<h3><span><strong>Ukrayna’nın değil Rusya’nın güvenlik garantilerine ihtiyaç var!</strong></span></h3> <div><strong>MOSKOVA</strong></div> <div><strong>ABD’de</strong> başkanlık koltuğuna <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> oturduktan sonra <strong>Ukrayna’daki</strong> krizin çözümü için diplomatik atılımlar başladı. <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Gazze</strong> krizinin çözümünde aktif rol alarak burada bir ateşkesin ilan edilmesine ön ayak oldu. <strong>Trump</strong> aynı diplomatik başarıyı <strong>Ukrayna’da</strong> da gösterebileceğine inanırken karşısında <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong> gibi <strong>gayri resmi</strong> bir muhatap bulunuyordu.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> diplomatik tarzı her ne kadar eleştirilse de çok ‘<strong>kurnaz’</strong> bir politikacı olduğu da aşikar. <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy’in</strong>, <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray</strong> ziyaretinde <strong>Zelenskiy’i</strong> aşağılamasını tesadüf olarak değerlendiremeyiz. <strong>ABD’nin</strong> <strong>Ukrayna</strong> üzerindeki madenler için büyük planları var. <strong>Donald</strong> <strong>Trump </strong>da bu arzuyu dışa vuran bir liderdi. Kartlarını açık oynadı. <strong>Zelenskiy’e</strong> de, “<strong>Senin elinde kart yok</strong>” diyerek aslında bu çatışmanın tarafının kendileri olduğunu da ima etti.</div> <div><strong>Rusya</strong> ve <strong>ABD</strong> arasında da diplomatik anlamda büyük aşamalar kaydedildi. <strong>Suudi</strong> <strong>Arabistan</strong>, <strong>Türkiye</strong> derken <strong>Rusya</strong> ve <strong>ABD</strong> heyetleri özellikle <strong>Ukrayna’daki</strong> krizin aşılması yönünde niyetlerini sundu. <strong>ABD</strong> diplomasisi <strong>Ukrayna</strong> krizinin çözümü için <strong>ılımlı</strong> davranıyor.</div> <div>Bir taraftan da <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong> ise müzakerelerin <strong>Ukrayna</strong> ve <strong>Rusya</strong> arasında sürdürülmesi gerektiğini, bu gerilimin taraflarının <strong>ABD</strong> ve <strong>Rusya</strong> olmadığını savunuyor. Ancak aynı <strong>Zelenskiy</strong>, <strong>2022</strong> yılında <strong>İstanbul’da</strong> gerçekleşen <strong>Rusya – Ukrayna</strong> müzakerelerinde <strong>Londra’dan</strong> icazet alan bir liderdi. Aslında çatışmanın tarafları <strong>Batı</strong> ile <strong>Rusya’dır</strong> ki <strong>Zelenskiy </strong>de o dönem <strong>Batı’dan</strong> gelen <strong>emirler</strong> üzerine varılan anlaşmadan son anda çekildi.</div> <div>Günümüze gelecek olursak <strong>Rusya</strong>, <strong>Ukrayna</strong> ordusunun sızarak terör saldırıları gerçekleştirdiği <strong>Kursk’ta</strong> irade koydu. <strong>Rus</strong> ordusu en az kayıplar ile <strong>Ukrayna</strong> ordusuna en fazla kaybı verdirdi. Aynı zamanda cepheyi de boş bırakmayan <strong>Rusya</strong>, <strong>Donbass</strong> <strong>Bölgesi’nde</strong> yine önemli toprakları özgürleştirdi.</div> <div>Daha önce <strong>Rus</strong> ordusunun irade koyması durumunda batılılara karşı büyük bir askeri zafer kazanılabileceğini defalarca söylemiştim. <strong>Rus</strong> <strong>ordusu</strong>, <strong>batılı</strong> <strong>medya</strong> manüplasyonları, siyasi ve ekonomik baskılar ve <strong>Kiev</strong> rejiminin <strong>batılılar</strong> tarafından askeri olarak desteklenmesine karşı alınacak zaferde büyük bir aşama kaydetti.</div> <div><strong>Rusya’nın</strong> <strong>Donbass’ta</strong> başlattığı özel askeri operasyonlar sırasında <strong>batılı</strong> desteğinin ancak çatışmayı uzatacağını da defalarca söylemiştim. Bugün ancak çatışmanın uzadığını ancak <strong>batılıların</strong> bir zafer elde edemediğini, aksine <strong>ekonomik</strong>, <strong>siyasi</strong> ve <strong>askeri</strong> olarak çok zayıf düştüğünü de görmüş olduk.</div> <div>Tüm bu gelişmelerin ışığında <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> yönetimi tüm enerjisini <strong>Kiev</strong> rejimine harcamak istemiyor. Hem kişisel hem de <strong>ABD’nin</strong> çıkarları doğrultusunda yine <strong>Kiev’e</strong> politik desteğini kesmeden ancak askeri ve ekonomik olarak geri çekilerek politikasını <strong>Asya</strong> <strong>Pasifik</strong> bölgesine kaydıracak gibi görünüyor.</div> <div>Kısacası <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Rusya’nın</strong> bu zafere yakın olduğunu gördü. Artık sadece <strong>kalıcı</strong> <strong>ateşkes</strong> ve <strong>barış</strong> doğrultusunda <strong>Ukrayna’dan</strong> ne kadar ganimet koparırsa o kadar kar edeceğini düşünüyor. <strong>Ukrayna</strong>, <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> umrunda bile değil sanki.</div> <div><strong>Ukrayna</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Başkanı</strong> <strong>Vladimir Zelenskiy</strong>, gayri meşru olarak başkanlık koltuğunda oturmasına karşı batılıların <strong>alternatif</strong> <strong>bir</strong> <strong>lider</strong> arayışında olması nedeniyle son kozlarını oynamaya çalışıyor. Eğer <strong>Zelenskiy’in</strong> manevraları yerini bulmazsa muhtemelen batılılar <strong>Petro</strong> <strong>Poroşenko</strong> ve <strong>Yuliya</strong> <strong>Timoşenko</strong> kanalı veya bu isimler üzerinden süreci tamamlamak istiyor. <strong>Batılılar,</strong> <strong>Zelenskiy’siz</strong> bir çözümü kabullenmeye başladı gibi. Zaten <strong>Zelenskiy’in</strong> postmodern demogoji siyaseti de işe yaramıyor. Haliyle <strong>batılılar,</strong> politik anlamda da şu an zor durumda.</div> <div><strong>Gayri</strong> <strong>Resmi</strong> <strong>başkan</strong> <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong>, <strong>Rusya</strong> ile müzakerelere hazır olduklarını ancak kendileri için güvenlik garantilerine ihtiyaç olduğunu söylemişti. Ancak <strong>NATO </strong>da son açıklamasında <strong>Ukrayna’nın</strong> birliğe dahil edilme planını rafa kaldırdıklarını açıkladı. Bölgede barışın tek garantisi <strong>Rusya’ya</strong> askeri tehdit oluşturmamaktır. Bunu aslında çok uzun zaman önce anlamaları gerekirdi. Ancak <strong>Ukrayna’da</strong> zafer kazanamayan <strong>batılılar,</strong> dünya kamuoyunun da tepkisini çekmeden yavaş yavaş bu <strong>mağlubiyeti</strong> <strong>kabullenme</strong> sürecinde.</div> <div><strong>Rusya</strong> tarafına bakarsa <strong>2022’de</strong> <strong>İstanbul’da</strong> gerçekleşen müzakerelerde <strong>Rusya</strong> aldatıldı. Müzakere masasında “<strong>barış</strong>” konuşulurken batılıların modern silahları, <strong>Polonya</strong> üzerinden <strong>Kiev</strong> rejimine sevk edilmeye başlanmıştı. Çatışmanın uzamasına sebep olan durum da budur. <strong>Rusya,</strong> artık bu tür aldatmacalarla karşılaşmak istemiyor.</div> <div><strong>Rusya</strong>, <strong>Kursk’ta</strong> tamamen kontrolü ele geçirecek, <strong>Sumi</strong> <strong>Bölgesi’nde</strong> de tampon bölge oluşturacak. Bu plan <strong>Rusya</strong> için çok önemli. Askeri kaynakların da bu yönde hazırlıklar yaptığını ve planlarını bu yönde sürdürdüklerini biliyoruz. Çünkü tekrar bir <strong>oyalama</strong> <strong>sürecinde</strong> yeni modern silahların <strong>Kiev</strong> <strong>rejimine</strong> teslimi veya <strong>Rus</strong> ordusunda rehavet durumu, <strong>Rusya</strong> adına kazanılan zaferleri bir anda yok edebilir.</div> <div><strong>Rusya,</strong> bu nedenle temkinli. <strong>Moskova’nın</strong> batıya hiç güveni yok. <strong>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin </strong>de batılıların ikiyüzlü davranışlarını ezberlediği için artık çok dikkatli davranıyor.</div> <div><strong>Rusya</strong> ne istiyor?</div> <div><strong>Rusya,</strong> tamamen <strong>güvenlik</strong> <strong>garantileri</strong> istiyor. Örneğin; <strong>NATO</strong> birim ve silahlarının <strong>Kiev</strong> rejiminden tamamen çekilmesi gerekiyor. <strong>Kiev</strong> rejiminin <strong>Donbass</strong> sonuçlarına göre geri çekilmesi ve müzakereler sürecinde de kritik askeri hamlelerinden vazgeçmesi gerekiyor. <strong>Kiev</strong> rejimi ordusuna istihbarat desteği bile sağlanmaması gerekiyor. Aynı zamanda <strong>Kiev</strong> rejiminin <strong>Rus</strong> topraklarında sürdürdüğü terör saldırılarını sonlandırması gerekiyor.</div> <div>Bundan sonraki süreçte <strong>Rusya’nın</strong> tavrı daha ılımlı ve dikkatli olacaktır. Eğer bu şartlar yerine getirilirse <strong>Rus</strong> ordusu taarruzlarını sürdürür mü? Hayır. Çünkü; <strong>2022</strong> yılındaki müzakerelerde <strong>Rus</strong> ordusu kazandığı topraklardan dahi geri çekilmiş, kendi cephesinde <strong>barış</strong> <strong>anlaşmasını</strong> imzalamakla meşguldü.</div> <div><strong>Rus</strong> ordusu bu anlamda güven kazanmıştı. Ancak aynı güveni <strong>Kiev</strong> ve <strong>batı</strong> üzerinden alamamıştık.</div> <div>Artık bu çatışma durumunun ortadan kalkması lazım. Bölge ve dünya, bu çatışma nedeniyle büyük zarar gördü. <strong>Rusya’yı</strong> yok etme uğruna neredeyse tüm dünya acı çekiyordu. <strong>Afrika’ya</strong> gönderilmeyen <strong>tahıllar</strong>, <strong>ekonomik</strong> <strong>krizler</strong> ve <strong>sosyolojik</strong> <strong>sorunlar</strong>… Tümü bu çatışmayla ilgiliydi.</div> <div>Bu nedenle artık <strong>batılılardan</strong> ve <strong>Kiev</strong> rejiminden beklenen tek şey güven.</div> <div>.</div> <div><strong>Erhan Kuadzba, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>