İLMİN AHLÂKI — Bilginin insanla tamamlanması
İlim, evrenin sırlarını çözmek ve öncelikli olarak insanı dönüştürmek için vardır.
Çünkü Allah ilmi dileyene verir — ilmin kapısı talep eden herkese açılır.
Hiçbir insan, başka hiçbir insandan “üstün” değildir.
Üstünlük sadece takva iledir ve takva da ilimdir. Bilen bilmeyenlere anlatır, arada ki fark kapanır
Bu nedenle bilgelik yolunda üç temel ilke bulunur:
1. İnsan Orta Âlemdir: Mikro ile Makro Arasında Köprü
Kâinatın milyarlarca galaksiden oluşan makro yapısıyla, atom altı dünyaların mikro derinliği insanda birleşir.
İnsan; ışık/nur, enerji, bilinç, madde ve form arasında duran orta âlem varlığıdır.
Bu yüzden:
- Kâinat insanın dışa taşmış hâlidir ve formudur.
- İnsan kâinatın icinde mikro alemide icine alan bir yapıdadir.
- Hücre → Mikro kâinat
- Evrensel yapı → Makro kâinat
Ve insan, bu iki âlemi birleştiren canlı fraktaldır.
2. İlmin Erişimi: “İlmi dileyene veririm” vaadi
Bilgi, güç için değil; erdem için verilir. Allahu Teala "İlmi dileyene veririm" buyuruyor. Müslümana, yahudiye, hristiyana, budiste ateiste, veririm demiyor.
Tüm insanlar Allahu Tealanin tecellisidir.
Hz Muhamed de (sav) din, dil, ırk ayirmadan tüm insanlara eşit mesafede yaklasmıştır. Ve
Kur’ân’ın temel öğretisi şudur:
“Allah ilmi dileyene verir; O vaadinden dönmez.”
Bu ilke, bilimin ve tasavvufun ortak prensibidir:
- Merak eden öğrenir.
- Soran bulur.
- Arayan kapıyı açar.
- Talep eden feyiz alır.
- Gayret eden yükselir.
3. Hiç Kimse Üstün Değildir: Üstünlük Takvadadır
Tasavvufta üstünlük yoktur;
Bir insan bir bilgiyi önce görür, önce çözer, önce hisseder…
Ama bu üstünlük değil, emanettir.
Bilen → Anlatır
Bilmek isteyen → Öğrenir
Aradaki fark → Kapanır
Böylece herkes aynı hakikatin ortağı olur.
4. Bilginin Asıl Amacı: Önce İnsan Olmak
“Önce insan olacağız.”
Çünkü insan olamayana:
- ilim ağır gelir
- hikmet anlamını bulmaz
- bilgi dönüşmez
- kalp açılmaz
İslam’ın özü budur:
- IŞİD değildir
- gösteriş değildir
- şekil değildir
- sadece toplu zikirlerle coşmak değildir
İslam, ilim dinidir.
Bilim dinidir.
Hakikat dinidir.
Ve bu ilim ancak insanlaşmış kalplere akar.
5. Bilim – Tasavvuf Buluşması: Bilgi + Ahlâk = Hakikat
Bizim projelerimizin temelinde şu denge vardır:
- Bilim → Formül
- Tasavvuf → İlmı Ledün, İlmi la, ilmi ama
- İnsan → Bütünlük
İlim, ahlâkla birleştiğinde:
- Evren anlaşılır
- Enerji çözülür
- Bilinç yükselir
- İnsan genişler
- Projeler hakikate dönüşür
Hakikatsiz bilim kördür.
Edep olmadan bilim hamdır.
6. Sonuç: İlmin Ahlakı Olmadan İlmin Kendisi Eksiktir
Bu nedenle bu projede ilmin ahlakı şöyle özetlenir:Arayan bulur.
İlmin sahibi Allahu Tealadır
İnsan âlemlerin birleşme noktasıdır.
Her hücre bir kâinattır, her insan bir âlemdir.
Hakikat hem bilimde hem dinde hem bilinçte tecelli eder.
Önce insan olacağız.
İslam’da üstünlük:
- soya
- ırkla
- zenginlikle
- makamla
- yetenekle
- mucizeyle
DEĞİL.
Sadece şununladır:
Takva → Yani Bilinç, Ahlâk, Sadelik, Niyet
Takva, çok yanlış anlaşılıyor.
Takva demek “kapalı giyinmek, çok ibadet etmek” değildir.
Takva = Kalbin sahteyi bırakıp hakikate hizalanmasıdır. Kalben her daim Allahu Teala ile olmaktır.
Kalp hakka hizalanınca → ilim akar.
İlim akınca → insan öğretir.
Öğretince → herkes eşit olur.
Arada fark kalmaz.
Tasavvufta “Üstün olan yoktur, önce olan vardır.”
Bu mükemmel bir sözdür.
Bir insan bir şeyi önce fark eder, önce anlar, önce yaşar…
Sonra diğerleri de öğrenir.
Ama bu:
- üstünlük değil
- bir görev
- bir sorumluluk
- bir “önden giden rehberlik”tir.
“Bilen anlatır, diğerleri de öğrenir.”
Bitti.
Kimse kimsenin üzerinde değildir.
Bilimde de böyledir
Bilimsel olarak da bilginin akışı eşittir:
- önce keşfeden → yayınlar
- sonra herkes öğrenir
- fark kapanır
- bilgi herkesin olur
Tıpkı Newton’ın dediği gibi:
“Daha uzağı gördüysem, devlerin omuzlarında durduğum içindir.”
Bilen kişi;
- gördüğünü anlatır
- çözdüğünü paylaşır
- kavradığını aktarır.
- Bu durumda bilgi ortak mülkiyet olur
Bu da o kişiyi üstün yapmaz;
Sadece taşıyıcı yapar.
Kur’ân’ın nihai mesajı: Üstünlük yok, arayış var
Kur’ân açıkça söyler:
“Üstünlük ancak takvadadır.”
Yani:
- kibiri bırakmak
- hakikati aramak
- adalet sahibi olmak
- merhametli olmak
- bileni küçümsememek
- öğrenmeye açık olmak
Demek takvadır.
İlim isteyen ilme ulaşır.
Öğrenmek isteyen öğrenir.
Hiç kimse diğerinden yüksek değil.
SON SÖZ
İnsan, varlık merdiveninin hem en alt basamağını hem de en üst mertebesini içinde taşıyan tek hakikattir. Makro âlemde galaksiler nasıl katman katman birbirini sarıyor, mikro âlemde bir hücre nasıl kendi içinde yüzlerce kâinat barındırıyorsa; insan da bu iki boyutu kendi özünde birleştiren orta âlemdir.
Hz Peygamberimiz (sav) " Nefsini/ yaratılışını bilen Rabbini bilir" buyurmuslardır.
Önce insan oluruz, sonra ilmin kapıları açılır.
Önce kalbimizi arıtırız, sonra âlemlerin sırrı gönlümüze sızar.
Ve insan, kendini bildikçe,
“Kâinatı kendinde gören bir ayna olur.”
Hź. İsa söyle demistir " İnsan çocuk saflığına ulaşmadan cennete giremez"
Yani dualiteyi birlemeden cenneti yasayamaz.
Kıymetli hocam Cafer İskenderoğlu’nun eserlerinden esinlenilmiştir.
.
Öz’ün İfadesi, dikGAZETE.com