<div><span><span><strong>Egemen Bağış</strong>’ın <strong>Çek Cumhuriyeti</strong>’nin başkenti <strong>Prag</strong>’a <strong>Büyükelçi</strong> olarak atanacağı haberleri tedavülde. </span></span></div> <div><span><span><strong>Beyaz Saray</strong> adına tercümanlık görevini üstlenmiş. <strong>Bill Clinton, George W. Bush</strong>, eski <strong>ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Colin Powell</strong> ile çalışmış. </span></span></div> <div><span><span>Dünyayı yönetmeye tamah güden, tekelci hegemonya zirvesinde kalmak isteyen bir devletin zirve personeline ve en hassas istihbarat kuruluşlarında görev yapmak için <strong>ABD</strong>’ye mutlak bağlılık yemini ve güveni sunulur. </span></span></div> <div><span><span><strong>Sayın Erdoğan,</strong> onu <strong>Bakan</strong> yapmış, ardından <strong>Prag’a Elçi</strong>olarak münasip görmüşse onların bildiği, bizim bilmediğimiz vardır. </span></span></div> <div><span><span>Şüphesiz ki <strong>17-25 Aralık</strong> operasyonu bir <strong>CIA-FETÖ</strong>tezgâhıdır. </span></span></div> <div><span><span>Eyvallah kumpastı. </span></span></div> <div><span><span>Dört rüşvetçi bakan üzerinden hedefte esas olan <strong>Erdoğan</strong> idi.</span></span></div> <div><span><span>Ama ve lakin <strong>üstat filozof Nasreddin Hocamızın</strong> ifadesiyle; haraminin hiç suçu günahı sorumluluğu rolü payı katkısı yok mu? </span></span></div> <div><span><span>Belki de tüm kabahat bu kumpasa araç olanlardı. </span></span></div> <div><span><span>Zira devleti, <strong>müstevli</strong> veya menfaati için suiistimal eden, ülke kaynaklarını, makamını, zenginleşmek için kullanan henüz <strong>İnsan</strong> olamamış mahlûktur. </span></span></div> <div><span><span>Ülkesini, milletini, devletini, yeminini bencil çıkarları için kurban eder, satar. </span></span></div> <div><span><span>Onu o makama layık göreni de bozuk para gibi harcar.</span></span></div> <div><span><span>Bakanların ismi arasında <strong>Egemen Bağış </strong>da vardı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Zarrab,</strong> Bakanları sattı. </span></span></div> <div><span><span><strong>ABD</strong> için <strong>itirafçı</strong> oldu. </span></span></div> <div><span><span>Daha önce <strong>ABD</strong> devleti için çalışmış olan <strong>Egemen Bağış</strong>’ın <strong>ülkemizin</strong> <strong>Büyükelçisi</strong> olarak görevine devam etmesi, kamuoyunu ve vicdanları rahatsız eder.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,</strong> Salı akşamı <strong>Habertürk</strong>’te gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “<strong>Unutmayalım ki ülkemizdeki Suriyelilerin büyük bir çoğunluğu Misakı Milli hudutlarımızdan geliyorlar. Halep’ten İdlib’ten geliyorlar</strong>” ifadesinde bulundu.</span></span></div> <div><span><span>Bu açıklaması hem çok tehlikeli hem de çok sakıncalıdır.</span></span></div> <div><span><span>Kıssadan hisse; “<strong>Bunlar zaten Türkiye topraklarına ait bölgelerden geliyorlar</strong>" diyor. </span></span></div> <div><span><span>Zafer sarhoşluğu mu bilgisizlik mi yoksa kendine yüksek güven mi bilemeyiz. </span></span></div> <div><span><span>Ayrıca bu ifadeler, bizatihi <strong>Misak-ı Milli </strong>konusunu tartışmaya açar. </span></span></div> <div><span><span>Zira biz "<strong>Halep, İdlib, Afrin bizim…</strong>" diye başlarsak, henüz sınır antlaşması yapmadığımız ve yapmaya yanaşmayan <strong>Suriye’nin misak-ı milli hudutları </strong><strong>“</strong><strong>Hatay</strong>" diye başlar, <strong>Torosları aşar,</strong> “<strong>Bizantum</strong>"da bile bitmez. </span></span></div> <div><span><span>"<strong>Geçmişte hangi coğrafyalar bizimdi…</strong>" diye başlarsak sınıfta kalırız. </span></span></div> <div><span><span><strong>İstanbul</strong> bile <strong>Yunanlıların</strong> değil <strong>Suriyelilerin</strong> olur. </span></span></div> <div><span><span>Zira "<strong>Biz-nattum</strong>" yani “<strong>Bznatum"</strong> yani “<strong>Bizans</strong>" yani “<strong>Bizanta</strong>” <strong>Suriyece</strong>'dir. </span></span></div> <div><span><span>İki kelimeden oluşur; “<strong>Biz"</strong> ve “<strong>Nat</strong>”. </span></span></div> <div><span><span>Halen bugün günlük Arapça’da kullanmaktayız. “<strong>Biz</strong>”, “<strong>Meme</strong>" demektir. “<strong>Nat</strong>”, “<strong>kalkık, dik</strong>" manasındadır.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Bizantıum</strong>”, “<strong>Kalkık, dik, iri memeliler şehri</strong>" demektir.</span></span></div> <div><span><span>Sayın <strong>Soylu’</strong>nun, tarih danışmanlarına ihtiyacı var. </span></span></div> <div><span><span><strong>Halep</strong>, <strong>1000</strong> sene önce, tarihte kurulmuş ilk <strong>Alevi Hamdani Hanedanlığı Devleti'</strong>nin başkentidir. </span></span></div> <div><span><span>Mardin’den, Diyarbakır’a, Hatay, Mersin, Adana, Karadeniz coğrafyası, İdlib, Hama, Humus havzası bu devletin egemenliğindeydi. </span></span></div> <div><span><span>Geçmişte böyle olduğu için <strong>Anadolu</strong>, <strong>Suriye</strong> ve <strong>DünyaAlevileri,</strong> “<strong>Halep, misakı Alevi hudutlarımızdır</strong>" mı desin?</span></span></div> <div><span><span><strong>Mustafa Kemal</strong> ve <strong>Milletin 1923</strong>’te kurduğu ve ilan ettiği <strong>Cumhuriyet</strong>’in <strong>Misak-ı Milli </strong>hudutları, uluslararası hukuk ve yasalarca kabul edilmiştir. </span></span></div> <div><span><span>Bunu tartışmaya açmak <strong>İdlib</strong> meselesini, <strong>Fırat’ın Doğusu</strong>meselesini çözmez. </span></span></div> <div><span><span>Hep iddia ettiğiniz "<strong>Suriye’nin toprak bütünlüğü…</strong>” açıklamalarınıza da gölge düşürür. </span></span></div> <div><span><span>İnandırıcılığınızı zedeler.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Prof. Dr. Mehmet Yuva, dikGAZETE.com</strong></span></span></div>