<div><span><span><strong>"Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin”</strong>in 88 yıllık haçlı işgaline son verirken Roma’da haberi alan Papa’nın inme geçirip ölümünün üzerinden geçen 831 yıl ve sonrasında ciltler dolusu tarih bir yana, Kudüs bir yana!..</span></span></div> <div><span><span>Ey sevgili Sultan!.. Ne kudüs seni unuttu ne Ümmet-i Muhammed’in sana muhabbeti eksildi…</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>20 Eylül’de başlayan kuşatma sonucu, 2 Ekim 1187’de teslim alınan "Kudüs’ün Fethi”ne dair 2011 yılı Temmuz ayında yazdığı yazıda Prof. İlber Ortaylı, "1187 yılının temmuz ayında Selahaddin-i Eyyubi, Hıttin Savaşı’nı kazandı ve tarih yazdı”</strong> diyerek başlayıp <strong>Selahaddin</strong>’in <strong>Haçlıları</strong> bozguna uğrattığı o meydan savaşından ve <strong>“Büyük Fetih”</strong>ten bahsederken <strong>Haçlılar</strong>’a dair de önamli ayrıntılara dikkat çekti…</span></span></div> <div><span><span>İşte <strong>“Kudüs’ün Fethi”</strong> başlığı altında <strong>İlber Hoca'</strong>nın hatırlattıkları</span></span></div> <div><span><span>:</span></span></div> <div><span><span><strong>Selahaddin-i Eyyubi</strong>’nin <strong>Kudüs</strong> kuşatması <strong>boğma stratejisi</strong> ile meşhurdur. </span></span></div> <div><span><span>Şehrin suyunu ve yiyeceğini kesti, açlık başladı. </span></span></div> <div><span><span>Yetmedi, etrafta büyük ateşler yaktırarak kuşatılanları dumana boğdu. </span></span></div> <div><span><span>Yaz sıcağı ve duman, adeta şehrin güney yakasındaki <strong>Gehonim</strong> (İbranca “<strong>cehennem</strong>”e kaynak olan isim) denen derin çukurun ismine hak verdirecek bir hava yarattı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Kral Guy of Lusignan,</strong> yarma harekatına girişmek için dışarı çıktığında kuşatmacılar bu bölgeye ve <strong>Selçukiler</strong>e has çember stratejisini uyguladı. </span></span></div> <div><span><span>Önce <strong>saflar şövalyelerin karşısında zayıfça savaşarak </strong>ikiye ayrıldı, sonra düşmanı kuşatıp çembere aldılar ve imha ettiler.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Selahaddin</strong>, sezgisi kuvvetli bir komutandı. </span></span></div> <div><span><span>Mukaddes topraklarda kurulan, <strong>imanlı, inatçı ve gaddar şövalyeleri</strong> yani <strong>St. Jean takımını </strong>imha etti. </span></span></div> <div><span><span>Laik şövalye ve asillerin fidyesini tercih etti. </span></span></div> <div><span><span>Hatta bazılarını <strong>“Fidyenizi alıp gelin”</strong> diye memleketlerine yolladı.</span></span></div> <div><span><span>Bunlar kurtuluş fidyelerini yanlarına koyup geri geldiler. </span></span></div> <div><span><span>Alicenap davranışından dolayı dost oldular, <strong>“Saladin” </strong>ismini kendi aile unvanına ilave eden <strong>Fransız</strong> <strong>şövalye</strong> vardır.</span></span></div> <div><span><span>Hiç şüphesiz <strong>1187</strong>, <strong>Filistin</strong> ve <strong>Suriye</strong>’deki <strong>Haçlı</strong> hâkimiyetinin sonu değildi. </span></span></div> <div><span><span>Daha bir insan ömrü kadar beklemek gerekecekti ama çöküntü başlamıştı. </span></span></div> <div><span><span>Zaten <strong>Haçlılar,</strong> İ<strong>srail</strong>’in ünlü <strong>Ortaçağ</strong> tarihçisi <strong>Joshua Prawer’</strong>in de ifade ettiği gibi bu topraklara uyum sağlamış değillerdi. </span></span></div> <div><span><span>Ne yemeleri ne içmeleri, hatta ne de yıkanma ve temizlik alışkanlıkları bölgeye uygundu. </span></span></div> <div><span><span>Filistin’deki <strong>Müslüman</strong> ve <strong>Yahudileri</strong> katledip nefret ettikleri gibi, yerli <strong>Hıristiyanlara</strong> da aynı kötü muameleyi gösterdiler. </span></span></div> <div><span><span>Nitekim <strong>Hıristiyanlar, Müslüman</strong> devlete daha evvel ödedikleri cizye vergisini şimdi de <strong>Haçlı krallığına</strong> ödemek zorunda kaldılar.</span></span></div> <div><span><span><strong>Selahaddin-Richard karşılaşması</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Selahaddin-i Eyyubi</strong> istisnai bir komutan olarak hem mensubu olduğu <strong>Kürt Eyyubi</strong> hanedanının hem de hizmetinde olduğu <strong>Musul-Suriye</strong> atabeyliğinin ve <strong>Selçuki</strong> devletinin hizmetinde sivrildi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mısır</strong>’da <strong>Fatimi</strong> hakimiyetini o sona erdirdi.</span></span></div> <div><span><span>Şüphesiz ki <strong>ilk İslam fütuhatı</strong> ve <strong>Emevi</strong> <strong>İmparatorluğu</strong>’ndan sonra bütün <strong>Ortadoğu</strong>’da bu kadar sivrilen ve coğrafyaya hâkim olan bir askere rastlamak mümkün değildir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Kudüs</strong>’ün fethi bu kadarla kalmadı, bu <strong>Müslüman</strong> idarenin yeniden kurulması için bir geçiştir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hıristiyan</strong> dünyası şoktaydı, <strong>Papa III. Urban, Roma</strong>’ya felaket haberi ulaştığında inme inip öldü. </span></span></div> <div><span><span>Art arda <strong>Haçlı</strong> <strong>seferleri</strong> tertiplendi.</span></span></div> <div><span><span>Üçüncüsü artık Latin milletlerden çok <strong>“Aslan yürekli” Richard</strong> (İngiliz), <strong>Frederick Barbarossa</strong> (Alman) ve <strong>Philip August</strong>’un (Fransız) tertiplediği düzenli bir şövalye ordusuydu. </span></span></div> <div><span><span>Anadolu’yu rahatça geçtiler. </span></span></div> <div><span><span><strong>Selçuklu</strong> ülkesi bu anda haçlılarla didişmek için neden görmedi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Frederick</strong> <strong>Barbarossa,</strong> <strong>Silifke</strong> <strong>çayı</strong>nda boğuldu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Alman</strong> <strong>takımı</strong> seferden çekildiyse de sadece bu sebepten dolayı mı bilinemez. </span></span></div> <div><span><span><strong>Philip August </strong>ile <strong>Richard</strong> kutsal ülkeye ulaştılar, yani <strong>Selahaddin</strong> ile <strong>Richard</strong>’ın karşılaşması hâlâ şövalye edebiyatını süsleyen bir motif. </span></span></div> <div><span><span><strong>Kudüs</strong> elan <strong>Müslümanların</strong> elindeydi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Dördüncü haçlı seferi</strong>nin lojistik işine <strong>Venedik</strong> girişti, kör ve kudretli <strong>Venedik doçu Enrico Dandolo,</strong> <strong>Haçlı</strong> ordularını ikna etti.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>“Kâfirin beteri Kudüs’te değil İstanbul’dadır”</strong> dedi. <strong>1204</strong>’te <strong>Konstantiniyye</strong> gafil avlandı, <strong>Haliç</strong> tarafındaki surlardan şehre girdiler. </span></span></div> <div><span><span><strong>İstanbul</strong> asıl düşüşü bu yılda yaşadı. </span></span></div> <div><span><span><strong>İtalya</strong>’ya ve <strong>Avrupa</strong>’ya taşınmayan servet kalmadı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ayasofya</strong>, <strong>Katoliklerin</strong> eline geçti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Geride sadece bir anı mı kaldı?</strong></span></span></div> <div><span><span>Arada bir de <strong>çocuk Haçlı seferi </strong>tertiplendi. </span></span></div> <div><span><span>Mistisizme erken kapılan veya yaşama hakkı pek olmayan <strong>fakir çocuklar</strong> <strong>ordusu</strong> mukaddes ülkeye yöneltildi. </span></span></div> <div><span><span>Yollarda perişan oldular, <strong>“Sizi mukaddes ülkeye ulaştıracağız”</strong> diye çocukları <strong>Marsilya</strong>’da gemilere yükleyen adamlar sadece karşı kıyıya, <strong>Cezayir</strong> ve <strong>Fas</strong>’a yelken açıp gençleri esir pazarlarında sattılar.</span></span></div> <div><span><span><strong>Fransa kralı St. Louis 1250</strong>’de mukaddes ülkeye yöneldi, <strong>Kudüs</strong>’ü aldı ve <strong>azizlik</strong> şöhretini pekiştirdi. </span></span></div> <div><span><span>Bu ikinci safhadır. </span></span></div> <div><span><span>Ama ne mukaddes ülkeyi elde tutacak güç bu <strong>Frenklerin</strong> elinde kalmıştı ne de mukaddes topraklardaki her dinden yerlilerin ikinci defa gelen bu istilaya tahammülü vardı. </span></span></div> <div><span><span>Üstelik <strong>Mısır</strong>’da yeni bir güç ortaya çıkmıştı:</span></span></div> <div><span><span><strong>Memluklar</strong>… </span></span></div> <div><span><span>Soyları sopları pek belli olmayan, esir pazarlarından alınıp gelen güçlü kuvvetli zeki askerler. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türk</strong> ve <strong>Çerkez</strong> <strong>asıllı</strong> bu <strong>Memluklar,</strong> <strong>Ortadoğu</strong>’ya yeniden çekidüzen verdiler. </span></span></div> <div><span><span>Ardından <strong>Haçlıların</strong> <strong>üstüne</strong> yöneldiler.</span></span></div> <div><span><span><strong>1291</strong> ve müteakip yıllarda <strong>Filistin,</strong> <strong>Haçlılardan</strong> ayıklanmıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Lusignan</strong> hanedanı <strong>Kıbrıs</strong>’a çekildi, <strong>Osmanlı</strong> fethine kadar orada kaldı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rodos</strong>’ta <strong>St. Jean şövalyeleri</strong> mekân tuttu. </span></span></div> <div><span><span>Bugünkü <strong>Yunanistan</strong> topraklarındaki kalıntılar dışında pek bir şey kalmadı.</span></span></div> <div><span><span><strong>“Haçlılardan İslâm dünyasında sadece kalan bir anı mı?” </strong>diye sorabilirsiniz. </span></span></div> <div><span><span>Hayır. </span></span></div> <div><span><span><strong>İslam dünyasında unutulmayan bir kin bıraktılar.</strong> </span></span></div> <div><span><span>Doğunun aydınları her çıkışta <strong>haklı veya abartılı olarak Haçlı zihniyeti </strong>aradı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Haçlı seferleri </strong>bir tarihi muamma gibiydi. </span></span></div> <div><span><span>Son 20 yılın içinde hem tarihçilerin hem de <strong>Amin Maalouf </strong>gibi romancıların eserleriyle <strong>İslam</strong> <strong>dünyasında</strong> da bu devir iki taraflı olarak ele alınıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>İlber Ortaylı,</strong> Milliyet -9 Temmuz 2011, Pazar-</span></span></div> <div><span><span>:</span></span></div> <div><span><span>Yazıda bazı siyahlaştırma ve paragraf atlatmalar bize aittir.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>