Türk gençliği, Fatih’in torunları neredesiniz?

Nerede diyecekler var, dünyanın dört bir yanında…

Ey arkadaş mesaj bellidir!

Yüzyılın kanayan yarası; dünyanın dünyasızlarla, paranın para-babalarıyla, siyasetin siyasetsiz yüzüyle, savaşın barışçıl olmayan NATO-cu devletleriyle, düzenin dünyasının oluşturduğu bir süreçten geçmekteyiz.

Aklım, bir an Milli Mücadele dönemlerindeki 120 çocuk askere gitti. 

Çocuktular fakat inançlıydılar, mücadelenin gayesiyle yoğrulmuşlardı. 

Öleceklerini bilseler dahi, ölümü ölümsüzleştireceklerinin bilincindeydiler. 

Hedeflerinin yolundaydılar.

Şimdi neden bundan bahsettik derseniz…

Sorunumuz tam da bu işte!..

Gençliğimizi gayesizliğin, hedefsizliğin, şuursuzluğun, nizamsızlığın ve inançsızlığın bağrına attılar. 

Bunu da yıllar önce yapmaya başladılar. Bunu yaparken adice yaptılar. Manevi bir can çekiştirme gibi... 

Yavaşça bedenlerden mana yüklü ruhu çekip aldılar. 

Süreçler” dediler, “Dünya değişiyor… Platformu yakalım” dediler. 

Gidenler “68 Kuşağı”nın gençleriydi. 

Gençliğimizi yanlış akımlara teslim edip, bir nesli yok ettik. 

Ettirildik ne yazık ki…

Ayrışım adı oldu ideolojiler. “Ben Türk’ün evladıyım” denmedi. “Ben sağcıyım… Ben solcuyum…”

Kızıştırıldı, gerildi bir gençlik. 

Oysa ki ölenler de, her iki taraf da bu ülkenin evlatlarıydı.

Siyasetin kahpe yüzü onları ölümle kucaklayıp, ruhlarını da perişan etmişti. 

Heyecanları yanlışlarla hiç edilmişti. Bir “80 Kuşağı” da böyle yok oldu. 

90’lar”ın gençliği!.. Sizi tarih unutamaz ki…

Sizdiniz ki inançla ruhun, gayeyle hayatın, hayatla mücadelenin var olmuş gençliği. 

Siz bilim, irfan, ilim dedikçe sizin karşınızda duran zillet, tarihin en aşağılık zilleti oldu. 

1000 yıl…” dediler, kaç yıl bile sürmedi. İnancından dolayı hayatlarına ve hedeflerine pranga vurulanların karşısında duramazlardı. 

Neden mi?

Allah var!

Gam, keder, hüzün ve yıkılış yok!

İnanç” dirilişin adıdır.

Geçmişle yoklandık. Peki, yeni nesil nasıl bir süreçten geçiyor!.. Onu yoklamak gerek.

Milenyum çağı” dedik ya, gerçekten yapay çocukların ve sanal gençlerin çağı. 

Gerçek ve gerçek ötesini bilmediğimiz gibi yaşın, yaşların verdiği heyecanı da yok ettik. 

Heyecan, bir bilgisayarın başında, bir konserde, bir kafede, bir alkollü eğlence mekânında ve eğitimin adresi okullarda (Lise ve Üniversite) öğretilmeyen metotsuz (HAYAT-BİREY İLİŞKİSİ) beyinlerle kala kaldı. 

Tarihimizden, değerlerimizden ve öncü düşünce deryalarından yoksun bırakıldık.

Genç dinamik toplumun; genç-üretken, genç-inançlı, genç-ferasetli üçgenini sağlayamadık. 

Basiretler bağlandı. “YouTube” ve “Sosyal Medya” denilen mecralarda kaybolan ve o sanal ilişkilerin hayranı olan bir gençlik oluştu.

Genç toplumlarla gidilecek çok zaferler vardır. 

Zafere ulaşacak kimsenin, ulaştığı yerde soluğunun uzun olması gerekir. 

Soluğumuzu kimler kesti acaba?

Sormak gerekir, ulaştığı kadar…

* Misyonerlik faaliyetleri üreten evanjelist akımın Türkiye’de faaliyetlerinden bir tanesi de web ağlarından gezen İsa tanrı mı, inanmak için sebepler başlıklı reklamları mı dır? Bunların temelinde ev kiliseler ve öğrencilerin fikriyatlarına mı sızmaktır

* Ortadoğu’da, kan gövdeyi götürürken, iç savaşlar varken, darbeler varken; ABD merkezli oyun üreticilerinin alt yapısını hazırladıkları oyunlardaki görsel ve grafiksel tasarımlar ‘‘ terörist Araplar, terörist Müslümanlar’’ algısı mıdır?

* Türk medyasının(Sinema-dizi), Hollywood’un(Lise ve Üniversite maceraları adı altındaki filmler) gençliğimize karşı katkısının olmadığı aşikârdır. Peki, gençliğe ve Türk insanına tarihi neden yanlış aktarılmaktadır?( Muhteşem Yüzyıl), Ruhsal ve duygusal enerjisiyle Türk gençliğini Hollywood inançsızlığa ve değersizliğe mi sürüklemektedir? 

* Türk gençliği ve çocukları medcezir kıyamına mı sürüklenmektedir? (Kıyafet, ideoloji, düşünce, fikriyat, hayat tarzı, bitmeyen sorgulayış, yanlış arayışlar ve ruhsal boyutun üzerine etkiler)

    Ey arkadaş, Türk gençliği dirilme zamanıdır. Buluşacağımız derya şudur:

    Milli nizama adanmış bir ruh!..

    İnancıyla bütünleşmiş bir beden-i şahsiyet

    Ferasetiyle ve basiretiyle ufka zaman biçemeyen bir anlayış…

    Milli şuurun bilincinde süreçle kaynaşan bir fikriyat…

    Kısaca Türk’ün gencinin “MİLLİ GÖRÜŞ” tabiriyle buluşması…

Vesselam…

.  

Muhittin Taha Çalık, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @TahacalikCal , @dikgazete

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir