USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

İran’da Sünni Türkmen Sahra Devleti ve İstiklal mücadelesi!

İran’da Sünni Türkmen Sahra Devleti ve İstiklal mücadelesi!
04-06-2022

İran’ın Rafizi rejimi, sağına baksa soluna baksa kendisini Türklerin demografik kuşatması altında görüyor. Azerbaycan ve Türkiye sınırına yakın bölgelerde Sünni Kürt ve Şii Azeri Türkler var. Türkmenistan ve Afganistan sınırları boyunca Sünni Türkmenler ile Sünni Beluciler  mevcut. Başkent Tahran, Sünni ve Şii Türklerin arasında kaybolup gidiyor. İran rejiminin, “Ermenistan sınırının tamamı Azerbaycan kontrolüne geçer” diye ödü kopuyor. Çünkü Ermenistan sınırından nefes almayı umuyor. Aynı endişeyi Türkmenistan ve Afganistan sınırları içinde yaşadığı ayan beyan ortada.

İran'da Türk etniğine mensup Türkmenler, Hazar Denizi’nin güneydoğu sınırından başlayarak Türkmenistan ve Afganistan sınırlarına kadar uzanan bölgede yaşıyor. Türkmen nüfusun yoğun yaşadığı köy ve kentler, İran’ın Gülistan Eyaleti ve Kuzey Horasan Eyaleti’nin kuzeyinde yer alıyor. Bu bölgeye Türkmenler, Türkmen Sahrası diyor.

İran Türkmenlerinin yoğun olarak yaşadığı Türkmen Sahra bölgesinin sınırları, batıdan Hazar Denizi, kuzeyden İran-Türkmenistan sınırı (400 km), güneyden Kuzey Elbürz sıradağları ve doğudan Dere Gez kentine dayanıyor. Gümüştepe, Bender Türkmen, Simin Şehir, Akkale, Anbar Alum, İnce Burun, Negin Şehir, Merave Tepe ile Kuzey Horasan illerindeki Türbet Cam şehri Türkmen Sahra şehirleri olarak tanınmakta.

Güney Türkmenistan (Türkmensahra) Cumhuriyeti nasıl kuruldu?

Ruslar, 1869 yılında Hazar kıyısında üs kurdular. 1873 yılında Hive Hanlığını işgal ettiler. 1878'den itibaren de Hazar’ın doğusundaki Türkmen topraklarına yöneldiler. 1879 yılında I. Göktepe Savaşı'nda Türkmenler tarafından yenildiler. Buna rağmen bir yıl sonra Göktepe ve Aşkabat'ı ele geçirdiler. Merv Tekeleri, 1884 yılı Şubat ayında Merv'i Ruslara teslim etti. Bunun en önemli nedeninin Teke Türkmenlerinin lideri Govşut Han ile İran’a hükmeden Kaçar Hanı arasındaki  anlaşmazlık olduğu söylenebilir.

Sonraki yıl Pençdeh de Ruslar tarafından işgal edildi. Göktepe savaşı ile 1881 yılında Türkmenlerin, Çarlık Rusya tarafından mağlup düşmesi ile İran ve Çarlık Rusyası arasında yapılan Ahal Teke anlaşması gereği, iki tarafta yaşayan Türkmen halkı arasına sınır çekilmiş ve Güneydeki Türkmenler, İran sınırlarında, Kuzeydeki ise Çarlık Rusyası toprakları içeresinde kalmıştır.

1925 yılında İran’da İngilizlere biat eden Pehlevi hanedanlığı, iktidarının   Pan-İranist ve Fars milliyetçisi söylemlerle şekillenmesi, Türkleri karşı cephede yer almaya zorladı. Bu tarihten itibaren Pehleviler, olası bir Türk milliyetçiliğini tehlike olarak gördüler ve başta Azeriler olmak üzere İran’daki Türkler / Türkmenler üzerinde sistemli bir asimilasyon politikası uyguladılar.

Türkmenlerin bağımsızlık mücadeleleri, bu şartlarda ortaya çıktı ve 20 Mayıs 1924'te İran’dan koparak, bağımsız “Türkmen Cumhuriyeti”ni ilan ettiler. Bağımsız Türkmen Cumhuriyeti’nin başına Osman Ahund getirildi ve ayrıca, önemli konuların/sorunların görüşüleceği ve bir çeşit parlamento niteliğinde olan Aksakal Meclisi oluşturuldu.

Türkmen Cumhuriyeti’ni ilan eden Türkmenler, sadece kendilerine ait olan ve o dönemde Esterabad Eyaleti içinde olan Türkmen Sahra bölgesinin bağımsızlığını savunmaktaydılar. Bağımsızlıklarını ilan ettikleri    bölgenin sınırları, batıdan doğuya Hazar Denizinden Bocnurd’a ve güneyden kuzeye Esterabadtan Türkmenistan’a kadar olan bölgeyi kapsamaktaydı.

Ankara, Türkmenlere kulak kesildi…

Türkmenler, asırlardır yaşadıkları/yaşamaya devam ettikleri toprakların bağımsızlığını istemekteydiler. Türkmenlerin bu aşamada İran’a karşı yürüttükleri bağımsızlık mücadelelerinde, Türkiye ile ilişkiler kurmaya çalıştıkları gözlenmektedir. Türkmenler, askeri anlamda yürüttükleri mücadeleleri için tecrübeli komutanlara ihtiyaç duymaktaydılar.

İngilizlerin eğittiği İran ordusuna karşı savaşta tecrübeli komutanların yetişmesi için bir askeri teşkilat oluşturmak, askeri bir okul açmak gerektiğinden, Türkmen yönetimi, Türkiye’den Türkmen Ordusunu  eğitmek için Türk subaylarını davet etti. Güney Türkmenistan Cumhuriyeti, ilk iş olarak İranlılara karşı savaş taktiklerini öğretecek bir askerî okul açtı. Türkiye’ye heyetler gönderilerek, eğitimci subaylar istendi.

Öğretmen olarak davet edilen bu subayların hepsi, Enver Paşa ile birlikte 'Türkistan hareketi' içinde yer almış kişilerdi. Türkiye Cumhuriyeti de, Türkmen Cumhuriyeti’nin ayakta kalması için yardımlarda bulundu. Bu yardımların yanında Türkmensahra’da yine Türkiye tarafından gönderilen Türk subayları; Kadir Efendi, Cemal Bey, Mehdi Efendi, Mustafa Bey, Haydar Efendi, Murat Bey ve Sultan Paşa gibi dönemin askeri yetkilileri, Türkmen askeri eğitim okulunda Türkmen gençlerine askeri ve siyasi eğitim verdiler.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1924 yılında İran’daki Türkmenlerin askeri eğitimine yardımcı olduğu ve 1935 yılında da Türk Dünyasına yardım için oluşturduğu fondan İran Türkmenlerinin de pay aldıkları bilinmektedir. 6 Ekim 1925 tarihinde Atatürk tarafından Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği’ne atanan Mahmut Şevket Esendal, bu görevi sırasında Büyükelçilik olanaklarını da kullanarak, özellikle İran’daki Türkmen gençlerinin Türkiye’de eğitim almalarına öncülük etmiştir.

Çöl üstünden eser yeli Türkmenin…

Bolşevik İhtilali’nden sonra İran’daki Rus kuvvetlerinin geri çekilmesi, Türkmenlere rahat bir nefes aldırmıştı. Ancak bu defa, bütün idari ve askerî yetkileri tekelinde toplayarak İran’ın diktatörü hâline gelen Rıza Pehlevi, İngiliz askeri danışmanlarının tavsiyesi ile Türkmenlerin üzerlerine asker sevk etti. Bu oldu-bitti karşısında Türkmen oymakları birleşerek harekete geçtiler. Türkmen Sahrasında konar göçer ve yerleşik  oymak temsilcileri, 20 Mayıs 1924 tarihinde, Omçalı/Onçalı ovasında bir araya geldiler.

Hamidoğulları Beyliğini kuran Yomut Türkmenleri, Türkmen Sahra Cumhuriyetini de kurdular…

Yomut’ların Caferbay boyundan Osman Ahund, Yomut’ların Atabay boyundan Can Muhammed Bey ve Gökı Molla, Yomut Göklenlerden ise Nasir Emin’in katıldığı görüşmelerden çıkan sonuç, İran’dan ayrılarak bağımsız bir Türkmen Cumhuriyeti kurma kararıydı. 

Bu cumhuriyetin başına, hem kuzey hem güney Türkmenleri arasında sevilen ve sayılan bir şahsiyet olan Buhara’da dini eğitimini tamamlamış ve Ceditcilik akımından etkilenen Osman Ahund getirilmişti. Türkmenler arasındaki meseleleri çözmek üzere de, oymak temsilcilerinden oluşan bir “Aksakallılar Şurası kurulmuştu.

20 Mayıs 1924 tarihinde İran Türkmenlerinin lideri Osman Ahund, Pehlevi Hanedanına karşı isyan bayrağı açtı ve Özerk İran Türkmenistan Cumhuriyeti’ni ilan etti. Bütün Türkmen boylarını ve Aksakallıları yanına alan Osman Ahund, Türkmen Ulusal Başkanlık Konseyi’ni ve Ordu liderlerini seçerek, İngilizlerin vassalı Rıza Han’a karşı Türkmen boylarından oluşan ordusu ile meydan okudu.

1925 yılı Haziran ayında Türkmenler ve hükümet birlikleri arasında Bocnurd bölgesinde çarpışmalar oldu. Ancak, bu toplantının hemen akabinde, 22 Temmuz 1925 tarihinde Meşhed’te Bocnurd Hanı Moazzez ve yakınındaki birkaç akrabasıyla yakın adamları, “Türkmen boyları arasında hükümet aleyhine propaganda yapmak ve onları isyana teşvik etmek” suçuyla idam edildiler.

1925 Ekim ayından itibaren, Türkmenler, İran birlikleri karşısında zor bir duruma düştüler. Hükümet birlikleri, Türkmenlerin yoğunluklu oldukları, Gümüş Tepe, Akkala ve Günbed-e Kavus istikametinde harekete geçerek, Türk direnişini durdurdular. Rıza Han’ın iktidara gelmesiyle, 12 Kasım 1925 tarihinde başta bağımsız Türkmen Cumhuriyeti’nin Başkanı Osman Ahund olmak üzere birçok Türkmen boy liderleri Türkmen Sahra’yı terk ederek, Türkmenistan’a geçmek zorunda kaldılar. 1925 yılının Aralık ayına gelindiğinde ise, bu bölgedeki Türkmen ayaklanması/ bağımsızlık mücadelesi tamamen bastırılmış bulunmaktaydı.

Sovyetler Birliği ve İran hükümetlerinin karşılıklı başlattığı saldırılar sonucunda, Türkmen Cumhuriyeti ancak iki yıl ayakta kalabildi. Sovyet  ve İran ordusunun başlattığı eş zamanlı saldırılara karşı iki cephede  savaşmak zorunda kalan Türkmenler, silah ve mühimmat takviyesi yapamadıkları için yenildiler, Türkmen liderleri de öldürüldü.

Bu yenilginin adından Türkmensahra bölgesinin yönetimi resmen İran hükümetine geçti. İran hükümetinin açtığı Farsça eğitim veren okullar yoluyla bölgede Fars kültürü egemen oldu. Bunun yanında göçebe olarak yaşayan Türkmenler de yerleşik hayata geçmeye zorlandı. Ayrıca bölgenin etnik demografik yapısını değiştirmek için farklı etnik unsurlar bölgeye göçürüldü.

Türkmensahra bölgesinde Annegeldi gibi bazı şahsiyetler tarafından organize edilen isyanlar etkili olduysa da Şah Rıza, sahip olduğu askeri güçle, bölgeyi kendi kontrolü altında tutmayı sürdürdü. Bu mücadelede;  Allayar Khan, Nepes Serdar, Annageldi Ach, Atahany, Lale Khan, Manjy Kor, Annamyrat Khan ve bu muharebelerde bedenleriyle savaşan diğer komutanların isimleri hatırlanabilir.

Bu isyan hareketleri devam ederken Türkmenler arasında Mercan Ahun ve Muhammed Daz Curcani gibi İran hükümetiyle işbirliği yapan ve İran’daki Türkmen hareketini  baltalayan hainler de çıktı. İran Devleti, bu kişiler vasıtasıyla Türkmen isyanlarını bastırmıştır. Ayrıca, Muhammed Ahund Daz, Sovyetler Birliği sınırları içindeki Türkmen hareketine önderlik yapan ve daha sonraları İran’a kaçan Cüneyt Hanın yönettiği bölgesel güçlerin dağıtılmasında da önemli rol oynadı. Muhammed Ahun Daz, elde ettiği nüfuz sayesinde on dönem boyunca milletvekili olarak Türkmensahra bölgesi halklarını mecliste temsil etmiştir.

Günümüzde Türkmen Sahrası…

İsmail Ağa Cemaati’nin Türkmen Sahra temsilciliğini Bender-e Türkmen Cuma İmamı ve Türkmen Sahra Ebu Hanife Takipçileri Fıkıh Mahfili Fetva Konseyi üyesi el-Hac Taksir Gurban Muhammed Ahund Ovnak yürütmektedir. Ahund Ovnağ, Bender Türkmen’in AbediKor’dan sonraki Cuma imamıdır.

Türkmen Sahra Müftüsü Kurban-ı Muhammed; 18 Temmuz 2018’de  Cübbeli Ahmet Hoca’, Mayıs 2021’de İstanbul merkezli Hiranur İlim ve Hizmet Derneğini ziyaret etmiş, bazı temaslarda bulunmuştu. Mahmut Ustaosmanoğlunun liderliğini yaptığı İsmailağa Cemaati’ne bağlı olan Hiranur Vakfı, Sancaktepe, Samandıra mahallesinde 2006’da kuruldu. Halen başkanlığını Yusuf Ziya Gümüşel deruhte ediyor. Vakıf tarafından çocuklara hafızlık eğitimi veriliyor.

İran Türkmenleri içinde yer edinmeye çalışan “Nurcular” olarak anılan Nur talebeleri de faaliyet göstetiyor. İran Türkmenlerine, cemaat üyeleri tarafından Saidi Nursi’nin “Lema” isimli kitabının Farsça baskısıyla Risale-i Nur eserlerinin tanıtım yapılmaktadır. Türkmen Sahra bölgesine yeni giren ve mürit toplamaya çalışan bu grubun faaliyet merkezi Günbed-e Kavus kentidir. Bu cemaatin dikkat çeken faaliyetlerinden biri Said Nursi’nin kitaplarını Farsçaya tercüme ederek Türkmen Sahra bölgesinde bedava dağıtması olmuştur.

İran devletinin, Türkmen kültürünü görmezden gelmesi, devlet imkânlarının Farsçanın yayması ve zenginleştirmesi için kullanması, Türkmence kitap ve basına getirdiği kısıtlamalar ve yasaklar ve Türkmen kimliğine değer vermemesi, Fars milliyetçiliğine karşı Türk milliyetçiliğinin günden güne güçlenmesine sebep olmuştur. İran Türkmenleri, ister devrime giden süreçte isterse de devrimin ilk aylarında Türkmen Sahra bölgesinin özerkliği ve Türkmencenin resmi dil olması için ciddi bir mücadele vermiştir.

Devrim sonrası Türkmenlerin durumu…

Türkmen Halkı Fedaileri ve Türkmen Halkı Siyasi-Kültürel Ocağı öncülüğünde yürütülen bu mücadele, Tahran’ın demir yumruğuyla karşılaşmış, birçok Türkmen, seçkin ya idam edilmiş ya da cezaevine gönderilmiştir. İran tarihinde Günbed Savaşları/Altın Tokmak Hareketi olarak anılan bu özerklik talebinin hatırası hâlâ canlı bir şekilde yaşamaktadır ve Tahran ile duygusal bağın kopmasında önemli rol oynamıştır.

Türkmen ayaklanmasının Devrim Muhafızları Ordusu’nun eliyle bastırılmasından sonra, bölgeye tamamen güvenlikçi bakış hâkim olmuştur ve Türkmen kültürü bağlamında yapılan faaliyetlerin önemli bir bölümü Pan-Türkism suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştır. İran’ın Fars milliyetçiliği merkezli politikaları, Türkmen Sahra bölgesinde Türk milliyetçiliğinin yükselişinde önemli rol oynamıştır.

Ne diyor, Göklenler’in Gerkez boyuna mensup Türkmen Sahra’nın milli şairi Mahdumkulu:

Ceyhun bile bahr-ı Hazar arası,
Çöl üstünden eser yeli Türkmenin;
Gül goncası, kara gözüm karası,
Kara dağdan iner seli Türkmenin.

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

 

Seçilmiş Kaynakça

https://www.hiranurvakfi.org.tr/tr/sayfa/onursal-baskan

https://www.cubbeliahmethoca.com.tr/tr/ziyaretler/turkmen-sahra-muftusu-kurban-i-muhammed-hazretleri-ziyarete-geldi-99273

https://orhaajans.com/turkmen-sahra-turkmenleri/

https://www.altayli.net/iranda-unutulmus-bir-toplum-turkmen-sahra-turkmenleri.html

https://www.turkishnews.com/tr/content/2021/10/21/turkmen-sahra-bolgesi/

https://www.turkalemiyiz.com/Home/Getmedeniyet?categoryid=2&aid=4448

https://www.turkistanbirligi.com/iran-turkmenleri/

https://islamansiklopedisi.org.tr/goklen

https://www.gunaz.tv/az/new/turk-dunyasinin-unutulmus-diyari-turkmen-sahra-45174

Dr. Abdurrahman Deveci, İran Türkmenleri: Türkmensahra, Ortadoğu Analiz Ekim’09 Cilt 1 - Sayı 10, https://www.orsam.org.tr/d_hbanaliz/6abdurrahman.pdf

Türel Yılmaz, İran’da Unutulmuş Bir Toplum: Türkmen Sahra Türkmenleri, http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu2%20makale/turel_yilmaz.pdf

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Abdurrahman DEVECİ
Abdurrahman DEVECİ 6 gün önce
Teşekkür ederim Ömer Bey, Türkmensahra Türkiyede çok bilinmez, ne kadar yazsak az, sizin gibi yazanların sayısı çoğalsın inşallah. Türkmensahralı Kardeşiniz