Analiz/Röportaj/Dizi/Tefrika

Türkiye Kırım’da ne yapmalı? -Ünver Sel yazdı-

Kırım Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı, Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı ve Uluslararası Kırım Dostları Derneği Başkanı Ünver SEL, “TÜRKİYE KIRIM’DA NE YAPMALI” başlığı altında bir yazı kaleme aldı

Türkiye Kırım’da ne yapmalı? -Ünver Sel yazdı-
26-01-2023 00:42

Ünver Sel’in yazısı şöyle:

Dış politika, bütünlük arz eder. Bir bölgeyle ilgili yürüttüğünüz siyaset, diğer ilgi alanlarınızı da etkiler.

Bugün Türkiye’nin Kırım politikası Balkanlar, Kafkaslar, Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz’de çıkarlarımızı doğrudan etkiliyor.

Tarihte de hep böyle olmuştur.

18 ve 19. Yüzyılda Kırım politikasında yapılan yanlışlar Kıbrıs’ın kaybedilmesine neden oldu.

Rus orduları, İstanbul’da Yeşilköy’e, doğuda Erzurum’a kadar geldi.

Kıbrıs’ı İngilizlere verdik, İstanbul’u kurtardık. Fakat doğudaki işgal 1922’ye kadar sürdü.

Doğunun işgali Kürt sorununu ve Ermeni ayrılıkçılığı körükledi.

Şeyh Saitler, Taşnak çeteleri palazlandı.

Binlerce vatandaşımız katledildi.

Musul’u, Kerkük’ü ve Halep’i alma gücümüz kalmadı.

Bu siyaset nedeniyle Balkanlardaki topraklarımızı kaybettik.

Mustafa Kemal Paşa ve İstiklal Harbi başarılı olmasaydı, Türkiye diye bir devlet de olmayacaktı.

Bütün bunlardan ders almadık.

2. Dünya Savaşı sırasında Kırım’da Nazi Almanyasını destekledik.

Alman Ordusu’nun yanında savaşmak üzere Müslüman taburları kuruldu.

Sonuçta 70 yıldır siyasetimiz, ekonomimiz, güvenliğimiz NATO’ya bağımlı hale geldi.

Kırım’da takip edilen politika, bir çeşit kelebek etkisi yaratır.

Bugün de aynı hataları yaparak farklı sonuçlar elde etmeye çalışıyoruz.

Bir yandan Ukrayna’ya silah satıyoruz. Rusya’ya karşı savaşacak birlikleri donatıyoruz. Diğer yandan Rusya ambargosuna katılmıyoruz.

Denge siyaseti” adı altında seçime sürüklenen bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Partiler arasında “Kim daha fazla NATO’cu görünecek” oyunu oynanıyor.

Belediyeler bile bu oyuna alet ediliyor. Anadolu’daki Kırım Tatarları yönlendirilmeye çalışılıyor.

Tarihi Kırım Hanlığı topraklarını Ukrayna mı alsın, Rusya mı alsın gibi bir kör döğüşü yaşanıyor.

Kırım Tatarları bu oyuna alet olmak istemiyor.

Peki ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeliyiz?

Öncelikle Ukrayna’daki çatışmalarda bizi doğrudan taraf gösterecek hamlelerden kaçınmalıyız.

Kırım’ın tarihteki statüsüne her zaman Türkiye ve Rusya karar vermiştir.

1774 Küçük Kaynarca ve 1792 Yaş Antlaşmaları ile bir düzen kurulmuştur.

1921 tarihli Sovyetler Birliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında imzalanan Moskova Antlaşması referans alınmalıdır.

Zira bu antlaşma ile Sovyetler, Sevr Antlaşmasını reddetmiş, Misak-ı Milli’yi tanımıştır.

Kars, Ardahan ve Artvin Türkiye’ye bırakılmıştır.

Türkiye, bu felsefeyle hareket etmeli, Kırım’ın kaderini batılı güçlere bırakan siyasetini terk etmelidir.

- Kırım Tatarlarının siyasi, ekonomik, kültürel ve dini hakları konusunda Türkiye garantör olmalı, Kırım’la özel statülü bir ilişki geliştirilmelidir.

- Karadeniz’in güvenliği ve 3. Tarafların saldırılarına karşı Black Sea For ve Karadeniz Harmoni Operasyonu benzeri yeni bir düzen kurulmalıdır.

- Enerji güvenliği ve bölgedeki terörizme karşı ortak hareket edecek mekanizmalar geliştirilmelidir.

- Türk Savunma Sanayisinin geliştirilmesine yönelik teknoloji transferi içeren iş birlikleri sağlanmalıdır.

- Tahıl Koridoru benzeri, ticareti güvence altına alacak çok taraflı antlaşmalar yapılmalıdır.

Bu önerilerimiz sadece birer temenni değildir. Tarihin bize gösterdiği birer zorunluluktur.

Bu bilinçle hareket etmeli ve Kırım Tatarlarının geleceği, barış ve istikrar için elimizden geleni yapmalıyız.

.

Ünver Sel, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER