<div><span><span><strong>Türkiye’nin</strong> bir an önce <strong>Kürt</strong> etnisiteye mensup çakma peygamber torunlarından kurtulması elzem. </span></span></div> <div><span><span>Bunlar Arap neslinden gelen Peygamberin, nasıl evladıysa, her fırsatta <strong>Kürt</strong> olduklarını söylüyor, <strong>Kürtçe</strong> konuşuyor, saf <strong>Türk</strong> halkı üzerinde dini nüfuzlarını kullanarak her türlü siyasi, kültürel ve ekonomik saltanatlarını kuruyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Sözde tasavvuf erbabı</strong>nın bağlı oldukları silsilenin <strong>Hindistan</strong>’daki <strong>İngiliz</strong> <strong>Kumpanyası</strong>’nın emriyle hareket ettiğinden bile habersizler. </span></span></div> <div><span><span>Polis muhabirliğinden yetişme, gazeteci <strong>Saygı Öztürk</strong>'ün, 'Menzil' kitabını okudunuz mu? <strong>Adıyaman Menzil</strong>'e ve <strong>Sivrihisar Buhara</strong>'ya giderek şeyhlerle, sofilerle konuşmuş. </span></span></div> <div><span><span><strong>"Tövbe alma", "Ölüm rabıtası"</strong> ritüellerine katılan <strong>Öztürk</strong>, tarikatın dününü, bugününü, yaşayanları, söylenenleri yerinde görerek yazmış kitabını. </span></span></div> <div><span><span>Kendisine verilen görevden yüz akıyla çıkmış. </span></span></div> <div><span><span><strong>Bence çok iyi yapmış. Bu tarikatın adeta röntgenini çekmiş. </strong></span></span></div> <div><span><span>Dinin kaynağından habersiz binlerce insanın, kulaktan duyma ve masal tadında dini içeriklerle yer yer bezenmiş aslı astarı olmayan hikayelerle nasıl beyinlerinin yıkandığını anlatmış. </span></span></div> <div><span><span>Kitapta bu şuursuz kitlelerin bağlandıkları <strong>Kürt</strong> otoritelerinin, kalabalıkları nasıl milli kimlikten, <strong>Türklük</strong> bilincinden uzaklaştırdıkları ve güvenlik tehdidine dönüştükleri çok net görülebiliyor.</span></span></div> <div><span><span>Kim, bu ‘<strong>tarikat ve şeyhleri</strong>’ sayesinde bölge halkının terör örgütlerinden uzak durduğunu söylüyorsa kesinlikle beşinci kol faaliyeti yapıyordur. </span></span></div> <div><span><span>Çünkü <strong>Osmanlı’</strong>nın son döneminde ve <strong>Cumhuriyet</strong>’in ilk yıllarında devletin “<strong>Nakşi isyanları</strong>”yla nasıl uğraştığı ortada. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi</strong>'nin <strong>30 Kasım 1925'</strong>te çıkarttığı 677 sayılı Kanunla tekke ve zaviyeleri kapatmasını, ardından ısrarla takip edilen tek tarikatın, <strong>Nakşîler'in Hâlidî </strong>kolu olmasının sebebi neydi, hiç düşündünüz mü?</span></span></div> <div><span><span><strong>Cumhuriyet</strong> öncesinde ve sonrasında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, devlet güçleriyle çatışmaya giren dinî gruplar, <strong>Menemen</strong> ayaklanmalarının liderleri, <strong>Nakşî</strong> tarikatının mensubuydular.</span></span></div> <div><span><span>Kim ki bu kaba softa ham yobazları masum görür ve onlarla iş tutar? Vallahi de billahi de haindir, haindir! </span></span></div> <div><span><strong><span>Cübbeli konuş-turul-du Nakşi şeyhi öldürüldü…</span></strong></span></div> <div><span><span>Bir kaç gün önce, <strong>Habertürk</strong>' ekranlarında bir gurup gazetecinin sorularını yanıtlayan “<strong>Cübbeli Ahmet Hoca</strong>” diye bilinen <strong>Ahmet Mahmut Ünlü</strong>;</span></span></div> <div></div> <div><span><span>"İlahiyatlar şu anda Mısır ekolünden, reformist ekolden etkilenmiş. Osmanlı'dan gelen Maturidi-Hanefi çizgi korunmuyor. </span></span></div> <div><span><span>İmam Hatip ve İlahiyatların yetersiz hatta şu anda deist ve ateis de olanlar çıktı. Derin devlet vardır, olmalıdır. Allah zeval vermesin. </span></span></div> <div><span><span>Derin devlet olmazsa sığ devlet çıkar. Derin devlette din iman aranmaz. Dini imanı olmaz, orada herkes vardır. Allah'a da inanmayabilir, diğeri inanmayabilir. </span></span></div> <div><span><span>Vatan haini olmadıktan sonra. Solcusu da, sağcısı da vardır. Derin devlette vatan, millet aranır. Derin devlet cemaatlerin içine mutlaka adam sokmuşlardır. </span></span></div> <div><span><span>Bir tane boş yoktur. Simitçidir, camilerin önünde koku falan satarlar, bunlar ayak takımıdır. Derin devlet takip etsin tabii. </span></span></div> <div><span><span>Burada selefisi çıkıyor, cuma kılınmazı çıkıyor. Dar'ül Harpçisi çıkıyor. Selefi derneklerinin önü alınması lazım. Adam aleni herkesi tekfir ediyor, cumhuriyetin değerlerine sövüyor.</span></span></div> <div><span><span>Şu anda derneklerin sayısı 2 bin dendi. Adamlar Allah gökte diyor, rey verilmez derler, rey veren kafir derler. İmani açıdan da, devlet açısından da riskli görüyorum. Bunların bir kısmı İŞİD, El Kaide versiyonları var." (*)</span></span></div> <div><span><span><strong>Habertürk TV</strong> ekranlarında "<strong>Türkiye'nin Nabzı Özel</strong>" programına konuk olan ve <strong>Selefi</strong> gruplara dikkat çeken <strong>Cübbeli</strong>, "Ben bunu kaç zaman önce söyledim. 2000 tane dernek var oralarda. Bu silahlanmanın önüne geçilsin.</span></span></div> <div><span><span>Son başlarına gelince anlıyorlar. Bak bu Selefiler sıkıntı. Adıyaman'ın civarı ateşleniyor. Tehlike boyutuna gelmeden önlem alınmazsa FETÖ boyutuna dönüşebilir" açıklamasında bulundu. (**)</span></span></div> <div><span><strong><span>Bitlis Güroymak (Norşin) Medresesi Baş Müderrisi Abdulkerim Çevik öldürüldü…</span></strong></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Cübbeli'</strong>nin televizyon programında kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevapların analizine bakıldığında, işbirliği yaptığı kurum uzmanlarıyla konu üzerinde iyi çalıştıkları anlaşılıyor. </span></span></div> <div><span><span>Hemen belirteyim, <strong>Cübbeli</strong> bu sürecin sadece parçası ve ekran yüzü. </span></span></div> <div><span><span>Cübbeli’nin TV konuşmasının sonrasında, <strong>Bitlis Güroymak </strong>(Norşin) Medresesi Baş Müderrisi, Nakşibendî şeyhi <strong>Muhammed Ziyaeddin</strong>'in torunu, <strong>Nakşi Şeyhi Abdulkerim Çevik</strong>'in; ders verdiği sırada silahlı saldırıyla öldürülmesi rastlantı mı? </span></span></div> <div><span><strong><span>Nasıl öldürüldü?</span></strong></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Nakşi Şeyhi Abdülkerim Çevik</strong>'in, aralarında problem olan iki kişiyi barıştırmak isterken öldürüldüğü söyleniyor. </span></span></div> <div><span><span>Yanına gelen bir kişi, <strong>Nakşi Şeyhi Abdülkerim Çevik</strong>'ten başka biriyle olan problemini <strong>İslami Hukuk</strong> çerçevesinde çözmesini ister.</span></span></div> <div><span><span><strong>Abdülkerim Çevik</strong> bu isteği kabul eder. İki tarafı da dinleyen <strong>Çevik</strong>, karşı tarafı haklı bulur. Aleyhine karar verilen kişi ise durumu kabul etmeyerek tabancası ile <strong>Abdulkerim Çevik</strong>'e ateş ederek onu öldürür.</span></span></div> <div><span><span>Olayın ardından gözaltına alınan zanlının üzerinde 3 ruhsatsız silah bulunması, <strong>cinayet kastıyla</strong> hareket ettiğini gösteriyor. </span></span></div> <div><span><span>Bazı politikacıların gündeme getirdiği gibi <strong>işin içinde iş</strong> var!</span></span></div> <div><span><span>Sıradan adli bir cinayet vakıası görüntüsü verilmiş, <strong>siyasi bir suikast</strong> olma ihtimali ağır basıyor. </span></span></div> <div><span><strong><span>Kürtçe medrese eğitimi, Kürt milliyetçiliğini tetikliyor!.. </span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Cumhuriyet</strong> döneminde batıdaki medreseler kapatılırken, doğudaki medreseler bir anlamda yeraltına çekildiler. </span></span></div> <div><span><span><strong>Kürtçe</strong> medrese eğitimi verilen bir çok cami derneğine ait mekânlar yani <strong>Kürt medreseleri</strong>, <strong>Kürtçe edebiyat eğitimi verilen okullar</strong> olma özelliği taşıyor. </span></span></div> <div><span><span>Bu medreselerde sadece dini eserler değil, <strong>Ehmede Xani</strong>'nin Kürtçe kaleme aldığı <strong>Mem û Zin</strong> ve <strong>Nûbahara Bıçûkan</strong> adlı eseri ile <strong>Meleyi Ciziri</strong>'nin divan tarzında yazdığı <strong>Kürtçe şiirleri </strong>de okutuluyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Norşin Medresesi</strong>’nin eğitim dili <strong>Kürtçe</strong>’dir. Medresede okuyan öğrencilerin ekseriyetle bu dili konuşması ve <strong>Kürt</strong> medreselerinde geleneksel olarak eğitim dilinin <strong>Kürtçe</strong> olmasından dolayı, günümüz Kürt medreselerinde de <strong>Kürtçe</strong>, eğitim dili olarak kullanılmaktadır.</span></span></div> <div><strong><span><span>Okutulan kitaplar: </span></span></strong></div> <div><span><span>Mevlit (Kürtçe, Mele Hüseyn-i Batei), Akide-i İman (Ahmed-i Hani), Nûbihar (Ahmed-i Hani, Arapça-Kürtçe sözlük), Nehcu’l Enam (Siirtli Molla Halil’in Kürtçe yazdığı, ahlak içerikli şiirsel kitap), Emsile, Bina, Maksut, İzzi, ‘Awamil, Terkip, Zurûf, Sa’dullah’us-Sağir, Şerhu’l-Muğni, Sutûr, Sadini, Şerhu’l-kıtır, Hellul Meakit, Suyutti, Camii, Qewli Ahmet, Fenari, Cewheruttewhit, Usam İstiare, Muğnit-tulap, Muğnil-lebib ve Cem’ulcewâmıa kitaplarıdır. (***)</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Öldürülen <strong>Müderris Abdulkerim Çevik</strong> daha önce <strong>Anadolu Ajansı’</strong>na yaptığı açıklamasında, medreselerde hadis, tefsir ve fıkıh gibi dini ilimler ile bunların gramerlerinin okutulduğunu, asıl köylerinin “<strong>Tağ"</strong> olduğunu söylemişti. </span></span></div> <div><span><span>Anlatımına göre <strong>Tağ</strong> köyünde şeyh <strong>Abdurrahman-i Taği'</strong>nin babası <strong>Molla Mahmut</strong>'un orada medresesi vardı. O günden bu yana, <strong>250 yıldır Norşin Medresesi</strong> eğitime devam ediyor. Medresede 8-12 yıl arasında bir eğitim süreci var. Bu süreç talebelerin <strong>Kur'an-ı Kerim</strong> okumasıyla başlar. Ardından Hadis, Tefsir, Fıkıh, Arap Dili ve Edebiyatı, Tasavvuf ve Ahlaki Eğitimler alır. (****)</span></span></div> <div><span><span>Kürt kökenli <strong>Tağiler</strong>, oldukça gelenekçi bir <strong>Nakşibendi</strong> merkezi olarak faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile, <strong>Arvasiler</strong>’in temsilcileridir.</span></span></div> <div><span><strong><span>Kürt Nakşi şeyhinin ölümü nasıl anlaşılmalı? </span></strong></span></div> <div><span><span>Kürt Nakşi Şeyhlerinin; “<strong>Pişta wan dane dinyayê û bere wan dane xwe”</strong> yani Türkçe ifadeyle “<strong>sırtlarını dünyaya verdiler ve yüzlerini kendilerine çevirdiler</strong>” düsturuyla hareket ettikleri çok da inandırıcı değil. </span></span></div> <div><span><span>Gürırmak/Norşin; Güneydoğu bölgesinde yasadışı dini eğitimin verildiği önemli bir merkezdir. <strong>Menzil Dergâhı, Haznevi Dergahı’</strong>nın kökeni <strong>Norşin</strong>’dir. <strong>Bedizzaman</strong> dahi <strong>Norşin</strong>’de yetişmiştir. <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>’ne muhalif “<strong>mürteci</strong> <strong>kadrolar</strong>”ın çoğaltıldığı mekandır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Norşin</strong>, özellikle <strong>Şafii</strong> fıkhında söz sahibi din adamlarına ev sahipliği yapmıştır. “<strong>Eşari”</strong> din anlayışının ve Şafiliğin bölgedeki en önemli merkezidir. </span></span></div> <div><span><span>Kürt kökenli iktidar milletvekilleri ile <strong>Nakşi</strong> tarikatı mensubu milletvekillerinin koruması altında <strong>Kürt milliyetçiliği</strong>ni inşa eden, <strong>Kürtçe</strong> eğitimin verildiği bu yer ve benzeri mekanların önümüzdeki günlerde, <strong>sıkı bir takibata uğrayacağı</strong> anlaşılıyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Kürtçü İslamcılar, umarım bu verilen mesajı dikkate alır. Kürtçe dini eğitimin sonuna gelinmiştir. </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Eşari /Şafi/Kürtçü yapının, dini eğitim üzerindeki etkisinin azalacağı süreç başlatılmıştır. </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Kürt kökenli çakma peygamber torunlarının iktisadi kralıklarına kayyum atanması söz konusu olacaktır. </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>20 Ağustos 2018'de Selefi tehlikeye dikkat çekmiştim.. Erken uyarı daha yeni yeni işe yarıyor olmalı!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1962</strong>’de kurulan <strong>Rabıta</strong>’nın (Dünya İslam Birliği) <strong>Türkiye</strong>’de <strong>Hanefilik ve Maturidilik </strong>esaslarından beslenen <strong>Sünni İslam </strong>üzerindeki yıkıcı etkisini, bombalı bir saldırıda öldürülen <strong>Uğur Mumcu</strong> ortaya koymuştu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Anglo-Amerikan</strong> emperyalizmi, <strong>İslam’</strong>ı politize etmek gereğini duymuş ve kullanabileceği cemaat hareketlerini <strong>CIA</strong> vasıtasıyla desteklemişti. Hatta <strong>1985</strong>’ten sonra <strong>Dünya İslam Örgütü RABITA, ABD</strong> patentli <strong>Selefi/Vehhabi </strong>karışımı, <strong>radikal</strong> <strong>İslam</strong> düşüncelerininin yaygınlaşması ve taraftar bulması için <strong>TC</strong> yönetiminin bilgisi ve onayıyla <strong>Avrupa</strong>’<strong>daki Türk imamların </strong>maaşlarını ödedi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mısır’daki El Ezher</strong> ve <strong>Suudi Arabistan</strong>’daki ilahiyat fakültelerine <strong>Türkiye</strong>’den öğrenci gönderilmeye devam edildi. Bugün ülkemizde <strong>Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan</strong> ilahiyat fakültelerinden mezun, sayıları binlerle ifade edilen <strong>Eşarilik</strong>’le kafayı bozmuş, <strong>Selefiliği</strong> ideolojik doktrine dönüştürmüş bir <strong>mürteci kitle</strong> mevcut. </span></span></div> <div><span><span><strong>Vakıf</strong> ve <strong>Derneklerle</strong> sözde dini faaliyetlerde bulunuluyor, amaç <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong> ve <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri</strong>’nde zaafiyet oluşturmak.</span></span></div> <div><span><span><strong>İslam</strong> alimlerinden <strong>Urfa Harran</strong> doğumlu <strong>İbn Teymiye</strong>’nin <strong>700</strong> <strong>yıl önce</strong> yazdığı <strong>Mardin Fetvası</strong>’nın günümüz koşulları altında yeniden yorumlanması için <strong>Mart 2010</strong>’da <strong>Mardin</strong>’de düzenlenen uluslararası konferansı, <strong>Londra merkezli GCRG</strong> isimli sivil toplum örgütü organize etmişti.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Toplantıya konu olan <strong>İbn-i Teymiyye, 1269</strong>’da <strong>Harran</strong>’da doğdu. Henüz küçük yaşlarındayken, <strong>Moğol</strong> saldırıları nedeniyle ailesiyle birlikte <strong>Şam</strong>’a göç etmek zorunda kaldı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mısır</strong>’da sufizme yönelik eleştirileri nedeniyle birkaç kez hapis yattı. <strong>1328</strong>’de öldü. </span></span></div> <div><span><span>Moğol saldırıları için verdiği “<strong>Müslümanların Müslüman olmayan yönetime karşı savaşması gerektiği, Müslümanın olmadığı yerin Dar-ül Harp olduğu</strong>” yönündeki “<strong>Mardin Fetvası</strong>”nın <strong>Mısır</strong> ve <strong>Cezayir</strong>’deki aşırı dinci terör örgütlerinin yanı sıra, küresel terörün en büyük aktörlerinden <strong>El Kaide</strong> için de çıkış noktası olduğu iddia ediliyor. </span></span></div> <div><span><span>Ancak bu fetvanın, en çok rahatsız ettiği kesimin, <strong>İslâm</strong> coğrafyasına yüzyıllardır <strong>Haçlı</strong> <strong>Seferleri</strong> düzenleyen <strong>ABD</strong> ve <strong>Avrupa</strong> ülkeleri olduğu kesin. </span></span></div> <div><span><span>Bu fetva yumuşatılarak, vatanları işgal edilen <strong>Müslüman</strong> halkların silaha sarılmalarının önüne geçilmek istenildi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mart 2010</strong>’da <strong>Müslümanları</strong> çatışmaya çağıran <strong>cihat</strong> <strong>fetvaları</strong>ndan yeniden yorumladığı <strong>Mardin Konferansı</strong>’nın organizasyonunu kim yapmıştı? </span></span></div> <div><span><span><strong>80</strong>’li yıllarda <strong>Avrupa</strong>’da görevli <strong>Türk imamlara maaş</strong> ödemesi nedeniyle <strong>Türkiye</strong>’de büyük gürültü koparan <strong>Suudi</strong> kökenli ‘<strong>Rabıta Vakfı</strong>’nın geçmişteki bir numaralı yöneticisinin yürüttüğü ortaya çıkmıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>RABITA</strong>’nın <strong>Mardin</strong> <strong>konferansından</strong> da anlaşıldığı gibi, soğuk savaş döneminde sözde <strong>Sovyet</strong> tehdidine karşı <strong>ABD</strong> kaynaklı “<strong>Yeşil Kuşak</strong>” yaratma çabasının araçlarından biri olan <strong>Rabıta</strong> örgütü, bu kez <strong>İslam’ın sömürgeci küreselleşmeye karşı tehlike yaratmaması için</strong> devreye girmiş bulunuyor.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Dinsel terörü durdurma</strong>” bahanesiyle sömürgeciliğe başkaldırmayan bir “<strong>ılımlı İslam</strong>”ı yorumlamaya çalışıyor.</span></span></div> <div><span><span>Projelerinin finansmanı, <strong>İngiliz Dışişleri Bakanlığı</strong> tarafından karşılanıyor.</span></span></div> <div><span><span>Bundan önce, benzer bir projeyi, <strong>Somali</strong>’de gerçekleştirdiler. Orada da konu yine <strong>cihat yanlısı fetvaların değiştirilmesi</strong> ya da yeniden yorumlanmasıydı. </span></span></div> <div><span><span>Bu merkezin, daha önceki projesi ise <strong>ABD</strong> ve <strong>Kanada</strong>’daki <strong>Müslüman</strong> topluluklarının dini kanaat önderlerini <strong>Londra</strong>’da eğitmekti. </span></span></div> <div><span><span>Önümüzdeki yıllarda hem <strong>ABD</strong> hem de <strong>Avrupa’dan</strong> <strong>imamlar</strong>, benzer şekilde eğitilecek.</span></span></div> <div><span><span>Konferansın organizatörü olan <strong>Londra</strong> merkezli ‘<strong>Küresel Yenilenme ve Rehberlik Merkezi</strong>’ (GCRG) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Abdullah Bin Naseef</strong>, Rabıta’da da görev yapmaya devam ediyor.</span></span></div> <div><span><span>Avrupa’da görevli <strong>Türk imamlarını</strong> finanse ettiklerini açıklayan <strong>Naseef</strong>, “<strong>Hâlâ Rabıta’nın maaş verdiği Türkler var</strong>” demişti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Naseef</strong>’in kariyerinin en önemli duraklarından biri ‘<strong>Rabıta El Alam al İslami’</strong> isimli en büyük <strong>İslami</strong> sivil toplum örgütü olmuş. Finansmanının büyük bölümünü <strong>Suudi Arabistan </strong>hükümetinin yaptığı <strong>Rabıta</strong>’nın bir numaralı koltuğu olan Genel Sekreterlik görevini 80’li yıllarda iki dönem (10 yıl) yürütmüş. Hâlâ da bazı komitelerinde görev alıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye-Rabıta</strong> ilişkilerinde kilit öneme sahip. </span></span></div> <div></div> <div><span><span>GCRG’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını <strong>Suudi Arabistan</strong> kökenli <strong>Abdullah Naseef</strong> yönetiyor. <strong>70</strong> yaşındaki <strong>Naseef</strong>, <strong>GCRG</strong>’nin yanı sıra <strong>Dünya Müslümanlar Kongresi </strong>ve <strong>İslam</strong> dini ile ilgili birçok önemli kurum ve sivil toplum örgütünün kurucusu ya da yöneticisi olarak görev yapmış bir isim.</span></span></div> <div><span><span><strong>Abdullah Omar Naseef</strong>, <strong>Suudi Arabistan’</strong>da <strong>Kral Şadır Konseyi’</strong>nin Başkan Yardımcılığı, Kral Abdülaziz Üniversitesi Başkanı ve en önemlisi 1983-1993 yılları arasında <strong>Müslüman Dünya Birliği Genel Sekreteri</strong> (MWL) olmak üzere birçok önemli görevde bulundu. <strong>Dr Naseef</strong> şu anda <strong>Dawa</strong> Genel Sekreteri.</span></span></div> <div><span><span><strong>Dr. Naseef </strong>aynı zamanda Müslüman Dünya Kongresi Başkanı olduğu gibi bir diğer görevi de <strong>Oxfordrsitesi İslam Araştırmaları Merkezi </strong>başkanıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>3 Kasım 2013</strong>’te Rabıta hastaneleri Meclis gündemine gelmişti. <strong>Suudi Arabistan</strong> kökenli ‘Rabıtatül Alemi İslami Uluslararası İmar ve Kalkındırma Kurumu’nun finanse ettiği pansiyon ve okul görünümlü 4 sağlık merkezinin <strong>Hatay’ın</strong> <strong>Reyhanlı</strong> ilçesinde 9 aydır faaliyette bulunduğu Cumhuriyet gazetesinin haberiyle ortaya çıkmış, olay Meclis gündemine taşınmıştı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rabıta</strong>’nın Mardin toplantısından 6 yıl sonra <strong>İran’da</strong> dini lider <strong>Ayetullah Ali Hamaney</strong> ile görüşen <strong>Görmez</strong>, <strong>Riyad’</strong>a geçmiş, Suudi Arabistan İslam İşleri, Evkaf, Tebliğ ve İrşat Bakanı Dr. <strong>Salih Bin Abdülaziz</strong>’i ziyaret etmiş, <strong>Görmez</strong>, bugün yaşanan sorunlardan en büyük zararı İslam dininin gördüğü mesajını vermişti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Görmez</strong>, Suudi Bakan <strong>Abdülaziz</strong>’e, <strong>Türkiye</strong>’de bulunan <strong>Suriyeli</strong> mültecilerin çocuklarının eğitimi için işbirliği önermişti. <strong>Görmez, Türkiye ve Suudi Arabistan</strong>’ın desteğiyle <strong>Gaziantep</strong>’te <strong>Türkçe-Arapça </strong>eğitim verecek bir üniversitenin kurulması önerisinde bulunmuştu.</span></span></div> <div><span><span>Uzun sözün kısası; <strong>Londra</strong> merkezli ‘<strong>Küresel Yenilenme ve Rehberlik Merkezi’</strong> (GCRG) ile <strong>RABITA</strong>, ellerini kollarını sallayarak “<strong>İslam dinine hizmet</strong>” adı altında devletimizin temellerine dinamit koymayı sürdürüyor. </span></span></div> <div><span><span>Güneydoğu sınırlarımızda <strong>DAEŞ</strong> kafalı yeni bir nesil yetişiyor. Kayıt dışı geleneksel dini eğitimin verildiği<strong> İstanbul, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep</strong> ve <strong>Rize</strong> gibi illerimizi kendilerine merkez üssü seçen <strong>Selefilik</strong>, en yıkıcı etkisini “Vatan sevgisinin imandan” olduğuna inanan Türk milleti üzerinde gösterecek.</span></span></div> <div><span><span>Ey Türk titre ve kendine dön, <strong>Vatikan</strong>’ın kapı kulu papazların <strong>İslâm</strong> anlayışını, “<strong>din”</strong> kabul edenlerin suratına yumruğunu indir. </span></span></div> <div><span><span>Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. (*****)</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin:<strong> @oc32oc39</strong> , <strong>@dikgazete</strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span>(*) https://www.google.com/amp/s/m.haberturk.com/ahmet-mahmut-unlu-haberturk-te-sorulari-yanitliyor-2559404-amp</span></span></div> <div><span><span>(**) https://www.google.com/amp/s/www.ortadogugazetesi.com/amp/gundem/cubbeli-ahmet-ten-flas-aciklama-turkiye-de-ic-savas-h9975.html</span></span></div> <div><span><span>(***) Mehmet Çelik, Tasavvuf ve İlmi Birleştiren Bir Kurum Olarak Medreseler (19. VE 20. Yüzyıllarda Norşin Medresesi Örneği ) - Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü /Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Mardin 2017. </span></span></div> <div><span><span>(****) https://www.google.com/amp/s/www.bitlishaber13.net/amp/norsin-medresesi-nde-250-yildir-talebe-yetistiriliyor-9780.html</span></span></div> <div><span><span>(*****) <strong>Dinlerarası Diyalog, FETÖ’cülerden sonra Londra merkezli Suudi RABITA ile yürütülüyor!</strong></span></span></div> <div><span><span>https://www.dikgazete.com/dinlerarasi-diyalogfetoculerden-sonralondra-merkezli-suudi-rabita-ile-yurutuluyor-makale,819.html</span></span></div>