MOSKOVA

Türkiye'ye her gittiğimde, sınır kapısından geçerken yüzüm hep gülüyor, adımlayarak bir anlık da olsa gençlik yıllarımı hatırlıyorum…

Türkiye'den ayrılırken de sınır kapısı görevlilerine, "Teşekkürler! Allah'a emanet…”, bazen de "Türkiye'nin kıymetini biliniz!..” diyerek vedalaşıyorum.

1990'lı yıllarda, devlet burslusu olarak eğitim aldığım İzmir'de (Eğe Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü) çok değişik ortama girerek, organizatörlerin yabancı uyruklu öğrencilere neden ilgi duyduğu ile ilgili soruma yanıt bulmaya çalışıyordum. 

Ben Sovyet kuşağıyım. 

Sovyet sisteminin bana armağan ettiği "bağışlık" sayesinde Türkiye'de çeşitli örgüt, teşkilat, tarikat ya da cemaatlerin asıl amacını görebiliyordum. 

Günlerin birinde, Hristiyan topluluğunun düzenlediği bir etkinliğe katıldım. 

Saf numarası ile derin muhabbete daldım…

Saflığıma inanan karşımdaki biri, bana öyle şeyler anlatıyordu ki…

O anlatılanlardan Türkiye'ye karşı nefreti açıklıkla hissediyor; vatanım Azerbaycan'da on yıllardır halkıma karşı yapılan sinsi planları hatırlıyordum. 

Kimseyi suçlamak istemiyorum. 

Ben, halkların dostluğuna inanıyorum…

Kardeşliğe inanıyorum..

Böyle de olması lazım. 

Dünyanın güzelliği de bu...

Fakat o etkinlikteki adamın, “Türkler'i Anadolu topraklarında asla görmeme" arzusu ve nefrete dayalı (bu nefreti hissediyordum) hissleri, beni fazlasıyla etkilemişti.

Neden bunları hatırladım…

Geçtiğimiz Mayıs ayında Ermenistan'da yapılan bir toplantı çok dikkatimi çekmişti..

Tabii, Türk basınının, böyle şeyleri görüp yansıtması çok nadir ya da hiç yok böyle şeyler Türkiye medyasında..

Bu da ayrı bir konu. 

O toplantıda, "Batılı Ermenilerin Ulusal Kongresi" adlı teşkilatın Eşbaşkanı Aragats Ahoyan, Türkiye'deki “Kripto Ermeniler”den faydalanılması gerektiğini iddia etmişti.

Ermenistan basınında çıkan haberlere göre başkent Erivan'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Ahoyan, Ermenistan yönetiminin Türkiye'deki kripto Ermeniler ile ilgili durumu mercek altına alması gerektiğini söylüyor. 

Türkiye'de on yıllardır kripto Ermenilerin kendi etnik kimliklerini sakladığını iddia eden Ahoyan; "Bugün durum değişti. Türkiye'deki kripto Ermeniler kimlikleri hakkında artık yüksek sesle konuşmaya başladı. Muş'ta Daron-Muş-Turuberan adlı Ermeni cemaatı teşkilatı da açıldı. Türkiye'deki soydaşlarımıza maddi ve ideoloji olarak destek vermemiz lazım" diye çağrıda bulunuyor.

Türkiye'deki kripto Ermenilerin, güçlü Türk devlet mekanizmasından korkmayarak sözde "24 Nisan Ermeni soykırımı"nı her gün andıklarını iddia eden Ahoyan, "Onlar asıl vatansever. Onlara yardımcı olmamız lazım" diye de kışkırtıcı açıklamada bulunuyor.

Ahoyan açıklamalarına şöyle devam ediyor: 

"Türkiye'de çok sayıda kripto Ermeninin bulunması, Ermenistan'ın elinde güçlü bir jeopolitik koz olabilir. Erivan’ın bu kozu kullanma olanakları, bazı şartlar nedeniyle şu anda son derece sınırlı olmakta. Fakat zamanla kararlı ve maksatlı çalışmalar sonuç verebilir."

Ahoyan, kripto Ermenilerin, Ermenistan'da eğitim alıp geri dönmesi ve Türkiye'ye Ermeni dil öğretmenlerinin de gönderilmesi gerektiğini öneriyor.

.

Fuad Safarov, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


sanalbasin.com üyesidir