<h3><strong>KERBELÂ ÜZERİNE… OYUNLAR, TEZGÂHLAR… HEDEFTE COĞRAFYAMIZ VAR…</strong></h3> <h3><strong>PSİKOLOJİK HARP TEDBİRLERİ VE EKSENİMİZ</strong></h3> <div><strong>Kerbelá Katliámı’nın</strong> bizce anlamı ne?</div> <div><strong>Gülümüz Hz. Peygamberimiz SAV</strong>’in “soyunun kurutulması” maksadıyla yapılan katliam.</div> <div>Sebebi ne?</div> <div><strong>Ebu Süfyan’ın</strong> Torunu <strong>Yezid’in</strong> babası <strong>Muaviye’nin</strong> haksız hükümdarlığını devám ettirmek için muhálif gördüğü <strong>Hz. Hüseyn</strong> ve Ailesini, 72 insanı katlettiği olaydır <strong>Kerbelá</strong>…</div> <div><strong>İslâm Dünyası</strong>’nda bu olay, kaynağı itibári ile siyasi bir ihtiláfın sonucudur. Maálesef bu ihtilafın, <strong>fıkhi</strong> <strong>sonuçları</strong> da olmuştur.</div> <div>Sonraki yüzyıllarda <strong>Müslümanlar,</strong> sanki <strong>Hz. Ali </strong>ve <strong>Muâviye</strong> yaşıyormuşçasına <strong>taraf</strong> olmaya zorlanmışlardır.</div> <div><strong>Müslüman Türk Milleti</strong>, bu kabalığa alet olmamış, <strong>Ehl-i Beyt’e </strong>fevkâláde muhabbet beslemesine rağmen siyasi ihtilaf haline getirmemiştir. Hatta camilerine sadece <strong>Türk</strong> <strong>Milleti,</strong> sırası ile <strong>Allah CC</strong>. ve <strong>Muhammed</strong> <strong>SAV</strong>. yazılarına ilave <strong>6 ilk halife</strong> adı yazmıştır. </div> <div>Kimdir o halifeler peki?</div> <div><strong>1. Hz. Ebûbekir, 2. Hz. Ömer, Hz. 3. Osman, 4. Hz. Ali, 5. Hz. Hasan, 6. Hz. Hüseyn.</strong></div> <div>Hutbede cumhuriyet sürecinde ilk dört halifenin adı söylenir. </div> <div>Şimdi; <strong>Türkiye</strong> <strong>Şii</strong> ve <strong>Alevileri</strong> (Kızılbaşları) sol siyasetin baskısı altındadır. Buna karşılık <strong>Cumhurbaşkanımız</strong> da bir <strong>Cemevine</strong> gittiler.</div> <div><strong>“Türkiye Şii’lerinin </strong>Lideri” havalarındaki kişi <strong>Suriye</strong> ile ilgili <strong>Türkiye</strong> <strong>Devleti</strong> aleyhinde çok galiz cümleler kurdu. <strong>Cemev</strong>i ziyaretinde <strong>Atatürk</strong> resmi yer değiştirmiş. Dedeler, “<strong>Atatürk bizim manevi liderimizdir</strong>.” türünden şeyler söylediler. </div> <div>Hani lâiktiniz. </div> <div>Bir devlet adamını bile <strong>dini</strong> <strong>lider</strong> yaptınız, <strong>din</strong> <strong>adamı</strong> yaptınız. Tarihe bakın. Hangi <strong>Cemevi’nde</strong> resim varmış?</div> <div><strong>“Şii</strong> <strong>Vatandaşlarımızın</strong> <strong>Lideri</strong>” pozlarındaki adama da şunu soruyoruz:</div> <div><strong>- Siyáset senin işin mi?</strong></div> <div><strong>- Kerbelá Yası, senin şahsi siyasi kanaatlerine payanda yapılacak kadar basit mi?</strong></div> <div>Diğer yanda <strong>Mısırlı</strong> muhâlif, muhâlif olduğu içinde <strong>Türkiye’de</strong> de karşılık bulan bir gazetecinin videosunu izliyorum…</div> <div>Adam, ilk birkaç yıl adeta <strong>Türk</strong> <strong>Milliyetçisi</strong> kadar <strong>Türkiyeci</strong> ve hükümet yanlısı idi. </div> <div><strong>Kerbelá</strong> <strong>acısı</strong> ile ilgili diyor ki; “Hz. Hüseyn kim? İslâm Tarihi’nde bir yeri yok. Muâviye ve Yezid, İstanbul’a kadar Anadolu dâhil fethettiler. Sonra Türkler geldiler buralara. Özetle; “Anadolu dâhil bölgeyi Emeviler fethettiler, Emeviler’den sonra Osmanlılar sürdürdüler çizgiyi.” diyor. </div> <div>Bu şahıs da tıpkı diğer <strong>FETÖ</strong>, <strong>Kesnizâni</strong>, <strong>DEAŞ</strong> gibi yani “<strong>İslâmcı”</strong>! rollerdeki kukla yapılar gibi bizleri kurbağa misáli yavaş yavaş ısıtıp haşlıyor.</div> <div>Özetle; <strong>Müslüman</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Milleti</strong> olarak bizler, <strong>Ehl-i Beyt’i, Gülümüz SAV’in parçası </strong>görürüz ve muhabbetimizin menşei en başta <strong>Gülümüz SAV</strong>’dir.</div> <div><strong>Kerbelá ,anılması gereken bir yas günüdür. </strong></div> <div><strong>Kutlama günü değildir!..</strong></div> <div><strong>Kerbelá’nın</strong> nedeni, siyasi bir ihtilaf gibi görünmekle beraber alınması gereken birçok <strong>ders</strong> de barındırır. </div> <div><strong>İlk ders</strong>; böyle bir ihtilaf 1400 senedir <strong>Müslümanlar</strong> arasında süregelen bir fitne sebebidir. </div> <div>Aklı ve imânı ile <strong>Kurán-ı Kerim</strong> okuyan,<strong> hâdis-i şerifleri</strong> inceleyen her <strong>Müslüman,</strong> <strong>Kerbelá’dan</strong> aldığı ders ile tüm <strong>Müslümanları</strong> sımsıkı kucaklar.</div> <div>Birbirimizi çok sevmek, imânlı olmanın da koşulu değil midir?</div> <div>Bugün <strong>Müslümanlara</strong> bakınız.</div> <div><strong>Emperyalizmin</strong> <strong>kuklası</strong> olmuş yöneticilerin elinde, birbirine düşman olmak için adeta fırsat kollayan, çoğunlukla <strong>tembellik</strong> ve <strong>fakirliğin</strong> övüldüğü bir sosyal hayat sürülüyor. </div> <div>En çok para, <strong>İslam</strong> <strong>Dünyası’nda</strong>.</div> <div>En çok fakirlik de <strong>Müslümanların</strong> içinde.</div> <div>Bu konuyu uzatmayacağım. Ancak <strong>gelinen</strong> <strong>nokta</strong> şudur:</div> <div><strong>Şiilik</strong>, <strong>Müslüman</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Safeviler</strong> tarafından düzenlenmiş ve devlet mezhebi háline getirilmiştir. </div> <div><strong>İran İslâm Cumhuriyeti</strong>’ne kadar <strong>Osmanlı</strong> Topraklarına dönük müdâhilliği ve yayılmacılığı hiç bugünkü gibi olmamıştır. </div> <div><strong>Türkiye’de</strong> birçok romantik, <strong>İran Fars Devrimi</strong>’nin geldiği noktayı hálá göremiyor.</div> <div><strong>İran’da</strong> <strong>Fars</strong> <strong>Irkçılığı,</strong> tarihte hiç bu günkü gibi etkili olmadı. </div> <div><strong>Fars Şiası</strong> ilk kez <strong>Osmanlı</strong> <strong>medeniyet</strong> <strong>Coğrafyası’nda</strong> bu kadar etkin. <strong>Suriye’de</strong> artık <strong>Ayetullah’ın</strong> izni olmadan vali atanmıyor.</div> <div>Diğer yandan <strong>Vehhabilik</strong> ve <strong>Selefilik</strong>… <strong>Türk Cumhuriyetleri </strong>ve <strong>Rusya’da</strong> hızlı bir şekilde yayılmaya devam ediyor. <strong>Oysa Asya Türklüğü, Hanefî-Máturidí idi.</strong> </div> <div><strong>Selefilik</strong> de bizim geleneksel muharipliğimizi, töre ve terbiyemize bağlılığımızı hatta estetik görünümümüzü dahi hedef almış durumda. </div> <div><strong>Selefilerin</strong> sakallarını görünce, “<strong>Acaba 1400 yıldır dedelerimiz neden bıyık bırakmış, Selefiler kadar bilmiyorlar mıydı?</strong>” demeden edemiyorum.</div> <div>Esasında bizi <strong>Müslümanların</strong> <strong>mezhepleri, tarikatları, cemaatleri</strong> çok ilgilendirmiyor. Ancak bizi,<strong> çıkabilecek fitneler, bölücülük, İmân, töre ve terbiyemizin yıpratılması, algı bozma, dış güçlerin oyunlarına bilerek ya da bilmeyerek alet olunması</strong> çok ilgilendiriyor.</div> <div><strong>Bugün gerek Şia gerek Sünni dünya Kerbelá’yı, anması gerektiği gibi anmamaktadır. Kendini dövmek ne kadar İslâmî’dir?</strong></div> <div><strong>Kerbelâ’yı yok saymak, hatta unutturmak için Muharrem ve Âşurâ günlerine başka anlamlar uydurmak ne kadar İslâmî’dir?</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Mezheplere evet, mezhepçiliğe hayır!</strong></div> <div><strong>İslâm Dünyası</strong>’nın bu zaáfiyeti emperyalizm tarafından çok iyi kullanılmaktadır.</div> <div><strong>Yemen’e</strong> bakın. Ne için savaşıyorlar? </div> <div><strong>12 Eylül Öncesi Alevî-Sünni</strong> çatışmaları çıkarmaya çalışmadılar mı? </div> <div><strong>İran,</strong> kim için mezhepçilik yapıyor? </div> <div>Daha düne kadar <strong>Suriye</strong> rejimine <strong>kafir</strong> diyordu. <strong>Aleviliği</strong>, her türlü <strong>Bâtınîliği</strong> kendi ülkesinde eziyor. Ama <strong>Türkiye’de</strong>, <strong>Suriye’de</strong>, <strong>Lübnan’da</strong> organize ediyor.</div> <div><strong>Türkiye, Şia’yı Fars’ın elinden kurtarmalıdır. </strong></div> <div><strong>Selefî akımları da Suudi etkisinden kurtarmalıdır. </strong></div> <div><strong>Her iki taraf da İngiltere ve ABD kontrolündedir.</strong></div> <div>Ünlü <strong>İngiliz</strong> <strong>Casusu</strong> ve <strong>Tarihçi</strong> <strong>Arnold</strong> <strong>Toynbee</strong>: “<strong>Biz Güney İslâmı’nı (Eşari inanç bölgesi-Ortadoğu) hallettik. Bir şeyhi satın alıp işinizi görebilirsiniz. Size kalan Kuzey İslamı’dır. Mutlaka kontrole alınması gerekir.</strong>”</div> <div><strong>Kuzeyde</strong> kim var? </div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>Afganistan</strong>, <strong>Pakistan</strong> ve tüm <strong>Türk</strong> <strong>Cumhuriyetleri</strong>...</div> <div>Bu coğrafyada <strong>hâkim</strong> olan <strong>inanç</strong> ne?</div> <div>“<strong>Hanefi/Maturidi</strong>”</div> <div><strong>Toynbee</strong>, daha <strong>1917</strong>’de diyor ki; “<strong>Bu İslam anlayışının yok edilmesi şart. Yoksa başaramayız!</strong>”</div> <div>Hâsılı, hedefte <strong>coğrafyamız</strong> ve <strong>Milletimiz</strong> var.</div> <div>Pekî ne yapmalıyız?</div> <div></div> <div>Değerli Dostlar!..</div> <div><strong>Harp (Savaş) süreklidir. Bilin ki barış dönemi dahi harbin bir parçasıdır.</strong></div> <div><strong>Harbin her aşamasında sürekli olan en önemli faaliyet Psikolojik Harp/Harekâttır. </strong></div> <div><strong>Psikolojik savaş, muhalif grupların görüşlerini, duygularını, tutumlarını ve davranışlarını etkilemek için propaganda ve diğer psikolojik operasyonların planlı şekilde kullanımıdır.</strong></div> <div><strong>Rakibin moralini düşürmeye yönelik eylemler psikolojik savaş kapsamına girer.</strong></div> <div><strong>Psikolojik savaş</strong>, düşmanın kendine olan güvenini azaltmak ve düşmanı korkutmak için yapılan planlı faaliyetlerdir.</div> <div><strong>Psikolojik</strong> <strong>Harp</strong>, halkının, medeniyet coğrafyasındaki milletlerin, etki ve ilgi alanı olarak tanımlanan tüm müzáhir çevrenin zihin ve gönül dünyasının aynı yöne ve <strong>Türkiye</strong> <strong>Devleti’nin</strong> Güçlü Geleceğine inandırılıp, fedákârlıkla çalışmalarının temini…</div> <div>Bakınız, <strong>MİT</strong>, <strong>Şanlı</strong> <strong>Ordumuz</strong>, <strong>Emniyet</strong> <strong>Teşkilâtımız</strong> canhıraş bir şekilde mücádele ediyorlar. Bu mücádele <strong>Psikolojik Harp</strong> (P/H) <strong>faaliyetleri</strong> ile kalıcı hâle getirilmeli ve perçinlenmelidir.</div> <div>Bugün <strong>PKK</strong>, <strong>FETÖ</strong> vd. işbirlikçi yapılar, emperyalizmin sinsi uzanımları ile <strong>medya</strong> aracılığı ile algı oluşturmakta ve yönetmektedirler.</div> <div>“<strong>Yandaş</strong> <strong>medya</strong>” dedikleri, hükümetten yana olan basın kuruluşları dahí “<strong>muhalefetin</strong> <strong>cumhurbaşkanı</strong> <strong>adayı…</strong>” gibi yersiz konuları konuşuyorlar. Farkında olmadan “<strong>altılı</strong> <strong>masa</strong>, vs.” diye muhalefeti konuşuyorlar. Oysa düşünün, ülkemizde hükümetin en büyük başarılarından biri <strong>Karabağ</strong> <strong>Harekâtı</strong> ve Zaferi. </div> <div>Birinci yıldönümü bile kutlanmadı. <strong>2023</strong> <strong>Seçimlerine</strong> hazırlanılan bu süreçte <strong>P/H faaliyetleri</strong> çok iyi yönetilmelidir. </div> <div></div> <div><strong>Aziz Milletim!..</strong></div> <div><strong>Güçlü ve Büyük Türkiye hedefimize şaşmadan yürümeliyiz. Mezhep, tarikat, cemaat, siyaset, etnisite vs. köklü tüm nifak ve yıkıcı faaliyetlere karşı uyanık olmaktan başka çaremiz yoktur.</strong></div> <div>.</div> <div><strong>Emekli Yarbay Halil MERT, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-Strateji ve Yönetim Uzmanı-</div> <div></div>