Gündem

27 Mayıs 1960 darbesinin tanıkları konuştu

3. Cumhurbaşkanı merhum Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy, "27 Mayıs 1960 darbesi Demokrat Parti'nin, yaptıklarının meyvesini alacağı dönemde oldu. İlk sarsıntıydı ve ülkede bir çöküş noktasıydı. İzlerini bugün de hissediyoruz" dedi

27 Mayıs 1960 darbesinin tanıkları konuştu
26-05-2022 12:07
İstanbul

Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edildiği 27 Mayıs darbesinin üzerinden 62 yıl geçti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 3. Cumhurbaşkanı merhum Celal Bayar'ın 101 yaşındaki kızı Nilüfer Gürsoy ve torunu Prof. Dr. Akile Gürsoy, o dönemde yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Darbe gecesi babası Celal Bayar'ın Çankaya Köşkü'nden götürülüşüne tanıklık eden ve babasının Caddebostan'daki evinde yaşamını sürdüren Nilüfer Gürsoy, o döneme ait anıların hafızasından silinmediğini söyledi.

Çocukluk ve gençlik yıllarını anlatan Gürsoy, Celal Bayar'ın kendisi için ideal bir baba olduğunu dile getirerek, "Babam Celal Bayar ideal bir kişilikti. Mustafa Kemal Atatürk'le babamın manen çok yakınlıkları vardı. Övünmek gibi olmasın, babam, model olarak alabileceğim kişiydi." dedi.

Tanıklık ettiği 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından yaşadıklarını anlatan Gürsoy, şöyle konuştu:

"Uzun bir ömür geçirdim sayılır. Bu süreç içinde Atatürk ve İsmet İnönü devrini ve Demokrat Parti dönemini yaşadık. 27 Mayıs 1960 darbesi Demokrat Parti'nin, yaptıklarının meyvesini alacağı dönemde oldu. İlk sarsıntıydı ve ülkede bir çöküş noktasıydı. Türkiye'de daha sonra da birçok darbeler oldu ama 27 Mayıs bunların en şiddetlisi ve yol açanı oldu. İzlerini bugün de hissediyoruz. Yani rejim sarsıldı. Meclisi kaldırdılar önce ve daha sonra askeri bir idare geldi. Bir sıkılık devri oldu."

"Atatürk'ün evimize gelmesi hafızamda"

Demokrat Parti için ilk günden yalan yanlış çok şey söylendiğine dikkati çeken Gürsoy, partinin Atatürk'ün prensiplerini devam ettirdiğini, son dönem programını yeniden restore ederek, yeniden yapılanmasını sağladığını, birçok yenilikler yapıldığını anlattı.

Gürsoy, İsmet İnönü'nün diktaya yakın döneminden sonra büyük bir ferahlık yaşandığını belirterek, 27 Mayıs'ın hem kendi tarihimiz ve hem de dünya konjonktürü içinde incelenmesi gerektiğini kaydetti.

O döneme dair unutamadığı hatıralarının olduğunu ama çocukken, Atatürk'ün evlerine gelmesinin güzel bir hatıra olarak hafızasında yer aldığını ifade eden Gürsoy, "Atatürk'ün elini öptüm. Atatürk, Cumhuriyeti kurdu ve bunda babam Celal Bayar'ın da dahil olduğunu zannediyorum. Atatürk'ün Samsun'a çıktığı günlerde babam efelerin yanında direnişin başındaydı. Uzaktan birbirlerine bağlılardı. Atatürk'ün ölümüne kadar da babam yanındaydı." şeklinde konuştu.

Gençlere de seslenen Nilüfer Gürsoy, şunları ifade etti:

"Vatanınızın kıymetini bilin ve ona sarılın. Kendi şahsi programlarınızın arasına memleketin yükselmesini de dahil edin. Onun içinde olun. Dışarda aramayın istikbali.

Türkiye'nin kalkınması için sizlere güveniyoruz. Gençlerin yetişmesinde hem ailenin hem de devletin önemli görevleri var. Devletin sağlam bir kültür ve eğitim programı ile oluşabilecek bir şey.

Gençlerin ideallerini gerçekleştirebilmek için kendilerini yetiştirmeleri gerekir. Memleketin buna ihtiyacı var."

"27 Mayıs darbelerin de anası olarak bilinen bir darbe"

Büyükbabası Celal Bayar 1986'da vefat ettiğinde 35 yaşında olan Prof. Dr. Akile Gürsoy da çocukluğu ve hayatının büyük bölümünü dedesiyle geçirdiğini söyledi.

Akademisyen ve antropolog olan Akile Gürsoy, 12 Eylül 1980'e kadar 27 Mayıs'ın bir bayram olarak nitelendirildiğini ve kutlandığını belirterek, başbakan ve bakanların idam edildiği kanlı bir darbenin bayram olarak nitelendirilmesinin toplum üzerinde derin yaralar bıraktığını kaydetti.

27 Mayıs'ın "darbelerin anası" olarak bilindiğini aktaran Gürsoy, şöyle devam etti:

"Bugün 27 Mayıs'ı bir tür geriye dönüp anma, ders çıkarma, yapılan haksızlıkların üzerinde durma, yorumlama, o şekilde hatırlıyoruz. Bir umudumuz tabii Türkiye'de artık darbeler ve darbelerle bir iktidar değişiminin son bulması şeklinde.

Çünkü her darbe, muhakkak ki darbenin gerçekleştirildiği ülkede bir itibar kaybına yol açıyor. Ekonomik olarak bir sarsıntı oluyor. Demokratik rejimi, iradeyi benimsemiş toplumlarda arzulanan, istenen, siyasi partilerin idarelerin seçimle yerlerini bırakmaları, değiştirmeleridir.

O bakımdan 27 Mayıs ve tabii diğer darbeleri de düşünmenin böyle bir faydası var. Aksi halde toplumda bir kara sayfa, çok gurur duymadığımız, üzüntüler ve ülkemize büyük kayıpların olduğu bir dönem diyebilirim."

"27 Mayıs, yetişmiş, deneyimli siyasetçilerin topluma yapabileceği katkıları yok etti"

Dedesi Celal Bayar'ın Türkiye'nin ilk sivil cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayan Akile Gürsoy, büyükbabasının ülkenin hem istiklalinin kazanmasında hem de ekonomik olarak refah bir toplum olması için çok büyük çabalar gösterdiğini dile getirdi.

Gürsoy, büyükbabasının, Cumhuriyet kurulduktan sonra da ekonomik hamlelerde hemen hemen birçok kuruluşun altında imzası olduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçmesinde de Celal Bayar'ın önemli çalışmalar yaptığını söyledi.

Demokrat Parti deyince hemen herkesin aklına 27 Mayıs darbesinin geldiğini belirten Gürsoy, "27 Mayıs, yetişmiş, deneyimli siyasetçilerin bu topluma yapabileceği katkıları yok etmiş oldu. Büyük bir kitlenin imhası oldu." ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbe girişiminde de Meclis'in bombalandığını hatırlatarak, her darbenin toplumda yara açtığını vurgulayan Gürsoy, "Umuyorum ki bu kadar deneyimden sonra hem devlet aklı hem toplumun aklı ile sorunlarımızı darbe olmadan daha mantıklı, daha bilimsel ve olumlu duygularla çözme yeteneğine sahip oluruz" dedi.

"Darbenin ilk şehidi de İçişleri Bakanımız Namık Gedik"

27 Mayıs Darbe döneminde unutamadığı bir anısını da anlatan Gürsoy, sözlerini şöyle tamamladı:

"Beni en çok etkileyen hatıram, İçişleri Bakanımız Namık Gedik'in ölüm haberinin Çankaya Köşkü'ne gelmesidir. Ben hayatımda ilk ve son defa anneannem Reşide Bayar'ın, bu haber karşısında hıçkırarak ağladığına şahit oldum. Onu öldürdüler diye ağladı.

Ondan sonra biz bu darbenin kansız bir darbe olmayacağını hissetmiş olduk. Her ne kadar Namık Gedik'in intihar ettiği şeklinde bir anlatı olduysa da bizim bütün ulaştığımız belgeler, bilgiler, tanıklar onun öldürülmüş olduğu yolundaydı.

27 Mayıs deyince Başbakanımız Adnan Menderes iki bakanımız Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın ölümleri, onları şehit olarak anıyoruz. Ama aslında şehitlerimiz çok daha fazla. Darbenin ilk şehidi de İçişleri Bakanımız Namık Gedik'tir. Onun unutulmaması çok önemli diye düşünüyorum."

İlk sivil Cumhurbaşkanı Celal Bayar

Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar, 1950 yılında Türkiye'nin ilk sivil cumhurbaşkanı oldu. 10 yıl kadar cumhurbaşkanlığı yapabildi ancak o da diğer darbe mağdurlarıyla aynı kaderi paylaştı.

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ile Bayar da darbe sabahı Çankaya Köşkü'nde gözaltına alınarak 77 yaşında diğer DP yöneticileriyle birlikte tutuklandı.

"Vatana ihanet" ve "anayasayı ihlal" suçlamasıyla Yassıada'da yargılandı, idama mahkûm edildi. Hüküm verildiği zaman 78 yaşında olan Bayar'ın cezası Milli Birlik Komitesi tarafından yaşam boyu hapse çevrildi.

Hastalığının ilerlemesi nedenleriyle hükümet tarafından cezası 6 ay ertelendi ancak yaşanan olaylar üzerine 28 Mart 1963'te bu karar, 6 ay Ankara Hastanesinde gözetim altında tutulmasına çevrildi.

Bayar, sağlık durumunda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen tekrar Kayseri Cezaevi'ne gönderildi.

Sağlığı nedeniyle serbest bırakıldığı 8 Kasım 1964'e değin Kayseri Cezaevi'nde kalan Bayar, 8 Temmuz 1966'da hakkında verilen adli tıp raporuyla dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından affedildi.

Kaynak: AA

.

dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
TÜRKİYE GÜNDEMİ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER