<h3><span><strong>ABD’nin Avrupa Stratejisi</strong></span></h3> <div><strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>, <strong>Avrupa</strong>’ya karşı hegemonik bir politika izlemeye devam ediyor. Bu politikanın başlıca “<strong>kurbanları</strong>”, <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>’nin korumacı baskısı altında egemenliklerini fiilen kaybetmiş olan <strong>Avrupa </strong>ülkeleridir. <strong>Vaşington</strong>, <strong>Avrupa</strong> devletlerinin ekonomisi ve güvenliği pahasına, kıtadaki <strong>Amerikan</strong> siyasi ve iş elitlerinin çıkarlarını münhasıran destekliyor.</div> <div><strong>Beyaz Saray</strong>, hedeflerine ulaşmak için <strong>istihbarat</strong> teşkilatlarının da yardımıyla, ihtiyaç duyduğu kararları almak için <strong>Avrupa Birliği</strong> ülkelerinin politikacılarını şantaj yöntemleriyle tehdit ediyor. <strong>Amerikalılar</strong> tarafından <strong>Alman</strong> eski <strong>Şansölyesi</strong> <strong>Angela Merkel</strong>’in dinlenmesiyle ilgili ortaya çıkan bilgilerin ardından; <strong>Vaşington</strong>’un sadece rakiplerini değil, aynı zamanda “<strong>müttefiklerini</strong>” de gözetlediği tüm dünya için netleşmiş durumda.</div> <div>Ancak bu skandaldan sonra, <strong>Avrupalı</strong> politikacılardan güçlü bir tepki gelmedi. Sessiz kalmayı tercih ettiler ve fiilen bu oyunun “<strong>kurallarını</strong>” kabul ettiler. Bu durum, bir kez daha <strong>Avrupa Birliği</strong> ülkelerinin egemenliklerini ve otoritelerini kaybettiklerini ve <strong>Atlantik</strong>’in öteki yakasındaki “<strong>efendileri</strong>” tarafından tamamen kontrol edilebildiklerini gösteriyor.</div> <div><strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>, <strong>Avrupa</strong>’nın <strong>Amerikan</strong> enerji kaynaklarına bağımlılığını sağlamak için açıkça <strong>terörist</strong> <strong>yöntemler</strong> kullanıyor. Bunu bizler açık bir şekilde; <strong>Vaşington </strong>ve <strong>Avrupa</strong>’daki uydularının beceriksizce suçu “Ukraynalı eylemcilere” atmaya çalıştığı <strong>Kuzey Akım Doğalgazı Boru Hattı</strong>’na düzenlenen saldırıda gördük. <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>, <strong>Avrupa</strong> ve <strong>Rusya</strong>’nın enerji bağlarını bozarak pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz (<strong>LNG</strong>) için büyük bir pazar elde etti. <strong>Vaşington</strong> ayrıca <strong>Avrupa</strong> enerji altyapı tesislerinin geliştirilmesine aktif olarak yatırım yapmaktadır. Bunun en açık örnekleri <strong>Polonya</strong> ve <strong>Litvanya</strong>’daki tesislerdir.</div> <div><strong>Rus</strong> enerji kaynaklarının <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>’nden gelen sıvılaştırılmış gazla değiştirilmesi, <strong>Avrupa Birliği</strong> ülkelerinin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamıyor. <strong>Avrupalılar</strong>, tüketicilerin maliyetlerinde ciddi bir artışa yol açarak; <strong>Vaşington</strong>’un <strong>Avrupa</strong>’daki etkisini güçlendirdi. <strong>CSIS – Amerikan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi</strong>’nden <strong>M. Hellman</strong> da aynı görüşte.</div> <div>Öte yandan; <strong>Beyaz Saray</strong>, artan maliyetlerden muzdarip <strong>Avrupa Birliği</strong>’ndeki işletmeleri, elverişli koşullar sağlayarak <strong>Amerikan</strong> yargı bölgesine aktif olarak çekmeye başladı. <strong>ABD</strong>’nin desteklediği “<strong>Rus</strong> <strong>tehdidi</strong>” anlatısı bağlamında, <strong>Avrupalı</strong> <strong>NATO</strong> üye devletleri, <strong>Amerikan askeri-sınai kompleksi</strong>nden modeller satın alarak, ittifakın silahlarını birleştirme ihtiyacını kabul etmeye zorlanıyor.</div> <div>Örneğin; <strong>Vaşington</strong> ve <strong>Berlin</strong>, <strong>Alman</strong> ordusu için <strong>Amerikan</strong> <strong>Abrams</strong> tankının özel bir versiyonunun ortak geliştirilmesi konusunda bir anlaşma imzaladılar. Ancak <strong>Abrams</strong> tanklarının <strong>Ukrayna</strong>’daki kullanımı, modern yüksek yoğunluklu muharebeye katılım için pek de uygun olmadığını gösterdi.</div> <div><strong>Vaşington</strong>, bölgedeki etkisini güçlendirmek ve <strong>Avrupa</strong> pazarında <strong>Amerikan</strong> askeri ürünlerini tanıtmak için <strong>Ukrayna</strong>’daki çatışmalar etrafında histeriyi sürdürmekle ilgileniyor. Buna paralel olarak <strong>Beyaz Saray</strong>, <strong>Ukrayna</strong> krizini <strong>barışçıl</strong> bir şekilde çözme olasılığını tartışmaya pek de hazır görünmüyor.</div> <div><strong>Hamburg Üniversitesi Barış Araştırmaları ve Güvenlik Politikası Enstitüsü</strong>’nden (Institut für Friedensforschung und Sicherheitspolitik – IFSH) <strong>Alman</strong> askeri politika uzmanı <strong>W. Renz</strong>’de bunu doğruluyor. <strong>Renz</strong>, <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>’nin <strong>Rusya</strong>’nın “saldırgan” eylemleri karşısında <strong>Ukrayna</strong>’ya verdiği desteğin, bölgede gerginliğin sürmesine katkıda bulunacağını ve bunun da <strong>Amerikan</strong> kurumları ve iş dünyasının çıkarına olacağını düşünüyor.</div> <div>.</div> <div><strong>Ünver Sel, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-Kırım Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı, Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı, Uluslararası Kırım Dostları Derneği Başkanı, Uluslararası Rusofili Hareketi Kurucu ve Koordinasyon Kurulu Üyesi, Nogay Kalkınma ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, Vietnam Eğitim ve Dostluk Derneği kurucu üyesi-</div> <div></div> <div></div>