<h3><span><strong>Yılmaz Pütün (Güney) kimdir?!</strong></span></h3> <div>Sosyal medyada “Siyam Öküzü @Siyam usta61SLx” isimli biri, <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> ile ilgili, “<strong>Yılmaz Güney kimdir? Bir hakim öldürdü, alkollü araba kullanırken bir çocuğa çarptı ve çocuk öldü… Nebahat Çehre’nin kemiklerini kırdı. Yurt dışına kaçtı; kaçtığı Fransa’da son sözleri ‘yaşasın tam bağımsız Kürdistan</strong><strong>’ olmuştur</strong>” vs… şeklinde paylaşım yaptı!</div> <div>Öte yandan; oyuncu <strong>Farah</strong> <strong>Zeynep</strong> <strong>Abdullah</strong> da daha önce, <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> hakkında konuşmuş ve “<strong>Sinemamızın en iyi kadın döven ve şiddet türleri açısından zengin ve etkili silah kullanan erkeği” </strong>demişti.</div> <div>Bu sözlerinden dolayı dava açacaklarını açıklayan <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> ailesine de, <strong>Güney’in</strong> "<strong>hakim</strong> <strong>cinayeti</strong>" nedeniyle aldığı hapis cezasını hatırlatarak cevap verdi.</div> <div>“<strong>Yılmaz Güney'in ailesi, Farah Zeynep Abdullah'a dava açıyor</strong>" başlıklı haberi de, sosyal medya hesabından paylaşan <strong>Abdullah</strong>, “Ok hakimi vurmak yok ama” şeklinde yanıtlamıştı.</div> <div>Daha sonra oyuncu <strong>Nur</strong> <strong>Sürer</strong>, ödül aldığı konuşmasında, ödülünü <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney’e</strong> ithaf ederek; “Bu ödülü, çoğunlukla değersizleştirilmek istenilen, bundan 40 yıl önce yaşamını Paris'te yitiren, biz sinemacıların en kıymetlisi ustamız Yılmaz Güney için alıyorum” diyerek; <strong>Farrah</strong> <strong>Zeynep’e</strong> göndermede bulunmuştu.</div> <div><strong>Nur</strong> <strong>Sürer'in</strong> bu açıklamasına, <strong>Farah</strong> <strong>Zeynep</strong> <strong>Abdullah</strong> da, tepki göstererek; <strong>Sürer'in</strong> konuşmasını paylaşıp, “<strong>Ne Yılmaz Güney'i be</strong>” ifadelerini kullandı.</div> <div>‘Siyam Öküzü’nün son paylaşımına destek ve tepkiler gelirken bir tartışma ortamı oluştu!..</div> <div>Bakalım o zaman <strong>Yılmaz</strong> <strong>Pütün</strong> (<strong>Güney</strong>) kimdir?!.</div> <div><strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> için “<strong>iyi</strong> <strong>senarist</strong>” diyebilirsiniz ama filmlerine atfen “<strong>iyi bir sanatçı/oyuncu</strong>” diyemezsiniz!..</div> <div>Kendisinin düşüncesi de bu yöndedir…</div> <div>Bu yazı içerisinde; “Bu kitap, Yılmaz Güney’in baladıdır. Öte yandan, aynama yansıyan, “Benim Yılmaz Güney’im” öyküsüdür” diyen <strong>Ahmet</strong> <strong>Kahraman’ın</strong> ‘<strong>Yılmaz Güney Efsanesi</strong>’ kitabından alıntılar yaparak, bilgileri paylaşacağız…</div> <div>“<strong>21</strong> <strong>Aralık</strong> 1972 tarihinde Selimiye Kışlası’nda ki askeri cezaevinden eşi Fatoş’a yazdığı mektupta, “İstanbul’a gelirken sinema aklımdan bile geçmiyordu. Günün birinde, edebiyatın bir parçası olan senaryo yazarlığı belki… Ama oyunculuk asla.” Sayfa 86.</div> <div>O dönemin hiç bir film yapımcısı, dönemin oyuncuları ve örneğin; <strong>Cüneyt</strong> <strong>Arkın</strong>, <strong>Tarık</strong> <strong>Akan</strong>, <strong>Kadir</strong> <strong>İnanır</strong> vs... gibi kendisine film teklifi yapmamıştır. <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> kendi filmlerini kendi çekmiş; kardeşi de <strong>Adana'da</strong> sinemada oynatmış daha sonra <strong>Türkiye</strong> geneline yayılmıştır! Bu yüzden film yapımcısı diyebilirsiniz!</div> <div><strong>Kurtlar</strong> <strong>Vadisi'ni</strong> kardeşi <strong>Raci</strong> <strong>Şaşmaz</strong> ile çeken <strong>Necati</strong> <strong>Şaşmaz</strong> ne kadar oyuncu sayılıyorsa, <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> de o kadar oyuncudur!..</div> <div><strong>Kültürel</strong> açıdan da alt yapı olmadığı için hapishane hayatının son dönemi ve <strong>Türkiye'den</strong> kaçtıktan sonra çektiği <strong>Duvar</strong> (O da Türkiye aleyhindedir) filmi hariç; diğerleri tıpkı hayatında olduğu gibi kabadayı türü filmlerdir.</div> <div>Bu yönden alt yapısı vardır!..</div> <div>Çünkü hem mafya babalarının koltuğunun altına sığınmış hem de <strong>cinayet</strong> işlemiş biri olarak çektiği filmlerde alt yapısının yansıması olmuştur.</div> <div>Öyle ki, ilk zamanlardan itibaren arkasına birini alma veya sığınma iç güdüsü vardır!</div> <div>Örnek: <strong>Nihat</strong> <strong>Ziyalan</strong> anlattı:</div> <div>“Lisede öğrenciydik. Bir gün Adana Demirspor’un maçına gittik. Dev yapılı bir adam, maçı seyretme yerine sövüp sayıyor, herkesi rahatsız ediyordu. Dayanamadım, uyardım. Adam üstüme geldi. Yılmaz cılız haliyle öne çıkıp adamla kapıştı. Çevreden yetişenler Yılmaz’ı zor bela kurtardılar.” Sayfa 88</div> <div>Aynı kitaptan mafya babalarına sığındığı örneği…</div> <div><strong>Kürt</strong> <strong>İdris</strong>, <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney’i</strong> anlattı:</div> <div>“Sene 1964… Oyun salonum vardı. Her akşam genç bir adam geliyordu. Zayıf, esmer, dal gibi bir adam. Başında tellik (külah) üstünde kadife bir pantolon, ayağında spor ayakkabı. Önünde kağıt torba içinde bir şişe viski, fındık fıstık. Her akşam böyle. Geliyor, oturuyor, bana bakıyor. Dostça, sıcacık gülüyür. Ben geçerken: Selamünaleyküm, diyorum. Selamımı alıyor. Bana bakıp gülüyor.” Sayfa 290</div> <div><strong>Kürt</strong> <strong>İdris’in</strong> kendisine sahip çıkışını ve iyiliklerini karşılıksız bırakmadığını yine <strong>Kürt</strong> <strong>İdris</strong> anlatmış:</div> <div>“1982 yılında, ben de, Dündar Kılıç da, Ankara’da askeri cezaevindeydik. Yılmaz yurtdışında, Fransa’daydı. Sonra bizi Sağmalcılar Cezaevi’ne naklettiler. Bir gün avukat geldi cezaevine:</div> <div>“Sana Yılmaz’dan selam getirdim dedi.</div> <div>Çok sevindim. Sonra dedi ki:</div> <div>Yılmaz sana bunu yolladı.”</div> <div>“<strong>Fransa’dan</strong> bir buçuk milyon lira göndermiş. Dünyam bulandı. Gözlerim karardı. Sürgün kardeşim, yad ellerdeki kardeşim, beni unutmamış. Yurdundan uzakta, sürgünlük yaşarken, bana para yollamış…” Sayfa 292-293</div> <div><strong>Güney’in</strong> rol kabiliyeti olarak bir oyuncu yeteneği de yoktur… Ciddi anlamda filmlerini izlerseniz, bunu görebilirsiniz.</div> <div><strong>Kurtlar</strong> <strong>Vadisi'nde</strong> oynaması için teklif yapıldığı söylenen merhum oyuncu <strong>Süheyl</strong> <strong>Eğriboz</strong>; “Polat Alemdar'ı oynayan kişinin karşısında oynamam. Çünkü kendisi oyuncu değil. Parası var, çekiyor; yapımcı” demişti.</div> <div><strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney'inki</strong> de ondan farklı değil!..</div> <div>Koltuğunun altına girdiği mafyayı arkasında gösterip, sinemada kabadayılık yapmasından ötürü, başını belaya sokmak istemeyen yapımcı ve oyunculardan çoğunluğu/korkak olanlar <strong>'En büyük Yılmaz</strong> <strong>Güney'</strong> söylemleriyle şişirdikçe şişirmişlerdir!</div> <div>Daha sonraları kendince bazı sol grupları desteklediğini söylemesi, karşısında olanları biraz daha korkuttu! Hayatını ve söylediklerini okursanız, aslında korkan bir adam fakat ayakta kalmak için korkmazmış gibi bir portreyle karşı karşıya olduğunuzu anlarsınız. Biraz da <strong>mafya</strong> destekli hareketlerle <strong>korkusuzmuş</strong> gibi görüntü oluşturmuşsa da; sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla bu yola girmeye mecbur olduğu fakat korktuğu izlenimini mutlaka hissedersiniz. <strong>Yumurtalık</strong> <strong>cinayeti</strong> her ne kadar kadın olayı filan denilse de, korkusuzmuş gibi tavırlarının gerçek olduğunu karşısındakilere ispat etme girişimidir!..</div> <div>Normal mantıkla hareket eden biri olsa zaten <strong>Nebahat</strong> <strong>Çehre'nin</strong> başına bardak koyup, ateş etmezdi! Aynı şekilde cezaevine kendisini ziyarete giden <strong>Tarık</strong> <strong>Akan'ın</strong> anlatımıyla, <strong>Akan</strong>, kendisini tanıtmış, karşılığında “<strong>bana ne kim olursan ol”</strong>’ cevabı almıştır. Normalde cezaevine ziyaretçisi gelen mahkum, geleni hiç tanımasa da, sevinir ve görüşür. İşte bütün bunlar “<strong>ben korkmuyorum ve en büyüğüm</strong>” hastalığının işaretleridir!..</div> <div><strong>Yol</strong> filmiyle ilgili de <strong>Tarık</strong> <strong>Akan</strong> bir programda anlatmıştı…</div> <div><strong>Tarık</strong> <strong>Akan</strong> oynayacağı rol için bıyıklarını uzatmış, altın dişini yaptırmış, yola çıkmayı beklerken; çekimlerden iki gün önce <strong>Güney</strong> <strong>Film’den</strong> gelen bir telefonla sarsılır. Çünkü <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong>, <strong>Tarık</strong> <strong>Akan’ı</strong> filmden çıkardığını yazılı olarak bildirmiştir. Nedeni de belli değildir. <strong>Tarık</strong> <strong>Akan</strong>, gece bir hışımla otobüse atlar ve <strong>İmralı’dan</strong> <strong>Isparta</strong> <strong>Yarı</strong> <strong>Açık</strong> <strong>Cezaevi’ne</strong> nakledilmiş olan <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney’i</strong> görmeye gider. <strong>Güney’e</strong>, neden filmden çıkarıldığını sorar.</div> <div><strong>Yılmaz Güney</strong>, <strong>Tarık</strong> <strong>Akan’ı</strong> yatıştırmaya çalışır. Hatta aç olduğunu bildiği için mükellef bir kahvaltı yapmadan nedeni söylemeyeceğini belirtir. <strong>Tarık</strong> <strong>Akan,</strong> kahvaltıdan birkaç lokma alır ve yeniden nedeni sorar. Nedeni, gazetelerde <strong>Tarık</strong> <strong>Akan’ın</strong> ağzından yazılmış bir yalan haberdir. Haberde <strong>Tarık</strong> <strong>Akan’ın</strong> <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney’in</strong> yerini almak istediği yazıyormuş. <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong>, “<strong>Benim yerime geçecekmişsin öyle mi</strong>” diye sorar?!</div> <div><strong>Tarık</strong> <strong>Akan</strong>, “<strong>Abi, benim öyle bir şey söylemeyeceğimi, senin bilmen lazım</strong>” diyerek; haberin yalan olduğuna ikna eder!</div> <div><strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong>, yazdığı yeni bir pusula ile <strong>Tarık</strong> <strong>Akan’ı</strong> yeniden filme dahil eder!</div> <div>Yukarıda; “<strong>kendisine kimse film teklifinde bulunmamıştır</strong>” demiştik. Yapımcı ve yönetmen <strong>Memduh</strong> <strong>Ün</strong>, bir röportajında bu konu hakkında konuşmuştu.</div> <div>Hikaye şöyledir: <strong>Memduh</strong> <strong>Ün’ü</strong> bir arkadaşı arar ve birini göndereceğini, bakmasını ister. <strong>Memduh</strong> <strong>Ün</strong> ‘<strong>gönder’</strong> der. İş verilmesi için gönderilen kişi <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney’dir</strong>. <strong>Memduh</strong> <strong>Ün</strong>, bakar ve sanatçı olabilme açısından bir ışık görmez ve kendisine durumu izah eder. Daha sonra arkadaşını arayıp, “<strong>Gönderdiğin bu kişiden ne jön olur ne de oyuncu. Olsa olsa kömürcü çırağı olur</strong>” der.</div> <div>Yıllar sonra <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney,</strong> kendi filmlerini çekmeye başlayınca, <strong>Memduh</strong> <strong>Ün'e</strong> gidip, bir film çekeceğini ve onun da oynamasını ister. <strong>Memduh</strong> <strong>Ün</strong> kabul eder ve film çekilmeye başlanır. Filmin senaryosunda <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney'in</strong>, <strong>Memduh</strong> <strong>Ün'e</strong> tokat atma sahnesi vardır ve senaryo gereği tokat atılır. <strong>Memduh</strong> <strong>Ün'e</strong> göre bu tokat, yıllar önce <strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong> için “<strong>kömürcü çırağı bile olmaz</strong>” demesinden dolayı senaryoya konulmuştur!</div> <div><strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney,</strong> sinema için yapımcı ve bazı oyuncuların korkularıyla şişirilmiş bir balondur!..</div> <div>Diğer yönünden bakarsak, <strong>Çukurova'da</strong> hayatın bütün zorluklarını iliklerine kadar hissetmiş ve bu hayattan kurtulmak için her şeyi göze alan birinin, sinemaya girmek ve orada hayatını idame ettirecek bir gelir elde ederek, yaşamını sürdürme isteği peşinde koşan ve esasen acınacak bir konumda olan adamın bütün kapılar yüzüne kapanınca intikam almak için canavarlaşmasıdır!..</div> <div>Ve sonrası <strong>Fransa’da</strong> biten bir hayatla malumdur!..</div> <div>Şunu da söylemeliyiz:</div> <div><strong>Yılmaz</strong> <strong>Güney</strong>, sinemanın ne kralı ne de öncüsüdür!</div> <div>İyi bir senarist ve yapımcıdır!..</div> <div>.</div> <div><strong>Ali Mevlüt Kaya, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>