Genel

Batı medyasına ’üç maymun’lu gönderme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gezi olayları sırasında canlı yayın yaparak Türkiye hakkında çok farklı görüntüler vermeye çalışanların, diğer ülkelerdeki hadiseler karşısında şuanda üç maymunu oynadıklarına şahit oluyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep

Batı medyasına ’üç maymun’lu gönderme
01-05-2015 19:43

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gezi olayları sırasında canlı yayın yaparak Türkiye hakkında çok farklı görüntüler vermeye çalışanların, diğer ülkelerdeki hadiseler karşısında şuanda üç maymunu oynadıklarına şahit oluyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, Türk-İş Konfederasyonu, Hak-İş Konfederasyonu ve DİSK Konfederasyonu’na bağlı sendikalar ile taşeron işçileri temsil eden 434 işçi ile bir araya geldi.
İşçilere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam inancında hakka, hukuka ve emeğe çok büyük verildiğinin altını çizdi.
Kur’an-ı Kerim’de “insanların eşyalarını, mal ve ücretini eksik vermeyin” diye emredildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peygamberimiz bir hadisi şerifinde ‘işçiyi çalıştırıp hakkını ödemeyenlerin kıyamet günü hasmıyım’ derken, bir başka hadiste de, ‘işçiye ücretini alın teri kurumadan verin’ diye buyuruyor. Tarihimizde önemli bir yeri olan ahilik teşkilatı sadece esnafın değil aynı zamanda esnafların yanında çalışan işçilerinde dayanışma ve ahlakını temsil eden bir yapıdır. Çalışanın hakkını tam olarak verme konusunda ecdadımız gerçekten çok titiz davranmıştır. Bu konuda büyük usta Mimar Sinan’la ilgili bir hadiseyi kısaca sizlere nakletmek istiyorum. Süleymaniye Camii’nin inşası sırasında Mimar Sinan bazı ustalar daha fazla yevmiye verdiği için Kanuni’ye şikayet ediliyor. Kanuni bu durumun sebebini Mimar Sinan’a sorduğun da o büyük usta kendisini cami inşaatına davet eder. Burada çalışan ustaları uzaktan Kanuni’ye gösterir ve derki, ‘ben her ustanın taşlara vurduğu çekiç sayısını hesapladım.’ Bakın 8 saat çalışıp, çalışmadığını değil. O ‘çekiç sayısını hesapladım’ diyor. ‘Yevmiyelerini de ona göre veriyorum’ diyor. Arkasından da Kanuni’ye şunu söyler, ‘Hak sahibine hakkını eksiksiz verin. Rabbim böyle buyuruyor. Dolayısıyla Rabbimin huzuruna yüz akıyla çıkabilmem için vurulan fazla çekiçlerin hakkını takdir etmeye mecburum. Kul hakkı hakların en zor affedilenidir’ diyor. Evet biz işte böyle bir kültürün, böyle bir medeniyetin mirasçılarıyız. Dikkatinizi çekiyorum bu ilk defa 1886 yılında Avustralya’da kutlanmaya başlayan 1 Mayıs İşçi Bayramı daha yokken yaşanmış bir hadise. Şimdi herkes Avustralya’yı 1886’yı gösterir. Geç, bak daha Osmanlı, Mimar Sinan onu hangi hassasiyetler içerisinde yapmış. Bazı şeyler kanun zoruyla değil ancak kalple, gönülle, vicdanla, Allah muhabbetiyle olur. Bunlar aynı zamanda insanı insan yapan hasletlerdir” dedi.

“EĞER KULUN HAKKINI GASP EDİYORSAN YANDIN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘kul hakkı’ kavramının manasını özümsemiş hiç kimsenin başka birinin gaspetmeyi aklından geçirmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Allah’ın “benim karşıma kul hakkıyla gelmeyin” diye buyurduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok zengin olabilirsin eğer kulun hakkını gasp ediyorsan yandın. Hakiki, sosyal barış işte bu anlayışlar üzerine bina edilmiş ilişkilerle sağlanır. Lütfen dikkat ediniz burada çıkar çatışmalarının uzlaştırılması değil kişinin insan sıfatıyla zaten sahip olduğu hakların korunması söz konusudur. Bizim medeniyetimizle batı arasındaki en büyük farkta işte budur. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü bu anlayışla değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu doğrultuda yapılacak her türlü çalışmayı samimi olarak destekleyeceğimi, işçilerimizle, emekçilerimizle kol kola sonuna kadar yürüyeceğimi belirtmek istiyorum. Benim nazarımda her işçinin emeği kutsaldır. İşçilerimizi çalıştığı yerle veya mensubu olduğu sendikayla değil alın teriyle, işindeki başarısıyla, ailesine, ülkesine ve milletine yaptığı katkıyla değerlendiriyorum. Örgütlenme ve hak arama mücadelenizi de bu çerçevede destekliyorum. Hakkımızı elbette sonuna kadar arayacağız ama asla yıkıcılığa, vandallığa pirim vermeyeceğiz. Türkiye geçmişte çalıştığı fabrikayı yakan, yıkan, ekmek yediği tezgahı parçalayan işçi hareketleri gördü. Biz böyle bir anlayışı asla kabul etmiyoruz. İnsan ekmek yediği tezgahı parçalamaz. İşine ihanet eden kendisinin ve ülkesinin, milletin istikbaline ihanet etmiş demektir. Türkiye inşallah bir daha o eski kara günleri yeniden yaşamayacaktır. Buradaki her bir işçi arkadaşımın da bu anlayışla olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

“ÜÇ MAYMUNU OYNADIKLARINA ŞAHİT OLUYORUZ”
Türkiye’de 2013 yılının baharından beri çok ibret verici bir takım hadiseler yaşandığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yaşanmaya devam ettiğini kaydetti.
Gezi olaylarıyla ile başlayan bu süreçte bir takım ülkelerin Türkiye’yi sürekli eleştirdiğini, yaptıkları yayınlarla adeta hadiseleri tahrik ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Sonra benzer hadiseler Almanya’da yaşandı daha sonra ABD’de yaşanıyor. Gezi olayları sırasında canlı yayın yaparak Türkiye hakkında çok farklı görüntüler vermeye çalışanların, karalayanların diğer ülkelerdeki hadiseler karşısında şuanda üç maymunu oynadıklarına şahit oluyoruz. Hiçbir şey yazıyorlar mı? Televizyonlarda yayın yapıyorlar mı? Orada öldürülen o zenci insan değil mi? Hatta hatta bizim de bir gazetecimiz yerlerde sürüklendi orada. 5 saat gözaltına aldı. İşte en son ABD’de yaşanan hadiselerle ilgili henüz kimseden endişeliyiz açıklaması gelmedi. Oradaki polisin sert tavrı konusunda, askerlerin sokağa inmesi konusunda göstericilere orantısız şiddet uygulanması konusunda her hangi bir eleştiri yapıldığını henüz duymadık. Niçin biliyor musunuz çünkü bunların derdi insan hakları veya demokrasi değil. Bakın şuanda Mısır’da idam kararları veriliyor. 2 bine yakın idam kararı verildi. Ses çıkıyor mu, batı da bir ses var mı, yok. Avrupa Birliği’nde idam yasaktır. Bir ses var mı, yok. Kendileriyle bir araya geldiğim de söylüyorum ‘niye sesiniz çıkmıyor?’ ve siz bu idam kararın verilmesine vesile olan idarecileri destekliyorsunuz, alkışlıyorsunuz. Onlarla aynı masaya oturmadığım zaman da ‘niye oturmadın diyorsunuz’ ve bunları içişlerine karışmak olarak değerlendiriyorsunuz. Hayır, ben insanım, idama mahkum olanlarda insan ve bunlar terörist değil bunlar tam aksine sandıktan çıktıkları halde hakları darbeyle elinden alınan insanlar. Bunu görmeye mecburuz. Türkiye’de yaşanan olaylara gösteri diyenler, hak arama mücadelesi diyenler Baltimor’daki olayları hemen anarşi olarak isimlendiriyor. Bizde devlet terörü olarak yaftalanan güvenlik önlemleri orada birden asayişi sağlama çabasına dönüşüyor.”

“İHANET ÇETESİ BÖLÜCÜ ÖRGÜTLE EL ELE VERMİŞ”
Almanya’daki olaylarda iki yüzlülüğün sergilendiğini Türkiye’de de aynı çifte standardı uygulayanların olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizdeki Vandallara çapulcu dediğimiz için bize adeta linç edenler ABD’deki göstericilere çapulcu veya eşkıya denmesinden hiç rahatsız olmadılar. Gezi olayları sırasında ABD’de, ‘Obama’da çapulculardan yana’ diye yazılar döşeyenler Obama’nın ABD’deki olaylar sırasında göstericilere yaptığı eleştirileri duymazdan gelmeyi tercih ettiler. Biliyorsunuz gezi olaylarını ardından ülkemizde bir 17-5 aralık darbe teşebbüsü yaşandı. Yıllarca kamuda ve toplumun çeşitli kesimlerinde sinsice örgütlenmiş bir yapı emniyet ve hukuk darbesi yoluyla ülkemizi ele geçirmeye çalıştı. Hala gayret ediyorlar. İşte son olayları gördünüz. Böyle bir şey olabilir mi? Yani yetkisi olmadığı halde kalkıp yetki kullanıyor. Ama işte en son milli güvenlik kurulunda aldığımız kararla bunları Milli Güvenlik Siyaset Belgesi içerisine legal görünüm altındaki illegal yapılanmaları artık oraya koyduk ve hükümetimize de bunu tavsiye kararı olarak gönderdik. Şimdi bundan sonra artık her yerde bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi içerisinde yer alan maddeler artık bir delil teşkil edecektir. Milletimizin duasıyla ferasetiyle, desteğiyle bizler bu son teşebbüsleri de boşa çıkardık. Şimdi bu paralel ihanet çetesi bölücü örgütle el ele vermiş yeni planlar peşinde koşuyor. Medyalarında bölücü örgütün güdümündeki partiyi adeta yere göğe sığdıramıyorlar. Arka kapılardan girip görüşmeler yapıyorlar. Muhtemelen seçimleri manipüle etmeye yönelik kirli tezgahlar kuruyorlar. Aslında bunlar aynı bataklığın ürettiği hastalıklar. Tek amaçları var. Türkiye’nin önünü kesmek. Milletimizin 2023 hedeflerine ulaşmasına engel olmak. Bunun için sadece ülke içinde değil dünyanın neresinde uzantıları varsa orada çalışıyorlar. Biri silahlı teröristleriyle diğeri yargı, emniyet ve devletin tüm kurumları içerisine sızmış olan militanlarıyla aynı gayeye hizmet ediyorlar. Biri insan katlediyor, öteki hukuku katlediyor. Biri kurşunla, öteki kumpasla milletimizin istikbaline ve istiklaline kastediyor. Önümüzdeki seçimleri hedeflerine ulaşmak için bir fırsata dönüştürme peşindeler ama başaramayacaklar. Milletimizin her zaman olduğu gibi bu seçimde de tercihini geleceğinden yana, istikrar ve güven ortamından yana kullanacağına hiç şüphem yok. Terörün hiçbir çeşidiyle, terör örgütünün hiçbir çeşidiyle, demokrasi, özgürlük, hukuk devleti yan yana olmaz, birlikte yaşayamaz. Demokrasi ve ekonomide geçtiğimiz 13 yılda elde ettiğimiz kazanımların tehlikeye girmesine asla izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

“SEN NE ANLARSIN TANKI TAMİRDEN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de çözüm sürecini başlatan ve bugüne getiren siyasi irade olarak kendilerini ve kurum olarak devletin gösterdiğinin kararlılık olduğunu sözlerine ekledi.
Çözüm sürecinin herhangi bir örgütün ve partinin istismar aracı olarak kullanılmasının söz konusu olamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Süleyman Şah Türbesi’nde oradan hareket halindeki bir tank arıza yapmış. Kalkıyor şimdi o terör destekli partinin milletvekillerinden bir tanesi ‘bu tankı diyor biz kurtardık.’ Tamamen yalan. Sen ne anlarsın tankı tamir edipte onu tekrar orduya teslim etmekten. Senin böyle bir derdin mi var. Nereden çıktı. Ülkemizde hukuk devleti mücadelesini bir parlamento mücadelesini maalesef kuralları içerisinde yapmak gibi bir dertleri yok. Biz her türlü sıkıntıyı göze alarak bu güne kadar verdik, vereceğiz. Bizi hukuk üzerinden vurmaya kalkanlarda tıpkı diğerleri gibi hüsrana uğrayacaklardır. Dikkat ediniz, ülkemizin ve milletimizin geleceği için hayati öneme sahip her gelişmeyi birileri rayından çıkarmaya çalışıyor. Biz inşa etmenin gayreti içerisindeyiz, ihya etmenin gayreti içerisindeyiz. Onlar ise istismar etmenin, yıkmanın peşinde. Son olarak da büyüyen, güçlenen, zenginleşen Türkiye’yi yağmalama koalisyonu kurmanın yollarını arıyorlar. Şöyle 1970’li yılları, 1990’lı yılları unutmadık. Tabi yılları hatırlayan var. Genç kuşak tabii 1970’leri biliyor. Şuanda 45’in altı o zaman ne vardı ne yoktu bilmiyor. Önümüzdeki seçimlerin 2023 hedeflerine ulaşmak için ihtiyacımız istikrar ve güven ortamını garanti altına alabilecek şekilde ben sonuçlanacağına inanıyorum” dedi.
(İHA)
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER