Genel

Erdoğan: "Bizi birbirimize düşüremezler"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomide kriz görüntüsü oluşturmak ve kendilerini birbirine düşürmek isteyenlerin başarılı olamayacağını belirterek, “Ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar” dedi. Türkiye’yi şikayet edenlerin

Erdoğan: "Bizi birbirimize düşüremezler"
15-03-2015 16:49

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomide kriz görüntüsü oluşturmak ve kendilerini birbirine düşürmek isteyenlerin başarılı olamayacağını belirterek, “Ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar” dedi. Türkiye’yi şikayet edenlerin model olarak heveslendiği ülkelerin başkanlık sistemiyle yönetildiğine dikkat çeken Erdoğan, sürekli darbe üreten, ülkeye patinaj yaptıran mevcut sistemde ısrarın millete haksızlık olduğunu söyledi.
Balıkesir’de “Ekonomi Ödülleri 2015” törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, firmaların emeklerinin karşılığını bulup Balıkesir’in çok daha büyük yatırımlara ev sahipli yapmasını diledi. Balıkesir’in sanayiden turizme kadar birçok alanda ülke ekonomisine ciddi katkılar yaptığını ifade eden Erdoğan, sonuçlandırılan hizmetleri devreye almaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Koşan, terleyen, çalışan bir cumhurbaşkanı olacağını taahhüt ettiğini hatırlatan Erdoğan, “Dün Çanakkale’de, bugün Balıkesir’de bir aradayız. Ondan önce daha birçok şehrimizde milletimizle buluştuk. Çünkü bu heyecanı vermek, istikamet çizmek bizim görevimiz. Cumhurbaşkanlığı külliyemizde muhtarlarımız, sanatçılarımızla, ülkemizde dikili taşı olanlarla bir araya geliyoruz. Aydınlarımızla bir araya geliyoruz. Yeni Türkiye yolunda milletimizle birlikte yürüyoruz. Balıkesir yanımızda yer alacağından şüphem yok” diye konuştu.
İçinde bulunduğumuz 2015 yılının çok önemli olduğunu, yüzyıl önce Çanakkale’de tarihin yeniden yazıldığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim bu şanlı zaferimiz işgal altındaki milletlere özgüven kazandırdı. Türkiye’nin ekonomideki bire beş katlaması bile dünya Müslümanlarını özgüven sahibi yaptı. Onlara umut veriyoruz. Çanakkale zaferinin etkilerini hala yaşıyoruz. Yıllarca bu millete tarihini unutturmak istediler. Milletimize umutsuzluk aşılamak için yıllarca bizden adam olmaz dediler. Üretmemize, bir alanda yoğunlaşmamıza müsaade etmediler. Sadece tüketen, pazar olmamızı istediler. Asla buna yol vermediler. Sadece takdir eden olmamızı istediler. Bunun için çalıştılar. 2015 yılına girdik. Hala kendi arabamızı üretemememizin sancılarını yaşıyoruz. Kendi yolcu ve savaş uçaklarımızı üretemememizin sıkıntılarıyla mücadele ediyoruz. Hiç endişe etmeyin. Çoğu gitti, azı kaldı” diye konuştu.

“2023’TEN SONRAKİ TÜRKİYE BAMBAŞKA BİR TÜRKİYE OLACAK”
“2023’ten sonraki Türkiye bambaşka bir Türkiye olacak” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz millet olarak bil silkindik mi pir silkiniriz. Kendimize geldik mi üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur. Şimdi yeni bir silkinişle önümüzdeki dönemin, bölgesinde ve dünyada sözüyle, gücüyle, adaletiyle, medeniyetiyle parlayan bir yıldızı haline dönüşecek. 2023 hedeflerimiz bunun alt yapısını oluşturuyor. 2071 vizyonumuzla da bu hedeflere süratle ilerleyeceğiz. Bizim mağlup olmayı içine sindiremeyen bir karakterimiz var. Bu kimliği açığa çıkardığımızda bu büyük potansiyeli hayata geçirdiğimizde yeni Türkiye’yi kısa sürede inşa edebiliriz. Buna dünyadaki bütün mazlumların ihtiyacı var”.
Ülkenin gelişmesinden rahatsız olanlar olduğunu söyleyen Erdoğan, “Türkiye’nin bu vizyonunda rahatsız olanlar var. Hem içeride, hem dışarıda olanlar var. İçeride olanlara soruyorsun: Senin istediğin ne? Ne bir dikili taşı, ne projesi var. Biz büyük resme kilitleneceğiz. Allah’ın yardımıyla bütün engelleri aşacağız. Oturarak Hızır beklenmez. Çok çalışacağız. İhlasla, temiz kalple çalıştığımızda Rabbimiz yardımını, nusretini bizden esirgemeyecektir” dedi.
12 yılda ülkeye hak ettikleri hizmetleri yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Ülkenin üstüne ölü toprağa serpilmişti. Milletimiz hak ettiği hizmetleri alamamıştı. Yarım kalan işleri süratle tamamladık. Yeni projeleri hayata geçirdik. 12 yılda Türkiye’nin çehresini değiştirdik. Geçmişte yapılanların 5 katını ülkemize kazandırdık. Eğitimde bunu yaptık. 176 üniversitemiz var. Ülkemizin her vilayetinde üniversite var. Geldiğimizde yerleştirilen üniversite öğrenci sayısı yüzde 10’du. 20’ye çıktı. Hedef bunu daha ileri taşımak. Kaliteyi de artırmak. Adalet de emniyet de aynı şeyleri yaptı. Ulaşımda yaptıklarımızı zaten görüyorsunuz. Biz laf üretmedik, iş ürettik. Bizim aşkımız var bu milletle bu vatana. İstanbul-İzmir otoyolu Balıkesir’den geçecek. Artık aradaki zaman ne denli kısalıyor, yol emniyeti ne denli artıyor bunu düşünün. Çanakkale ile ilgili köprünün projesi hızla devam ediyor. Çanakkale köprüsü de bitirildiğinde bölge çok daha farklı bir hale gelir”.

"KRİZ GÖRÜNTÜSÜ İÇİN ÇALIŞANLAR BAŞARAMAYACAK. BUNLARIN HEPSİ KOSKOCA BİR HİÇ"
Birilerinin kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye’yi eski kötü günlerine döndürme gayreti içine girdiğini söyleyen Erdoğan, "Bu süreçte, açık konuşayım, karşımıza inanın, dış güçler kadar, içerideki maşaları da çıktı. Kimi zaman darbe söylentileri, kimi zaman kapatma davalarıyla ortaya çıktılar. Kimi zaman siyasi, kimi zaman ekonomik, kimi zaman sosyal kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye’yi eski kötü günlerine döndürme gayreti içine girdiler. Hatırlayın. Gezi’den, 17, 25 Aralık teşebbüsüne kadar, son yıllarda yaşadığımız bütün hadiselerin gerisinde hep aynı maksat vardır. Şimdi de döviz, faizle, manipülasyonla, fısıltıyla, MİT müsteşarıyla, ellerine ne geçerse, bununla, aynı yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomideki belirsizlik, bir kriz görüntüsü oluşturmak için özellikle çalışıyorlar. Ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar. Bundan sonra da başaramayacaklar. Biz ne zaman, nerede ne yapacağımızı çok iyi biliriz. Dışarıdan birileri köşelerinde bir şeyler yazıyorlar. Bunların hiçbirisi aklımıza girmez. Biz ne yaptığımızı, nasıl çalıştığımızı aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz.
Filanca iş adamın, filanca holdingin, filanca üst aklın, filanca köşe yazarlarının yazdığı yazılar, bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz. Bunu da böyle bilmeleri lazım. Birileri köşelerinden yazıyor. İşte Sayın Gül ile yazıyorlar. Şahsımla ilgili yazıyorlar. Sayın başbakanımız ile ilgili yazıyorlar. Bunların dertleri, acaba bunları birbirine düşürebilir miyiz? Boşuna uğraşmayın. Bunları başaramazsınız. Bunlar boş, nafile şeyler. Eğer yapacağınız bir şey varsa, gelin yarışın içinde girin bu yarışta yerinizi alın. Yapacağınız bir şey varsa bu. Çok açık söylüyorum. Kırk çürük yumurtadan bir sağlam yumurta çıkmaz. Hala bunlar buradalar. Böyle yürünmez. Ülkeye zarar veriyorsunuz. Karşımızda bütün umudunu sokak olaylarına, Vandalların eylemlerine, çözüm sürecinin başarısızlığa uğramasına bağlamış hastalıklı bir zihniyet var. Terörle mücadelede neler kaybettiğimiz belli. Bunu bilmeyen var mı? Eğer bu kayıplara uğramamış olsaydık, bugün çok çok farklı bir yerde olacaktık" şeklinde konuştu.

“KÜRT MESELESİ YOK”
Devletin batıya ne yaptıysa doğuya da yaptığını belirten Erdoğan, Kürt meselesi olmadığını söyledi. Erdoğan şunları kaydetti:
“Varsa yoksa Kürt meselesi. Kardeşim ne Kürt meselesi? Böyle bir şey yok. 2005’te Diyarbakır konuşmamda bunu açıkladım. Ne dedim? Bu ülkede her etnik unsurun kendine has sorunları var. Roman kardeşlerimin de meseleleri var. Kürt’ün de, Laz’ın da, Abaza’nın da meselesi var. Bunları gidermek hükümetlerin görevi. Bunları yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın en üst kademelerine yönetici gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetlerinde var mısın? Var. Ne istiyorsun ya? Bizden farklı neyiniz var? Her şeye sahipsiniz. Yıllar yılı yol yoktu yolunuzu yaptık. Hakkari’ye havaalanı yaptırmıyorlar. Bunları biz yaptık. Müteahhitlerin makinelerini yıkıyorlar. Hani hizmet istiyordun? Iğdır’a yaptık, Ağrı’ya yaptık. Kars’ta havalimanı var. Bu devlet batıya ne yaptıysa doğuya, güneydoğuya da aynısını yapıyor. Dert başka. Biz renk politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Asimilasyon politikalarını, inkar politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Biz yaratılan Yaradan’dan ötürü sevdik, seviyoruz. Başbakanken de Türk’e kardeşim dediğim gibi, Kürt’e de, Boşnak’a da, Laz’a da kardeşim dedim. Ayrım yok. Alevi’si, Sünni’si, asla ayrım yok. Ama bu işleri köpürterek bu ülkede bu işin siyasetini çirkin şekilde yapıyorlar. Bu oyuna gelmememiz lazım. Bir, iri, diri olmamız lazım. Kardeş olmamız lazım. Türkiye 1994 krizi gibi, 2001 krizi gibi, 70’ler gibi çatışma ortamına girse, inanın sevinçlerinden yerlerinde duramayacaklar. Ülkenin, milletin gördüğü zarar umurlarında değil. Bu kaos ortamından, kriz ortamından bir menfaat devşirebilirler mi tek dertleri bu. Milletimiz bunu gayet iyi görüyor."

BAŞKANLIK SİSTEMİ İÇİN DESTEK İSTEDİ
Başkanlık sistemi için destek isteyen Erdoğan, “Milletvekili sıfatını taşıyan iki zat, kendi ülkesini şikayet ediyor. Maalesef böyle bir siyaset, muhalefet anlayışı var. Dünya değişiyor, bizdeki bir takım kafalar eski Türkiye’den vazgeçmiyor. Bunların yeni Türkiye’de yeri yok. Yeni döneme uygun yeni araçlarla ülkemizi hedeflerine ulaştırmak mecburiyetindeyiz. Bu bizim gelecek nesillere olan borcumuzdur. Ben yeni Türkiye diyorum. Yeni anayasa diyorum. Bunları cumhurbaşkanı olduktan sonra söylemiyorum. Mevcut sistem artık Türkiye’yi taşıyamıyor. Sürekli darbe üreten, darbeci yetiştiren bu anayasa bizim ufkumuzu aydınlatamaz. Türkiye’yi şikayet ettikleri model olarak heveslendikleri ülkeler başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Ama kendileri kullanım ömrü bitmiş, soluğu kesilmiş, tedavülden kalkmış, soğuk savaş dönemi artığı, 27 Mayıs üretimi, 12 Eylül darbesiyle tahkim edilmiş bir sistemle Türkiye devam etsin diyorlar. Bu sistemde ısrar etmek milletimize haksızlıktır" dedi.

“NİÇİN PATİNAJ YAPMAYA DEVAM EDİYORUZ”
"Yeni Türkiye girişimcilerin elinde yükselecek" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir. Bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsin. Bu ülke bu şekilde sıçramaz. Amerika parlamenter demokrasiyle başlamıştı. Yürümeyince başkanlık sistemine geçtiler. Ondan sonra sıçrama yatılar. Fransa’da yine aynı şekilde. Ondan sonra onlar sıçradı. Önümüzde bu örnekler varken biz niçin patinaj yapmaya devam ediyoruz? Yeniden bir keşfe ihtiyacımız yok. Önümüzdeki ülkelere bakacağız, onlar buralara nasıl gelmişse, bizde aynı şekilde yapacağız” şeklinde konuştu.
’İç güvenlik paketi’ görüşmelerine değinen Erdoğan, "Bir iç güvenlik yasasıyla ilgili parlamentoda müzakere süreci var. Haftalar geçti, aylar geçecek belki, hala çıkmıyor. Çoğunluk iktidarda. 220 mi büyük, 310 mu büyük? Engelliyorlar. Sistem sakat da onun için. Eğer bir madde üç saatinizi alacaksa, bunu kavga, gürültüyle süslemeye kalkarlarsa oradan yasa çıkar mı? Sabahlara kadar üç madde, beş madde. Bazen yorulup gidiyorlar. Bu iş böyle yürümez. Bunların demokrasiye inançları yok. İnanıyorsan engelleme. Gel düşünceni söyle, projeni ortaya koy" diye konuştu.

“PARTİ KAPATILMASI TEKLİF DAHİ EDİLEMEMELİ”
Partilerin kapatılmasının tarih olması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Şimdi aynı şekilde parti kapatılsın mı, kapatılmasın mı bunu tartışıyorlar. Şu anda cumhurbaşkanı sıfatıyla değil, başbakan ve genel başkan olduğum dönemin sıfatıyla konuşuyorum. Partilerin kapatılmamasıyla alakalı 2010 anayasa değişikliğini yaparken, orada biz, gelin partileri kapatmayalım, bunun tedbirlerini alalım. Ve o maddeye geldiğinde, 3 parti parlamentoyu terk etti. Onlardan kimse yok. maalesef içimizden de birkaç tane ihanet eden çıktı. Onlar da mecliste bulunmadılar. Biz referandum şansını yakalayamadık. Eğer yakalayabilseydik, diğer anayasa maddeleri nasıl millete gittiğinde yüzde 58 aldıysa, o madde de çıkacak, partilerin kapatılması tarih olacaktı. Biz bu işte bu kadar samimi davrandık. Ama bunlar davranmadı. Bu yine meclise geldi. Anayasa komisyonundan da geçti. Genel kuruldan da geçmek suretiyle artık ülkemde parti kapatılması tarih olur. Gerçek kişiyle tüzel kişileri birbirine karıştırmayalım. Ceza gerçek kişiye verilmesi lazım. Bir partinin başkanı suç işlediyse ver. Üyesi işlediyse ver. Ama bir partiye niye veriyorsun? İktidar partisinin 22 milyon oy vereni var. Siz o partiyi kapattığınızda 22 milyonu cezalandırıyorsunuz. Bu adalet midir? Bir siyasi partinin kapatılması teklif dahi edilemez hükmü oraya gelmesi lazım. Suçu işleyen kimse bedelini öder. Kökünden bunun kazınması lazım. Aynı şeyin vakıflar, dernekler için de söylüyorum. Suç işleyeni cezalandır. Tabelayı cezalandırmakla bir yere varamazsın” diyerek, partilerin değil, kişilerin cezalandırılması gerektiğini söyledi.
(İHA)
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER