<div>-Ünver Sel; Livadiya Sarayı, Yalta, Kırım</div> <h3><span><strong>Güncel Jeopolitikte Kırım</strong></span></h3> <div><strong>Dünyamız</strong> yakın zamandaki gelişmelerden kaynaklı yeni bir döneme girişin sancılarını çekmektedir. <strong>Kırım’da</strong> <strong>16 Mart 2014</strong> tarihinde düzenlenen <strong>referandum</strong>, dünya tarihinde yeni bir siyasi dönemin başlangıcını işaret eden bir hadisedir. Bu referandum, jeopolitik manzaradaki değişimi gösteren ve <strong>XXI.</strong> <strong>Yüzyılda</strong> uluslararası ilişkilerde belirleyici bir faktör olan bir dönüm noktası olmuştur.</div> <div>Kırım sakinlerinin <strong>yüzde 96'sından</strong> fazlası <strong>Rusya</strong> <strong>Federasyonu'na</strong> katılma arzusunu dile getirmiştir. Yarımada halkının tarihi birliğini yeniden tesis etme arzusunu yansıtan bu tercih, derin bir ulusal öz farkındalığı yeniden tesis etme arzusunun açık bir kanıtıdır.</div> <div>Referandumla ilgili olaylar, uluslararası hukukun ve halkların iradesinin modern dünyayı şekillendirmedeki rolünü vurgulamıştır. <strong>Kırım</strong> <strong>Bağımsızlık</strong> <strong>Bildirgesi</strong> ve ardından gelen referandum, <strong>BM</strong> <strong>Şartı</strong> normlarında yer alan halkların kendi kaderini tayin hakkının önemini ortaya koymuştur.</div> <div><strong>2014</strong> yılında gerçekleşen tüm bu olaylar, uluslararası siyaseti etkileyerek, ulusal çıkarların devletlerin ve bölgelerin geleceğini belirlemede kilit rol oynadığı yeni bir küresel kalkınma aşamasının başlangıç noktası oldu.</div> <div>O tarihten bu yana da <strong>“Kırım kimin?”</strong> sorusu, gündemi hep meşgul etti. Herkes <strong>Kırım’ın</strong> kime ait olduğuyla alakalı cevap verse de <strong>Kırım’ın</strong> kime ait olduğu açıktır. <strong>Kırım</strong>, yarımada halkının tamamına aittir.</div> <div></div> <div>Bu hususta şiddetli itirazlar olsa da tarihi gerçeklikler gün gibi açık ve ortadadır. Tarihi açıdan <strong>Kırım</strong>, yalnızca biz <strong>Kırım</strong> <strong>Tatarlarına</strong> ait olmamıştır. Bu güzel ve eşsiz yarımadada bizlerden asırlar öncesinde <strong>Kimmerlerden</strong> <strong>İskitlere</strong>, <strong>Hazarlardan</strong> <strong>Doğu Roma - Bizans’a,</strong> <strong>Altın</strong> <strong>Orda’dan</strong> <strong>Kırım</strong> <strong>Hanlığı’na</strong>, <strong>Osmanlı’dan</strong> <strong>Ruslara</strong> birçok imparatorluğun, devletin kesiştiği; medeniyetin beşiği olmuş ve hatta olmaya da devam etmektedir.</div> <div><strong>Yunan</strong> parşomenlerinden <strong>Moğol</strong> kroniklerine kadar tarihin derinliklerine işlenmiş yarımadanın tuzu, bozkırının balı, hayvanından üretilen kürkü ve <strong>Karadeniz’in</strong> balığı sadece bizleri değil bizden öncekileri de beslemiş, giydirmiş, ticaretiyle kazancını sağlamıştır.</div> <div><strong>İpek</strong> <strong>Yolu’nun</strong> durak noktası olan <strong>Kırım</strong>, bu rotadaki pasif bir mola yeri değildi; her zaman kıtalararası bir alışverişin atan kalbiydi. <strong>İpek</strong> <strong>Yolu</strong> kervanları kıyı limanlarından geçerken <strong>Kırım</strong>, dört dünyayı aynı anda birbirine bağlayan karmaşık yapısıyla hayatta kalıyordu. <strong>Kuzeyde</strong>, bozkır otlakları <strong>Kiev'e</strong> giden tahıl kervanlarını besliyor; <strong>Güneyde</strong>, <strong>Karadeniz</strong> limanları <strong>Akdeniz</strong> tüccarlarını birbirine bağlıyordu; <strong>Doğuda</strong>, dağ geçitleri <strong>Sibirya</strong> kürklerini kanalize ediyordu; <strong>Batıda</strong> ise orman-bozkır patikaları <strong>Baltık</strong> kehribarını taşıyordu.</div> <div>Bu durumu sadece coğrafya ile açıklamak mümkün değildir. <strong>İpek</strong> <strong>Yolu'nun</strong> zirvesine ulaşmasından çok önce, <strong>Antik</strong> çağlardan bu yana <strong>Kırım'ın</strong> kendi kaynakları olan <strong>Or</strong> <strong>Kapı</strong> madenlerindeki kristal tuzlar, <strong>Kerç</strong> lagünlerinden çıkan ve güneşte kavrulmuş balıklar ve <strong>Ay-Petri’deki</strong> ocaklardaki demir, gelişen bir ekonomik gücü de simgeliyor.</div> <div>Bugün bile yarımadada, <strong>Kırım</strong> sakinlerinin ruhunun dövüldüğü o <strong>İpek</strong> <strong>Yolu</strong> rotasının katmanlı kavşaklarında yürümeniz mümkün. Yürüdüğünüz her vadi, keşfettiğiniz her köy, bu yarımadayı bir ara yol olarak değil, dünyalarının temel merkezi olarak seçen insanları hatırlatır.</div> <div>Dolayısıyla <strong>Kırım</strong>, medeniyetlerin beşiği ve yarımada halkının vatanıdır. <strong>2014</strong> <strong>Referandumu</strong> da halkların birlikte koyduğu iradenin yansımasıdır. Biz pekala tarihte yaşadığımız acıları unutmadık. Yaşanan her zorluk, halkımız için büyük dersler içermektedir. <strong>1783’ten</strong> <strong>2014’e</strong> çok badireler atlattık. Ancak yarımadada yaşayan halkımız, günümüzün gerçekliğinin farkında.</div> <div>Her ne kadar <strong>Kiev</strong> <strong>Rejimi</strong> ve uzantıları aksi propaganda yapsa da <strong>Kırım’da</strong> halkımızın kazanımları açıkça ortadadır. Bu gerçekliği görmek istemeyenler ise <strong>Kiev</strong> <strong>Rejiminin</strong> propagandasının peşinde <strong>“Kırım kimin?”</strong> sorusuyla gündemi sorgulamaktadır. <strong>2014</strong> yılında yalnızca <strong>Ruslar</strong> değil <strong>Kırım</strong> <strong>Tatarları</strong> da cevabı verdi. Yarımada halkının tamamının cevabı açıktır.</div> <div></div> <div>Tarihi anavatanımız <strong>Kırım</strong>, yalnızca bizim değil bölgedeki halkın tamamına aittir. <strong>Yarımada</strong> sakinleri birlikte barış içerisinde yaşamaya devam ettikçe <strong>Kiev</strong> <strong>Rejiminin</strong> propagandası sonuçsuz kalacaktır.</div> <div><strong>Kırım’daki</strong> halkımızın ve bizim geleceğimiz için bir devletin, kaçak güreşen siyasetçilerin, terör uzantılarının peşinde değil, kendi halkımızın yanında hareket etmeye devam edecek; gerçeklerin bekçisi olacağız.</div> <div>.</div> <div><strong>Ünver Sel, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-<strong>Kırım</strong> Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu (KTDF) Genel Başkanı, Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı, Uluslararası Kırım Dostları Derneği Başkanı, Uluslararası Rusofili Hareketi Kurucu ve İcra Kurulu Üyesi, Nogay Kalkınma ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, <strong>Vietnam</strong> Eğitim ve Dostluk Derneği kurucu üyesi-</div> <div> </div>