<div><span><span><strong>Adnan Oktar </strong>grubuna yapılan operasyon, genel anlamda olumlu karşılandığı gibi, diğer tarikat, grup ve cemaatlere de olası operasyonların yapılabileceği beklentisini oluşturdu!</span></span></div> <div><span><span><strong>Bilindiği gibi Diyanet, daha önce cemaat ve tarikatlardan istediği, olmazsa olmaz 5 ilke belirlemiş ve deklare etmişti!</strong></span></span></div> <div><span><span>Fakat bu ilkeyi takan olmadı çünkü uyulması istenen 5 ilkeyi hayata geçirirlerse var oluşları biterdi! </span></span></div> <div><span><span><strong>Şimdi de yapılması muhtemel operasyonlardan sonra bu tür yapıların denetim altına alınması gerektiği yönünde sözlü ve yazılı fikir yürütenler ortaya çıktı.</strong></span></span></div> <div><span><span>Devletin tarikat ve cemaatleri denetim altına alma faaliyetleri Osmanlı’da ilk defa 1790’larda başlamıştır ki; <strong>‘sapkın inanışlara sahip olan tarikat mensuplarının durumlarının teftiş edilerek, devlete bildirilmesi’</strong> olarak ifade edilse de; bazı kesimler o dönemdeki bu faaliyetin yanlı ve bir kesime yönelik olduğu yönünde hemfikirdirler!</span></span></div> <div><span><span><strong>1866 yılında şeyhülislamlığa bağlı olarak faaliyete geçen ‘</strong><strong>Meclis-i Meşayih’ adlı müessese ise, tüm tarikat ve cemaatlerin işleyişini denetim altına almıştır.</strong></span></span></div> <div><span><span>Cemaatlere operasyon yapılması gerektiğine inanan biri olarak <strong>(Ama öncelikle şunu belirtmeliyim; ‘cemaat veya tarikat olmalı mıdır; İslam’da yeri var mıdır’ sorusuna cevap verilmelidir)</strong>, günümüzde <strong>‘Meclis-i Meşayih’ </strong>türü bir denetleme mekanizmasının başarı sağlayacağını zannetmiyorum!..</span></span></div> <div><span><span>Sebeplerini yazmaya kalksak sayfalarca sürer fakat özetlersek; bugünkü cemaatlerin neredeyse tamamı <strong>şirketleşmiş, dini, ticaret olarak görmektedirler. Pazarladıkları da, istismar ettikleri de, dindir…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Yine neredeyse tamamının ‘İslam Dini’ üzere olduğunu söylemek ahmaklıktır!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Çünkü şahısa ve paraya dayalı bir din anlayışı üretmiştirler ki; hurafe olduğu gibi, Mekke müşriklerinin yaptıklarının çoğu da bunların eliyle yapılmaktadır!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Dolayısıyla “İslam öğretiyoruz” diye, sorgulamaktan yoksun ve kendilerine tapıcı/tapan insan toplulukları oluşturmaktadırlar.</strong> Bu da gelecek nesillerin İslam yerine hurafeyle yetişmesi demektir.</span></span></div> <div><span><span><strong>1950’li yıllardan başlayarak, siyasi otoritelerinde oy kaygısıyla bu yapılara tolerans tanıması; güçlenmelerini; siyasette, bürokraside yer almalarını sağlamış; önder kabul edilen kişiler de, bir nevi tanrılaştırılmışlardır ki; en müşahhas örneği FETÖ elebaşıdır!..</strong></span></span></div> <div><span><span>Diğerlerinin de çok farklı olduğunu söylemek safdillilik olur!..</span></span></div> <div><span><span><strong>Sadece cemaatler açısından değerlendirerek çözüm üretilmek isteniyorsa; birinci öncelik hurafeci ve din tüccarı cemaatlerin faaliyetine son vermek</strong>; </span></span></div> <div><span><span>İkinci olarak Diyanet’in tepeden tırnağa değişmesi ya da mevcut personele, eğitim verilmesi;</span></span></div> <div><span><span>Üçüncü olarak Diyanet’in, cemaatlerin istismar ettiği, özellikle din eğitimi konusunda sahih ve baskı olmayan bir yöntemle hakikatleri öğretmesi/anlatmasıdır!.. </span></span></div> <div><span><span>Daha sonra da; cemaat ya da tarikat türü oluşacak yapıların öncülüğünü yapan kişilere, faaliyet alanlarının (Kur’an, hadis, fıkıh) ne olacağı sorularak, yazılı belge alınması ve bu kişiye <strong>(Kendisinin dünyanın en büyük alimi gördüğü için kabul etmeyip zorluk çıkartma ihtimali var)</strong>, İslam öğretildikten sonra yine yazılı belgeyle şahıs veya şirket olarak ticaret yapmayacağına dair bir yaptırım getirilmesidir!..</span></span></div> <div><span><span><strong>Ticaretini engellerseniz, emin olun çok az din taciri böyle bir oluşuma kalkışır!..</strong></span></span></div> <div><span><span>İslam’ı öğrenmek isteyen bireyler de, kendisine bir şeyhin şefaat(!) etmesi ya da cennete götürmesi beklentisinden vazgeçip, Diyanet’ten olmasa bile, en azından kitaplardan dinini öğrenir!..</span></span></div> <div><span><span><strong>Kılıçdaroğlu!</strong></span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>ODTÜ'lü öğrencilerin, <strong>"Tayyipler Alemi"</strong> yazılı hakaret içeren karikatürlü pankart sonrası tutuklanmasının ardından; <strong>Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında</strong> <strong>söz konusu karikatürü</strong> <strong>Twitter</strong> <strong>hesabından paylaşacağını açıklamış ve partisinin milletvekillerine de bu yönde talimat vermişti.</strong></span></span></div> <div><span><span>Sonuçta paylaştı!.. </span></span></div> <div><span><span>Paylaşımdan sonra Kılıçdaroğlu'na, “Cumhurbaşkanı'na hakaret”ten soruşturma başlatıldı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Kim için paylaşılırsa paylaşılsın, o karikatür ve paylaşımı tasvip etmek mümkün değildir!..</strong></span></span></div> <div><span><span>Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı sevmiyor olabilir, kin besliyor olabilir… Bunlar ayrı… <strong>Fakat ülkenin devlet başkanına hakaret içeren karikatürü paylaşması, Erdoğan ve o makama hakarettir!..</strong></span></span></div> <div><span><span>Soralım Kılıçdaroğlu’na; <strong>ODTÜ veya başka bir üniversitede kendisinin boynuna torba takılmış saman yiyen bir öküz olarak çizilmiş karikatürü pankart şeklinde taşınsa ve bir kişi de bunu paylaşsa; “Eleştiriye ve mizaha tahammül edeceğim, etmeliyim! Hapse atarak eleştirinin ve mizahın önüne geçemem” </strong>deyip, öküzlüğü kabul mü ederdi yoksa direkt dava mı açardı?!.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ali Mevlüt Kaya, </strong>dikGAZETE.com</span></span></div> <div><span><span>Twitter: <strong>@alimevlutkaya</strong></span></span></div> <div></div>