-Bu günlerde kalabalıklar içinde sık görünme isteğim,

kaçınılmaz olanla yüzleşme isteğimdendir.-

Medya Berberi

.

Korona virüsün yüzbinlerce mikrobiyoloji uzmanını parmağının ucunda oynattığına tanık olunca, doğal olarak konuşulana değil konuşulmayana ilgi duymaya başladım.

Dünyayı meşgul etmek için zengin olanaklar sunan virüs, niyetini gizleme yetisine sahip olması nedeniyle yaşam bulduğu organlarda görselleşmekte ve kendisine yönelen müdahaleleri vücudun bağışıklık sistemini etkileyen diğer zayıf organlara servis ederek, kaotik bir durum oluşturmaktadır.

Çarelerin yetersizliği, “çoklu organ yetmezliği” olarak kayda geçerken, alışılmışın dışındaki niyeti açığa çıkan virüsün de amacına ulaştığı görülmektedir.

Kitlelerle bütünleşme isteğini belli eden bu virüsün, külfetten kimseyi muaf tutmayacağı anlaşılmaktadır.

Bize gelince, “On dört kural ve on dört gün karantina” süresi, virüsün aklını karıştırmak için icat edilmemiş olsa da zihnimi kurcaladığını itiraf etmeden geçemeyeceğim.

Cemaati camiye doldurup, minareden uyarılar yapmak gibi…

Dünya, yaşanan ölümlerden çıkar sağlayacak birilerinin çıkmasını dört gözle beklerken biz, berat beyin gidişinden sağlanan çıkar ile geliştirilen demokratik aşı paketlerinin yolunu gözlemekteyiz.

Malum olduğu üzere daha önce denenen liberal, paralel aşı çözümleri, yan etkileri nedeniyle piyasadan toplatılmıştı.

Şahsen ben, bu demokrasi paketlerinin “sabah saat beş civarı getir denildiğinde kapıya kadar geleninden yanayım (!)..

Askıda umut fakirin ekmeğidir…

“Meydanlara çıkın” dendiğinde çıkan, “evde kal” deyince kalan, “iş yerini ve çeneni kapa” denildiğinde kapayan, yapıştırılan cezaları alın yazısı gibi tevekkülle karşılayan bu aziz milletin, mutlu olmayı hak etmek için daha ne yapması gerek bilemiyorum… 

Medya Berberi olarak, derin siyasetin amaç ve niyetlerini tanımlayabilen sezgilerim olduğunu keşfettiğimde henüz üç darbe yaşamış genç bir gazeteciydim.

O gün bu gündür kabul gören gerçeğe kuşkuyla yaklaşmak sezgimi besleyen yegâne bereket kaynağı olmuştur. 

Son günlerde yapılan bazı açıklama ve açıklamamalar üzerine tıraşa başlarken gerçeğin gölgelendirildiği yerde iz süren usturamla bir gezintiye çıkalım istedim.

Mevcut sistemin, “bürokrasiyi ortadan kaldıracağı” söylendiğinde pek ihtimal vermemiştim. 

Sosyal medyanın, siyasetin göç yolu olmaya devam ettiğini görünce yanıldığımı anladım (!)

Yokuş iner gibi ekonominin zirvesine çıkan berat beyin, yokuş çıkar gibi aşağı inmesi, gerçekten düşündürücü.

Önemsenmek için harcadığı çabaya rağmen, acemilikteki ustalığıyla kalkınmayı beceremeyen berat beyin, aklın gözlerini boyayarak kendini görünmez kılma amacına matuf paylaşımına, hassas zamanlarda ulaşılmazlığı cazibe edinen iradenin suskunluğuyla katkı sunması, gayriresmi “İtaatsizlik belgesi”nin zekice tasarlanmış bir metin olduğu hissi uyandırıyor insana. 

Bazen bir söylenti bile, körlüğe neden olabilir...  

Saraydan yapılacak açıklamanın geciktirilmesiyle, istenen amaca ulaşılmış olunabilir mi?

Yıllarını suçlanacak birilerini aramakla geçiren havuz medyasının suskunluğu, pelikan yapılanmasının sessizliğe bürünmesi ve medyanın donup, doların üzüntüden erimeye başlaması...

Kısacası, hazine tamtakır kalınca, keşfedilmemiş kaynak arayışına hız verdiğimiz bir zamanda, insan aklının en ücra köşesine kadar sızmakta mahir algı operatörlerinin İktidarsızlığa kurban olarak seçilen berat beyin istifasını algılamaktaki yetersizliklerine şaşırmadığımı söylesem yalan olmaz sanırım.

Olay, Joe Biden’in seçimleri kazanmasıyla başlayıp, külfet sayılan lütuf kılığındaki “demokratik açılım” söylemleriyle devam etmiş ve Merkez Bankası’nın faiz kararıyla sürdürülmekte olup, an itibariyle sistem ve demokrasi, karantina süreci yaşamaktadır.

Biden, henüz göreve başlamadan saray aklı, endişenin izolesine yönelik bazı tedbirleri gündeme alırken, test sonucunun negatif çıkma olasılığı üzerine toplumsal kesimleri İkna çalışmaları hızla devam etmektedir.

Açılımın boyutları, kâğıtların yeniden karılmasına ve kırılganlığın test edilmesine önemli bir katkı sağlayacak gibi görünüyor.

Hülasa, berat beyin görevden istifa niyetini sosyal medya aracılığıyla paylaşması, politik sorumsuzluk, ekonomik başarısızlık ya da toyluğa yorulabilecek basit bir olgu olmayıp, sistemin geleceğini şekillendirecek bir başlangıçtır.

Dere geçilmiş, at menzile varmıştır. 

Burnunun ucuna kadar sokulup hissedilmeyi bekleyen darbe girişimine karşı ilgide iştahsız davranan sorumlular kastedilmediğine göre “At izi, İt izine karışmış” cümlesi ile kastedilen nedir?

İstifanın kabulünü sağlamak…

Nokta.

Aksi halde sorarlar adama; “kayınpederinle sağlayamadığın konsensüsü, Milli ekonomi kahramanı olarak, bunca yıl iş dünyası, yabancı yatırımcılar, hatta bazı hakim ve savcılarla nasıl sağladın arkadaş?

Ayırıp kayırmadan makam kayınpeder ligin önüne geçmeli, vatandaş saray aklının huzuruna aykırı, nezaket dışı suçlayıcı paylaşım hakkında azarı işitmeliydi, işitmedi!

Dolayısıyla, böylesi bir operasyona katkılarından dolayı, sevip-okşayan cümle kalıplarıyla teşekkür etmek az bile.

Berat bey, beraatı alıp, kendisine bel bağlayan mali çevre ve kıyısına yanaşmış bilumum yazar-çizer takımının mumuna üfleyerek, karanlığın sırlarına karışırken, ilginçtir bazı meslektaşlarımmetindeki suçlama ve aşağılamanın büyütülecek bir şey olmadığı”na dair, basiretsizliği meziyet olarak çeşitlendiren sürreal resimler çizmeye devam ediyor.

Yüzünden eksik etmediği ‘gözdağı’ edasını muhalefetten asla esirgemeyen irade, sarayın etrafında dolaşıp duran virüsle inatlaşmak yerine, muhalefetin bütünleşme isteğini hedef almakta, ortaya çıkabilecek her hangi bir bütünleşmenin egolarıyla başını derde sokacağının farkında olduğunu hissettirmektedir.

Mesele, her şeye muktedir olma duygusunun beslendiği esrarengiz kaynağın kuruma endişesiyle alakalı olup, mevcut olanakların sunduğu acımasızlık içerisinde, seçkin yer edinenlerin acımasızca muhalefete yüklenmesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak: Medya Berberi sıfatıyla bunca yıl kör olmayan gözlerimle gördüklerimi yok saysam bile, berat beyin deyimiyle “At ve it izinin birbirine karıştığı” bu sistemin, iler tutar yanının kalmadığını pekâlâ söyleyebilirim. 

…Ve bu günden bir hayır beklemeyen kitlelerin uzağa bakma isteğini kimse engelleyemez. Bu istek, gelecek partisinde odaklansa da.

Bir gün, Korona virüsü yargılayacak mahkeme icat edildiğinde, siyasi ayağı da kendini sanık sandalyesinde bulmaktan kaçamayacaktır.

Hepinize sıhhatler olsun, kalın sağlıcakla.

.                                                                                                               

Medya Berberi

Ahmet Beyaz, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Her türlü yorum, editör onayı gerekmeden anında yayınlanır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlâka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Talep edildiğinde "IP no" ilgili mercilerle paylaşılır.


sanalbasin.com üyesidir