Türk Milletinin her ferdi, mazisini merak eden, araştıran, araştırdıkça tarihin derinliklerinde karşılaştıkları atalarıyla övünen insanlardan oluşmaktadır.

Muhteşem mazimizin kuruluş dönemlerine (Osmanlı Devleti) indiğimiz vakit ne derece zahmet ve fedakarlıklar ile Anadolu topraklarını yurt tuttuklarına şahitlik ederiz. 

13. Asır Anadolu Türk Tarihine ışık tutan vesikaların azlığı, akademik olarak yapılan çalışmaların hep birbirlerini tekrarlayıp nakletmesi, sahada yeterince gerekli materyal ve kişi bazlı dinlemelerin yapılmaması; en önemlisi tarihimizi derinliklerine devletçe yeteri kadar maddi imkân sağlanmaması, ‘Aziz ve Asil Tarihimizi’ televizyonlar tarafından kurgulanıp ‘doğruymuş’ gibi servis edilen görsellerden öğrenmemize neden olmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemi, içinde birçok meçhulü barındırmaktadır. 

Bunlar; Şeyh Edebali, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Dursun Fakih (Tursun Fakih) gibi…

13. Asır Kuruluş Dönemi ile alakalı olarak, Osmanlı Devleti’nin temellerinin atıldığı, Ertuğrul Gazi Bey’in medfeninin bulunduğu ‘Söğüt’ İlçemiz tarihsel olarak çok önemlidir.

Ertuğrul Gazi, Karakeçili Aşireti Beyi olarak tarih sahnesinde yerini almış, oğlu Osman Gazi ise devlet kurucusu olarak büyük bir imparatorluğun temellerini atmıştır. 

Tüm bu gerçeklikle beraber, Ertuğrul Gazi ile birlikte Osman Gazi’ye devlet kurma yolunda kılavuzluk eden, devletin kuruluş fikrini hazırlayan etkenler bulunmaktadır. Muhakkak devlet kurucuları tarihsel olarak anılmaya, kitapların baş köşelerinde altın harflerle isimlerini yazdırmaya devam edeceklerdir.

Ancak, bir de gerçekliğin diğer tarafı bulunmaktadır…

Aşiretten devlete giden bir yapının elbette fikir babaları bulunacaktır. Kuruluş döneminin fikir babası ise “Şeyh Edebali”dir. 

Abdalan-ı Rum olarak tarif edebileceğimiz, ‘Babai Şeyhi’, ‘Ahi Şeyhi’ Edebali, Anadolu’da devlet yıkıp, devlet kuran şeyhler arasında en önemlilerindendir.

Şeyh Edebali hakkında günümüzde ‘Biyografik’ olarak doğduğu yer, anne adı, baba adı gibi bilgiler yok denecek kadar azdır. 

Eldeki mevcut bilgilere bakıldığında ise, kendi adını taşıyan bir üniversite ve biyografya bölümünde ise ‘menakıp-rivayetler’ ile oluşturulan bir kişilik çizilmektedir.

Peki, Şeyh Edebali kimdir?

Şeyh Edebali, ‘Kayseri’ doğumlu olduğu, miladi 1246 tarihli ‘Hisarcık Suyu Vakfiyesi’nde babası, Abdülkadir Geylanî soyundan ve dönemin önemli ilmî ve siyasî kişilerinden biri olan Tâceddin Emir Tâc’dır. 

Gerek Alâeddin Keykubad’a gerekse de oğlu II. Gıyâseddin Keyhüsrev’e hizmetlerde bulunmuş olan Vezir Tâceddin Pervâne’dir.

Bu kısa bilgiden sonra makalemizin konusu olan “Uludere Köyü”ne gelelim…

Uludere Köyü, günümüz Eskişehir İlimizin Tepebaşı İlçesine bağlı şirin bir Anadolu, Türkmen yerleşim yeri.

Köyün Şeyh Edebali ile ne alakası var” diye bilirsiniz. Uludere, eski ismi ile “İtburnu Karyesi”, Şeyh Edebali’nin Anadolu’nun batısına yerleştiği ve zaviyesini kurduğu, Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi ile ilgili önemli bir yerleşim yeri.

13. Asırda Şeyh Edebali’nin mukim olduğu Uludere Köyü tarihi; M.Ö 1200 yıllara kadar dayanmakta. Bölge, Yani Eskişehir'in genel adı olarak Latincede 'Dorylaeum' olarak biliniyor. 

Köy evleri ve türbe çevre duvarlarında kullanılan taşların mezarlar eserler de Frigler, Roma, Bizans zamanına ait olduğu gözlemlenmekte. M.Ö. 1200 Yıllarda, Eskişehir, Afyon-Kütahya, dağlık Frigya bölgesini oluşturuyordu. Eskişehir, Tepebaşı (İtburnun Karyesi-Uludere Köyü) Frigya bölgesinin din merkezini oluşturuyordu. 

Makalemin asıl konusunu ‘Uludere Köyü ve Şeyh Edebali’ oluşturmaktadır. Köyün uzak tarihine biraz değindikten sonra, bizler için asıl önemli konuya değinmek istiyorum. 

Şeyh Edebali’nin kızı ‘Mal Hatun’, Osmanlı Devleti’nin ilk hutbesini okuyan ‘Dursun Fakih’ ve Osmanlı Devleti’ni kuran fikir babası ‘Şeyh Edebali’ bu köyde; “Uludere’de” yaşamış, zaviye kurmuş, Osman Gazi, eşi olacak olan Mal Hatun’u bu köyde babasından istemiş, devletin kuruluşu ile istişareler burada alınmış, Devlet kurulduktan sonra ise ‘Maliye ve cephanelik’ buradan yönetilmiştir.

Daha sonraki tarihlerde Osman Gazi’nin ‘Bilecik’i almasıyla beraber, Şeyh Edebali zaviyesini Söğüt’e de yakın olan Bilecik’e taşımış, zaviyesi etrafında birçok köyün geliri de zaviyeye vakfedilmiştir.

Uludere Köyü (İtburnu Karyesi), Türk Tarihi açısından gençlerimiz tarafından hiç bilinmemekle beraber, tarih kitaplarında ise ismine çok az rastlanılmaktadır. 

Hal böyle olunca, Osmanlı Devleti’nin asıl kurucuları ve kuruluş için alınan kararların nerede olgunlaştığı konusu bir çıkmazda kalmaktadır. 

Osmanlı Devleti’ni kuran kurucu etkenleri gençlerimiz televizyonlardan öğrenip, senaristlerin yazmış olduğu kurgular ve gayri-ilmi sahnelerden öğrenmektedirler. Bu vaziyet ise tarihimizin gülünecek vaziyete doğru sürüklemektedir.

Devletimiz ve yöneticileri, kuruluş dönemi ile alakalı olarak derin içerikleri kendi içerisinde barındıran “Uludere Köyü (İtburnu Karyesi) için projeler üretip genç nesillere tanıtmaları gerekmektedir. Bu milli bir vazifedir…

Köy hakkında, köy içerisinde Şeyh Edebali’ye ait olduğu savunulan, 1921 senesinde Yunan işgalinde tahrip olmaması ve günümüze kalması için çamaşırhaneye çevrilen ev bulunmakta. 

Günümüzde bakımsız ve metruk bir şekilde ayakta duran yapı, devletimizin ilgili kurumları tarafından göz ardı edilmiştir.

Ayriyeten köyde “Şeyh Süleyman Türbesi” yer almakta. Türbe, taş yapı olup, konumlandığı yer itibariyle, erken dönem Roma-Frig mezar kalıntılarını barındıran taşlar ile avlu içerisine alınmıştır. 

Kültür envanterine kayıtlı bulunan türbe ve Şeyh Süleyman’la ilgili olarak:

1524-1531 tarihli vakıf kayıtlarına göre;

“Şehir merkezine yakın olan Kireçlik köyündeki Ahî Süleyman Zaviyesi’nin vakıf geliri 400 akçe, İtburnu’ndaki Şeyh Süleyman Zaviyesi’nin vakıf geliri 250 akçe, Muttalip’deki Elvan Şeyh Zaviyesi’nin vakıf geliri 300 akçe iken Kütahya istikametinde stratejik bir noktada bulunan Ahî İdris Zaviyesi’nin vakıf gelirlerinin 4000 akçeyi geçtiği görülmektedir (BOA. MAD., Nr. 27: 22,35,36,38).”

**

“Belge Özeti: İtburnu karyesinin üç yüz otuz dört senesi Aşar Memuru Ahmed Efendi hakkında verilen men-i muhakeme kararına itirazı havi arzuhal. (Hüdavendigar 7) Yer Bilgisi: 1635 – 13 Belge Tarihi: H-28-05-1338”

**

Belge Özeti: Karacaşehir kazası, İtburnu karyesi temettuat defteri. Yer Bilgisi: 8334 -Belge Tarihi: H-29-12-1261”

**

Belge Özeti: Söğüd kazasının İncebelid köyündeki Şeyh Süleyman Zaviyesi zaviyedarlığının tevcihi. Yer Bilgisi: 166 – 8287, Belge Tarihi: H-17-12-1238”

Ulaşabildiğim belge ve numaralarıdır.

Günümüzde Eskişehir ilimizin Tepebaşı İlçesinde bulunan ‘Uludere Köyü’, Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemi için büyük önem taşımaktadır. 

Köyün sınırları içerisinde bulunan tarihi değerdeki yapıların devletimiz eliyle gelecek kuşaklara köyün önemi ile birlikte anlatılıp atiye kadim bir hediye olarak göndermeliyiz.

Uludere Köyü ziyaretimizde bizlere büyük bir misafirperverlik ile eşlik eden köy muhtarı Sayın Mehmet Ali Bayırlı, Köy İmamı Ahmet Hoca ve köy sakini değerli büyüklerime selam ve sevgilerimi iletirim.

Saygılarımla

.

Emrah Bekçi, dikGAZETE.com

-Yazar/Yönetmen-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali Babacan 2020-06-20 14:49:02

Emrah Bey, köyümüzün tarihini araştırıp bizleri de bilgilendirdiğiniz için köy sakinlerinden birisi olarak size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Yıllardır sesimizi duyuramamaktan muzdarip olan biz köylülerin sesi oldunuz. Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman isimli dizileri gururla seyrediyoruz. Fakat o kadar önemli dizileri çeken Mehmet Bozdağ Beyefendi'ye bir köy sakini olarak teessüf ediyorum. O kadar kıymetli dizilerin altına imzasını atan bir şahsın hiç mi tarih danışmanı olmaz? Hafif bir araştırma ile Kemal Tahir'in Devlet Ana kitabını gözden geçirmiş olsaydı en az elli yerde "İtburnu" kelimesinin geçmiş olduğunu görüp "Bu İtburnu neresidir?" diye araştıracaktı. Dizide Şeyh Edebali'yi pazar yerinde gösteriyor. Uludere köylüsü olarak çok üzüntü duyuyorum. Araştırmalarınızda başarılar diler, tekrardan teşekkür ederim.


sanalbasin.com üyesidir