<div><span><span><strong><span>MİLLİ MENFAATLER, MİLLİ KARARLILIK VE HARBİ GÖZE ALMA</span></strong></span></span></div> <div><span><span>“<strong>Akdeniz ısınıyor…</strong>” deniyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Akdeniz</strong>’i gerginlikler ve kavgalar denizine kim çevirdi? </span></span></div> <div><span><span>Biliniz ki, <strong>Akdeniz</strong> hiç soğumamıştı. </span></span></div> <div><span><span>Emperyalizm ve kuklaları <strong>Türk Devleti</strong>’nin âdeta iç denizi olan <strong>Akdeniz</strong>’de 15. Yüzyıldan bu yana bizimle savaş hâlindeler.</span></span></div> <div><span><span><strong>Akdeniz hiç soğumadı ki!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Size yakın tarihin bildiğimizi zannettiğimiz ama okumadığımız sâdece Kıbrıs boyutu ile acı hatırasını hatırlatacağım.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1877–78</strong> (93 Harbi) <strong>Osmanlı-Rus Savaşı</strong>’nda, <strong>Osmanlı</strong> <strong>Devleti</strong> yenilir ve <strong>Ayestefanos</strong> <strong>Barış</strong> <strong>Antlaşması</strong> (Yeşilköy) imzalanır. </span></span></div> <div><span><span>İlgili antlaşma ağır hükümler içerir. </span></span></div> <div><span><span>Bunu bahâne eden <strong>İngiltere</strong> ve <strong>Müttefikleri</strong>, <strong>Osmanlı</strong> ve <strong>Rus</strong> <strong>Devletleri</strong>’ne <strong>Berlin Antlaşması</strong>’nı imzalatırlar. </span></span></div> <div><span><span><strong>Berlin Konferansı</strong>’nda <strong>Kıbrıs</strong>’ın yönetimi <strong>İngiltere</strong>’ye bırakılır.</span></span></div> <div><span><span><strong>İngiltere</strong>, <strong>Doğu</strong>’daki <strong>Rus</strong> tehdidini öne sürerek <strong>Osmanlı</strong> <strong>Devleti</strong>’ni kendisine bir askeri üs vermesi konusunda iknâ eder.</span></span></div> <div><span><span>Yapılan antlaşmaya göre eğer <strong>Rusya, Doğu</strong>’da işgal ettiği <strong>Kars</strong>, <strong>Ardahan</strong> ve <strong>Batum</strong>’dan geri çekilirse, <strong>İngiltere</strong> de <strong>Kıbrıs</strong> adasını boşaltacaktır. </span></span></div> <div><span><span>Böylece, <strong>1878</strong> yılından itibaren <strong>Kıbrıs</strong> adası <strong>İngiltere</strong>’ye kiralanmış olur. </span></span></div> <div><span><span><strong>1960</strong> yılına kadar sürecek <strong>Kıbrıs</strong>’ta <strong>İngiltere</strong> hâkimiyeti başlar. </span></span></div> <div><span><span>İşgâl, <strong>Kıbrıslı Türkleri </strong>derinden etkiler. </span></span></div> <div><span><span>Bir kısım <strong>Kıbrıslı Türk,</strong> adadan ayrılarak <strong>Türkiye</strong>’ye göç eder.</span></span></div> <div><span><span><strong>1914</strong> tarihinde <strong>Kıbrıs</strong>’ı <strong>İngiltere</strong> ilhâk eder. </span></span></div> <div><span><span>Bu kararla <strong>Osmanlı Devleti</strong>’nin bir şey yapamaması sonucunda ümitsizliğe kapılan birçok <strong>Kıbrıslı Türk, Kıbrıs</strong>’tan ayrılır.</span></span></div> <div><span><span><strong>24 Temmuz 1923</strong> tarihinde imzalanan <strong>Lozan Barış Antlaşması</strong>’nda <strong>TBMM</strong> <strong>Hükümeti,</strong> adanın <strong>İngiltere</strong>’ye ait olduğunu kabul eder. </span></span></div> <div><span><span><strong>1924–1927</strong> yılları arasında <strong>Lozan Antlaşması</strong>’na dayanarak adadan <strong>5000</strong> civarında <strong>Kıbrıslı Türk, Türkiye</strong>’ye göç etmiştir.</span></span></div> <div><span><span>Böylece <strong>1878</strong> yılında başlayan nüfus dengesindeki bozulma, <strong>1914</strong>’te devam etmiş, son olarak da <strong>Lozan Antlaşması</strong>’yla birlikte <strong>Kıbrıslı Türkler</strong> için vahim bir durum haline gelmiştir.</span></span></div> <div><span><span><strong>1950</strong>’li yıllarda<strong> İngiltere</strong>’nin dâveti üzerine <strong>Türkiye, Londra Konferansı</strong>’na katılarak artık <strong>Kıbrıs</strong>’ta resmen taraf olur. </span></span></div> <div><span><span><strong>1974 Kıbrıs</strong>’ta Askerî zorlamamız, <strong>Barış Hârekâtı</strong>’na kadar katliam ve gözyaşı, göçe zorlama bitmedi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Düşünün şimdi! Fark var mı?</strong> </span></span></div> <div><span><span>Büyük ülkemiz ve coğrafyamız yağmalanıyor aslında. </span></span></div> <div><span><span>Bugün <strong>BAE</strong> ile <strong>İsrail</strong> arasında yapılan anlaşmanın anlamı ne?</span></span></div> <div><span><span>İşgâlcilerle, işbirlikçileri halkı uyutarak <strong>Filistin</strong>’i daha kolay yutma derdindeler.</span></span></div> <div><span><span><strong>S. Arabistan Kralı</strong>’nın dedeleri, <strong>Kraliçe</strong> adına devletimize âsi olan çapulcular değil miydi? </span></span></div> <div><span><span>Hatta <strong>Selefîliğin</strong> ilk tezâhürü olan <strong>Vehhâbîlik</strong> de onlar aracılığı ile büyütülmedi mi?</span></span></div> <div><span><span>Tarihe bakarsanız bu günü anlarsınız.</span></span></div> <div><span><span><strong>“Yayı ne kadar geriye çekersen, oku o kadar ileriye ve istikrarlı atarsın!”</strong> </span></span></div> <div><span><span>Geleceğin inşâsı, geçmişi bilmekle olur.</span></span></div> <div><span><span>Yukarıda anlattığımız <strong>Berlin Konferansı</strong>’nı düşünün. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rusya,</strong> doğu ve kuzeyden topraklarımızı işgâl etmiş, <strong>İngiltere,</strong> <strong>Fransa</strong>’nın desteği ile <strong>Kıbrıs</strong>’ı işgâl ediyor. </span></span></div> <div><span><span>Ne için? </span></span></div> <div><span><span>Yeni işgâller için…</span></span></div> <div><span><span>Nihâyetinde tüm <strong>Arap Yarımadası, Kuzey Afrika</strong> ve<strong> İran</strong>’ı işgal ediyorlar.</span></span></div> <div><span><span><strong>İngiltere</strong>’nin en büyük yeteneği, denizlere hâkim olmasıdır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Büyük Harp Gemileri</strong> ile kapsamlı kıta intikâlleri yaparak istediği yerde, istediği kadar birlik bulundurabilmektedir.</span></span></div> <div><span><span><strong>İkinci Dünya Harbi’</strong>nden sonra yerini, jandarması <strong>ABD’</strong>ne bırakmıştır.</span></span></div> <div><span><span>Tüm bu taarruz ve işgâlleri ne durdurur peki?</span></span></div> <div><span><span><strong>Abdülhak Molla</strong>’nın (1786–1854) şu sözü işin özüdür;</span></span></div> <div><span><span><strong>“Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh”</strong></span></span></div> <div><span><span>Yâni “Bütün devletlerin kurtuluşu şu sözdedir ki, barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır ol.”</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Harbe hazırlık, öncelikle; Milli Birlik, güçlü ekonomi, yerli üretim, modern donanımlı ve iyi eğitimli inanmış ordularla olur. Hamâset, tek başına Balkan Harpleri’nde olduğu gibi hezîmetten başka bir şey değildir.</strong></span></span></div> <div><span><span>Milli Birliğin temelinde ise; Milletin yazılı olmayan ideolojisi vardır.</span></span></div> <div><span><span>Millî ideolojiyi, mefkûreyi besleyen temel kaynaklar ise, Yüce Dinimiz <strong>İslâm</strong> ve Töremizdir. </span></span></div> <div><span><span>Tarih, sosyal genetik, coğrafya vb. ise töreyi besleyen yadsınamaz değerlerdir elbette.</span></span></div> <div><span><span><strong>Devlet, Millete dayatamaz!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Devlet, Milletimizin emrindedir.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Devlet sistemi, halkın değerleriyle çatışamaz. </strong></span></span></div> <div><span><span>Geçmişte <strong>devlet</strong> ve <strong>millet</strong> arasında mesâfe olduğu için, Ordu, Millî İdeoloji ile halkına yabancı devlet ideolojisi arasında kalıyordu.</span></span></div> <div><span><span>Böylece emperyalizm, <strong>NATO</strong> vb. kuruluşların da desteği ile Ordumuzun komuta kadrolarını bir şekilde kontrol ediyordu. </span></span></div> <div><span><span>Askerî darbelerin tamâmında bunu görürsünüz. </span></span></div> <div><span><span>En son <strong>15 Temmuz 2016 İhânet Darbesi,</strong> emperyalizmin ne kadar etkin olduğunun göstergesidir.</span></span></div> <div><span><span>Bu gün, <strong>Millî Devlet</strong> teşekkül etmektedir. </span></span></div> <div><span><span>Tam teşekkül ne zaman peki? </span></span></div> <div><span><span>Büyük devletler gibi, iktidârıyla, muhâlefetiyle, STK ile ülke menfaatleri ve toplum değerleri tartışılmaz hâle gelir, o zaman <strong>Millî</strong> <strong>Devlet</strong> teşekkül etmiş demektir.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Aziz Milletim!..</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Fransa’nın Doğu Akdeniz’de ne işi var?</strong>” demeyin. <strong>ABD</strong>’nin, <strong>İngiltere</strong>’nin, <strong>Almanya</strong>’nın <strong>Ortadoğu</strong>’da, <strong>Afrika</strong>’da ne işi var? </span></span></div> <div><span><span>Asıl soru şudur? </span></span></div> <div><span><span>Emperyalizm, <strong>Barbar Batı</strong> bu kadar açık 1000 yıldır bizimle kavga ediyorken, hâlâ nasıl içimizden en az <strong>yüzde 20</strong> onlara kulluk yapabiliyor, işbirliği yapıyor, kendi halkına karşı hareket ediyor ve halkın bir kısmı, nasıl bu ihânet kadrolarına itaat ediyor? </span></span></div> <div><span><span>Hatta, <strong>modernlik, çağdaşlık</strong> vb. kisvelerle, kendi toplum değerlerinin tamâmını reddedip, nasıl birer <strong>mankurta</strong> dönüşüp, kendi halkına düşman olabiliyor?</span></span></div> <div><span><span>Asıl soru budur.</span></span></div> <div><span><span>Bizim, <strong>ihânet ve işbirlikçi kadrolar</strong>ı tüm coğrafyamızda yenmekten başka çaremiz yoktur. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye,</strong> büyük acılar ve mücâdeleler sonucu <strong>Millî</strong> devleti İhyâ yolunda ciddi mesâfeler kat etmiştir. Ancak, tüm çevre halklarda da bu başarılamazsa <strong>Mısır, S. Arabistan, BAE</strong> örneklerinde olduğu gibi halk, baskı altında yozlaştırılmaya devâm ederse biliniz ki <strong>kukla</strong> <strong>iktidarlar,</strong> halkı da emperyalizme kazandırabilir. </span></span></div> <div><span><span><strong>FETÖ</strong> de buna bir örnek değil miydi?</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Azîz ve Fedâkar Milletim!</span></span></div> <div><span><span><strong>Güçlü ve Büyük Türkiye</strong> için el ele, gönül gönüle olup, çok çalışmaktan başka çaremiz yoktur. </span></span></div> <div><span><span>Ordularımızın en çok buna ihtiyaçları vardır; arkalarında duran dev gibi <strong>Türk Milleti</strong>’ne..</span></span></div> <div><span><span><strong>Biliniz!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Asker Ocağı, Peygamber Otağı’nda söylediğiniz; “HER TÜRK ASKER DOĞAR!” haykırışınız doğrudur.</strong> Tarihimiz bunun canlı tanığıdır. </span></span></div> <div><span><span>Müjdeli fetihlere mazhâriyetimiz âdeta <strong>Rabbimizden</strong> milletimize “<strong>vahiy misâli tâlimatlar</strong>” gibidir. </span></span></div> <div><span><span>Sorumluluklarımızın bilincinde olalım. <strong>Rabbimizi, Müslümanları, Büyük ve Kahraman Milletimizi</strong> küstürmeyelim, dağıtmayalım. </span></span></div> <div><span><span>Biliniz ki, <strong>Ordular</strong>, Milletlerinin duâsı ve desteği ile başarırlar.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Ordu Millet” olduğumuzu unutmadan çok çalışmak ve bir olmak, iri olmak, diri olmak duâsı ile..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Özetle; </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Harbi, -savaşmayı- göze alamayan milletler, diğer milletlerin avı olur. Devlet olmanın, Güçlü Millet olmanın en önemli vasfı budur.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Emekli Yarbay Halil MERT, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>-Strateji ve Yönetim Uzmanı-</span></span></div> <div></div>