USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Türkiye - İsrail ilişkileri

Türkiye - İsrail ilişkileri
11-03-2022

Bana göre;

İsrail cumhurbaşkanı Herzog’un ülkemizi ziyaret etmek istemesi…

Ve

Cumhurbaşkanımızın bunu kabul etmesi de normal,

İslamcı sivil toplum kuruluşlarının İsrail’i protesto etmesi de normal ve takdire şayandır.

Ancak…

Cumhurbaşkanımız bu ziyaret teklifini kabul etti diye,

İşi tadında bırakmayıp, meseleyi başka yönlere çekerek Sayın Erdoğan’ın sanki Filistin davasına ihanet etmiş gibi göstermek yanlıştır.

Neden?

DÜNYADA BÖYLE BİR LİDER YOK!

Çünkü…

Cumhurbaşkanımız, gerektiği her ortamda İsrail’e haddini bildirmiş bir liderdir.

Davos’ta İsrail’e “one minute!..” çeken,

Mavi Marmara davasından dolayı İsrail’e özür dileten,

Ve İsrail’e tazminat ödeten dünyada tek lider Erdoğan’dır.

Evet,

Mavi Marmara’da tam istediğimiz sonucu alamadık ama dünyada hangi anlaşma bir tarafın tam istediği ile sonuçlanmıştır ki?

Hal böyleyken;

Çevremizde savaş tamtamlarının çaldığı bir zamanda

Ve…

Dünyada pandemi, enerji ve gıda krizi varken görüşme talebi de İsrail’den gelmişken kabul etmesek ne olurdu?

İSRAİL SADECE İSRAİL’DEN İBARET DEĞİL

Bu kritik zaman diliminde 

Atacağımız her adımda İsrail’i karşımızda görürdük.

Çünkü…

İsrail sadece İsrail’den ibaret değil.

İsrail’in buna gücü yetmez!” diyenlerin yakın tarihte, siyaset, finans ve medyada da Yahudilerin (İsrail’in) etkinliğinin boyutuna bakmaları gerekir.

İSRAİL Mİ ABD’DEN ÇIKTI, ABD Mİ İSRAİL’DEN?..

Aynı şekilde bu soruyu; İngiltere için de soracaktım ama gerek yok!..

Çünkü, İsrail’in kurucusunun bizzat İngiltere olduğu malumdur.

Amerika’nın ise;

Yahudi lobisi tarafından yönetildiğini bilmeyen yok!

Ve Amerika, Araplarla olan tüm savaşlarda İsrail’i desteklemiş, yenileceği her savaşın kritik anında müdahale ederek savaşı İsrail lehine çevirmiştir.

Çünkü İsrail, Amerika’ya değil, Amerika İsrail’e bağlıdır, ABD İsrail’e hizmet için vardır.

Bunu da “dini bir vecibe” sayar (Evangelistler bu şekilde iman etmiştir)…

Gelelim Almanya ve Fransa’ya!

Almanya ve Fransa’da Yahudi aleyhine tek kelime bile etmek kanunen suçtur.

Almanya her sene İsrail’e külliyetli miktarda haraç öder.

Bunu, “Yardım” adı altında silah, para, gemi vs. şeklinde verir. 

Almanya ve Fransa bile bu halde iken, Avrupa’nın diğer küçük ülkelerini saymaya gerek görmüyorum.

Bu iki örnek yeterli…

Gelelim Rusya’ya…

Bugün “hey hey..”lerinden geçilmeyen Putin’in İsrail başbakanı Netanyahu’yu ziyaretinde, Netanyahu ayağa kalkmayıp, Putin’i oturduğu koltukta karşıladığı hatıralardadır…

Çin:

Yine Çin’in Yahudilerin yatırım merkezi haline geldiği bilinmektedir.

Büyük servet sahibi Yahudiler, Amerika ve Avrupa’dan paralarını çekerek, Çin’e yatırım yapıyor.

ŞİMDİ SORU ŞU:

Çin, Türkistan Müslümanlarına eziyet ediyor diye…

Amerika, İngiltere ve Fransa…

Irak, Afganistan, Afrika ve diğer İslam ülkelerinde milyonlarca Müslüman öldürdü diye…

Rusya da Suriye, Kafkasya ve diğer bölgelerde Müslümanları öldürdü diye…

İlişkilerimizi kesiyor muyuz?

- Hayır kesemeyiz!

Aynı şekilde İsrail’in de benim gözümde yukarıdaki devletlerden bir farkı yok. 

Ülke ve ümmet (Millet İttifakı’nın başı, bu kelimeden rahatsız ama olsun. Biz yine demiş olalım) menfaatlerine uygun olarak görüşür veya görüşmeyiz.

İSRAİL DE KEYFİNDEN GELMEDİ!..

Bütün bunlara rağmen…

Liderimizin dik duruşu ve bölgedeki ağırlığı neticesinde İsrail, bizimle uzlaşmak zorunda kalmıştır.

Neden?

Sebebi çok… Ama en sonuncusunu söylemek gerekirse “EastMed” projesi…

İsrail bu proje ile D. Akdeniz’deki doğalgazını Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya satmak istiyordu.

ABD projeden çekilince bu plan çöktü. 

İsrail de bize mecbur kaldı. Elinde başka alternatif kalmadı.

Yoksa…

Onlar da bizim için bayılmıyor.

FİLİSTİNLİLERİ NASIL KORURUZ?

Bu arada;

Filistinlilere sahip çıkmak istiyorsak!..

Bunun İsrail ile ilişkilerimizin devamında, daha iyi olacağını düşünüyorum.

Nitekim Cumhurbaşkanımız;

Filistin davasındaki hassasiyetimize,

Bölgede gerginliğin azaltılmasına, iki devletli çözüme verdiğimiz öneme vurgu yaptı.

Mescid-i Aksa’nın dini kimliğine de aynı şekilde Herzog’un huzurunda ifade etti.

ESAD DAHA MI AZ MÜSLÜMAN ÖLDÜRDÜ?

Bütün bunlara rağmen…

İsrail Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmeyi tenkit eden Saadet lideri Karamollaoğlu, İsrail yerine Suriye ve Mısır’la işbirliği yapılması teklifinde bulundu.

Şimdi Sayın Karamollaoğlu’na sormak lazım:

- İsrail katil olduğu için görüşmeyelim diyorsunuz da Beşşar Esad nedir?

İsrail’den daha mı az Müslüman öldürdü?

Ya Mısır’ın Sisi’si?

Daha düne kadar Saadet, Mısır konusunda AK Parti ile aynı düşünüyordu. Şimdi ne oldu bilmiyorum ama Mısır’la ilişkileri geliştirmenin bir gerekçesi olabilir. Çünkü Mısır’ın durumu Suriye gibi değil

Ama…

Beşşar Esad öyle mi?

Bir defa Suriye tek parça değil. Esad parçalanmış Suriye’nin küçük bir parçasına hakim.

İkincisi; Suriyeliler, İsrail’den beter bir zulme maruz kaldığı için, ülkelerini bırakıp kaçtılar.

Böylece Suriye boşaldığından dolayı Beşşar Esad bugün Suriyelilerin tamamını temsil yetkisine sahip değil.

Üçüncüsü; Beşşar Esad’ın Suriye’de bir vali kadar yetkisi yok. Suriye’de Rusya ve İran’ın sözü geçerli…

Ki,

Cumhurbaşkanımız bunlarla zaten görüşüyor.

Ama yarın diyelim ki, şöyle bir durum oldu:

Türkiye - Rusya - İran…

Suriyelilerin ülkesine dönmesi için anlaştı.

Suriye eski haline döndü diyelim ama Beşşar yine başkan!..

Bu durumda Beşşar’la görüşülmeyecek mi? Tabii ki, görüşülecek.

Çünkü…

Devlet ilişkileri hoşumuza gitse de gitmese de böyle yürüyor.

Biz yine sivil toplum kuruluşları olarak bunu protesto ederiz. O bizim görevimiz diğeri de devletin görevi.

ERBAKAN…

Mevzuyu, Erbakan Hocamızla kapatayım.

Rahmetli hocamıza Anadolu’dan bir hayranı gelmiş, görüşmek istiyor.

Özel kalem:

- Randevun var mı?

- Yok!

- Mevzu nedir bana söyleyin belki ben çözerim.

- Hayır! Ben hocamı görmek istiyorum…

- Olmaz!

- Olur!

Tam bu sırada Hoca, içerideki misafiri uğurlamak için dışarı çıkıyor.

Kargaşayı görünce ne olduğunu sorar.

Ziyaretçi, uzun yoldan geldiğini ve kendisini görmek istediğini, özel kalemin de müsaade etmediğini söyler.

Özel kalem de neden içeri almadığını anlatınca,

Hoca:

- Senin görevin içeri almamak…

Sonra ziyaretçiye dönerek; Senin de görevin içeri girmeye çalışmaktır" dedikten sonra ziyaretçiyi içeri alır.

.

Emin Batur, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?