<div><span><span><strong>2006</strong>’da ekranlarda <strong>“kuş gribi” paranoyası</strong> ile korkutulduğumuz zamanları hatırlarsınız. </span></span></div> <div><span><span>Sokaklarda <strong>itlaf edilen binlerce hayvanın görüntüleri</strong> çoğumuzun hafızasındadır. </span></span></div> <div><span><span>Daha önceleri “<strong>deli dana</strong>” salgını ile alınan <strong>kati</strong> <strong>önlemleri</strong> de hatırlarsınız.</span></span></div> <div><span><span><strong>Sonuç</strong> ne oldu? </span></span></div> <div><span><span><strong>Yerel üretim</strong> bitme noktasına geldi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Tavuk</strong> ve <strong>büyükbaş</strong> <strong>hayvan</strong> <strong>çiftlikleri,</strong> büyük şirketlerin kontrolünde kaldı. </span></span></div> <div><span><span>Bu şirketler ise “<strong>dünya kalite standartları</strong>”na uygun, bu hastalıklar olmasın diye her türlü önlemi alıyorlardı. </span></span></div> <div><span><span>Artık “<strong>mikroplu et</strong>” olmayacaktı.</span></span></div> <div><span><span>Yerel hükümetler, <strong>hayvancılık</strong> yapmak isteyenlere <strong>belli kriterleri </strong>zorunlu tuttu. </span></span></div> <div><span><span>Hatta o kriterler sağlandığında <strong>destek</strong> sözü verildi. </span></span></div> <div><span><span>Bu tarz destekler olmadan <strong>hayvancılık</strong> <strong>yapmak</strong> <strong>imkansız</strong> oldu. </span></span></div> <div><span><span>Bu kriterler sayesinde <strong>gerçek et, süt ve yumurta</strong> <strong>bulmak</strong> imkansız hale geldi. </span></span></div> <div><span><span>Halen <strong>tarıma ve hayvancılığa destek</strong> olmakla övünülüyor ya, oturup <strong>düşünülmeli</strong> biraz.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yumurta</strong> ve<strong> tavuk eti</strong> çok kıymetli besin kaynakları... </span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>yumurtayı yumurta, tavuk etini et yapan</strong> şey, <strong>tavuğun yediği</strong> otlar, solucanlar ve böcekler. </span></span></div> <div><span><span>Bu proteinler tavuğun kursağında sentez edilerek <strong>değerli</strong> bir hale gelir. </span></span></div> <div><span><span>Çiftliklerde <strong>genetiği oynanmış ırklar</strong> mecbur kılınırsa, hayvanlar kısıtlı bir alanda tutulursa, <strong>9 ayda olgunlaşması gereken</strong> hayvan, hormonal takviyelerle <strong>40 günde kesilecek hale </strong>gelirse,<strong> ışık sistemi </strong>ile <strong>bir günde üç dört defa yumurtlamaya</strong> zorlanırsa, <strong>suni yemler</strong> ile kursağı doldurulursa, <strong>telef olan tavukların öğütülmüş kemikleri yem</strong> haline getirilip bunlar tavukların yemlerine katılırsa, bağırsak geçirgenliği bozularak çabuk kilo almalarını sağlamak için <strong>düzenli antibiyotik verilirse</strong>, sonra <strong>yumurtalar hijyenik olsun</strong> ve <strong>rafta kolay bozulmasın</strong> diye <strong>klorlu sularla yıkanıp</strong> kabuğu beyazlatılırsa…</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Şeklen bir <strong>yumurta</strong> ve kolay pişen lezzetli bir<strong> tavuk eti </strong>yediğinizi zannedebilirsiniz. </span></span></div> <div><span><span>Ama yanılırsınız.</span></span></div> <div><span><span>Tıpkı <strong>çocuğunuza inek sütü içirirken iyilik yaptığınızı düşündüğünüz</strong> gibi…</span></span></div> <div><span><span>Gündemi işgal eden bu tür salgınlar her zaman bizden bir parça aldı götürdü. </span></span></div> <div><span><span>Bu son <strong>salgın</strong> ise parça değil galiba <strong>yavaş yavaş benliğimizi</strong> teslim alıyor. </span></span></div> <div><span><span>Sanki bu sefer<strong> hedef tavuklar ya da inekler</strong> değil…</span></span></div> <div><span><span>Sanki <strong>hedef doğrudan biziz</strong> bu sefer…</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Dr. Bekir Tok, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>