<div><span><span>-Gerek ağlat, gerek güldür, </span><span>Gerek yaşat gerek öldür,</span></span></div> <div><span><span>Aşık Yunus sana kuldur, </span><span>Kahrın da hoş, lütfun da hoş.-</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>İnsanın değeri </strong>nedir, nasıl anlaşılır!</span></span></div> <div><span><span>Uzaktan gördüğü, yakınlık hissettiği, sempati, ilgi, vesair duygular besledikleri ve uzaktan uzağa verilen değer de çok değerli, o bir yana…</span></span></div> <div><span><span>Yakını, yakınları, yakın gördükleri, birebir muhatap oldukları arasında olanların gözünde, karşısındaki değeri nedir insanın!</span></span></div> <div><span><span><strong>Çetrefilli</strong> değil, basit bir sorudur amma cevabı da <strong>çok kolaymış gibi</strong> gelir…</span></span></div> <div><span><span>Neye nisbetle ölçerse, herkesin de ona göre <strong>değerli bir cevabı</strong> vardır elbet.</span></span></div> <div><span><span>Kendisine de değer verilmesi ya da kendisine aynı ölçüde olmasa da verildiğini sandığı ya da umduğu bir şeyler vardır belki de muhataba verilen değer karşılığında..</span></span></div> <div><span><span>Oysa, insanın insana verdiği gerçek değerin herhangi bir şekilde bir karşılığının olması, böyle bir şeyin beklenmesi bir ölçü değil; bu gerekli de değil.</span></span></div> <div><span><span>Değere layık görülenin, sadece <strong>gönülde bir yerinin</strong> olması yeter insana; hiç bir şey ve hiç bir karşılık beklenmeden.</span></span></div> <div><span><span>İnsan, <strong>gönlü kadar</strong> insandır.</span></span></div> <div><span><span>Verdiğine ille bir karşılık beklemesi, <strong>verme sebebini</strong> de açığa çıkarır.</span></span></div> <div><span><span>Bu sebeple, hiç bir şey <strong>ummadan</strong> değer vermeli insan insana, sonu belki <strong>hüsran</strong> olsa da..</span></span></div> <div><span><span>Değer verdiğinde umduğunu -niyeyse o da- bulamamanın hüsranı daha sonra belki.</span></span></div> <div><span><span>Beklentisi yahut bir umudu, korkusu varsa; sevdiğini, değer verdiğini <strong>kaybetme korkusu</strong>dur esas o da..</span></span></div> <div><span><span><strong>Kediye-köpeğe, kuşa-böceğe, çoluk-çocuğa, ağaca, oduna</strong> bile her ne olursa, sırf <strong>var ve orada</strong> diye; -elini süremese, dokunamasa da- beslenen <strong>muhabbet</strong> gibi verilen bir değer; yıllar yılı da sürebilir böylesi, gönülde o his kaybolmadıkça.</span></span></div> <div><span><span>Her neye karşı olursa; bir <strong>harfe-heceye, yıldıza-aya, güne-geceye, seslere</strong> bile, durup dururken ve içten gelerek hitabet, iltifat, itibar, hürmet, o bakılan ya da duyulanı <strong>sevmenin çeşitli hallerle açığa vurulması</strong> ya da taa gönülde de anılması ne demektir; en azını da olsa bilmeyen yoktur.</span></span></div> <div><span><span>İnsan ki taşlaşan kalbiyle de olsa insandır.</span></span></div> <div><span><span>Aslında <strong>insanın</strong> -muhatabı olan- <strong>insana verdiği değerin</strong> tek bir karşılığı var; söylediğinin ya da -muhatabın ölçüsüne göre- en basit ‘<strong>istek</strong>’lerinin, küçücük de olsa <strong>bir karşılık</strong> bulmasıdır o da.</span></span></div> <div><span><span>Biraz <strong>ar</strong> varsa, değil birbirinden istemek, insan her şeyi bahşeden <strong>Allah</strong>’tan istemeye bile utanır ya!</span></span></div> <div><span><span>Neyse…</span></span></div> <div><span><span>-Ve…</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Dua</strong>” da istemekse bir anlamda, “<strong>Dua edin, icabet edeyim; </strong>-isteyin vereyim-” diyen; vermesi de vermemesi de <strong>hayra</strong> ve <strong>hamde</strong> çıkan <strong>Allah-û Azim’üş-Şan</strong>’dan da istenmezse, “<strong>Kulum benden neden istemiyor </strong>-beni niye anmıyor-” diye, “<strong>O</strong> da gücenirse” gibi aynen, kişinin sevdiğini anması, istemesi de o kadar normal amma her durumda esas olan “<strong>istemek</strong>” değil, <strong>anmak</strong> ve andığını hissettirmek.-</span></span></div> <div><span><span><strong>Kulu</strong> kula veren de kuldan <strong>kula</strong> verdiren de <strong>O </strong>değil mi!</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Caaanım kurban, kıymet bilene…</strong>” denilen nokta bir yana; peki, hiçbir karşılık beklemese, <strong>uzak</strong> olan gene neyse de muhatabına verdiği değerde, <strong>oranlar</strong> -belki- <strong>aynı olmasa da </strong>karşıdan kendisine verilen değeri nasıl anlayabilir insan ya da <strong>değerin</strong> aslında bir yeri olmadığını, verilen değerin kaldırılamadığını gördüğünde ne yapar; ne yapmalı!</span></span></div> <div><span><span><strong>Hava</strong> gibi olmaktan, varlığı bilinen amma görünmeden yaşatmaya çalışmaktan; <strong>toprak</strong> gibi alıp içine sindirmekten ve her tür pisliği verimle fışkırtmaktan öte yapılabilecek ne var ki!..</span></span></div> <div><span><span><strong>Mahremiyet</strong> bir yana, kendisine vahşi kediler gibi idrarıyla sınırlar çizerek “<strong>Alanıma kimse müdahale etmesin</strong>” mantığı, “<strong>işime kimse karışmasın</strong>” havası, mahremiyeti de deşifre ederek bir yandan, hep kendi başına buyruk tavır takınması, her söylenenden kendi mantık çerçevesinde akl-etmeden sonuç devşirmeye kalkması, muhatabı rencide ettiği gibi ona hiçbir değer vermediğinin de göstergesi bir anlamda.</span></span></div> <div><span><span>Bu ise -kör bir inançla, kendince doğru olduğunu <strong>zannetmeye</strong> ve üstelik de yaptığını savunmaya kalkışarak her yapılana, her hataya bir gerekçe üretmeye kalkmak- <strong>iblisvari</strong> yaklaşımdır. </span></span></div> <div><span><span>Ademe <strong>has</strong> olan bu değil.</span></span></div> <div><span><span>Has olan, <strong>af yolunu</strong> tutmak.</span></span></div> <div><span><span>Aksi giden tavırların değiştirilmesinden daha iyi af biçimi de yoktur!</span></span></div> <div><span><span>Ve bir de…</span></span></div> <div><span><span><strong>Kana kana</strong> içmek ister ya bazan insan; o da aslında biraz <strong>içeriden</strong> ya da değişik bir noktadan bakınca açığa çıkar belki şöyle kendince…</span></span></div> <div><span><span><strong>Ilık sıcak sıvı</strong> kıvamında, <strong>ısıtan saran</strong> ve <strong>kana kan</strong> olası bir şeyle dolmak usul usul, keyifle…</span></span></div> <div><span><span>İnsan ya; ister ya!</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Ya da tam zıddı bir şekille</strong>” diye gelir bir ses; “<strong>boşalmak öylece!..</strong>” diye..</span></span></div> <div><span><span>Her ne varsa hepsinden birden…</span></span></div> <div><span><span>Saplanası değil de sevda ile sürülesi bir şeyle süzülüp gitmesi kılcal damarlara dek bütün olanın öylece…</span></span></div> <div><span><span>İki damla gözyaşının süzülmesi gibi gözden…</span></span></div> <div><span><span>Kurban olunası bir muhabbetle var olamıyorsan eğer, ötesinde olanla kandır kandır kendini, neyle nereye kadar…</span></span></div> <div><span><span>Her şeyin <strong>çöp</strong> haline getirildiği bir alemde, çöp kadar da değeri olmayan insan tekleri, tek tek neyin peşinde ne için, sonu ne…</span></span></div> <div><span><span>Birbirine karşı olsa da olmasa da duydukları yeter insana.</span></span></div> <div><span><span>Kahreden eziyetlerle işitilmedik daha hangi küfür, azar, hakaret kaldı etrafta bir bak.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Bu da bir imtihanmış!.. Her şeyin daha beteri var… Bundan daha beteri ne olur ki!..</strong>” desen de dahası da vardır ve çoktur… Bütün olan-bitene gene de şükür en iyisi, en doğrusu…</span></span></div> <div><span><span>Bazı değerleri nasıl da <strong>hakketmediklerini</strong> göstermenin çabasında iken bazıları, bazılarının değerinin ortaya çıkması için ise göçüp gitmelerinden başka bir yol da yok gibi şu dünyada.</span></span></div> <div><span><span>Bütün değerlerin ortaya serileceği o yerde olmanın derdine düşmüş olanın, umurunda değildir göçüp gitmek de.</span></span></div> <div><span><span>Olmuyorsa o da şayet; <strong>aldığı yaralarla</strong> daha değerlenir insan, daha bir <strong>kıymet</strong> bulur ya; insanın muhatabına verdiği-vereceği değer de göğüs kafesine sığdırabildiği vicdanı kadardır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Görmek</strong> için bir çift göz gerekse de dost yüze bakıldığında, gülümsemese de o <strong>tebessümü</strong> görebilir insan; yakında değil, <strong>göze görünmese</strong> de o ifade gelir göz önüne ve hatta alındığı, kızdığı, şaşırdığı bile görülebilir<strong> ta uzaktaki bir dostun</strong> bile; <strong>bir</strong> olabilmek budur bir bakıma da...</span></span></div> <div><span><span>Ne olursa olsun, bulduğunda bırakamayacağı, bırakmayı gözüne kestiremeyeceği, insana insan olduğunu ve kendisini değerli hissettiren bir şey de vardır ki onu bulmayı ve kavuşmayı nasibetsin her kula <strong>Allah</strong>.</span></span></div> <div><span><span>Bütün bela ve <strong>musibetler</strong> bir yana, insanın insana ettiğinden öte, <strong>insana dair ne varsa</strong> insandan da öte; değere-kıymete de değil, insan sevdiğine <strong>hasret</strong> hep…</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunus Fırat, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>