etti.</div> <div><strong>Hz</strong>. <strong>Ebubekir</strong> bunları silah zoruyla bastırdı. Birlikte telaffuz edilen <strong>Namaz</strong> <strong>ve</strong> <strong>Zekâttan</strong> önce <strong>zekât</strong> sulandırıldı ve terk edildi. Sonra da şimdilerde <strong>namaz</strong>…</div> <div><strong>Son bir-iki yıldır gözlemlerim… </strong></div> <div><strong>Yıllardır namazlarını kıldığını zannettiğim, İslâmî duyarlılığı yüksek insanların namaz kılmadıklarına, hatta bu mânâda artık utanmadıklarına dahî tanıklık ediyorum. İçim yandı.</strong></div> <div><strong>Değerli Dostlar…</strong></div> <div><strong>Siyaset-Ticaret-Cemaat/Tarikat Üçgeni geleneksel duruşumuzu, gerçek dindarlığımızı, Vatanseverliğimizi, Devlet ve Milletimize Muhabbetimizi, töre ve terbiyemize bağlılığımızı törpüledi ve yeni nesil anarşist bir tip çıktı ortaya…</strong></div> <h4><strong>Bu namazsız mücahidlerin müsebbibi kim?</strong><strong> </strong></h4> <div><strong>Câhil</strong> deyip beğenilmeyen <strong>babaanne</strong> ve <strong>dedelerimiz</strong> <strong>Çanakkale</strong> <strong>Kahramanlarının</strong> imân ve vicdânını bu günlere getirdiler.</div> <div>Peki, biz nasıl bu hâle geldik?</div> <div><strong>Mücahid</strong> pozlardaki yeni tip, lâfa gelince mangalda kül bırakmayan ama <strong>gıybet</strong> ve <strong>sû-i zan</strong> eden, <strong>ötekileştiren</strong>, <strong>yargılayan</strong>, <strong>düşmanlaştıran</strong>, hatta <strong>bölücü</strong>…</div> <div>Anlayabilen, tanımlayabilen öne çıksın.</div> <div><strong>İlginçtir bu tip, devletimize mesâfeli, Millî değerlerimizi sözde İslâmî hassasiyetleri nedeniyle sorgulayan, Türk Milleti ile sözde Ümmetçi kaygı ile sorunlu ve soğuk bir tip. Bu tip, tornadan çıkmış gibi farklı kaynaklardan aynı şekilde beslenmiş.</strong></div> <div>Haaa bu arada, her biri kendilerinin <strong>Fırka-i Nâciye</strong> olduğunu düşünüyor.</div> <div>Diğer <strong>Müslümanları</strong> da <strong>tekfir</strong> etmede endişe etmiyorlar.</div> <div>Tamâmına yakını “<strong>Kahrolsun</strong> <strong>Siyonizm</strong>/<strong>İsrail</strong>” derken ilginçtir, bağrımıza <strong>İsrail</strong> hançerini sokan, bizimle <strong>1. Dünya Savaşı</strong>’nı hâlen sürdüren <strong>İngiltere</strong>+<strong>ABD</strong> ile ilgili en küçük olumsuz cümle bile kurmuyorlar.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Seçimler</strong> geldi çattı.</div> <div>Sosyal medyada öyle şeyler paylaşıyor ki bu <strong>mücahid</strong> takılanlar…</div> <div><strong>Seviye</strong> yok, <strong>bilgi</strong> yok, <strong>saygı</strong> yok.. Sadece <strong>hakaret</strong>, <strong>aşağılama</strong>, <strong>tahkir</strong>, hatta <strong>iftira</strong>… Bu <strong>seviyesiz</strong> davranışlar ve sürekli seviyesiz konuşmalar <strong>İstanbul</strong> <strong>Seçimleri’ni</strong> kaybettirdi. <strong>CHP</strong> ise <strong>susarak</strong>, hiçbir proje ve çözüm önerisi olmadan seçim kazandı.</div> <div>Bunlar da gördüğüm kadarıyla kimseye <strong>ders</strong> olmuyor.</div> <div><strong>28 Şubat İhâneti</strong>’nin müsebbibi sanki <strong>Şanlı</strong> <strong>Ordumuzmuş</strong> gibi hâlâ <strong>Ordumuzu</strong> tâhkir etmeyi erdem, mücadele ve tarafgirlik zanneden bir gûruh var. Bu adamlar ve zihniyetlerinin adı ihanettir. <strong>Ordular</strong>, <strong>Milletlerin</strong> koruyucusu ve manevî bağlarıdır.</div> <div>Bu <strong>namazsız</strong> <strong>mücahid</strong> <strong>takımı</strong> susturulmalı ve mücadele alanının dışına atılmalıdır.</div> <div>Aziz Milletim…</div> <div><strong>“Surda bir gedik açtık…” </strong></div> <div>Bununla övündük ama gedikten girenlere ne kadar müdahale edebildik?</div> <div><strong>Surun</strong> <strong>içini</strong> teslim alamadık.</div> <div><strong>Surda</strong> <strong>gedik</strong> açanların hassasiyetlerini de <strong>entel</strong> <strong>dantel</strong>, gerçek <strong>mücadeleden</strong> yoksun, <strong>kolaycı</strong> adamların <strong>hırs</strong> ve <strong>hezeyanları</strong>, <strong>menfaatleri</strong> ile yok ediyoruz.</div> <div></div> <div><strong>Sonuç itibâri ile, “Kim bizden?”, “Biz kimiz?” “Biz!” kavramlarını yeniden gözden geçirmek zorundayız.</strong></div> <div>Bilelim ki <strong>yozlaşma</strong>, <strong>yıkım</strong> sadece <strong>Batı’dan</strong>, <strong>Hıristiyanlardan</strong>, <strong>Siyonistlerden</strong> ve geleneksel düşmanlardan gelmiyor.</div> <div><strong>İçimizdeki</strong> <strong>aldanışları</strong>, <strong>ihâneti</strong>, <strong>menfaatperest</strong> <strong>kişileri</strong> de <strong>görmek</strong> ve <strong>kovmak</strong> zorundayız.</div> <div><strong>Kaba</strong> <strong>tarafgirlik</strong> de bizleri kör ediyor. </div> <div><strong>Körlük,</strong> <strong>adalet</strong> hissimizi mahvediyor. </div> <div>Artık <strong>adalet</strong>, <strong>liyákât</strong>, <strong>ehliyet</strong>, <strong>sadakat</strong>, <strong>fedàkârlık</strong>, <strong>çalışkanlık</strong> gibi <strong>temel</strong> <strong>insanî</strong> <strong>değerler</strong> kamu hizmetinde öne çıkartılmalıdır.</div> <div><strong>“Şimdi seçim zamanı, takkeyi önümüze koyma sırası mı?” diyenleri duyuyorum.</strong></div> <div><strong>Hesap da var. Bilelim…</strong></div> <div><strong>.</strong></div> <div><strong>E. Yarbay Halil MERT, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-Strateji ve Yönetim Uzmanı-</div> <div></div>