<div><span><span>Dünya tarihine göz gezdirdiğinizde birçok <strong>salgın</strong> <strong>hastalıkla</strong> karşılaşırsınız.</span></span></div> <div><span><span>Dünyayı kasıp kavuran, milyonlarca insanın ölümüne yol açan <strong>salgın hastalıklar</strong>, tarihe silinmez derin izler bırakmıştır.</span></span></div> <div><span><span><strong>İnsanoğlu,</strong> başına gelenlerden ders çıkarmak yerine her zaman <strong>dünyanın dengesiyle oynayarak,</strong> salgın hastalıkların ve diğer afetlerin önüne geçebilmenin hayaliyle yaşamış, dedeleri depremle yok olan ve kayalardan ev yontan <strong>Semud</strong> <strong>kavminin</strong>; ses ile helak olması gibi her zaman da <strong>ters köşeye</strong> mecburen yatmıştır.</span></span></div> <div><span><span>Bütün salgın hastalıklar değil ama birkaç salgın hastalığın “<strong>aşı</strong>” üretimi ile son bulduğu varsayılsa da kanıtlanmamıştır. Çünkü tarihte, <strong>ortalığı kasıp kavuran birçok salgın hastalığın aşısı</strong> halen olmasa da bir şekilde yok olup gitmiştir.</span></span></div> <div><span><span>Dünya üzerinde <strong>Allah</strong>’ın sanatının yansıması olarak <strong>milyonlarca çeşit mikrop</strong> yaşamaktadır. </span></span></div> <div><span><span>Bu mikropların birçoğunun yaşam alanı ise biz makro-canlılardır.</span></span></div> <div><span><span>Mikroskobun icadından sonra, <strong>hastalık</strong> olan bölgenin incelenmesinde bu mikroplarla ilk defa karşılaşan insanoğlu, suçu hemen onlara atmış, bu <strong>mikropları egale etmek için</strong> envai çeşit <strong>antibiyotik</strong> <strong>ilaçlar</strong> üretip, kendi vücudunu koruyan bu flora bakterileri ile<strong> sonu gelmez bir savaşa</strong> girmiştir.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Ağızdan makata kadar sindirim sistemi, cildimiz, mukozalarımız vücudumuzun dış sınırlarıdır.</span></span></div> <div><span><span>Dışarı ile temas eden bu yüzeyi, <strong>bağışıklık hücrelerimizle</strong> birlikte <strong>buranın vatandaşı</strong> statüsünde olan <strong>flora bakterileri</strong> korur. Vücudumuzun bir parçası hastalandığında, o bölgenin incelemesinde elbette oranın vatandaşlarını göreceğiz; şimdi <strong>olay yerinde onlar var </strong>diye, suçlular da onlar mı olacak? </span></span></div> <div><span><span>İşte bu <strong>teori</strong> yavaş yavaş yıkılıyor. </span></span></div> <div><span><span>Mesela <strong>gastritlerde</strong>, yeme içme alışkanlıklarından dolayı koruyucu tabakası aşınan midenin üst tabakasına göç etmeye başlayan <strong>Helicobacter Pilori</strong>’nin aslında, <strong>midenin alt tabakasında doğal olarak yaşayan flora bakterisi </strong>olduğu yakın zamanlarda anlaşıldı.</span></span></div> <div><span><span>Daha bunun gibi nice bilgileri öğreneceğiz zamanla.</span></span></div> <div><span><span><strong>Mikroplara karşı haksız bir savaş başlatan insanoğlu, antibiyotik ürettikçe bakteriler de antibiyotiklere karşı savunma stratejileri geliştirdiler.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Savaşta an hali ile artık arsız, hiçbir antibiyotiğe cevap vermeyen hastane bakterileri türedi.</strong></span></span></div> <div><span><span>Milyonlarca çeşit mikrobun yaşadığı dünyamızda, <strong>otuz kırk tanesine aşı üretilmesi </strong>ve bu aşıların, <strong>sanki hayatı sigorta altına alarak milyonlarca olasılığa karşı vücudu koruyorlarmış gibi </strong>çığırtkanlığını yapmak ne bilime ne de akla sığar.</span></span></div> <div><span><span>İşte ‘<strong>Covid’</strong> adı altında bir hastalık çıktı, bunun aşısı yoktu. </span></span></div> <div><span><span>Her an, ismi <strong>cismi</strong> <strong>farklı birçok mikrop</strong> çıkıp, dünyanın dengesini değiştirebilir. </span></span></div> <div><span><span>Çıkmayan, çıkma olasılığı olan ve halihazırda olan milyonlarca mikroba karşı nasıl aşı üreteceğiz? </span></span></div> <div><span><span>Nereye kadar bu savaşı devam ettireceğiz? </span></span></div> <div><span><span>Oysa <strong>beden ülkesinin savunma sistemini güçlendirme adına çalışmalar yapsak, hijyen ve temizliğe önem versek</strong> (kimyasal kirleticilerle değil, dengede ve doğru temizlik yöntemleri ile) daha güzel olmaz mıydı?</span></span></div> <div><span><span>Savaş devam ettikçe, bir gün bizi helak edecek canavarların çıkması sürpriz olmayacak.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Dr. Bekir Tok, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>