<div><span><span>Ey erkek kardeşlerim!</span></span></div> <div><span><span>Eğer hakiki manada <strong>yeri-göğü inleten</strong> <strong>bir kadının</strong> elinde <strong>diriliş</strong> olacak evladlar büyüsün istiyorsanız; karınıza o şekilde davranınız.</span></span></div> <div><span><span>Çünkü herkes; <strong>ona nasıl davranılıyorsa</strong> ister istemez o hale bürünür.</span></span></div> <div><span><span>Ve bilin ki asla ama asla;</span></span></div> <div><span><span><strong>- Ezilmiş kadınlar şahsiyetli çocuklar yetiştiremez! </strong></span></span></div> <div><span><span>Bu nedenledir ki hiçbir <strong>İslam</strong> önderinin, hiçbir dava erinin eşlerini ezdiğini ve sert davrandığını göremezsiniz.</span></span></div> <div><span><span>Şehit <strong>Muhsin Yazıcıoğlu</strong>, onca dava arasında dahi hanımına şu satırları yazarak onu nasıl başına taç ettiğini aleme duyurmuştu:</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Kırağı vurmuştu hüzün bahçelerime</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Solan sevgilerime bin sevda kattın</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Kara saçlarına kaderimi bağladım</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Buğulu gözlerinde ben, mutluluktan ağladım.</strong>” </span></span></div> <div><span><span>Koskoca cihan padişahı <strong>Abdulhamid Han,</strong> hayatında bir defa çorabını giydiren eşine 7 defa “<strong>hakkını helal et hanım</strong>” demiştir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Peygamberimiz,</strong> bırakın incitmeyi, kadınların oturduğu katırı, sert çeken sahabeye dahi “<strong>kadın billurdur, incitmeyesin!</strong>” diye uyarmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Böyle değer gören hanımlar yakmıştır cihad ateşini. </span></span></div> <div><span><span>Ve tüm önder şahsiyetler <strong>karılı-kocalı</strong> taşımışlardır bu davayı.</span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>aciz, zavallı </strong>erkeklerin eliyle <strong>hor görülen, aşağılanan, dövülen, ezilen</strong> kadınlar ise kendi yaralarını saramamışlardır ki, <strong>ümmete faydaları</strong> olsun.</span></span></div> <div><span><span>Hepsi <strong>melankolik</strong> şekilde, <strong>gördükleri zulmü hazmetme</strong> derdine düşmüşlerdir.</span></span></div> <div><span><span>Ne kendilerini, ne evladlarını <strong>bir adım öne</strong> çıkaramamışlardır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Karısına bu hayatı reva gören <strong>sözde adamlar</strong> ise “<strong>hayırsız”</strong> olarak yazılmıştır ahirette açılacak defterlere!</span></span></div> <div><span><span>Yaşadıkları <strong>travmalardan etkilenen çocuklar</strong> ise ya içine kapanmış, ya aynısını yaşatarak <strong>zulmün bir parçası</strong> olmuşlardır.</span></span></div> <div><span><span>Ama asla bu evlerden "<strong>şahsiyetli önderler</strong>" çıkmamıştır. </span></span></div> <div><span><span>Çünkü <strong>kadının neyse</strong>, <strong>zürriyetin</strong> de odur.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yağmur </strong>(Mirzayeva)<strong> İbiç, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>(-Elbette bu yazıma, <strong>karısı tarafından maddi ve manevi şiddete uğrayan, bir eşya kadar değer verilmeyen, evin reisi/efendisi olduğu hissettirilmeyen, evladları karşısında hor görülen, hürmetsizlik edilen erkek kardeslerimi </strong>de dahil ediyorum.-)</span></span></div> <div></div>