<h3><strong>GENÇLİĞİ NASIL KAYBETTİK?</strong></h3> <h3><strong>MAKYAJ, DÖVME, PIERCING VE CERRAHİ MÜDAHALELER </strong><strong></strong></h3> <div><strong>Makyaj</strong>, <strong>dövme</strong>, <strong>piercing</strong> ve <strong>cerrahî</strong> <strong>müdahaleler</strong> gibi uygulamalar doğal hayatı etkiliyor... Aslında insanların çevreye verdikleri zararları kendine de vermesi, beklenmedik bir davranış değil...</div> <div><strong>Materyalist</strong> insanlar, <strong>modernleşmek</strong> adına çevremizi, havayı, toprağı, suyu bozdular ve atmosferimizi koruyan ozon tabakasına da zarar verdiler...</div> <div><strong>Doğal</strong> <strong>bozulmaların</strong>, yalnızca <strong>çevrede</strong> değil, <strong>insan</strong> <strong>üzerinde</strong> de <strong>zuhur</strong> <strong>etmesi</strong> sürpriz değil...</div> <div>Savaşlarla binlerce hemcinsini öldüren <strong>insanoğlu,</strong> şimdilerde ise kendine zarar vermeye devam ediyor...</div> <div><strong>NASA</strong> kayıtlarına göre dünyada <strong>50</strong> sene içinde <strong>Türkiye</strong> dahil, büyük felaketlerin yaşanılması kaçınılmaz...</div> <div>Bu felaketlerin çoğu, ne yazık ki hep insanların kendi elleriyle yaptığı yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır...</div> <div><strong>Kur'an'da Şûra süresi 30. ayet: Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur; üstelik O birçoğunu da affetmektedir.</strong></div> <div>En gelişmiş <strong>kuzey</strong> ülkelerde bile <strong>intiharların</strong> artmasının asıl nedeni <strong>güneşin</strong> yetersiz oluşu değil, <strong>manevi</strong> <strong>boşluğun</strong> doldurulamamasıdır...</div> <div><strong>Maneviyattan</strong> uzaklaşmada olan dünya toplumlarındaki <strong>tatminsiz</strong> <strong>arayış</strong>, sosyal hayatı da etkiliyor...</div> <div><strong>İçkinin</strong> su gibi tüketildiği ülkelerde insanlardan normal davranışlar beklemek ve de devletin koyduğu kuralları korumak öyle kolay görünmüyor...</div> <div><strong>Batı</strong> kültürünün oluşturduğu <strong>materyalist</strong> sistem, sadece <strong>çevreyi</strong> <strong>mahvetmekle</strong> kalmamış, <strong>aile</strong> <strong>bireylerine</strong> kadar toplumda <strong>olumsuz</strong> etkiler bırakmıştır...</div> <div><strong>Türkiye'nin,</strong> yüzünü <strong>Batı'ya</strong> dönmesiyle birlikte insanlarımızın değer yargıları da değişmiştir...</div> <div>Zira <strong>Batı'nın</strong> baskın bilimsel ve teknolojik etkilerine karşı ülkemizin direnecek, kendine özgü alt yapıdan yoksun oluşu ve de <strong>geleneksel</strong> <strong>manevi</strong> <strong>yapının</strong> <strong>felsefi</strong> kurallardan uzak duruşu, olumsuz bir paradigmanın doğmasına yol açmıştır...</div> <h3><strong>GÜZELLİK ENDİŞESİ VE ESTETİK ÇILGINLIK</strong></h3> <div><strong>Estetik:</strong> <strong>Güzelliği ve güzelliğin insan zihnindeki etkilerini inceleyen bir felsefe koludur... Estetik, güzelliği belirlerken mantıktan çok, duyguları kullanır... Duygular ise felsefenin muhatabı olmadığından, akıl yürütme yerine, algıları kullanır... İnsanoğlunun mantıktan çok, duygulara tabi oluşu da duygu yönetiminin insan hayatı için vaz geçilmez bir unsur olduğunu gösteriyor... </strong></div> <h3><strong>DAVRANIŞLARIMIZA DUYGULARIMIZ MI AKLIMIZ MI SEBEP OLUYOR?</strong></h3> <div>İşin ilginç yanı, <strong>duygularımız</strong> bize <strong>mantığımızın</strong> kabul etmediği işleri de yaptırıyor...</div> <div><strong>Siyasette</strong> bile insanlarımız, iş yapacakları veya iyi yönetecek olanlardan çok, <strong>algı</strong> <strong>yönetimini</strong> başaran ve de <strong>yalan</strong> söyleyenleri seçebiliyor... Zaten <strong>seçilecek</strong> kişiyi seviyorsanız, <strong>duygularınız</strong> çoktan devreye girmiştir... Artık o kişinin size uzun uzun neler yapacağını açıklamasının da pek önemi yok...</div> <div>Zira siz onun bütün <strong>olumsuzluklarını</strong> zaten göz ardı etmeye hazırsınız...</div> <div>Sizin için çok da <strong>somut</strong> bir karşılığı olmayan "<strong>her şey güzel olacak</strong>" gibi basit bir cümle kalıbı bile sizin <strong>yargısız</strong> <strong>onayınız</strong> için yeterli olacaktır...</div> <div>İşin ilginç yanı, sevdiğimiz insanlar <strong>haksız</strong> da olsalar onları <strong>savunma</strong> <strong>hatasına</strong> düşmekten kurtulamıyoruz...</div> <div>Bir <strong>muhafazakâr</strong> insanın sevdiği bir <strong>komünist</strong> dostunun sürekli <strong>İslam'a</strong> saldırmasına aldırmadan onu savunması, duygularının etkisinde kalarak, mensubu olduğu <strong>dini</strong> bile hesaba katmaması, vahim bir hadisedir...</div> <div>Çünkü bir tarafta <strong>Allah'ın</strong> <strong>rızası</strong> var, diğer tarafta <strong>dostunun</strong> hatırı!..</div> <div>Buradaki <strong>karar</strong> <strong>tercihi</strong> ise <strong>mantıkla</strong> değil, <strong>duygusallığın</strong> kişileri yönettiği yönde gelişmektedir...</div> <div>Demek ki <strong>tercihimizdeki</strong> kararları, <strong>mantığımız</strong> yerine <strong>duygularımız</strong> veriyor...</div> <h3><strong>İNSAN DAVRANIŞLARI, BEKLENDİĞİ GİBİ OLMUYOR; HAYATTA 2x2=4 ETMİYOR</strong></h3> <div>Hayat içinde her şey planlandığı gibi gitmiyor...</div> <div>Olanlarla, olması istenenler farklı gelişiyor...</div> <div><strong>Sayısalcıların</strong> dediği gibi; sosyal hayatta <strong>iki</strong> <strong>kere</strong> <strong>iki</strong> <strong>dört</strong> etmiyor...</div> <div>Kabul etsek de etmesek de hayatta tek geçerli olan <strong>rasyonel</strong> <strong>mantık</strong> kalıpları değil, insan davranışlarında <strong>duyguların</strong> da <strong>devreye</strong> girmiş olmasıdır...</div> <div>Bu yüzden <strong>sayısalcılar,</strong> hayatı çok iyi bilmez...</div> <div><strong>Hayat</strong> içinde duygular, çoğu zaman mantığın üstünde seyreder...</div> <div>Her şeyi <strong>matematiksel</strong> değil, <strong>kendi</strong> <strong>iç</strong> <strong>mantığının</strong> yapı taşlarıyla değerlendirmek zorundayız... Aksi takdirde hayattan kopuk, bir "<strong>Babacan veya Mehmet Şimşek'in</strong>" acımasız uzmanlık hesaplarına mazur kalır, rasyonel hesaplamaların acımasız sonuçlarının ceremesini çekeriz...</div> <h3><strong>KENDİMİZ OLMAKTAN NİÇİN UTANIYORUZ?</strong></h3> <div>Etrafımıza baktığımızda, <strong>din</strong> <strong>normlarından</strong> kopmuş ya da yaşadığı hayattan yeterince tatmin olamamış, <strong>manevi</strong> <strong>boşluğu</strong> dolduramayan büyük bir kesimin kendini yetersiz bularak, <strong>birilerine</strong> <strong>benzetmek</strong> için çaba harcadığını görüyoruz...</div> <div>Ne yazık ki <strong>kendisi</strong> <strong>olmaktan</strong> <strong>uzaklaşmak</strong> isteği, kişilerin <strong>özgüven</strong> eksikliğini de ortaya koyuyor...</div> <div><strong>Aşağılık</strong> <strong>kompleksini</strong> bastıramayan insanların, hedeflerine ulaşmak için gösterdiği gayretler, çoğu zaman <strong>mantık</strong> <strong>kalıplarını</strong> aşan badirelere girme cesaretiyle sonuçlanmaktadır...</div> <div>Özellikle <strong>kadınlardaki</strong> genel duygusallık, <strong>hazırlıksız</strong> sosyal hayata tutunmaya çalışan kadınları olumsuz etkileyebiliyor...</div> <h3><strong>İKİ YÜZLÜ,TAKLİTÇİ BİR TOPLUMA DÖNÜŞTÜK</strong></h3> <div><strong>Estetik cerrahlarının açıklamaları çok ilginç: "Çoğu kadın, elinde bir resimle bize geliyor... Özellikle Angeline Jolie'nin resmiyle gelip, benim yüzümü de aynı böyle yap diyen kadınlar var..." </strong><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong>“İyi de her cerrahî uygulama, her yüze uymaz, bunu izah etmemize rağmen kadınları ikna edemiyoruz...”</strong></div> <div><strong>Güzelleşme</strong> ve <strong>teşhir</strong> konusundaki kadın düşünüşünü <strong>mantık</strong> kalıplarıyla değiştirmek, tabii ki zordur; zira <strong>kadınlar</strong> daha çok, <strong>duygularının</strong> <strong>yönetimine</strong> tabidir...</div> <div>Kadınlardaki <strong>duygusallık</strong>, erkeklerden daha fazladır...</div> <div>Bu sebepten dolayı, onların kararlarında <strong>duygusallık</strong> kendine zarar verecek seviyelerde bile olabiliyor...</div> <div><strong>Eğitimli</strong> kadınlarda bile bu yaygın anlayışın fazla değiştiği söylenemez...</div> <h3><strong>KADINLAR MAKYAJ YAPMAK ZORUNDA MI ?</strong></h3> <div>Çevremize baktığımızda, <strong>ö</strong>zellikle kadınların <strong>özentilerinin</strong> -zararlı bile olsa- <strong>pratik</strong> <strong>hayatta</strong> uygulanır olması, hayret vericidir...</div> <div><strong>Kadınlar</strong>, bu hususta hem parasını hem sağlığını kaybetmesine rağmen düşündüğünü gerçekleştirmekten geri kalmıyor...</div> <div>Kadınların yaklaşık <strong>yüzde 90'ı</strong> <strong>saçlarını</strong> boyatarak, sarışın bir görünümü tercih ediyor!..</div> <div>Yine kadınların yaklaşık <strong>yüzde 95'i</strong> yüzünü gözünü, dudağını daha belirgin yapmak için, boyanarak kendini dışa sergiliyor...</div> <div>Bu uygulamaların hepsi <strong>Batı</strong> kaynaklı özentilerin sonucunda gerçekleşmiştir...</div> <div>Bütün kadınlar, zamanla <strong>birbirlerini</strong> <strong>kopya</strong> ederek, bu <strong>özenti</strong> <strong>yarışını</strong> sürdürmede kararlıdırlar...</div> <div>Bazıları ise <strong>makyaj</strong> denen bu <strong>doğal</strong> <strong>olmayan</strong> <strong>boyama</strong> ve <strong>kaporta</strong> <strong>düzeltmeleri</strong> yetersiz bularak, vücudunu çeşitli <strong>aksesuarlarla</strong> da <strong>takviye</strong> etmektedir...</div> <div>Kimi kadınlar, (botoks) <strong>dolgu</strong> yaptırıyor, kimi kaşına, burnuna ve de bir çok bölgesine <strong>piercing</strong> takıyor...</div> <div>Bunların dışında <strong>vücuduna</strong> <strong>dövmeler</strong> yaptıranlar da giderek çoğalıyor...</div> <div>Kadının kendi <strong>eğitimi</strong>, <strong>yetenekleri</strong> ve <strong>becerileriyle</strong> sosyal hayata girmesi beklenirken, kendini <strong>dışa</strong> <strong>karşı</strong> dikkat çekecek şekilde <strong>makyaj</strong> ve <strong>aksesuarlarla</strong> ifade etmeye çalışmasını <strong>rasyonel</strong> <strong>bir</strong> <strong>mantıkla</strong> açıklamak mümkün değil...</div> <div>Bu davranış biçiminin kadındaki genel özellik olan <strong>duygusal</strong> <strong>yoğunluktan</strong> geldiği şüphesiz...</div> <div>Bu tür <strong>doğal</strong> <strong>olmayan</strong> <strong>müdahaleler</strong> ve çoğu <strong>kimyasal</strong> <strong>katkılara</strong> mazur kalan kadınların vücutları, zamanla daha da çirkinleşiyor ve de <strong>çabuk</strong> <strong>yaşlanmaları</strong> da kaçınılmaz oluyor...</div> <div>Geçenlerde televizyonda <strong>estetik</strong> <strong>müdahale</strong> sonucunda <strong>bir</strong> <strong>gözünü</strong> <strong>kaybeden</strong> bir hanımın hukuk arayışındaki feryatlarını duyduk...</div> <div>Kadın, konuşurken <strong>botokslu</strong> <strong>donuk</strong> <strong>dudağı</strong>, yüzüyle uyumsuz, <strong>zıt</strong> <strong>mimik</strong> hareketiyle garip bir görünüm sergiliyordu...</div> <div>Bu <strong>mağdur</strong>(!) <strong>hanıma</strong> baktığınızda dudaklarından yüzünün tüm hatlarına kadar <strong>botoks</strong> yaptırdığını görüyoruz...</div> <div>Bu da onu tatmin etmemiş ki sonunda <strong>hassas</strong> <strong>deri</strong> olan <strong>göz</strong> <strong>kenarları</strong> ve <strong>göze</strong> kadar <strong>estetik</strong> yaptırmaya karar vermiş...</div> <div>Hanımın yüzünde gerçek <strong>doğal</strong> <strong>güzellik</strong> zaten gitmiş ve yerini <strong>yapay</strong> ve iğrenç bir görünüm almış...</div> <div>Kadın, bu durumunu <strong>güzel</strong> bulmuş olacak ki <strong>aşama</strong> <strong>aşama</strong> <strong>botoks</strong> ve diğer estetik çalışmalarını devam ettirmiş...</div> <div>İyice zarar gördüğünde de kendini <strong>televizyonların</strong> müşfik(!) ellerine bırakmış...</div> <h3><strong>GENÇLERDEKİ YANLIŞLIKLAR, AİLELERİ DE ÇARESİZ BIRAKIYOR</strong></h3> <div>Geçenlerde samimi ve <strong>kadim</strong> <strong>bir</strong> <strong>dostum</strong>, bana <strong>başından</strong> <strong>geçen</strong> ilginç bir olayı anlattı.</div> <div>“Benim kızım (kız, evli bir hanım) kaşına bir <strong>piercing</strong> takmış, oysa ben bu tür şeylere karşı olan bir insanım… Her neyse bu takılan metal halka, orayı tahriş edip, kızın kaşı mikrop almış, doktora götürdüm, ameliyata aldılar… Ameliyata 8 bin lira para ödedim…</div> <div>Birkaç gün sonra kızım tekrar aynı yerden rahatsız oldu, ben de kızımı başka hastaneye götürdüm… Ancak durum vahimdi; doktorlar, kaşın (kıl dibi) köklerinin mikrop alarak, doğal dokunun bozulmasından dolayı uzun vadeli bir tedavinin yapılması gerektiğini söylediler… Şimdi ise tedavi için sürekli doktorlara gidip geliyoruz…” </div> <div>Bu <strong>olumsuzluklara</strong> rağmen, ne yazık ki günümüzde <strong>estetik</strong> adına <strong>bıçak</strong> <strong>altına</strong> yatan kadınlarda büyük bir artış yaşanıyor...</div> <div><strong>Burun</strong> <strong>kaldırma</strong>, <strong>cerrahi</strong> <strong>müdahaleyle</strong> <strong>fazla</strong> <strong>kiloları</strong> <strong>aldırma</strong> gibi yöntemlerin de uygulandığı <strong>doğal</strong> <strong>olmayan</strong> <strong>estetik</strong> <strong>istekler</strong>, insanları <strong>ölüme</strong> kadar sürüklüyor...</div> <div><strong>Sağlık</strong> haricinde, yapılan <strong>cerrahi</strong> <strong>uygulamalar</strong> çok çeşitlidir...</div> <div>Günümüzde <strong>güzelleşmek</strong> adına kimisi <strong>burnunu</strong> beğenmeyip, yeniden yaptırıyor, kimi <strong>yağlarını</strong> aldırıyor, kimi <strong>vücudunda</strong> <strong>akla</strong> <strong>gelmedik</strong> <strong>işlemler</strong> yaptırıyor...</div> <div>Özellikle <strong>burun</strong> <strong>yaptırma</strong> ise çok yaygın...</div> <div>Oysa <strong>kadınların</strong> bir kısmı, <strong>sağlığını</strong> riske sokarak, daha <strong>çirkinleşmekte</strong> ve bu <strong>çirkinliği</strong> fark edecek <strong>bilinçten</strong> de yoksun oluyorlar... Çünkü <strong>dostları,</strong> ona <strong>burnunun</strong> <strong>çirkin</strong> <strong>olduğunu</strong> söyleyemiyor...</div> <div><strong>Dost</strong> olmayanlarla ise zaten bir <strong>iletişimi</strong> olmuyor...</div> <div>Bu <strong>kazazedemiz</strong>, kendini <strong>mutlu</strong> olarak düşündüğü için belli bir süre sorunsuz yaşayabiliyor...</div> <div>Bazıları bu <strong>doğal</strong> <strong>olmayan</strong> uygulamaları zamanla anlıyor, ama iş işten geçmiş oluyor...</div> <div>Benim gördüğüm kadarıyla <strong>burun</strong> yaptıranların <strong>yüzde 90'ının</strong> yeni burunları çirkin...</div> <div><strong>Güzellik</strong> ve <strong>çirkinlik</strong> normları bazen farklı olsa da her insanın genel olarak yaradılışta yüzüne uygun bir burun ve ağız yapısı vardır...</div> <div><strong>Burun</strong> yaptıranların çoğu, yeni burnunun <strong>daha</strong> <strong>iyi</strong> olduğunu düşünüyor...</div> <div>Oysa <strong>cerrahî</strong> <strong>müdahaleyle</strong> cazibesini kaybetmekle birlikte, <strong>sinir</strong>, <strong>damar</strong> ve de <strong>kas</strong> <strong>dokularını</strong> <strong>zedelediğinin</strong> farkında bile olmuyor...</div> <div>Donuklaşan yüz ifadesinin, <strong>mimiklerdeki</strong> (yüz ifadelerinin) <strong>anlamsız</strong> <strong>ifade</strong> <strong>değişikliğinin</strong>, ve de <strong>çekiciliğinin</strong> kaybolduğunu kimse ona açıkça söyleyemiyor...</div> <div>Zira <strong>maskeli</strong> bir toplumda sürekli insanların <strong>yüzüne</strong> <strong>karşı</strong> kırıcı bir şey söyleyemeyiz, ama arkadan bolca konuşuruz...</div> <div>Bu <strong>estetik</strong> <strong>mağduru</strong> kız, cazibesini kaybettiğini belki de hayat boyu anlayamayacaktır...</div> <div>Oysa <strong>akıllı</strong> <strong>bir</strong> <strong>kadın</strong>, ayna karşısında konuşarak, yüzündeki <strong>ifade</strong> <strong>kaybını</strong> ve de <strong>farklılığını</strong> anında tespit edebilir...</div> <div>Özellikle <strong>kırışıklıkları</strong> gidermek amacıyla yapılan <strong>botoks</strong> uygulamalarında <strong>mimik</strong> <strong>kasları</strong>, <strong>botoks</strong> <strong>enjeksiyon</strong> uygulamasına reaksiyon göstererek etkilenir...</div> <div><strong>Botoksun</strong> olumlu yanlarını gündeme taşıyanlar, maalesef bu uygulamaların <strong>30'a</strong> <strong>yakın</strong> <strong>yan</strong> <strong>etkisini</strong> gündeme hiç getirmezler...</div> <div><strong>Akademik</strong> bilgilere ve teknik uygulamalara girmeden, bana göre <strong>burun</strong> veya <strong>yüzde</strong> yapılan <strong>estetik</strong> <strong>uygulamaların</strong> çoğu kötü...</div> <div>Herkesin yüzüne göre genelde <strong>Allah'ın</strong> doğal bir yaradılış uyumu mevcuttur...</div> <div>Unutmamak lazım ki "<strong>güzellik</strong>" kavramı görece bir kavramdır...</div> <div><strong>Burnunuzu</strong> beğenmeyip, yaptırırsınız, ama <strong>cazibenizi</strong> ve <strong>yüz</strong> <strong>uyumunu</strong> kaybedersiniz...</div> <div>Çoğu kadın, <strong>cazibenin</strong> <strong>ne</strong> <strong>olduğunun</strong> bile farkında değildir...</div> <div>Sarı saçlı, kemersiz kalkık burun, makyajlı ve botokslı bir yüzün <strong>güzel</strong> olduğunu sananlar, gerçekte <strong>doğallığın</strong> <strong>kıymetini</strong> <strong>yaşlandıkça</strong> daha iyi anlayacaklardır; ya da ebediyen <strong>Fransız</strong> kalacaklardır...</div> <div><strong>İnsanların</strong> <strong>birilerine</strong> <strong>benzemek</strong> isterken kendi <strong>özel</strong> <strong>ve</strong> <strong>güzel</strong> yapılarına zarar vererek, toplumdaki diğer <strong>sıradan</strong> insanlara benzemesi hiç bir zaman doğru değildir...</div> <div><strong>İnsan</strong> kendine özgü, <strong>bedii</strong> <strong>yapısıyla</strong> mükemmeldir...</div> <div><strong>Cerrahi</strong> konular hayat boyu kişide <strong>psikolojik</strong> ve <strong>fiziki</strong> <strong>yan</strong> <strong>etkiler</strong> bırakan <strong>riskli</strong> ameliyatlardır...</div> <div><strong>Akıllı</strong> insanlar bu tür <strong>risklere</strong> girmezler...</div> <div>Bu tür <strong>cerrahi</strong> <strong>müdahaleler</strong>, <strong>istek</strong>, <strong>arzu</strong> veya <strong>keyfi</strong> olmamalı!..</div> <div>Kısacası <strong>sağlığı</strong> <strong>tehdit</strong> <strong>eden</strong> hallerde bu tür <strong>zorunlu</strong> ameliyatların yapılması ise kabul edilebilir bir uygulama olabilir...</div> <h3><strong>İNSANLARIN BAŞKALARINA ÖZENMESİ, KENDİNE OLAN ÖZGÜVENİN YETERSİZLİĞİNİ GÖSTERİYOR...</strong></h3> <div>Özellikle kadınlardaki <strong>dengesiz</strong> gelişmeler, çok hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor...</div> <div><strong>Sorumsuzluğu</strong> <strong>özgürlük</strong> sanan kadınların <strong>kocalarına</strong> ve <strong>çocuklarına</strong> verdiği zararlar gün geçtikçe artmaktadır...</div> <div>İki çocuğunu terk ederek, başkasına kaçan bir kadın, televizyonlarda utanmadan "<strong>ben kendi hayatımı yaşayacağım</strong>" gibi <strong>bencilce</strong> ve de <strong>aile</strong> bireylerini hiçe sayan açıklamalarda bulunur...</div> <div><strong>Aile</strong>, hiç bir bireyin <strong>keyfi</strong> <strong>arzularını</strong> diğer üyelerin <strong>hak</strong> ve <strong>özgürlüklerini</strong> yok ederek, <strong>sorumsuzca</strong> kullandığı bir müessese değildir...</div> <div><strong>Ailede</strong> herkesin bir görevi olmalıdır...</div> <div><strong>Çocuk</strong> çocukluğunu, <strong>kadın</strong> kadınlığını, <strong>erkek</strong> erkekliğini, <strong>hak</strong> ve <strong>görevlerini</strong> bilmek ve yapmak zorundadır...</div> <div><strong>Aile</strong> bireyleri kendi keyfine göre <strong>sorumsuz</strong> davranamaz, zaten böyle bir <strong>hakka</strong> da sahip olamaz... Zira <strong>aile</strong> <strong>üyesi</strong> tek başına değil, bir <strong>bütünün</strong> parçası olmuştur...</div> <div>Aynen bir <strong>otomobilin</strong> <strong>parçası</strong> gibi...</div> <div>Binlerce parçadan meydana gelen bir <strong>otomobilin</strong> bir parçası bile <strong>bağımsız</strong> değildir...</div> <div>Mesela, direksiyon "<strong>ben diğer parçalardan bağımsız hareket ederim</strong>" diyemez, zira o zaman arabanın <strong>bütününün</strong> <strong>sonu</strong> felaketle biter...</div> <div><strong>Bağımsız</strong> olmamasına rağmen aynı zamanda <strong>ailede</strong> herkes <strong>eşit</strong> <strong>haklara</strong> sahiptir, kimse kimsenin <strong>kulu</strong> <strong>kölesi</strong> değildir...</div> <div>Kimse kimseye keyfi olarak <strong>baskı</strong> yapamaz!.. Aynı zamanda <strong>aile</strong> <strong>bireylerinin</strong> meşru <strong>hak</strong> ve <strong>özgürlükleri</strong> kısıtlanamaz!..</div> <div>Şunu da unutmamak lazım: <strong>Kadınlarımız</strong> saygıdeğer bir eştir, <strong>hizmetçi</strong> değil...</div> <div><strong>Hayat</strong> hiç bir zaman <strong>düz</strong> ve <strong>standart</strong> değil, inişli yokuşludur; <strong>aileler</strong> varlıkta da yoklukta da birlikte olmak zorundadır...</div> <div><strong>Ailenin</strong> bütün bireyleri, gerektiği yerde <strong>gücü</strong> nispetinde büyük <strong>fedakârlıklarda</strong> da bulunmalıdır...</div> <div><strong>Sorumlulukların</strong> rafa kaldırıldığı bir toplumda ne <strong>aile</strong> <strong>boşanmaları</strong> ne de <strong>kadın</strong> <strong>şiddetinin</strong> durması söz konusu olamaz...</div> <div>Bu <strong>yanlışlar</strong>, <strong>kadınlarda</strong> da <strong>erkeklerde</strong> de mevcut...</div> <div><strong>Kendi</strong> <strong>özgürlüğünün</strong> hiç <strong>sınırı</strong> olmadığını düşünen <strong>bencil</strong> insanların sayısı gün geçtikçe daha da artıyor...</div> <div><strong>Tabii</strong> ki <strong>sorumsuz</strong> birçok <strong>erkek</strong> de var...</div> <div><strong>Çaba</strong> gösterip, doğru dürüst bir <strong>mesleğe</strong> sahip olmadan, çalışmadan, havadan para kazanmaya çalışan ve <strong>hayallerine</strong> bir türlü ulaşamayan, <strong>evlendiği</strong> <strong>karısını</strong> ekonomik kazanç kapısı yapmaya çalışan <strong>tufeyli</strong> <strong>erkeklerin</strong> sayısı da az değildir...</div> <div>Her şeyde üste çıkan, asalak, sorunlu, kabiliyetsiz, dengesi bozuk <strong>erkek</strong> <strong>türlerini</strong> yetiştirip, büyüten <strong>sorumsuz</strong> <strong>aileler</strong>, fırsat yakaladığında, bir an önce <strong>çocuklarını</strong> <strong>evlendirip</strong>, kaliteli ve masum, iyi yetiştirilmiş ama şansız kızların hayatını cehenneme çevirmelerinin müsebbibi oluyor...</div> <div>Kendi sorumluluğunu yerine getiremeyen ailelerin, <strong>dengesiz</strong> <strong>çocuklarının</strong> <strong>sırlarını</strong> <strong>gizleyerek</strong> <strong>evlendirmeleri</strong>, karşı tarafın hayatını <strong>felç</strong> etmesine sebep olabiliyor.</div> <h3><strong>KADINLARIN TEŞHİRE YÖNELMELERİNDEKİ SEBEPLER...</strong></h3> <div>Kadınlardaki <strong>teşhir</strong> <strong>özelliği</strong> aslında kadına özgü genel bir özellik olarak karşımıza çıkıyor...</div> <div><strong>Güzelleşmek</strong> adına yapılan <strong>makyajlar</strong>, <strong>piercingler</strong>, <strong>aksesuar</strong> <strong>takılar</strong> ve <strong>cerrahi</strong> <strong>estetik</strong> <strong>müdahalelerin</strong> erkekten çok, kadınlarda olması da bunu gösteriyor...</div> <div><strong>Kadın</strong> biyolojik ve psikolojik özellikleri erkekten farklı yaratılmıştır... Örneğin, <strong>erkeğin</strong> çocuğuna davranışıyla <strong>kadının</strong> davranış farklılığı genel bir özelliktir...</div> <div><strong>Erkeğin</strong> daha çok, <strong>görerek</strong> kolay tahrik olması, <strong>kadın</strong> <strong>gözü</strong> ve <strong>erkek</strong> <strong>gözünün</strong> de <strong>farklılığını</strong> ortaya koyuyor...</div> <div>Yapılan araştırmalarda <strong>erkek</strong> ve <strong>kadın</strong> <strong>gözünün,</strong> <strong>beyinle</strong> ilgili algılamada farklılık göstermesi çoğu kişi tarafından bilinmiyor...</div> <div>Bunu bilen <strong>toplum</strong> <strong>mühendisleri</strong>, <strong>tanıtım</strong> ve <strong>reklamlarında</strong> daha çok <strong>kadın</strong> <strong>unsurunu</strong> kullanmalarını iyi anlamak lazım...</div> <div>Dünyada yapılmakta olan <strong>görüntüsel</strong> <strong>gösterilerin</strong> yaklaşık <strong>yüzde 80'i</strong> <strong>erkekleri</strong> hedef alarak, <strong>kadınları</strong> <strong>teşhir</strong> etmektedir...</div> <div><strong>30 sene arayla Avrupa toplumunu taklit etmekteyiz</strong>!..</div> <div>Özendiğimiz <strong>Avrupa'nın</strong> tabii ki faydalı tarafları mevcut... Ancak, <strong>Avrupa</strong> <strong>toplumu,</strong> giderek <strong>manevi</strong> özelliğini kaybetmektedir...</div> <div>Özellikle <strong>aile</strong> <strong>kavramı,</strong> büyük ölçüde <strong>zayıflayarak</strong> değişim göstermektedir..</div> <div>Eskiden <strong>Türk</strong> <strong>toplumunda</strong> <strong>diz kapağı üstünde etek giyen</strong> hanımlar pek yoktu, <strong>şimdi</strong> ise <strong>etek</strong> veya <strong>şortlar</strong> daha da yukarı çekildi...</div> <div><strong>Transparan</strong>, hatları gösteren ve de <strong>dekolte</strong> <strong>kıyafetler</strong> giderek daha yaygınlaşıyor...</div> <div><strong>Kadınlar</strong> niçin <strong>aşırı</strong> <strong>açılmayı</strong> tercih ediyor?..</div> <div>Şahsen benim aklım bir türlü almıyor...</div> <div>Bu <strong>teşhirciliği</strong> <strong>uygulayan</strong> hanımlar, bu <strong>sergileme</strong> <strong>cesaretine</strong> rağmen bu sorunun cevabını bir türlü <strong>cesurca</strong> söyleyemiyor...</div> <div>Günümüzde <strong>göbek</strong> <strong>açmaya</strong> kadar <strong>kadınların</strong> <strong>Batı'yı</strong> taklit etmesi, sanırım <strong>son</strong> <strong>nokta</strong> olmayacaktır...</div> <div></div> <div>Aslında <strong>makyaj</strong>, <strong>dövme</strong>, <strong>piercing</strong>, <strong>estetik</strong>, <strong>takı</strong>, <strong>botoks</strong> ve de <strong>vücutta</strong> <strong>yapılan</strong> <strong>cerrahi</strong> <strong>müdahalelerin</strong> çoğu <strong>Batı</strong> kaynaklıdır...</div> <div>İnsanımızın <strong>özentisi</strong> mantık tanımayacak boyutlara kadar yükselmiştir...</div> <div>Bir <strong>modacının</strong> ağzından çıkan <strong>her</strong> <strong>saçmalığı</strong> ciddiye alacak kadar <strong>mantıktan</strong> <strong>yoksun</strong> insanların oluşması üzücüdür...</div> <div><strong>Yırtık</strong> <strong>pantolon</strong> veya <strong>yırtık</strong> <strong>kazakları</strong> giymenin <strong>akıl</strong> ve <strong>mantıkla</strong> izah edilecek hiç bir yanı yoktur...</div> <h3><strong>GÜZELLİK KAVRAMI DA DEĞİŞTİRİLDİ</strong></h3> <div>"<strong>Zayıf kadın güzeldir</strong>" kavramı da sonradan <strong>Batı</strong> tarafından oluşturulan yapay bir <strong>yalandan</strong> ibarettir...</div> <div>Eskiden "<strong>bir gram et, bin ayıp örter”</strong> diyerek, <strong>dolgun</strong> kadınlar <strong>makbul</strong> görülürdü...</div> <div><strong>Ressamların</strong> tabloları bile hep bu <strong>dolgun</strong> kadınlar üzerineydi...</div> <div>Tabii ki dolgunlukla <strong>şişmanlığı</strong> da karıştırmamak lazım...</div> <div>Şimdi ise <strong>kaburgaları</strong> dışarı fırlamış kadınlar bile <strong>perhiz</strong> peşinde koşuyor...</div> <div><strong>Güzellik</strong>, standart bir kavram değil, <strong>algıya</strong> <strong>göre</strong> değişen bir özelliktir...</div> <div>Kadınlardaki <strong>sınır</strong> <strong>tanımaz</strong> <strong>duygusallık</strong>, davranışları da etkiliyor...</div> <div>Son yapılan <strong>istatistik</strong> <strong>verilerine</strong> göre, erkeklerde <strong>sigara</strong> <strong>içme</strong> oranı <strong>yüzde 13</strong> <strong>düşerken</strong> <strong>kadınlarda</strong> <strong>tam</strong> <strong>tersi</strong> olmuş ve <strong>sigara</strong> <strong>içme</strong> <strong>oranı</strong> artmıştır...</div> <div>Şüphesiz ki bu <strong>yanlış</strong> davranış, <strong>kendini</strong> <strong>ifade</strong> <strong>etme</strong> yöntemi olamaz...</div> <div>İşin garibi, <strong>hastane</strong> <strong>kapılarında</strong>, <strong>parklarda</strong> veya <strong>sokaklarda</strong> <strong>kadınların</strong> giderek daha çok <strong>sigara</strong> <strong>içtiğine</strong> şahit oluyoruz... (Bu arada <strong>Japonya'da</strong> sokakta sigara içmek yasak; bazı sokaklarda camlı, üstü açık kenarları tamamen kapalı koridor şeklinde sigara odaları yapmışlar, darısı başımıza...)</div> <h3><strong>GÜNÜMÜZDEKİ KİMLİK BUNALIMI </strong></h3> <div><strong>Özenti</strong> peşinde olan gençlerimiz, özellikle <strong>televizyon</strong> <strong>dizileri</strong> ve de <strong>sosyal</strong> <strong>medya</strong> gibi kitle iletişim araçlarının etkisinde kalmakta veya sosyal çevrede <strong>rol</strong> <strong>model</strong> olan belli kişileri taklit etmektedir...</div> <h3><strong>BAŞKASI DEĞİL, KENDİN OL!..</strong></h3> <div>Kendini <strong>topluma</strong> <strong>kabul</strong> <strong>ettirme</strong> çabası, başkalarının <strong>yanlış</strong> uygulamalarını taklit ederek kapatılamaz...</div> <div>Bir insan önce <strong>kendisi</strong> olmalıdır, yani <strong>kendi</strong> <strong>bilgi</strong> <strong>ve</strong> <strong>becerisini</strong> artırmalıdır... Kendi bilgi ve yetenekleriyle <strong>kendine</strong>, <strong>ailesine</strong> ve de <strong>tüm</strong> <strong>topluma</strong> faydalı olmalıdır... Bunun için <strong>ciddi</strong> ve <strong>istikrarlı</strong>, <strong>disiplinli</strong> bir <strong>çalışmaya</strong> ihtiyaç vardır...</div> <div>.</div> <div><strong>Raşit Anaral, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div>