<div><span><span><strong>CHP Genel Merkezi</strong>, <strong>Türkiye</strong>’de <strong>16 Eylül</strong>’de yapılan <strong>üçlü Suriye zirvesinin</strong> ertesi günü, yani <strong>17 Eylül</strong>’de İstanbul Hilton Maslak Otel’de bir <strong>Suriye Konferansı </strong>düzenlemeyi planlamıştı. Zirveden hemen sonra yapılsaydı elbette daha anlamlı olacaktı. </span></span></div> <div><span><span>Ancak konferans <strong>28 Eylül</strong>’e ertelendi. </span></span></div> <div><span><span>Konferans hakkında görüşlerine <strong>Şam</strong>'da başvurduğumuz resmi kaynaklar, <strong>Türkiye’</strong>de bir muhalefet partisinin <strong>Suriye</strong> <strong>Konferansı</strong> düzenlemesi, bu konferansa <strong>Suriye BAAS Partisi'</strong>nden temsilcileri davet etmesini “<strong>İki bağımsız siyasi partinin kararı</strong>” olarak görmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> hükümetinin, bir ihtimal “<strong>CHP üzerinden Suriye’ye bir açılımı</strong>” olarak yorumlamaktadır. </span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>Suriye</strong> hükümeti, <strong>Türkiye</strong>’deki muhalefet-hükümet kavgasında <strong>taraf</strong> olması veya <strong>taraf</strong> yapılmasının söz konusu olmayacağını beyan etmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Vize</strong> sorunu olmazsa, katılımcılardan<strong> İsam Bey,</strong> birçok anayasa komisyonlarında görev almış seçkin ve başarılı bir hukukçu. </span></span></div> <div><span><span>Siyaset bilimci <strong>Bessam Bey</strong> (Aydınlık köşe yazarıdır) ve gazeteci-siyasetçi <strong>Halife</strong> beyi 20 senedir tanırım. <strong>2011</strong> öncesinde <strong>Türkiye-Suriye</strong> arasında bina ettiğimiz <strong>dostluk köprüsünün inşasına</strong> destek verdiler. </span></span></div> <div><span><span>Bir <strong>Üçlü Suriye Zirvesi'</strong>ni daha geride bıraktık.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Erdoğan, Putin ve Ruhani </strong>görüşmesinde, “<strong>Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, egemenliği ve BM’nin Suriye kararlarına saygı</strong>” vurgusu bir kez daha yapıldı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Şam</strong> zirvenin başarılı olması ve hayırlı neticelere vesile olması için gerekli adımları attı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’nin sevabına önce <strong>İdlib</strong>’te tek taraflı ateşkes ilan etti. </span></span></div> <div><span><span>Ardından <strong>14 Eylül 2019</strong> öncesinde işlenen suçlar için <strong>Genel Af</strong> ilan etti. </span></span></div> <div><span><span>Hemen sonrasında <strong>BM</strong>’ye mektup göndererek <strong>PKKYPG</strong>’nin kontrolünde olan <strong>Suriye Demokratik Güçleri </strong>(SDG) örgütünü “<strong>bölücü terör örgütü</strong>” olarak vasıflandırdı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Suriye</strong>’yi işgal eden, yağmalayan ve bölmek isteyen ABD ve İsrail’in taşeron örgütü olarak mahkûm etti. <strong>Suriye Ordusu</strong> ile <strong>bölücü terör örgütü</strong> arasında çatışmalar çıktı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Suriye</strong> devletinin <strong>BM</strong>’ye gönderdiği mektup, "<strong>BM sana diyorum Ankara sen anla"</strong> mesajıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>"Bölücü terör örgütü ortak düşmanımız ise onu besleyen ve koruyanla değil, Şam ile birlikte hareket et!"</strong> mesajıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Zirve</strong>’ye katılan tüm liderlere “<strong>Sizin öncülüğünüz veya başka ajandalarınız olabilir ancak Şam’ın bir tek hedefi var o da tüm Suriye üzerinde egemen devlet olmasıdır ve toprakları üzerinde hiçbir ameliyata izin vermeyeceğidir. Samimiyet testi ve ortaya koyacağınız tavır bundan başka bir ajandaya hizmet etmemelidir, bu hedef sizin için de en hayırlısıdır</strong>" beyanı vardır. </span></span></div> <div><span><span>Meşru <strong>Şam</strong> yönetimi yerine <strong>Washington</strong> ile müzakereler yapmanın, ortak devriyelerin mantığı nedir? </span></span></div> <div><span><span>Mesele <strong>ABD</strong>’nin samimiyetini test etmek ise <strong>Washington</strong>’un bu konudaki siciline bakmanın yeterli olacağı ifadesi vardır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Suudi</strong> hanedanlığının en önemli petrol rafineleri yanıyor.</span></span></div> <div><span><span>Rafinelerde yanan ateş, <strong>tüm Körfez Petro-dolar hanedanlıklarını</strong> yakabilir. </span></span></div> <div><span><span>Eski <strong>CIA Şefi</strong> ve <strong>ABD Dış İşleri Bakanı,</strong> "<strong>hava Pompası</strong>" (Pompeo) Suudi Hanedanlığının, para musluğunu yakan 20 üzerinde <strong>SİHA</strong>’nın <strong>Yemen</strong>’den gelmediğini <strong>İran</strong>’dan gönderildiğini iddia ediyor. </span></span></div> <div><span><span>Olası bir savaş, <strong>İran</strong>’dan ziyade <strong>Körfez</strong> ülkelerini yakacak.</span></span></div> <div><span><span>Nerede başlayacağını biliyoruz ancak nerede duracağını <strong>Allah’tan başkası</strong> bilemez. </span></span></div> <div><span><span><strong>Körfez</strong> ülkelerinde hâkim hanedanlıklarda korku tavan yapmış. </span></span></div> <div><span><span><strong>Sünni-Şii Millet</strong>, <strong>ABD, İsrail, Suudi</strong> ve <strong>Birleşik Arap Emirlikleri'</strong>nin (bunların kimler oldukları üzerine kaleme aldığım ‘zincirini koparmış boğal<strong>ar</strong>’ yazımı lütfen tekrar okuyunuz) <strong>Körfez'</strong>i cehennem ateşine mahkûm ettiklerini haykırıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Trump</strong>, <strong>İran</strong> ile savaş isteyen <strong>Bolton’</strong>u görevden attı. </span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> krizini, <strong>Suudi</strong> <strong>ineğini</strong> sağmak için istismar etti. Ancak yolun sonunda son karara zorlanıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Trump</strong>, ya <strong>Netanyahu</strong>’dan bu son seçim fırsatıyla kurtulacak, çok kutuplu yeni dünya düzenine razı olacak ya da <strong>Alem Son Saatini</strong> yaşayacak. </span></span></div> <div><span><span>Garipseyebilirsiniz ama bu "<strong>Son Saat"</strong>in gelmesini engelleyecek<strong> ilahi ve dünyevi çözüm</strong> <strong>Ankara-Şam </strong>birlikteliğidir. </span></span></div> <div><span><span>Yani "<strong>Son Saat</strong>"in kaderi, önce <strong>Allah’a</strong> ardından <strong>Erdoğan-Esad dostluğuna</strong> bağlı. </span></span></div> <div><span><span>Biliyorum <strong>Esad</strong> ve <strong>Erdoğan</strong> karşıtları için çok zor ve belki de mide bulandırıcı bir seçim önündeler. </span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>Son Saat, </strong>âlemin üstünde oturduğu bombanın pimini tetiklemeden bu dostluğun bir an evvel olması için çaba gösterin. </span></span></div> <div><span><span>Zira, sarhoşluktan sonra gelen ayıklık ile son pişmanlık fayda sağlamıyor.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Prof. Dr. Mehmet Yuva, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>