<h3><span><strong>Akılcı, Tarihî Görev ve Gerçekçi Çizgi</strong></span></h3> <div>Ülkelerin ve toplumların tarihinde ve talihinde, derin kırılmalar, savrulmalar ve buna bağlı tercihler daima olagelmiştir.</div> <div>Hele ki bu coğrafya <strong>Avrasya</strong> bünyesinde yer alıyorken, böylesi gelişmelerin daha sık yaşanması kaçınılmazdır.</div> <div>Nitekim, <strong>Kırım</strong> <strong>Yarımadası’nın</strong> kadim halklarından <strong>Kırım</strong> <strong>Tatarları</strong> da süreç ve gelişmelere kıyasla, belli kavşaklarda, kendilerini aşan gelişmelerle eşdeğer sosyolojik gerçeklerle baş başa kalmıştır.</div> <div><strong>XX. Yüzyıl</strong> ve günümüz koşullarında, bu tespitle bağlantılı olarak üç önemli sosyo-politik eşiği değerlendirmek ve halkını vurgulamak esastır.</div> <div>Bunlardan ilki, <strong>1917</strong> <strong>Ekim</strong> <strong>Devrimi'nden</strong> sonra şekillenen kaotik ortamın ardından muhatap olunan ilk akılcı ve gerçekçi tercihtir. Bu tercih, en kısa ve anlaşılır şekilde şu motto çerçevesinde değerlendirilebilir: Kısa süren bağımsızlık denemesinin ardından, o günün vatan hadimi (Hadim – kelimenin tam anlamıyla koruyucu) ve kader arkadaşı olan iki yoldaş: <strong>Numan</strong> <strong>Çelebi</strong> <strong>Cihan</strong>, kısa yaşam öyküsünde, o günün koşullarında en keskin talebin temsilcisi olarak, toprak temelli talepleri öne çıkaran bir programın sözcüsü olmuştur.</div> <div></div> <div>-Numan Çelebi Cihan</div> <div>Ne var ki yol arkadaşı, yakın çevresinin ifadesiyle “<strong>Cafer Ağabey</strong>” veya “<strong>Cafer</strong> <strong>Ağa</strong>” (Cafer Seyidahmet Kırımer), reel-politiği sadece bölgesel değil, küresel düzeyde özümseyerek önce diasporaya intikal etmiş, akabinde ise Kırım’ın geleceğine ilişkin, günümüz koşullarında dahi cazibesini koruyan çok özel bir projeyi hem dile getirmiş hem de bu projeye uygun esaslı bir tanım yapmayı tercih etmiştir.</div> <div></div> <div>-Cafer Seydahmet Kırımer</div> <div>Bu anlayış ve yaklaşımın en nezih ifadesi “<strong>Kırım</strong> <strong>Kırımlılarındır</strong>” önerisinden doğmaktadır. Bu öneriyi, ilgili devletin ve tabii ki <strong>Kırım</strong> <strong>Tatarlarının</strong> gündemine taşırken, <strong>Cafer</strong> <strong>Ağa’nın</strong> projesi şu gerçeklere dayanıyordu:</div> <div><strong>Avrasya’nın</strong> en yoğun trafiğinin tecelli ettiği bu bölgede, <strong>Kafkasya</strong>, <strong>Kuban</strong> ve <strong>Besarabya</strong> ekseninde merkezi bir konumda yer alan <strong>Kırım</strong> <strong>Yarımadası</strong>, tarihî süreç içinde farklı etnisitelerin yer edindiği, ticaret kolonilerinin kurulduğu, müstesna konumuyla yerleşik tüm halkların temsil edildiği bir harman zemin olmuştur.</div> <div>Nitekim, bu halkların günümüzdeki temsilcileri de hâlen <strong>Kırım’da</strong>, belirli ölçek ve zeminlerde sosyo-kültürel ve ekonomik boyutlarıyla yaşamaktadır.</div> <div><strong>Cafer</strong> <strong>Ağa</strong>, bu şiarı (“Kırım Kırımlılarındır”) işlerken şu sosyolojik gerçekleri dikkate almıştır:</div> <div>Yukarıda işaret ettiğimiz çeşitli toplum ve kavimler, yarımadada ve çevresinde zamanla bir arada yaşama kültürünü oluştururken, iki ana güç sürece yön vermiştir: Güneyden <strong>Osmanlı</strong>, kuzeyden ise <strong>Rusya</strong>.</div> <div>Bu akış içinde, <strong>Cafer</strong> <strong>Ağa</strong>, fevkalade isabetli bir gerçekliğe dayanan tezini güçlendirmek için şöyle demiştir: “<strong>Kırım, tıpkı İsviçre gibi Avrasya’nın kalbinde yer alan, nefretin değil, barışın merkezi olacak müstesna bir bölgedir ve barış adası olmaya layıktır.</strong>”</div> <div>Bu söylem, <strong>Kırım’ın</strong> tüm zamanlar için belki de en ideal çözümünü ve önerisini dile getirmektedir.</div> <div>Henüz <strong>uluslaşma</strong> sürecini tamamlamamış olan <strong>Ukrayna</strong> ise bu boşluğu, faşist karakterli (Azov Taburu) ve ırkçı eğilimleri tercihlerle doldurmaya çalışmış; deyim yerindeyse “<strong>dağ fare doğurdu</strong>.” Yıllar boyunca ve ısrarla, <strong>Kırım</strong> <strong>Tatarlarının</strong> demografik yeniden toplanmasına vesile olabilecek her türlü teklif ve girişime mesafeli kalmıştır.</div> <div>Kaldı ki, <strong>SSCB</strong> döneminde bile, sözde diğer paydaşlarla işbirliği yaparken dahi her açıdan güven vermeyen <strong>Ukrayna</strong> diasporasını teşhis ve deşifre etme konusunda en isabetli tespiti yapan, merhum <strong>Sabri</strong> <strong>Arıkan</strong> olmuştur. O, <strong>Ukrayna'nın</strong> tüm açık ve gizli belgelerinde yer alan ve <strong>Kırım'ı</strong> yok sayan anlaşmaları ortaya çıkarmak adına yoğun çaba harcamıştır.</div> <div>Öte yandan, <strong>II. Dünya Savaşı’ndan</strong> sonra “<strong>zorunlu</strong> <strong>birliktelik</strong>” başlığıyla <strong>Ukraynalıları</strong> her açıdan değerlendirme fırsatı olan dikkatli odaklar (Polonya, Almanya ve Kanada) bile, bırakın o günleri, günümüz şartlarını dahi karşılayamamakta; mevcut mutabakatları tartışmalı hale gelmektedir.</div> <div>Bu arada asla ihmal edilmemesi gereken bir tarihî hakikati de unutmamak gerekir:</div> <div>Nasıl ki <strong>Türklerin</strong> <strong>Ergenekon’u,</strong> mitolojik ve sosyolojik özellikler içeriyorsa; <strong>Ruslar</strong> nezdinde <strong>Kiev</strong> de, <strong>knezlik</strong> olarak, <strong>Slav</strong> dünyasının doğuş noktası yani <strong>Ergenekon</strong>’udur.</div> <div></div> <div>-Veli İbrahimov</div> <div><strong>1920’lerin</strong> sonunda <strong>Veli</strong> <strong>İbrahim,</strong> halkımızı nasıl korumuş ve toparlamışsa, tüm olumsuz gelişmelere rağmen <strong>Cafer</strong> <strong>Ağa'nın</strong> “<strong>Kırım</strong> <strong>Kırımlılarındır</strong>” tezi, uluslaşma sürecini tamamlayamayan <strong>Ukrayna'nın</strong> romantik inat ve arayışlarına rağmen, realist ve kadim bir hedef olmayı sürdürmektedir.</div> <div>.</div> <div><strong>Ünver Sel, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-<strong>Kırım</strong> Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu (KTDF) Genel Başkanı, Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı, Uluslararası Kırım Dostları Derneği Başkanı, Uluslararası Rusofili Hareketi Kurucu ve İcra Kurulu Üyesi, Nogay Kalkınma ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, <strong>Vietnam</strong> Eğitim ve Dostluk Derneği kurucu üyesi-</div> <div></div> <div></div>