Araştırma ve Geliştirme”nin (AR-GE) tanımı, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından; "Bilgi dağarcığını artırmak amacıyla sistematik olarak sürdürülen yaratıcı çalışma ve bu bilginin, yeni uygulamalar yaratmak için kullanılması" şeklinde ifade edilmektedir. 

Tam adı "Araştırma ve geliştirme anketleri için önerilen standart uygulama: Frascati Kılavuzu" dünya çapında yaygın bir referans belgesi olan ve Frascati Kılavuzu kısa ismiyle anılan bu kılavuz belgeye göre Ar-Ge; 

“İnsan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalardır.” 

Araştırma ve geliştirmenin üç bölümü vardır:

1-Temel araştırma...

2-Uygulamalı araştırma...

3-Deneysel geliştirme...

Akademik ve bilimsel tanımı, yukarıda görüldüğü üzere AR-GE vakit alan, keyifli, sürekli yeni bilgileri aktarmak ve uygulamak üzere derlendiği harika süreçler silsilesinin bütününe verilen bir isim gibi karşımızda duruyor.

Peki, Türkiye’de AR-GE süreçleri nasıl ilerliyor? Bu alanda neler yapılıyor?

Öncelikle Türkiye’de AR-GE’yi “Kamu ve “Özel Sektör olarak ikiye ayırmakta fayda var.

Gerek kamu tarafında gerekse özel sektör tarafında, dünyada en iyi AR-GE desteklerin Türkiye’de olduğunu söylemek oldukça iddialı bir beyan gibi algılanabilir. 

Baktığımızda özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK gibi kurumlarımız AR-GE süreçleri için kesenin ağzını ardına kadar açmış durumdalar. 

Buna karşın üzülerek ifade etmek isterim ki, dünyada hiçbir ülkede, Türkiye’de olduğu gibi hiçbir gerçek AR-GE faaliyeti yapmadan kamunun imkânlarını hiç eden bir özel sektörün varlığı söz konusu olsun. 

Birçok sahtekâr şirketin kamu yöneticileri veya temsilcileri ile el ele vererek, kamunun AR-GE bütçelerinden faydalanıp, hiç bir şey ortaya çıkarmadıklarını, çıkan ürünlerin “komik ya da başarısız olduk!” denilip nasıl teşviklerin hiç edildiğini sağır sultan bile duymuş durumda. 

Özellikle insansı robot görünümlü ayaklı tabletleri üreten yerli firmaların, devlet teşviklerini hak etmediğini düşünen pek çok AR-GE mühendisi var.

Kamu tarafında en iyi desteklerden biri de TÜBİTAK 1007 (Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı).

Program ile;

- Kamuda satın almaya dayalı tedarik yöntemi, 

- Teknolojik nitelikli ürün/sistem tedarikinin yurtdışından yapılması, 

- Teknolojik nitelikli ürün/sistem için çok miktarda kaynağın yurtdışına aktarımı yerine, 

  AR-GE’ye dayalı tedarik yöntemi,

- Teknolojik nitelikli ürün/sistem tedarikinin ulusal kaynaklardan sağlanması,

- Teknolojik nitelikli ürün/sistem ithalatı için yurtdışına aktarılan kaynakların daha az maliyetle   yurtiçinde üretime aktarılması 

hedeflenmektedir.

Öte yandan Dijital Kalkınma gündemine dair sıcak gelişmeler ve bir iş ilanı hakkında detaylara da bir göz atalım;

✅ Türkiye’de katma değerli üretimin artırılması amacıyla, destek ve teşviklerin orta-yüksek ve yüksek teknoloji seviyeli sektörlere yoğunlaştırılmasına yönelik hazırlanan “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi” tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/09/20190918-7.htm

✅ İthalat bağımlılığının azaltılması, rekabet yoğunlaşması, yurt içi üretim yetkinlikleri, küresel talebin gelişim trendi, gelecek potansiyeli gibi çeşitli ölçütler göz önünde bulundurularak belirlenen “Öncelikli Ürün Listesi” Resmi Gazete’de yayımlandı. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/09/20190918-6.htm

✅ Sanayi ve Teknoloji Stratejisi Açıklandı. 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi bağlamında hedeflere ulaşmak için belirlenen 5 ana bileşen ve 23 alt politika şöyle:

*YÜKSEK TEKNOLOJİ VE İNOVASYON:*

-   Teknolojik Yetkinlikler ve Sektörel Yol Haritalarının Belirlenmesi

-   Öncelikli Sektörler için Stratejik Malzemelerin Geliştirilmesi

-   Ar -Ge’de Ekosistem Anlayışı ve Mükemmeliyet Merkezleri

-   Teknoloji Standartlarının Gelişimine Aktif Katılım, Test Merkezi ve Sertifikasyon

-   Yıkıcı Teknolojilerde Küresel Girişimler

-   Fikri Mülkiyet Hakları Kullanımı ve Altyapısı

*DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE SANAYİ HAMLESİ:*

-   Sanayinin Dijital Dönüşümü

-   Sanayinin Kurumsallaşması ve İhracatı Güçlendiren Adımlar

-   Rekabet Öncesi İşbirliği ile Sanayi ve Teknoloji Alanları

-   Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı

-   Yatırım Ortamının İyileştirilmesi ve Yeni Yatırım Teşvik Sistemi

-   Bölgesel Kalkınma, İstihdam ve Markalaşma

-   Sanayinin Finansmanını Güçlendirecek Yeni Yaklaşımlar

*GİRİŞİMCİLİK:*

-   Girişimcilik Ekosisteminin Etkin Bir Yapıya Kavuşturulması

-   Teknoloji Tedarikçisi ve Girişimcilerini Güçlendiren Politika ve Uygulamalar

*BEŞERİ SERMAYE:*

-   Sürdürülebilir İlerleme için Beşeri Sermayenin Gelişimi

-   Araştırma ve Geliştirme Yetenek Kapasitesinin Artırılması

-   Açık Kaynak Platformu ve Türkiye’nin Yazılım Kapasitesinin Artırılması

*ALTYAPI:*

-   Veri İletişimi ve Açık Veri Reformu

-   Bulut Bilişim ve Veri Merkezi

-   Siber Güvenlik Standartları ve Altyapı

-   Ulusal Blokzincir Altyapısı

-   Sanayinin İki Kaldıracı: Lojistik ve Enerji

Detaylar: https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/2023-sanayi-ve-teknoloji-stratejisi-aciklandi/1586982

✅ TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü bünyesinde görev yapmak üzere araştırmacı-teknisyenler alınacak. Başvuru ve detaylar: http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2019/09/20190918-4-14.pdf

Aslında kamu tarafında özellikle Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) önderliğinde AR-GE süreçlerinin özel sektöre göre çok daha verimli ilerlediğini gözlemliyoruz.

Peki, özel sektörde AR-GE süreçleri nasıl gidiyor?

Aslında özel sektör için bakanlıklar düzeyinde çok ciddi ve faydalı destek ile teşvikler bulunmakta. 

KOBİ destek ve teşvik paketleri ile KOSGEB hazır kıta beklemede diyebiliriz. 

Yani, özel sektör gerçekten bir AR-GE yapacaksa, finansal ve makine-teçhizat alımı, personel giderleri, tadilat gibi daha birçok başlıkta devlet her an samimi bir şekilde destekçi oluyor.

Kısacası, özel sektörün finansal anlamda hiçbir destek sorunu yok!

Tek sorun, kamu tarafında da olduğu gibi nitelikli ve kalifiye AR-GE mühendislerinin bulunamaması.

Kamu tarafında çalışmanın sorunu olarak, katı ve değişken tavırları ile iş bilmeyen, konusunun uzmanı olmadığı halde uzman diye getirilen yöneticilerin varlığı, geliştiricilerin canını sıkmış olacak ki nitelikli ve kalifiye elemanlar daha düşük maaşı olsa bilse yurt dışı merkezli firmaları tercih ediyorlar.

Özel sektörde ise, patron sorunu ön plana çıkıyor. Yani “Parayı veren düdüğü çalar” misali “Bu AR-GE’yi ben finanse ediyorum ve bu işin patronu benim!” algısı yaratılmaya çalışılıyor. 

Aslında AR-GE’nin patronu olmaz! 

Firmanın patronu olabilir ve bu firmanın kuruluş ilkeleri ile alakalıdır; ancak AR-GE’de durumlar farklı...

Diyelim ki bir patron olarak AR-GE yapmak istediniz, fikriniz de harika... 

Futbolculara özel, futbol topu ile futbolcunun ayakkabısını eşleştiren bir teknoloji geliştirecek ve sonrasında hazır olan, bağlantılarınızın çok güçlü olduğu futbol sektöründen çok büyük paralar kazanacaksınız. 

Teşvik ve destekleriniz de tamam. 

Sizinle çalışacak alanında uzman mühendisleri de buldunuz diyelim. 

Peki, bir işin patronu olmak demek, tüm süreçlere tam anlamıyla hâkim olmak mı demek; yoksa “Parayı ben verdim, bu işin patronu benim” mi demek gerçekten patronluk!..

Futbol topu ile  futbolcunun ayakkabısını eşleştirme” örnek olması açısından sadece bir fikirdir. 

Nasıl, hangi teknoloji ve platformlarla?” gibi daha nice soruyu sorup, karşılığını bulan ve bu sonuçlara göre bir ürün planlaması yaparak AR-GE faaliyetlerinde bulunanlar, bazen mavi, beyaz bazen de dahi çocuklar olarak adlandırılan geliştiriciler tarafından geliştirilebilir. 

Ayrıca, devlet teşviklerinden faydalanmak için bu geliştiricilerin kafa patlattığı süreçlerin yine geliştiriciler tarafından yazılması, çizilmesi hatta resmedilmesi olmazsa olmaz bir hakikattir. 

Parayı veren de AR-GE faaliyetini gerçekleştiren de patron olamaz. 

Patronluk, modası geçmiş, AR-GE ve teknoloji dünyasında asla karşılığı bulunmayan ve özellikle AR-GE ekiplerinin milyonlarca kazanç olsa bile “Patron varsa biz yokuz” demelerine sebep olan büyük bir sorun diyebiliriz.

Parayı verene yatırımcı, geliştirene teknolojiden sorumlu başkan (CTO), yönetim kurulundan aldığı hedefi gerçekleştirmek için strateji oluşturup uygulayan; şirketin bugününü yönetirken yarınını da planlayan ve yönetim kuruluna hesap veren kişiye de genel müdür (CEO) denir. 

CEO”, “Yöneticilerin Yöneticisi”dir. 

"CEO" bu yüzden, patronluğun mantıklı, yeni ve güncel hâli olan Yönetim Kurulu’na hesap verir.

Hiçbir geliştiricinin patronu yoktur ve olamaz. 

Eğer biri size para veriyor diye patronluk yapıyorsa sizin de parası olduğu halde düşünemeyen, fikir üretemeyen, ürettiği fikrin vücut bulması için teknolojiyi harmanlayamayan birine patronluk yapma hakkınız doğar. 

Ki…

Bu tip yaklaşımlar, AR-GE’nin doğasına tamamen aykırıdır, anlamsızdır, faydasızdır.

Geleneksel patronlar, ödeme yaparken personelin kaç saat makine başında durup çalıştığını baz alıp ödemesini yapar.

Yenilikçi patronlar ise hedeflenen çalışmanın teknik yöneticilerinin verdiği süreyi baz alır; kimin nerede, ne zaman , ne kadar ve ne yaptığı ile ilgilenmez. Tek ilgilendiği AR-GE süreçlerini hesaplayanların hesaplarında şaşma var mı, yok mu!..

Gelenekçi patronlar “Personelim” diye hitap ederken, yenilikçi patronlar, “Çalışma arkadaşlarımız” diye hitap ederler. 

Fazla mesai, performans değerlendirmeye göre maaş zammı ve çalışanlar için rahatlatıcı etkinlikler veya ortamlar konusunda, yenilikçiler ile gelenekçilerin arasında yaşanan çelişki ve gerçeklikler, geliştiricilerin çalışacağı firmayı seçmek adına ince eleyip sık dokuduğu konuların başında geliyor. 

Patronluk, günümüzde çalışma arkadaşlarına teminat verip devletten fazla fazla geri alan, insanların emeğinin hakkını hiçe sayan bencil bir hâle bürünmüş durumdadır. 

Aslında, tanıdığım nerdeyse tüm patronlar biraz pohpohlanıp biraz da alkışlandığında her şey süt liman tadında ilerleyebiliyor.

Üstelik “Pire için yorgan yakan… Bir çırpıda, düşünmeden deveyi hibe eden patronlar…” da tanıdım. 

Ve ne patronlar tanıdım, zaten yoktular… 

Yahu bırakın, teknoloji firması AR-GE yapsın ve patronluğun tüm ego dolu çantaları rafa kalkıp, patronluğun elde ettiği onca faydalı birikim, yeni nesil yöneticilere aktarılsın ya da geleneksel yöntemlerle geliştirebilenlerin bir arada olduğu çalışmalar yapın.

Ne kimse “üç kuruş verecek” diye geliştiriciler bağımsızlığından vazgeçer ne de geliştiriciler hayal edileni kullanıma sunuyor diye patron olur.

Biz, ülke olarak, ne zaman “Vay efendim sen bana ismimle tüm çalışanlarımın arasında hitap ettin, vay efendim şu kadar para verdik, bu kadar yardım ettik…” gibi etik dışı hareketlerden vazgeçip, ne zaman zarf içinde “Teşekkürler” yazan bir anlayışla nazikçe ödeme yapıp samimiyetle geliştiricilere önem verirsek; o zaman bu ülkede, binlerce AR-GE desteğini kullanıp, “Global pazarda hiç olmak” yerine, adımızı nesiller boyu unutulmayacak bir hâlde zihinlere ve kalplere işleyebiliriz.

Geliştiriciler”in zihinlerine hiçbir maddi kazanım ket vuramaz; hiçbir ödül, başarılan süreçlerin verdiği hazzı yaşatamaz! 

AR-GE ekibinde olanları şımartın” demiyoruz, ama Çalışanlar için otopark yok!.. Ne var canım, tek işleri bu mu sanki!.. Etkinlik de neymiş canım!.. O makine tam bir araba parası kadar, çok pahalı!.. gibi insanın bir başkasından duymak istemediği söylemlerin dile gelmesi gibi diyalogların olduğu çalışma alanları hiç cazip gelmez. 

Belki bu şartlarda çalışacak birileri bulunur ama hiçbir zaman bir dünya markası olunamaz.

İnanmazsanız kendini çok zengin patron sanan TÜSİAD, MÜSİAD gibi, “en zengin” iş adamlarını bünyesinde barındıran derneklere ve üye şirketlerin bütçelerinin toplamının bir Facebook etmediğine bakabilirsiniz.

Geliştiricilerin bakış açısı şu şekildedir;

Diyelim ki benimle futbol oynamaktan zevk almayan arkadaşlarım var. 

Ancak benimle matematik, bilişim dünyası, robotik, yapay zeka veya siber güvenlik kavramları üzerine sohbet etmeye bayılıyorlar. 

Bu durumda benimle futbol oynamazlar ama saatlerce bu konular üzerine konuşup deneyim aktarımı yapabilirler. 

Tıpkı geliştiricilerin ilgilenmek istemediği alanların başında gelen patronluk kavramının uzmanları ile patronluk üzerine konuşmaktan zevk almayıp, patronun ön planda olması gereken ve geliştirme süreçlerinin kaymağı niteliğindeki teknolojileri, Yönetim Kurulu’na sunmayı tercih etmeleri gibi.

Türk gençliği, ne bir patrona ne de bir idareciye biat etmez; Eyvallah demez!

Sahip olduğunu sandığı ve somut görünenlerle değil, soyut ama hakiki etik değerlere bağlı olan yüreklere ve zihinlere saygı duyarak, sadece ama sadece geliştirmeye odaklanır. Ancak bu sayede ve egodan uzak hâllerde yapılan geliştirmeler, sağlıklı ve uzun ömürlü olabilir. Aksi halde bu şekilde Türkiye’de AR-GE gelişmez, gelişemez.  

Elbette, özellikle gerçek AR-GE mühendisleri yani geliştiricilerin önündeki tek engelin “patronlar” olduğunu, hiç bir kişisel engel olmadığını söylemek çok ütopik olur. 

Bu yüzden, yakinen tanıyıp, izleyip, analiz ettiğim birçok geliştiricinin önündeki engelin, yine hırs ile azimi birbirine karıştırıp parayı amaç edinen yaklaşımları olduğunu kolaylıkla ifade edebiliyorum. 

Hatta bu yüzden “Kısa sürede çok para kazanayım” derken, projeyi de arkadaşlığı da heba eden gençlerle sohbetim oldukça çok oldu diyebilirim.

Son olarak şunu söylemekte fayda görüyorum; para amaç değil araç ve hatta ihtiyaçtır. Ancak hiç bir geliştiricinin zihni, salt para ile satın alınamaz. Biraz saygı biraz da hakikat her şeyin üstesinden gelir.

Patronlar bir aradayken patron olup, geliştiriciler de her yerde geliştiriciliğin hakkını versin yeter. 

Ne geliştiricilerin ne de patronların AR-GE hususunda boş konuşmaya değil, bol iş çıkarmaya ihtiyaçları var.

Lütfen AR-GE süreçlerinde çok konuşalım ama boş konuşmayalım.

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz!” Geliştiricinin aynası akıldır; gönlü kırılmaz.

Şimdi anladınız mı Türkiye’de AR-GE süreçleri neden yavaş ilerliyor veya “Global başarılar”ın fersah fersah gerisinde kalıyor!

.

Burak Bozkurtlar, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
İmdat Geyve 2019-09-23 22:03:57

Teşekkürler çok güzel tesbitiniz doğru güzel ülkemin planlama hedef olarak hareket etmesi lazım 0537 5670104


sanalbasin.com üyesidir