<h3><span><strong>Dünyanın kaderi suikast girişimleriyle değiştirilmeye çalışılıyor</strong></span></h3> <div><strong>MOSKOVA</strong></div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>2017</strong>-<strong>2021</strong> yılları arasında <strong>Amerika</strong> <strong>Birleşik</strong> <strong>Devletleri'nin</strong> <strong>45</strong>. <strong>Başkanı</strong> olarak görev yapmıştı. <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong> (ABD) <strong>Başkanı</strong> seçilmesi hem <strong>Amerikan</strong> iç siyaseti hem de <strong>Amerikan</strong> dış politikası ve uluslararası düzen açısından bir kırılma noktasına işaret etmektedir.</div> <div>Dış politikaya ilişkin olarak, <strong>Trump</strong> liderliğindeki <strong>ABD’nin</strong> söylem ve eylem düzeyinde yerleşik düzen karşıtı bir yaklaşım sergilemesi, liberal değerlere dayalı yerleşik küresel düzenin akıbetine ilişkin endişeleri de beraberinde getirmişti. <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> <strong>Amerika</strong> <strong>Birleşik</strong> <strong>Devletleri</strong> <strong>Başkanı</strong> seçilmesiyle birlikte, uluslararası siyasette yeni bir döneme girilmişti.</div> <div><strong>Trump’ın</strong>, seçim kampanyası esnasındaki, yerleşik düzen karşıtı vaadleri ve seçildikten sonra bu vaadleri doğrultusunda politika tercihlerinde bulunması, yerleşik düzenin nereye evrileceği konusunda tartışmaları da beraberinde getirmişti.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump,</strong> görevi boyunca dış politikada değişken bir konumda bulundu. Özellikle <strong>Rusya</strong> ile ilişkilerinde olumlu adımlar atmaya çalışan <strong>Trump,</strong> bir taraftan da ülkesini <strong>Orta</strong> <strong>Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması</strong> (INF) gibi stratejik anlaşmalardan geri çekerek, dünyada stratejik istikrarın baltalanmasının ilk adımını attı.</div> <div><strong>İran</strong> ile yeni dönem ilişkilerinin geçişine hazırlık yapan <strong>Donald</strong> <strong>Trump,</strong> aynı zamanda <strong>İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleyman</strong>i'nin <strong>Ocak</strong> <strong>2020'de</strong> <strong>ABD</strong> tarafından öldürülmesinin emrini verdiğini söylemişti.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> döneminde <strong>Pasifik’te</strong> de hamlelerde bulunmak isterken <strong>Kuzey Kore</strong> lideri <strong>Kim Jong-un</strong> ile bir araya gelmiş, bu görüşmenin ardından bölgede de istikrarın sağlanması yönünde bazı olumlu adımlar atılmıştı. Ancak <strong>Pasifik’te</strong> her şey başladığı gibi gitmedi. <strong>Tramp’ın</strong> bu bölgede de kararsız politikaları belki de gerilimi daha da arttırdı.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> dönemini derinlemesine analiz etmek gerekir. Ancak <strong>Kasım</strong> ayında düzenlenmesi planlanan <strong>ABD</strong> <strong>Başkanlık</strong> <strong>Seçimleri’nde</strong>, <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> ve <strong>Joe</strong> <strong>Biden’ın</strong> yarışması bekleniyor. <strong>Donald Trump’ın</strong> geçmiş dönem politikaları, gelecek için kaygı getirirken <strong>Joe</strong> <strong>Biden’ın</strong> da <strong>Ukrayna</strong> ve <strong>Filistin</strong> başta olmak üzere tüm politikaları ve yaşlı olması <strong>ABD’de</strong> de tartışmaların hala odağında.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Pensilvanya'daki</strong> seçim kampanyası sırasında suikaste uğradı. <strong>Trump,</strong> saldırıdan küçük bir yaralanmayla kurtulurken <strong>Amerikan</strong> istihbaratı, olayın açıklığa kavuşturulacağını duyurdu. Ancak burada dünya kamuoyuna doğru bilgilerin servis edilip edilmeyeceği de belirsiz. <strong>Dünya</strong> kamuoyunun <strong>Amerikan</strong> <strong>istihbarat</strong> <strong>servislerine</strong> güvensizliği de ortada. Aynı zamanda <strong>Amerikan</strong> vatandaşlarının da kendi <strong>istihbarat</strong> servislerine güvendiğini düşünmüyorum.</div> <div><strong>Amerikan</strong> tarihinde liderlere karşı birçok saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırıların aslında dünya düzeninin dizaynıyla ilgili olduğunu hemen hemen hepimiz biliyoruz.</div> <div><strong>Pentagon</strong>, <strong>ABD</strong> <strong>istihbaratı</strong> ve bizim bilmediğimiz <strong>Amerikan</strong> derin devleti hala ülkelerinin “<strong>Dünya’nın jandarması</strong>” olduğunu düşünüyor ve buna dönük liderlerin vitrinde olmasını istiyor. Bunun için de birçok sert hamleleri oldu.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong> için “<strong>bütün planları bozacak bir lider</strong>” görünümünde olmaktan çıkamadı. <strong>Amerikan</strong> derin devleti hala <strong>Trump’a</strong> karşı güvensiz ve hukuki olarak engeller başta olmak üzere birçok yönden <strong>başkan</strong> <strong>adaylığı</strong> da engellenmeye çalışılıyor.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong>, <strong>Pensilvanya'daki</strong> seçim kampanyası sırasında suikaste uğraması da bu engellemelerin en katı olanları arasında olabilir.</div> <div>Olay hala açıklığa kavuşturulmuş değil. Muhtemelen soruşturma uzun sürecek veya gerçekler de gizlenecek. Biz <strong>Amerikan</strong> derin devletindeki bu zaafları bilerek saldırıya ilişkin tahminlerde de bulunamayız.</div> <div>Ancak kişisel olarak tüm <strong>Ukrayna’da</strong> çuvallayan <strong>Joe</strong> <strong>Biden’a</strong> karşı en azından <strong>Ukrayna</strong> konusunda barışa bir adım daha yakın olan <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> bir şansının daha olmasını isterim.</div> <div><strong>ABD’deki</strong> suikast ve siyasi krizleri bir kenara bırakırsak dünyada stratejik istikrar açısından <strong>Rusya</strong> <strong>Devlet Başkanı Vladimir Putin’e</strong> yapılmak istenen suikastler de dikkat çekiyor.</div> <div><strong>Ukrayna</strong> <strong>Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Dairesi</strong> (GUR) <strong>Başkanı</strong> <strong>Kirill</strong> <strong>Budanov</strong>, <strong>Ukraynalı</strong> suikast timinin <strong>Vladimir</strong> <strong>Putin</strong> suikastinde başarısız olduğunu söyledi. Kısacası hemen hemen hergün <strong>Vladimir</strong> <strong>Putin</strong>, <strong>Kiev</strong> rejiminin tehdidi altında ve bunun sonlanmasına da ihtimal yok.</div> <div>Çünkü <strong>Amerika’nın</strong> finanse ettiği <strong>Kiev</strong> <strong>rejimi</strong> ve <strong>Ukrayna</strong> <strong>istihbaratı</strong> bu destekler sürdükçe terör saldırılarını da sürdürme hedefinde.</div> <div>Bu gerçeklikten yola çıkarak dünyanın bir <strong>kaos</strong> döneminde olduğu açık. <strong>ABD’deki</strong> başkanlık seçimleri için süreç sancılı işliyor. <strong>Başkan</strong> seçildikten sonra bile <strong>ABD’nin</strong> politikalarında ne gibi değişiklikler olacağı belirsiz. <strong>Trump</strong> seçilirse <strong>Amerikan</strong> iç siyasetinde kaos yaşanır, <strong>Joe</strong> <strong>Biden</strong> seçilirse dünya krizden çıkamaz.</div> <div><strong>Dünyada</strong> artık belirsizlikler var.</div> <div>Artık birileri dünyayı <strong>dizayn</strong> <strong>etmekten</strong> vazgeçmeli.</div> <div>Hergün daha çok kaosa sürüklenen dünya için <strong>Orta</strong> <strong>Doğu’da</strong> istikrar adımları atılmalı, <strong>Ukrayna’da</strong> <strong>Kiev</strong> rejimine destek kesilerek barış için taraf olunmalı, <strong>Pasifik’te</strong> gerilimi en aza indirecek müzakereler gerçekleşmeli.</div> <div>Bunların gerçekleşmesi için aslında <strong>ABD’ye</strong> iş düşüyor.</div> <div><strong>Dünya’nın</strong> kaderi <strong>Donald</strong> <strong>Trump’a</strong>, <strong>Vladimir</strong> <strong>Putin</strong> gibi liderlere saldırılarla değiştirilmek yerine uzlaşıyla, hoşgörüyle değiştirilmeli.</div> <div>Artık dünyanın beklentisi bu yönde.</div> <div>.</div> <div><strong>Erhan Altıparmak, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>