Rusya ile kopuş tüm Avrupa'nın ekonomisini kötüleştirdi
- 18-02-2026 07:37
- 523
Rusya ile kopuş tüm Avrupa 'nın ekonomisini kötü leştirdi
Rusya- Ukrayna ihtilafının faturasını tüm Avrupa ödüyor. Rusya ile kopuş tüm Avrupa'nın ekonomisini kötüleştirdi. Sıradan Avrupalı insanın cebinden çıkan paralar, vergiler, bir şekilde Ukrayna rejimine aktarılıyor.
Geçenlerde, CHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi, Maltepe eski Belediye Başkanı sayın Ali Kılıç ile bu konuları görüşürken kendisi de ALMANYA 'nın bugün yaş adığı sıkıntıları anlattı. Ali bey, uzun yıllar Almanya'da gazetecilik yaptı ve Avrupa'nın bu önemli ülkesini çok iyi bilen bir uzman.
Ali beyin önemli önemli değerlendirmelerini aynen sizlere aktarıyorum…
İşte, ALİ KILIÇ’ın değerlendirme yazısı:

Zeitenwende’nin (Zaman veya çağ değişimi) bedeli: Almanya’nın Rusya ile kopuş unun ekonomik ve siyasal faturası
Rusya–Ukrayna ihtilafı, Almanya için yalnızca bir dış politika
kırılması değildir; savaş sonrası kurulan ekonomik modelin, sosyal sözleşmenin ve jeopolitik konumlanmanın aynı anda sarsılmasıdır.
Berlin’in “Zeitenwende” ilanı, retorik bir dönüm noktası olmanın ötesinde, Almanya’nın Rusya ile Yarım yüzyıllık Enerji - temelli stratejik mimarisini tasfiye ettiğini ilan etmesiydi. Ancak bu tercihin maliyeti, bugün ekonomik verilerde ve toplumsal ruh hâlinde görünür hale gelmiştir.
Ucuz enerji modelinin çöküşü…
2021 itibarıyla Almanya’nın doğalgaz ithalatının yaklaşık yüzde 55’i Rusya’dan geliyordu. Bu oran yalnızca bir enerji bağımlı lığı değil; Alman sanayisinin Küresel rekabet avantajının temeliydi. Kimya , metalürji, otomotiv ve makine sektörleri, düşük maliyetli Rus gazı sayesinde Yüksek katma değerli üretimi sürdürebiliyordu.
Baltık üzerinden doğrudan gaz sağ layan Nord Stream AG, bu modelin sembolüydü. Bu strateji, Gerhard Schröder döneminde derinleşmiş, Angela Merkel döneminde ise siyasi mesafeye rağmen ekonomik rasyonaliteyle korunmuştu.
2022 sonrası ise tablo dramatik biçimde değişti:
• Gaz fiyatları, savaş öncesine kıyasla 8–10 katına kadar yükseldi .
• Hükümet, enerji şokunu absorbe etmek için yaklaşık 200
milyar avroluk destek paketi açıkladı.
• 100 milyar avroluk özel savunma fonu devreye alındı.
• Almanya Teknik resesyona girdi.
Rusya ile Ticaret hacmi 2021’de yaklaşık 60 milyar avro iken iki yıl içinde neredeyse yarıya indi. Enerji yoğun sektörlerde üretim bazı alanlarda yüzde 15–20 geriledi. BASF gibi Sanayi devleri, yatırımlarını ABD ve Asya’ya kaydırdı.
Bu, bir konjonktürel dalgalanma değil; rekabet avantajının aşı nmasıdır.
Ekonomik sı kış ma ve toplumsal ruh hâli…
1980’lerden 2010’lara uzanan dönemde Almanya’da hâkim duygu istikrardı. Refah artışı süreklilik arz ediyor, sosyal Devlet güvence sağlıyordu. Bugün ise enflasyonun yüzde 8’leri gördüğü bir dönemden geçildi; reel gelirler geriledi, enerji faturaları yükseldi.
Münih’teki Bayerischer Hof bünyesindeki restoranların personel yetersizliği nedeniyle Haftanın bazı günlerinde kapalı kalması, sembolik bir örnek olarak okunabilir. Aynı mekânın her yıl Münih güvenlik Konferansı ’na ev sahipliği yapması, küresel güvenlik tartışmaları ile yerel ekonomik kırılganlık arasındaki ironiyi derinleştiriyor.
Sağlık sisteminde randevu sürelerinin uzaması, eğitimde personel açığı, gastronomi ve hizmet sektöründeki işgücü krizi; bunların tümü yapı sal bir yorgunluğun göstergesidir.
Göç paradoksu ve siyasal kırılma…
Almanya demografik olarak yaşlanıyor ve işgücü açığı büyüyor. Sağlık, bakım, gastronomi ve lojistik sektörleri büyük ölçüde Göçmen emeğine dayanıyor. Bu bir tercih değil, ekonomik zorunluluk.
Ancak aynı dönemde özellikle eski Doğu eyaletlerinde Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yükseliş te. Merkez partiler – Alman Sosyaldemokrat Partisi (SPD) ve Birlik 90/ Yeşiller Partisi (Bündnis 90/ Dei Grünen) hatta Bavyera Eyaleti’nde Hristiyan Birlik Partisi (CSU) seçmen desteği kaybediyor.
Bu yükseliş yalnızca göç meselesi değil; “elitlerin halktan kopuşu” algısının ürünüdür. Ekonomik daralma, kimlik siyasetini besliyor.
Göçmen emeğine bağımlı bir Ekonomi ile göç karşı tı bir siyasal söylem arasındaki çelişki ise derinleşiyor.
Transatlantik yönelim ve stratejik özerklik sorunu…
Rusya ile enerji bağının kopması, Almanya’yı alternatif arayışlara itti; LNG ithalatı ve ABD ile güvenlik bağlarının güç lenmesi bu sürecin sonucu oldu . Ancak bu, stratejik özerkliğin daralması anlamına geliyor.
Münih Güvenlik Konferansı, Almanya’nın artık daha sert bir güvenlik mimarisinin merkezinde olduğunu gösteriyor. Berlin, Moskova ile ekonomik karşılıklı bağımlılık modelinden uzaklaşırken Washington’a daha fazla angaje oluyor.
Rusya ile girilen bilek güreşi, Almanya’ya yalnızca ekonomik değil; jeopolitik Yeniden konumlanma maliyeti de yükledi.
Türkiye boyutu: Kaçırılan stratejik eşik…
Bu tabloda Türkiye’nin rolü kritik. Enerji koridorları, NATO
çerçevesi, savunma sanayi ve göç yönetimi bakımından Ankara vazgeçilmez bir aktör. CDU Lideri Friedrich Merz , Türkiye ile ilişkileri düzeltme mesajları veriyor.
Ancak Türkiye’nin 60 yılı aşan AB sürecinin tıkanmış olması ve karşılıklı güven erozyonu, ilişkilerin potansiyelini sınırlıyor.
Almanya, Rusya ile kopuş sonrası yeni enerji ve jeostratejik denge arayışındayken Türkiye ile daha rasyonel bir çerçeve geliştirebilirdi; fakat siyasi çekinceler bu alanı daraltıyor.
Sonuç: Bir modelin sonu mu, dönüşümü mü?
Almanya çöküşte değil; fakat alıştığı ekonomik formül geçerliliğini yitiriyor.
Eski model :
• Ucuz Rus enerjisi
• Yüksek ihracat fazlası
• Güçlü sosyal devlet
• Siyasi merkez istikrarı
Yeni gerçeklik:
• Yüksek enerji maliyetleri
• Jeopolitik risk
• Demografik daralma
• Siyasal kutuplaşma
Rusya ile didişmenin faturası yüz milyarlarca avroyu bulan Kamu harcamaları, kaybedilen ticaret hacmi ve aşınan rekabet gücü olarak karşımıza çıkıyor. Daha önemlisi, toplumun zihinsel Dünyası nda “güvence” duygusu zedelenmiş durumda.
Soru artık şu: Almanya yeni bir enerji ve sanayi paradigması üreterek rekabet gücünü yeniden inşa edebilecek mi? Yoksa Rusya ile kopuş, Avrupa’nın lokomotif ekonomisini uzun vadeli bir yavaşlama dönemine mi sürükleyecek?
“Çanlar kimin için çalıyor?” sorusu retorik olabilir. Ancak kesin olan şu: Çanların sesi yalnız Berlin’de değil, tüm Avrupa’da yankılanıyor. (Ali Kılıç)
*
Ali beyin değerlendirmesi böyle, söyledikleri dikkat çekici ve önemli; umarız Rusya ile kopuşu Avrupa’yı karanlık günlere sürüklemez…
.
Fuad Safarov , dikGAZETE .com