Brüksel
AB Türkiye Delegasyonunun Brüksel'de düzenlediği basın programı çerçevesinde, Türk gazetecilerle bir araya gelen Sözcü, AB'nin SAFE programına dair son durumla ilgili açıklamalarda bulundu.
Türkiye'nin "aday ülke" olarak belirli koşullarda SAFE'e katılım sağlayabileceğini belirten Sözcü, şu ifadeleri kullandı:
???? "Elbette 2 önemli boyut var. Birincisi, savunma projelerini üretmek söz konusu olduğunda, Türkiye ve özellikle Türk sanayisi, SAFE savunma projesinin bileşenlerinin yüzde 35'ine kadar katılım sağlayabilir. Yani öncelikle Türkiye, ürettiğimiz her şeyi satın alabilecek. Asıl büyük soru; satış. Türkiye'nin SAFE savunma aracımıza tam olarak dahil olması için ikili anlaşma imzalamamız gerekiyor. Şu anda bunu sadece bir üçüncü ülke ile yaptık. Bu da Kanada. Yani bu, üye devletlerimizin, Komisyondan aldıkları kredilerle, Kanada savunma sanayisinden herhangi bir sınırlama olmaksızın satın alma yapabilecekleri anlamına geliyor. Biliyoruz ki; Türkiye'nin çok güçlü bir savunma sanayisi var ve bu nedenle SAFE dahil olmak üzere savunma araçlarımız ve programlarımız, tasarım gereği açık."
Sözcü, aday ülke olarak Türkiye'nin diğer ülkelerden herhangi bir ayrıcalığı olmadığını vurgulayarak "Ancak Türkiye'nin savunma programlarımıza yüzde 35'e kadar katılabilmesinin yanı sıra aday ülke olmasının getirdiği bir avantajı var; Avrupa'da ürettiğimiz her şeyi sınırsız olarak satın alabilir." dedi.
SAFE'le ilgili Avrupa içindeki duruma dair başvuran 19 ülkeden 16'sının ulusal planının onaylandığını aktaran Sözcü, Fransa, Çekya ve Macaristan'ın ise halen onay beklediğini dile getirdi.
"Bir üye ülkeye yapılan saldırı, AB'nin tümüne yapılmış sayılmalı" mesajı
Sözcü, AB'nin savunma ve güvenlikte ortaklığa yönelik bir bakış açısı benimsemesi gerektiğine işaret ederek "Eğer üye ülkelerimizden birine yönelik tehditler gerçekleşirse Avrupa kendi kaderini kendi ellerine almalıdır. Dolayısıyla bir noktada üye ülkelerimizden biri potansiyel bir saldırıyla karşı karşıya kalırsa ona yapılan saldırının tüm AB'ye yapılan bir saldırı olduğu konusunda çok netiz. Burada birlikte cevap vermeye hazır olmalıyız çünkü çalışma şeklimiz tam bir dayanışmadır." değerlendirmesinde bulundu.
AB'nin savunma üretiminde çok daha bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Sözcü, "Sizi temin ederim ki; tüm AB üye ülkelerinin arkasında olacak ve NATO'nun da desteğini alacaktır. Yani yaptığımız her şey mevcut uluslararası kuruluşlara tamamlayıcı nitelikte." ifadelerini kullandı.
SAFE mekanizması
AB'nin Rusya'dan algıladığı tehdit, Ukrayna'da devam eden savaş ve ABD'deki Donald Trump yönetiminin baskıları neticesinde kararlaştırdığı "savunmada 2030 hedefleri"nin parçası olan SAFE, 29 Mayıs 2025'te yürürlüğe girdi.
Buna göre AB ülkeleri, Ukrayna, (Avrupa Ekonomik Bölgesi'ne dahil) Norveç, Lihtenştayn ile İzlanda, 150 milyar avroya kadar kredi kullanarak ortak tedariklere katılabilecek. Bu ülkeler, aynı zamanda birbirlerinin endüstrilerinden de ortak satın alımlar yapabilecek.
AB'ye aday ülkeler ve Kanada gibi AB ile anlaşma imzalayan ülkeler de ortak tedariklere katılabilecek ancak imal edilecek bir savunma ürününün bileşenlerinin toplam değerinin yüzde 65'i "Avrupa içinden" (AB ülkeleri, Ukrayna, Norveç, Lihtenştayn ve İzlanda) gelmek zorunda olacak.
9 Eylül'de AB, başvuran 19 üye ülke arasında 150 milyar avroluk savunma fonunun ön dağıtımının yapıldığını duyurmuştu. En yüksek payı 43 milyar 734 milyon avro ile Polonya alırken Fransa'ya 16 milyar 217 milyon avro, İtalya'ya 14 milyar 900 milyon avro pay ayrılmıştı.
Söz konusu ülkeler, ulusal savunma planlarını AB Komisyonuna 1 Aralık 2025 itibarıyla sunmuştu.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com