<div>“<strong>Tanrı yoksa hiç bir şeye izin de yoktur</strong>”</div> <div>Jacques Lacan</div> <div></div> <div><strong>Aşk</strong>, sizde olmayan bir şeyi, bunu sizden <strong>istemeyen</strong> birisine vermeye çalışmanızdır.</div> <div>Peki…</div> <div><strong>Sahtekar</strong> olmadığımızdan nasıl emin olabiliriz!</div> <div>Çağlar geçer, <strong>üstümüzde</strong> takım yıldızlar, gezegenler... </div> <div><strong>Gerçekliği</strong> ararız.</div> <div>Rüyadan uyandığımızda <strong>göreceğimiz</strong> aşkı…</div> <div>“<strong>Evet buymuş</strong>” deyip, cama yapışmış japon balıkları gibi şaşkın suratlarımızla ağzımızın kenarında bir damla.</div> <div>Bunun üstesinden gelmeliyiz...</div> <div>Bu rüyanın.</div> <div>Durup durup <strong>kendimizi çimdiklemek</strong> pahasına...</div> <div><strong>Dibi tutmasın</strong> diye karıştırılması gereken muhallebinin olmaya yakın, büyük patlaklar vermesi gibi <strong>aşk</strong> da ara ara patlak verir.</div> <div>Her <strong>aşkın</strong> bir <strong>sesi</strong> vardır. </div> <div>“<strong>Kalp kırıklığının sesi, çıtır-pat diye kırılan onurdur</strong>” sözümü, <strong>aşkın sesi</strong> için söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi.</div> <div>Ruhumuzun içine katılan <strong>aşk,</strong> ara ara <strong>patlak</strong> vererek <strong>kalbimizin yerini</strong> gösterir.</div> <div>Bize seslenir.</div> <div>Öyle <strong>kırıldığımızdaki</strong> gibi bi köşeye çekilmez, üstelik <strong>bütünümüze</strong> <strong>ses</strong> verir ve bu ses kulaklarınızda bir <strong>uğultuya</strong> dönüşür, görüş gücünüze, mide asidinize kadar etkiler sizi.</div> <div>Oturup, <strong>geçsin</strong> <strong>diye</strong> <strong>beklemenin</strong> faydası yoktur.</div> <div><strong>Bekleyince</strong> geçmez.</div> <div>Büyük hesaplamalarla<strong> bir plan</strong> çıkarmanız ve buna harfiyen uymanız gerekir.</div> <div>“<strong>Aşkın da planı mı olur</strong>” demeyin.</div> <div><strong>Aşk</strong> ruhumuza konduğu gün, <strong>vücudumuz</strong> yoktu, <strong>bedenimiz</strong> ve <strong>içimizdeki</strong> <strong>şeytan</strong> yoktu, saf arı-duru durmaktaydı.</div> <div>Sonra aşka <strong>arzu, hırs, körleşme, tutku</strong>, eklendi… </div> <div>Aşk, <strong>duyduğumuz</strong> ne varsa, <strong>bizde olanı gün yüzüne</strong> çıkarmaya ant içti.</div> <div>Kendi <strong>özünü</strong> görene kadar…</div> <div>Bu <strong>büyük yemin</strong>, aşkı da <strong>büyük</strong> kıldı.</div> <div>Birbiri ardına <strong>açılan kapılar </strong>hiç bitmedi…</div> <div>Ulaşmak yetmedi…</div> <div>Başka kapılar, <strong>hırslar</strong> ve <strong>tutkular</strong> çıktı gün yüzüne…</div> <div><strong>Arkası yarınlar</strong> bitmedi bir yerde <strong>bitirilen</strong>, bir sonraki için <strong>yaşama</strong> <strong>gücü</strong> verdi…</div> <div>Ne vakit <strong>arı-duru olanı</strong> bulduk, teskin oldu, görevini yaptı.</div> <div></div> <div>Neyi <strong>çok istedikse</strong> ondan sınandık.</div> <div>Bu <strong>kural</strong> hiç değişmedi.</div> <div>Sebebindeki büyük sır, <strong>ilahi bir gücün </strong>varlığını fısıldadı bize.</div> <div>Hepimizin <strong>başının üstündeki</strong> hale, şekil ve renk değiştirdi.</div> <div>Birbirimizi görmedik; narsistik açıdan<strong> yaralı varlıklar</strong> olduk.</div> <div>Sahtekar değildik, hepimiz yaralıydık.</div> <div>Neden hepimiz yaralıydık.</div> <div>Bu <strong>sahtekarlar</strong> kimlerdi.</div> <div>Bu hayatın <strong>bir rüya</strong> olduğunun kanıtı, <strong>anne ve babalardan</strong> dünyaya gelmemizdir.</div> <div><strong>Rüya</strong> başka türlü devam edemezdi. </div> <div>İşte <strong>aşk</strong> bize bu <strong>rüyayı</strong> hatırlatan şey…</div> <div>Ruhumuzda <strong>kanayan</strong> yerlerimizin bizi <strong>öldürmemesi </strong>ama gerçekte <strong>kan kaybından</strong> ölmemiz </div> <div></div> <div>Bunu, bu geometriyi anlamak için <strong>bomboş</strong> hissettiğimiz sırada karşımıza çıkan <strong>aşkın, gölgeleri yoketmesi</strong> ve bizi <strong>anlamlandırmasına</strong> bakmalıyız.</div> <div>“<strong>O doğru kişi mi</strong>” demeleri bırak!</div> <div>Sen <strong>doğru kişi</strong> misin! </div> <div>Aşk sana sadece bu <strong>sırrı</strong> bırakacaktır.</div> <div>Çağlar geçer; üstümüzde takım yıldızlar gezegenler... </div> <div>Gerçekliği ararız.</div> <div>Rüyadan uyandığımızda göreceğimiz, <strong>ruhumuza arı-duru konulan,</strong> tüm <strong>gölgeleri</strong> <strong>netleştiren</strong>, bizi bize gösteren, nihayetimizi…</div> <div>Ey <strong>aşk</strong>!..</div> <div><strong>Allah</strong> var ve bize izin verdi.</div> <div>.</div> <div><strong>Arzu Leyal, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div>