<div><span><span><span><b>Yıl 1971</b> bu kesin, biz arkadaşım Mahmut’la annemin <b>Caddebostan</b> Gelengül’deki yazlığına kapanıp sınavlara hazırlandığımıza göre <b>Mayıs</b>, en çok <b>Haziran</b> olmalı.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Çok merak eden varsa araştırsın <b>İsrail</b>’in <b>İstanbul Başkonsolosu kaçırılmış</b>, bulmak için <b>sokağa çıkma yasağı </b>ilan edilmiş, söylentilere göre şehir, didik didik didilecekmiş.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Dedikodu kuvvetli ve yaygın olmalı…</span></span></span></div> <div><span><span><span>Bir gece öncesi aşağı caddeden gelen</span></span></span></div> <div><span><span><span><b>deeevrimci marş</b> sesleri üzerine balkona uğradığımızda, kucaklarındaki <b>yasak</b> veya <b>mahzurlu</b> kitapları <b>törenle</b> <b>yakmaya</b> götüren gençler gördük.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Ben, <b>yasak kitaplar</b>ı anneme yolladım, o da yanında çalışan hemşireye ciro </span></span></span><span><span><span>etmiş, sonra korku belası dedemin ruhsatlı tabancasıyla birlikte <b>Boğaz</b>’ın dibini boyladılar.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Diğer kitapları da kütüphanenin kapaklı bölümüne sıkıştırdım, nasıl olsa <b>adam</b> ve <b>silah</b> arayacaklar, hem yasak da olsa <b>herhangi bir kitaptan tek bir adet bulundurmak</b> suç değil ki <b>kanunlara</b> göre. Öyle de bu düşünce bu ülkeye göre değil!</span></span></span></div> <div><span><span><span>Öğlene doğruydu geldiler. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Askerler, bir-iki polis, biri epeyi yaşlı, bir üsteğmen, yüzbaşı da olabilir, daha askere gitmeme 4 yıl var.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Kardeşlerimden kalan <b>oyuncak silahlar </b>ellerine geçtikçe <b>derinlikli espiriler </b>yapıyorlar:</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Aa komutanım bak tabanca bulduk.</b></span> </span></span> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Şu makinalı tüfeğe de bakın.</b></span> </span></span> <div><span><span><span>Biz pek gülemiyoruz, çünkü ikimiz de üniversiteliyiz, o günleri yaşayanlar bilir,</span></span></span></div> <div><span><span><span>bu hemen hemen <b>anarşist</b> anlamına geliyor.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Yaşlı polis, kütüphanenin kapağını indirdi, ilgisiz ve bilgisiz biçimde kitapları karıştırıyordu ki:</span></span></span></div> <div><span><span><span><b>-Aaa Nazım Hikmet…</b> deyu bağırınca, komutan:</span></span></span></div> <div><span><span><span><b>-İndirin hepsini,</b> emirini verdi.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Ben suçu üstüme mi aldım ne Mahmut’u bıraktılar, kitapların bir bölümünü de bana yüklediler aşağı indik.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Kapıda komutan yüzüme baktı, gözleri çakmakçakmaktı:</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Biliyor musun adamı öldürmüşler!</b></span> </span></span> <div><span><span><span><b>-Ya vah vah</b> dedim, düşünmeden ama ifadedeki suçlayıcı, hatta daha ileri giderek, <b>“Senin nasıl olsa haberin vardır ya ben yine de söylemiş olayım!..”</b> vurgusunu da değerlendirerek.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Muhtarın arabasına bindirdiler, arkaya… Kucağımda kitapların bir kısmı.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Araba da antika.</span></span></span></div> <div><span><span><span><b>Vauxhall</b> mi <b>Hillmann</b> mı, hani o doğru yazdığınızdan hiç emin olamayacağınız markalardan biri.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Birkaç sokak üstte konvoy bir durak daha yaptı.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Bir şekilde daha önceden biliyordum; burası <b>Dr. Hikmet Kıvılcımlı</b>’nın evi.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Adamın evde olmadığı, yurt dışına kaçtığı, cümle aleme malum ya, kimbilir kaç kez aranmış dairesinden yarım cemse kitap daha çıkarıp yüklediler askeri kamyona.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Kamyon dolmuş, muhtarın arabasında yeterli zanlı bulunmuş olacak ki hareket ettik.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Yolda giderken kitapların ilk sayfalarını kontrol ediyorum, hani <b>ithaf</b> filan olmasın.</span></span></span></div> <div><span><span><span>İçime mi doğmuş ne! <b>En çok kimin tarafından zehirlendiğimin</b> sorulacağı?</span></span></span></div> <div><span><span><span>İşte bir kitabın ilk sayfasına bizim <b>Sadri</b> ki kendisi <b>Süryani’</b>dir, ithaf yerine “<b>Şair Baba”</b>nın<b> “O duvar, o duvarınız, vız gelir bize vız…” </b>diye başlayan şiirini yazmış.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Usulca, yanımda oturan askere farkettirmeden tek elimle ama çok yavaş sayfayı <b>yırtmaya</b> başladım, kışlaya kadar sürdü operasyon, koparılan sayfayı sağ elimin içinde der ve top yapıp suç belgesini sol elime geçirdim ve aralık camdan dışarı salladım.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Devasa kışlada <b>Selimiye</b>’de olağanüstü bir hareketlilik vardı. Yerim seni basmakalıp, ya ne olacaktı.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Komutan ve kucağımda kitaplarımla ben, <b>büyükçe</b> bir odaya girdik, zaten bu yapıda <b>küçükce</b> bir oda yok galiba.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Ortalıkta <b>miniminnacık</b> bir adam var. Her kapıdan giren, “<b>Komutanım”</b> diye selamlıyor bu sivili.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Evet <b>adam</b> <b>sivil</b> ve dehşet verici bir biçimde günün <b>İçişleri  Bakanı</b>’na benziyor.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Benziyor ne demek küçücük boyu, topluca posuyla aynısının tıpkısı.</span></span></span></div> <div><span><span><span>O değilse bile <b>generallerin selama duracakları kadar</b> önemli biri.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Beni getiren rütbeli, <b>Arapça</b> yazılı sararmış bir tomar kağıdı, bu zata doğru uzatarak, gururla:</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Hikmet Kıvılcımlı’nın evinde bunları bulduk komutanım!</b></span> </span></span> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Napim ulan ben bunları aşağısı kitap doldu. Bana herifin kendisini getirin!</b></span> </span></span> <div><span><span><span>Diye bağırdıktan sonra, tomarı kapıp masanın üstüne attı ve bana döndü:</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Bu kitaplar ne ulan, bu bıyıklar ne?</b></span> </span></span> <div><span><span><span>Aslında soru sormuyor, azarlıyor.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Kitap yığınından birini seçti çıkardı, üstündeki Engels’in resmini göstererek:</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Bu kim ulan bu kim, dayın mı?</b></span> </span></span> <div><span><span><span>Onu fırlatıp bu sefer Marx’ın bir kitabını alıp burnuma sokuyor.</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Bu sakallı kim ha deden mi?</b></span> </span></span> <div><span><span><span>Susuyorum, ne diyeceğim!..</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Ulan Atatürk’ün Nutuk’u var mı ha! “Var” de bırakacağım seni?</b></span> </span></span> <div><span><span><span>Yapılır mı, sağ elimin işaret parmağımla sağ şakağıma üç kez vurarak:</span></span></span></div> <div><span><span><span><b>-Burada! </b>dedim.</span></span></span></div> <div></div> <div></div> <span><span> <span><b>-Hassiktir, atın ulan bu puştu aşağıya!</b></span> </span></span> <div><span><span><span>-HAYATTA OYNAMAM kitabımdan- <strong>Ulvi Alacakaptan, dikGAZETE.com</strong></span></span></span></div> <p class="casino"> canlı bahis - kaçak bahis - güvenilir bahis siteleri - deneme bonusu - illegal bahis - </p> .casino{text-align: center; display: table-column;}