Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT), “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Emeklilik hakkımız söke söke alırız”, “EYT seçimde hesap soracak”  türü slogan, sosyal medya ve toplantılarla hükümete yüklenerek hesap göreceklerini dillendiriyorlar!

Öncelikle bu ‘yaş’ meselesine değinelim…

1999 yılına gelinceye kadar emeklilikte “yaş bekleme” gibi bir durum yoktu.

‘17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nden sonra yurtdışından depremzedeler için gönderilen yardım paralarıyla memurların maaşını ödeyebilen koalisyon hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan ve Şubat ayı başında CHP’ye katılan Yaşar Okuyan bu işin mimarıdır.

Depremin ardından, IMF’nin emriyle Meclis’e getirilen ve ‘64 madde’den oluşan yasa, 25 Ağustos’ta Meclis’ten geçmiş ve Cumhurbaşkanı onayından sonra 4447 sayı ile kanuna dönüşmüştü.

(2002 ve 2008 yıllarında emeklilikte yaşa yeni kademeler getirildiğini de eklemeliyiz.)

Neticede 1999 yılı itibarıyla “EYT” mağduriyeti başlamış oldu!..

Geçmişte bu durumdan muzdarip biri olarak, “Emeklilik yaşı 75 olsun mu?!.”, ve Adın kader olacağına kaderin kader olsun başlıklı; “Emekliliği hak etmiş, yaş bekleyenlerden de bu parayı almalarına akıl sır erdiremiyordu! Yaşını bekleyen kişi, para yatırmayınca hastaneye gidemiyordu! Sorumlu bakana bu işin mucidini nerede bulacağını sormalıydı ağzını burnunu kırmak için!..” satırlarını da yazmıştım. 

‘Bu güne kadar yaş bekleyerek emekli olanların hakkı ne olacak?’ sorusu ya da hesabını bir kenara koyarak belirtmeliyim ki; bu mağduriyet yeni olmamasına rağmen, ‘yaşa takılanlar, son dönemde hak aramayı farklı boyuta taşıyarak işi eyleme döktüler.

Sosyal medyada farklı illerden afiş asılmış otobüs önlerinde zafer işareti yapanların, tehdit içerikli mesaj yazanların, hakaret edenlerin paylaşımları; Gezi olaylarının fitilini ateşleyen paylaşımlar diyebileceğimiz; “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel” #direngeziparkı lafları hatırlattı!

Öyle ki, ‘Gezi Parkı’ olayları için, ‘başlarken iyi niyetlilerdi; mesele ağaçtı’ şeklinde dönemin "yandaş" köşe yazarları (ki şimdilerde bazıları muhalefete düştü, bazısı da Sabah'ta -şimdilik- sıvazlamaya devam ediyor) tarafından yapılan yorum ve açıklamalar, meselenin ağaç olmadığını, en başından itibaren organize bir hareket olduğunu gördüler!

“EYT”lilerin seçim öncesi Ankara ve İstanbul’da yaptığı eylemlere de, Gezi olaylarında yer alanların katılması dikkatlerden kaçmadı! 

Örneğin; CHP, İyi Parti milletvekillerinin yanı sıra, TİP Milletvekili Barış Atay Mengüçlüoğlu ile Erkan Baş; DİSK ve bağlı sendikalarıyla Türk-İş’e bağlı Petrol-İş, TES-İş sendikalarının yöneticileriyle Ankara Büyükşehir Başkan Adayı Mansur Yavaş da katılımcılar arasındaydı!

“EYT seçimde hesap soracak” sloganı atanlar, mevcut hükümetin adaylarına oy vermeyeceklerini açıkladılar!

Haklarıdır, vermeyebilirler; kimse de zorlayamaz! Ama sosyal medyada kışkırtıcı paylaşımlar yapmak, provokasyon malzemesi olmak, hakaret ve küfür etmek de hakları olmasa gerek!..

Emeklilikte yaşa takıldığını bilip, seçim öncesi sokağa çıkanlar, kimlerle takıldığı gibi, kimlerin peşine takıldığını da görmelidir!..

***

Taziye

Gençlik dönemi hocalarımızdan merhum Kadir Taşpınar hocanın kızı, arkadaşım Nurullah’ın ablası Melek Taşpınar’ın vefat ettiğini öğrendim!..

Merhumeye Allah’tan rahmet, eşi, çocukları, tüm akraba ve yakınlarına sabırlar diliyorum.

Mekanı cennet olsun İnşallah…

.

Ali Mevlüt Kaya, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @alimevlutkaya , @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir