<div><span><span>10 Şubat 2017..</span></span></div> <div><span><span><b>Cennetmekân </b><b>Sultan 2. Abdülhamid Han</b>’ın ahireti teşrifinin 99. yıldönümü..</span></span></div> <div><span><span>Büyük Padişah <b>22 Eylül 1842</b> tarihinde dünyayı teşrif etti.. </span></span></div> <div><span><span>Vefatı ise <b>10 Şubat 1918</b> tarihinde oldu..</span></span></div> <div><span><span><b>Cennetmekân</b> <b>Sultan Abdülhamid Han Hazretleri </b>vatanını milletini çok seven bir padişahtı ve 33 yıllık saltanatı müddetince bir karış <b>Osmanlı</b> <strong>toprağını</strong> elden çıkartmamıştı..</span></span></div> <div><span><span>Ancak; entrikacılığı ve dalavereciliği yaşama biçimi yapmış bir güruhun tetikçileri tarafından tahttan indirildi.. </span></span></div> <div><span><span>Ardından da, <b>Osmanlı Devleti’</b>nin iki yakası bir araya gelmedi..</span></span></div> <div><span><span>Ellerinde <b>Şeyhülislâm Ziyaeddin Efendi</b>’nin fetvası olan ve kendilerini özgürlük mücahitleri olarak tanımlayan ancak resmen bu aziz vatana ihanet eden çetenin mensupları, <b>27 Nisan 1909</b> tarihinde <b>Yıldız Saray</b>ı’na girerler ve <b>Halife-i Rui Zemin</b> olan <b>Padişaha</b>, tamamı uydurma olan <b>“Millet sizi istemiyor”</b> zırvasının ardından <b>“hâl edildiğini”</b> söylerler..</span></span></div> <div><span><span>Bu <strong>hâl edilme </strong>hikayesi de oldukça ibretli ve acıklıdır..</span></span></div> <div><span><span>Heyette bulunan kişiler, yukarıda belirttiğimiz gibi aziz milletimizin içini acıtacak cinstendir.. </span></span></div> <div><strong><span><span>Ermeni Aram.. </span></span></strong></div> <div><span><span>Selânik Mebusu ve Makedonya Locasına kayıtlı 33. derece bir mason olan </span><strong><span>Yahudi Emmanuel Karasso..</span></strong></span></div> <div><span><span>Draç Mebusu ve ayni zamanda Jandarma Mirlivası (Tuğgeneral) </span><strong><span>Arnavut Esat Toptani..</span></strong></span></div> <div><span><span>Ve Bahriye Feriki (Koramiral) </span><strong><span>Gürcü Arif Hikmet Paşa..</span></strong></span></div> <div><span><span>Tabii <strong>Sultan Abdülhamid</strong>’in hâl edilmesi olayında, yediği ekmeğe ihanet eden bu kişiler başarılı oldular olmasına, ama <strong>Osmanlı tebaasında</strong> aziz milletimize vefa gösteren kendilerini bizzat Osmanlı sayan <strong>Yahudiler</strong>, <strong>Ermeniler</strong> ve <strong>Rumlar</strong> da vardı..</span></span></div> <div><span><span>Evet, <strong>Esat Toptani</strong> Arnavut asıllıydı, <strong>Arif Hikmet Paşa </strong>Gürcü asıllıydı ama <strong>Abdülhamit Han</strong>’ın, saray muhafızlarının arasında <strong>Türkler'</strong>in yanı sıra <strong>Arnavutlar</strong>’dan, <strong>Gürcüler'</strong>den, <strong>Araplar'</strong>dan ve <strong>Boşnaklar</strong>'dan askerlerin de olduğu tarih kitaplarında yazılıdır.. </span></span></div> <div><span><span>Kısacası; mutlaka ve elbette, herkes ayni değildir ve de herkes yemek yediği tabağa pislemez..</span></span></div> <div><span><span>Mesela, sırası da gelmişken bunlardan birinden, <strong>vefalı bir Yahudi’</strong>den bahsedeyim size..</span></span></div> <div><span><span>Gerçi son yıllarda <strong>Filistin’</strong>de, <strong>Gazze</strong>’de, Müslümanları acımasızca katleden ve kendilerine Yahudi denen <strong>Siyonistler</strong> olduğu kadar, vefa sembolü, son derece barışçıl ve itidalli ve de yediği ekmeğe ihanet etmeyen gani gönüllü insanlar, şimdi de olduğu gibi o zamanlarda da varmış..</span></span></div> <div><strong><span><span>Abdülhamit Han</span></span></strong><span><span>, ince ruhlu, zarif ve kibar bir kişiydi.. Güzel sanatların çoğunda olduğu gibi, marangozlukta da ustaydı..</span></span></div> <div><span><span>Kendi elleriyle, dillere destan bir koltuk yapmıştı.. Yapımında, anayurdu <strong>Hindistan</strong> olan <strong>abanoz ağacını</strong> kullanmıştı..</span></span></div> <div><span><span>Kaplamasında kullandığı kumaş has ipekti.. Kumaş, devrin büyük adamlarına ipek halılar üreten <strong>Hereke</strong> tezgahlarında dokundu.. Koltuğun ortasında ise <strong>Sultan Abdülhamid</strong>’in bizzat işleyerek attığı imzası bulunuyordu..</span></span></div> <div><strong><span><span>Sultan</span></span></strong><span><span>, tahttan uzaklaştırılması esnasında, bu nadide eseri <strong>Yıldız Sarayı</strong>’ndaki sadık adamlarından Mali Müşaviri <strong>Yahudi Fresko Efendi</strong>’ye saklaması için emanet etti.. Koltuk ondan da oğlu <strong>Aseo</strong>’ya intikâl oldu..</span></span></div> <div><strong><span><span>Asar-ı Atika </span></span></strong><span><span>olan koltuğun daha sonraki hikâyesini <strong>Fresko</strong>’nun yıllarını <strong>Paris</strong>’te geçirmiş oğlu <strong>Aseo</strong>’dan dinleyelim..</span></span></div> <div><span><span>Bakın ne anlatıyor <strong>Aseo</strong>;</span></span></div> <div><span><span>Babam, son günleri yaklaştığında bana şöyle dedi; <b>“Oğlum, bu koltuk dünyanın en asil milletinin padişahı tarafından bana emanet edilen bir kıymetli eserdir.. Bunu sakın satma!.. Sana dünyaları da bağışlasalar kimseye verme!.. Ben öldükten sonra git, Türk Büyükelçiliğine teslim et!..”</b></span></span></div> <div><span><span>Babasının bu ricasını emir telâkki eden <strong>Aseo</strong>, <strong>I980</strong>’li yılların başında koltuğu <strong>P</strong><strong>aris</strong>’teki <strong>Türk Büyükelçiliği'</strong>ne verir!..</span></span></div> <div><span><span>Halbuki o koltuğu elde etmek için kimler harekete geçmemiştir ki.. Ne müzeler, ne zenginler, kartvizitinde <strong>“antikacı” </strong>yazan ne kara para aklayıcıları, neler neler!.. Ancak hiçbiri başarılı olamamıştır..</span></span></div> <div><span><span>Hasılı kelam; </span></span></div> <div><strong><span><span>Musevi Fresko</span></span></strong><span><span>, efendisinin bu aziz hatırasına ihanet etmemiştir..</span></span></div> <div><span><span>Oğlu <strong>Aseo</strong>’da bu emaneti çarçur edip babasının kemiklerini sızlatmamıştır..</span></span></div> <div><span><span>Şayet başına bir kaza gelmemişse, bu koltuğun şimdilerde <strong>Beylerbeyi Sarayı'</strong>nda olduğu sanılmaktadır..</span></span></div> <div><span><span>Ezcümle; </span></span></div> <div><strong><span><span>Sultan Abdülhamid Han Aleyhirrahmeti Vel Gufran Hazretleri</span></span></strong><span><span>, Memaliki Osmaniye’de, Türk, Kürt, Boşnak, Çerkez, Arap, Arnavut, Laz, Gürcü, Yahudi, Ermeni, Rum, Çingene, diye hiçbir milleti ayırmayan, herkesi Allah’ın kulu olarak gören ve kabul eden, kamil bir insan ve iyi bir Müslümandı..</span></span></div> <div><span><span>Onun 33 yıl süren adaletli yönetimi, verdiğimiz misalde olduğu gibi <strong>Fresko</strong>’ları ve Fresko gibi daha nicelerini ortaya çıkarmıştır..</span></span></div> <div><strong><span><span>Sultan Abdülhamid Han</span></span></strong><span><span>’a Mevla Teala (CC) rahmet eylesin..</span></span></div> <div><span><span>Mekanı cennet olsun..</span></span></div> <div><span><span><b>Sami Özey, dikGAZETE.com</b></span></span></div>