Doğu-Batı ekseninde güç savaşları gerçekleşiyor. Türkiye, bölge bölge kitlesel ve öncü çevrelerin çarpışmasını izliyor. Siyaset ise bunların çizgisinde yerini buluyor. 

Kritik süreçleri, kritikleştiren toprak parçaları, bir ülkenin seyrini değiştirmeye yetiyor. Peki, insanlar toprak parçalarına hükmederken hangi gücü kullanıyor!

Ülkemize baktığınız zaman Doğu bölgelerinde, kitlesel güç odakları var. 

Bunların kısaca tabiri:

Aşiret!..”

Büyük ve geniş ölçekli aile potansiyellerine verilen ad. Toprak, maddiyat ve geleneksel toplu yaşama aidiyetinin verdiği birbirine olan bağlılık… İşte bunlar, onların ayakta durmasına ve güçlü kalmasına yarayan gerçekler…

Kalabalıklara hitap eden bu “Aşiretler”in öncüleri, siyaset ve bürokrasi ayağını da kullanan kişilerdir. Devlet’e yakınlaşmanın ‘Doğu’daki adı aşiret ve aşiret ağalarıdır. 

Gayriresmi ya da gayrimeşru tüm kozlar, aşiretler üzerinden atılır. İllegal ya da legal, doğu sistematiğini kontrol eden yapıdır. 

Terör, uyuşturucu ve kaçakçılık… “Haberim yok!..” diyen aşiret yalan söyler!..

Devletimizin, “Doğu açılımı”na döndüğümüz vakit, bazı gerçekler karşımıza çıkıyor. Yatırım, finansman ölçüsünü Doğu’ya yönelten devletimiz, sür-gerçeklerin acısını da yaşamaktadır.

1- Kürt realitesi, “Kürt inadı”nı kırmayıp, terör illegal oluşumuna “dur” dememiştir.

2- Gelip geçen iktidarlar, “Kürt açılımı” yapmasına rağmen, “Kürt meselesi” (olmayan mesele) doğurulmuş ya da daha farkıl bir aşamaya geçmiş ve karşımıza büyük bir sorun olarak çıkmıştır.

3- “Barış Süreci” de ne yazık ki süreci yönetemeyenlerin elinde patlamış, birilerine (FETÖ’ye) malzeme kazandırılmıştır. Süreç, FETÖ ayağının kontrolüne geçip, hendeklerin geçidine izin verilmiştir.

4- Yakın zamandaki Mardin, Van ve Diyarbakır’da atanan kayyumlar, Kürt realitesini “kışkırtmak”tan başka bir işe yaramamıştır. Her şeyin bir düsturu ve adabı vardır.

5- HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde, PKK’dan çocuklarını kurtarmaya çalışan anneler ve babalara destek için giden bakanlara da bir sözüm var:

Devlet, “Oturma eylemine destek” için oturmaz… Hem de işin içinde terör ve çocuk varsa…

Oturmak ya da annelerle gözyaşı dökmek işiniz değil!.. İşiniz o çocukları sapasağlam geri getirmek.

Kürt siyasetini doğru okumak için aşiretlere gitmek gerek. O zaman Bucak Aşireti’yle başlamalıyız.

BUCAK AŞİRETİ…

Köken olarak Diyarbakırlı olan Bucaklar, 200 yıl kadar önce Diyarbakır'dan Siverek'e göç etmişlerdir. Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra, Şeyh Sait İsyanı sırasında, Cumhuriyet'ten yana tavır almış ve isyancılara karşı savaşmışlardır.

Şeyh Sait İsyanı’ndan bu yana, devletin yanında yeralmışlardır.

27 Mayıs İhtilali’nden sonra, Celal Bucak ve Sedat Bucak'ın babası olan aşiretin lideri Hakkı Bucak, Yassıada'da bir süre tutuklu kalmalarına rağmen Siverek'teki iktidarlarını muhafaza etmişlerdir.

Bucak Aşireti "Zaza" olup, Demokrat Parti zamanından bu yana TBMM'de “temsilci” bulundurmaktadır.

Sedat Bucak, amcası Mehmet Celal Bucak'ın ölümünden sonra, Bucak Aşireti reisi olmuştur. Şanlıurfa milletvekili Sedat Edip Bucak'ın liderliğini yaptığı Bucak Aşireti, Siverek ve Hilvan ilçelerine büyük ölçüde hakimdir.

FATİH MEHMET BUCAK

Daha önce, AK Parti'den Şanlıurfa milletvekili aday adayı olan, Bucak Aşireti'nin önde gelen isimlerinden Fatih Mehmet Bucak, MHP tarafından Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde belediye başkan adayı yapıldı. Adaylığıyla ilgili yerel bir televizyon kanalına açıklamalarda bulunan Bucak, "Bir daha Bucak'ın içinde bir tane başka partiyle araba görürsem kendileri bilir, şimdiden kendilerine mezar kazmaya başlasınlar. Biz seçime değil ölmeye geliyoruz" dedi.

180 TRİLYONLUK PARAM…”

Güneydoğu TV'ye bağlanan ve "Seçim çalışmalarını devletten aldıkları parayla yürüttüklerini iddia ederek AK Partilileri hedef alan Bucak, şöyle konuştu:

“İkincisi, şimdi biz bu seçime girdik ya canım kardeşim, bir adam cimriyse uzak dur ama hem cimri hem yalancıysa onu toprağa karıştır. Allah yalancılarla, sözünde durmayanlarla, cimrilerden uzak tutsun. Lafım meclisten dışarı, kendilerine susayınca bir bardak su alıp içemeyenler bu memlekette adam olmazlar. El kesesinden bonkörlük yapan da bir şey sahibi olmaz. Daha benim tanıdığım o belediye başkanları, senin bölgedeki, vekillerin hepsi hala devletin parasıyla uçağıyla gidip geliyor. Ben Mehmet Ağa'nın parasını harcıyorum ben şimdi 180 trilyon paramı getirip orada toprağa gömeceğim. Bütün Siverek bilsin, servetimi satarak geliyorum.”

Bucak daha sonra şunları söyledi:

"Ben oraya seçime gelmiyorum ölmeye geliyorum; iki, bir daha bucağın içinde bir tane başka levhalı araba görürsem, kendileri bilir, şimdiden elleriyle mezar kazmaya başlasınlar. Gelir gelmez de ilk Karacadağ’a gidiyorum, bakalım el mi yaman, bey mi yaman, hodri meydan. Bir yalancı olacaksın, mıymıntı sünepe olacaksın, iki artistlik yapacaksın, biz bunu yemeyiz. Biz çatlamış topraklara çatlamış ayaklarıyla basan bir insanız, biz seçime de gelmiyoruz, bunu bil, ben ölmeye geliyorum, babayiğit olan çıksın karşıma.”

Bucak Aşireti de olsa, Fatih Mehmet Bucak da olsa hiç kimse devletimizin üstünde ve devletten daha büyük değildir!..

Unutmayın!..

Her horoz kendi çöplüğünde öter!

Vesselam…

.

Muhittin Taha Çalık, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Necdet Çelikdonmez 2019-09-23 11:06:32

Muhittin Taha Çalık böylesi bir araştırma makalesi yayınladığı için tebrik ediyor teşekkürlerimi sunuyorum bravo dostum kalemine kuvvet yüreğine sağlık nice başarılar diliyorum Esen kalın...


sanalbasin.com üyesidir