- haberler son dakika

Türklerordu millet’ bilinir. “Her Türk doğuştan askerdir sözünü hatırlarsınız. Bugünlerde bu söz neredeyse unutuldu gibi bir şey. “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik kasıtlı yıpratma operasyonları meyvesini verdi mi?” diye düşünmeden edemiyorum.

Türk toplumunda Peygamber Ocağı görülen bu kurumun, bir dönem başörtüsü düşmanlığı ile özdeşleştirilmesi ne acı bir durumdu? Şehit ve gazi annelerinin başörtülü şekilde askeri tesislere alınmaması daha kolektif bilinçaltında yerini koruyor. FETÖ’nün palazlanmasına izin verenler, müsamaha gösterenler her kimse, bu yasakları da onlar uyguladılar.

1960 ve 1980 askeri darbeleri, “Türk ordusunun cumhuriyet rejimini fabrika ayarlarına geri döndürme operasyonları” gibi yorumlansa da halkın nezdinde meşruiyetlerini hiçbir zaman bulmadılar. Aynı şekilde 28 Şubat post modern darbe süreci yaşatıldı.

28 Şubat”ın apoletli muktedirleri, sözde mücadele edilen irticayı, muhafazakâr demokrat formatında en güçlü şekilde iktidara getirdikleri gibi, etinden - sütünden kılından - tüyünden  -postundan ama her şeyinden faydalanmayı da ihmal etmediler. İçlerinden kimleri “sözde değil özde Atatürkçü olmak gerekir diye aşağıladıkları politik oligarşinin bir parçası olmakta sakınca görmedi.

Ancak Türk Devleti, şeytanın dahi akıl erdiremediği  bir husus var ki, taşların yerinden oynadığını göstermesi açısından ilginç. Bu satırları iyi okuyun iyi düşünün.

Genelkurmay Personel Başkanlığı, 28 Şubat davasında hüküm giyen 13 emekli generalin rütbelerinin sökülmesine ilişkin idari işlemin yapıldığını mahkemeye bildirdi.

Davanın görüldüğü Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında verilen müebbet hapis cezası kesinleşen 14 emekli askerin rütbelerinin sökülmesi için Genelkurmay Başkanlığı'na yazı göndermişti. Genelkurmay Başkanlığı da mahkemenin kararı doğrultusunda gerekli çalışmanın yapılması için emekli generallerin bağlı bulunduğu kuvvet komutanlıklarına talimat verdi.

Geldiğimiz nokta ortada.

“Her Devrim Kendi Çocuklarını Yer”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güçlü bir geleneği var.  Dile kolay en az 2000 yıllık bir geçmişten, beş kıta yedi iklimde savaşmış bir ordudan söz ediyoruz. O nedenle Harbiye Marşı’nda Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız, Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız…” sözleri yer alır.

Buna rağmen, ne zorlu badireler atlattığı da tarihen sabit. Demokrat Parti’yi iktidardan uzaklaştıran ve hükümetin başbakanı ile iki bakanını darağacında sallandıran 1960 darbesiHer Devrim Kendi Çocuklarını Yer sözünü doğrularcasına 1960'ın sonunda, MBK'nin "ılımlı" kanadı, "radikal" kanadı tasfiye etti.

Albay Ahmet Talat Aydemir; 20 Mayıs 1963'te, Anayasa'da öngörülen reformların gerçekleştirilmediği gerekçesiyle, Kara Harp Okulu'nun katılmasıyla ikinci darbe girişiminde bulundu. Bu girişim de İsmet İnönü'nün direnişiyle bastırıldı.

Aydemir, birçok subay, Kara Harp Okulu öğrencileri ve Ondörtler'den bazılarıyla birlikte yargılandı.

Yapılan yargılamadan sonra, 5 Eylül 1963'te Süvari Binbaşı Fethi Gürcan ile birlikte "Anayasayı Tadil ve Tağyire teşebbüs" suçundan idama mahkûm edildi. 5 Temmuz 1964'te Ankara Merkez Cezaevi'nde asılarak idam edildi.

Tam sular duruldu derken 12 Mart Muhtırası seçilmiş bir hükümeti devirdi. Devrin Başbakanı Süleyman Demirel, Namık Kemal'in “Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selamette / Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten” tavsiyesine uyarak, şapkasını aldı gitti.

12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri askeri bir müdahalede bulundu.

-5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 12 Mart muhtıracılarının arasında-

Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra vererek, 32. Türkiye Hükûmeti, istifaya zorlandı. 

Arkasından 12 Eylül 1980 darbesi vizyona girdi…

1980 öncesi TBMM, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ten görev süresinin dolması ile boşalan makama yeni bir isim seçemedi.   

Sağ-sol çatışması, ülkenin içine düşürüldüğü kaotik ortamı bahane eden dönemin TSK komuta kademesi, “anarşiyi önleme, akan kanı dindirme, irticayı engelleme, Milli Birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü sağlama…” adına yönetime el koydu.

Bir sağdan, bir soldan…” diyerek  siyasi mahkumları idam ederek kendilerince denge tesis ettiler.

12 Eylül döneminin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Bedrettin Demirel'in, "Bir yıl önce planlamıştık. Ama şartların olgunlaşmasını bekledik!..” sözü, darbenin çok da masum olmadığının ispatı.

12 Eylül 1980 darbesi evvelinde, anarşiyi önleme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazife aldığı Sıkıyönetim uygulamasına rağmen sağ-sol çatışmasının önüne geçilememesi, Süleyman Demirel'i bile çileden çıkarmış, askeri cuntanın lideri Evren'e "Siz 11 Eylül 1980'de Antalya Tapu Müdürü müydünüz?" diye sormuştu.

Sarıkız”ın “Balyoz”u!..

2007 yılından sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bazı muvazzaf ve emekli mensupları, "darbe planı ve ülkeyi kontrol altına almak amaçlı kaos planları iddiaları"na ilişkin davalarla ilgili olarak yargılanmaya başlandı. 

Bunlar arasında Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe teşebbüsü iddialarıBalyoz darbe planıİrticayla Mücadele Eylem Planı, Ergenekon davaları12 Eylül Darbesi ve 28 Şubat Süreci davaları bulunuyor. 

Bu davalar çerçevesinde 200'den fazla TSK mensubu tutuklu olarak yargılandı. Yapılan yargılamalar sonucunda; Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven, Balyoz, Ergenekon davalarının TSK'ya kurulan bir kumpas olduğu anlaşıldı.

Sahte delillerle, ordunun yetkin durumunun bozulmasının amaçlandığı ortaya çıkartıldığı gibi soruşturmaları başlatan tüm savcılar hakkında davalar açıldı. Bu savcılar meslekten menedildiler.

Suriye Cephesine komutan dayanmıyor!

İlgili komutanlar, Suriye krizindeki başarıları ve savaş komuta deneyiminden dolayı, bu kritik süreçte ya ödüllendiriliyor ya da görevden alınıyor. Belki bu tasarrufun nedeni, TSK'nın Suriye cephesinde takip ettiği strateji ile hükümetin politikasının uyuşmaması olabilir. 

TSK, Suriye sınır bölgesi operasyonlarını ilk yürütenlerden Özel Kuvvetler Komutanı (ÖKK) Korgeneral Zekai Aksakallı, 2. Kolordu Komutanlığı’na atanmış, oradan da Erzurum Ilıca'daki Rizekent köyünün yolunu tutmuştu. 

Onun ardından Suriye Cephesinin koordine edildiği 2. Ordu Komutanlığı görevinden alınarak Genelkurmay Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı görevine atanan Bayburtlu Orgeneral İsmail Metin Temel'de, pasif görevinden tekaüt edildi. 

2020 YAŞ kararları ile Jandarma dahil, 720 Albay emekli edildi.

-Albay Güven Şağban-

Emekli Albay Güven Şağban; “45 dakika süren 2020 yılı YAŞ sonucunda Metin Temel ve Zekai Aksakallı'nın emekli edilmelerini bir kenara bırakırsak TSK Personel Kanunu'nun 50. ve 54'üncü maddelerine dayanılarak yaklaşık 660 albay TSK'dan emekli edildi. Bu rakama, İçişleri Bakanlığı'nca J. Gn. K.lığından emekli edilen 60 albayı dahil ettiğimizde emekli edilen albay sayısı yaklaşık 720'yi buluyor.

Emekli edilen albaylar, nasıl bir değerlendirmeye tabi tutuldular ve hangi kriterlere göre emekli edildiler bilemiyoruz. Ancak emeklilik gerekçesi olarak gösterilen kadrosuzluğun çok doğru olmadığını ifade etmek isterim.

Emekli edilen bu albayların ortak özelliği hemen hemen hepsinin FETÖ ile bağlantısının olmaması ve liyakat sahibi olmalarıydı. 45 dakikada “YAŞ” yaparsanız ve “YAŞ” üyelerinin çoğunluğu da sivillerden oluşursa FETÖ'cü terfi ederken, gerçek liyakat sahiplerinin emekli edilmesini normal olarak görmek gerekir” demişti.

Görev alanı Suriye, parola ateşten gömlek, işaret cııssss!..

Bazen yazılarımı takip eden saha kaynakları bilgi transferinde bulunuyor. Dostlar sayesinde Suriye sınır bölgesinden farklı haberler alabiliyorum. Bazen insanı kahreden haber olabiliyor bunlar.

Doğruluk derecesi teyite muhtaç bu bilgilerden bazılarını paylaşayım;

“... Suriye'de karışıklığın nedeni işadamı-komutanların bir kısmı ile  göç idaresine bağlı bazı bürokratların rant işbirliği nedeniyle ciddi  problemler var. Şimdi işi Rus’a, Rejim’e Mossad’a yıkarak toplumsal destek almak istiyorlar. Özellikle fuhuş sektörü ile bağlantıyı da araştırman gerekiyor. 16 şehidi tek birlikte verdik. Tek tek açıklıyorlar…”

Bunları duyunca kanım dondu! 

Benzer şeyleri deneyimli gazeteci, Ege Üniversitesinden arkadaşım Sadullah Özcan da Milat gazetesindeki köşesinde yazmıştı.

Alıntı iyi olur, üşenmeyin bir okuyun:

Son haftalarda Suriye hattından kaç şehidimiz geldi sayabilen oldu mu?.

Artık eskisi gibi şehitler yeterince gündem dahi olmuyor. 

Sadece ocağına ateş düşenlerin dertleri ile baş başa kaldığı bir durum yaşanıyor.

Hakikate Suriye hattında neler oluyor? Bilen uzmanlar bize anlatmalıdır.

Şehitler neden bu kadar fazlalaştı? Biz bu bölgelerde harekâtlar sırasında bile bu kadar şehit vermedik. Ama sonrasında yaşanan bu olaylar nedir? 

Zafiyet nereden kaynaklandığı bilinmelidir. 

Sahadan gelen bilgilere göre bölgede güvenlik organizasyonları bakımında ciddi zaaflar oluşturacak gelişmeler var. Türkiye bölgede her açıdan ciddi yatırımlar yapıyor. O bölgede bulunan insanların normal hayata dönmesi için uğraşlar veriliyor. Sosyal hayat, eğitim ve ekonomi normalleşmesi için çaba sarf ediliyor. Yüzlerce o bölgede okullar açtık. Öğretmenler yetiştirdik.

Ama bir noktadan sonra durum daha iyiye gitmesi gerekirken neden şehitlerimiz gelmeye devam eder? Bunu anlamak imkânsız. Çünkü bölgeler tam olarak Türkiye’nin hâkimiyetinde olması gerekiyor. Aklıma deli sorular geliyor.

Bölgede oluşan rantların peşine düşenlerin çok acil takibe alınmasında yarar vardır. Bu rantların peşine düşen işadamları ile irtibatlı unsurların takibe alınması kaçınılmazdır. 

Doğal olarak bölgede bulunan bütün unsurları korumak güvenlik güçlerinin görevidir. Fakat rant peşinde koşanların aşırı hırsları ister istemez güvenlik güçlerimizin zaafa uğramasına neden olduğu görülmektedir.”

Yüksek Askeri Şura kararlarına tepki gösteren TSK’da görevli 5 generalin istifa ettiği iddia edildi.

İstifa edenler arasında İdlib’ten sorumlu 6. Mekanize Piyade Tümeni ve Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanlığı’na atanan Tümgeneral Çorbacı da yer alıyor. istifa eden generallerin Suriye sınırına yakın bölgelerde görev yapan komutanlar olduğunu vurgulanırken, İdlib'den sorumlu tümenin komutanlarının da TSK'dan ayrıldığına dikkat çekildi. 1 Ağustos 2019 tarihinde açıklanan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının ardından TSK'da görev yapan 5 general istifa etmişti.

Son günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yaşanan istifalara yenilerinin de eklendiği haberleri kamuoyuna düşmeye başladı. Suriye harekat sahasında görev yapan ve burada yaralanan Tuğgeneral Metin Eştürk, Adana’ya atandıktan sonra istifa etmişti. Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Ercan Çorbacı da istifa etmişti.

Yaşanan bu istifaların ardından, biri Barış Pınarı Harekatı komutanlarından olmak üzere, üç generalin daha görevlerinden istifa ve emeklilik için dilekçe verdiği söylenmiş, dilekçe veren generallerin adları ve görevleri şu şekilde ifade edilmişti: “Barış Kalkanı Harekât Bölgesi Komutanlığı’ndan Tümgeneral Hakan Öztekin, Bingöl 49. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Enis Koç, 8. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Orhan Akkurt.”

Ancak Milli Savunma Bakanlığı, açıklamasında bu bilgileri doğrulamadı; açıklamada, ”Sadece iki generalimiz sağlık ve ailevi nedenlerle emeklilik talebinde bulunmuş ve talepleri kabul edilmiştir. Söz konusu iki generalimizin emeklilik taleplerinin olağan dışı bir işlem gibi göstererek Türk Silahlı Kuvvetleri'nde sıkıntı varmış gibi vermek, TSK'yı yıpratmaya yönelik algı oluşturma çabaları olarak değerlendirilmektedirdenildi.

Sahi neler oluyor?

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

Seçilmiş Kaynakça 

https://www.dikgazete.com/yargitay-cumhurbaskani-erdoganin-eski-danismani-cevik-bir-ve-darbeci-arkadaslarini-cezalandirdi-makale,3840.html

Hatıratım - Talat Aydemir - Yapı Kredi Yayınları

https://www.haberturk.com/gundem/haber/16568-dogan-gures-akp-aklini-basina-alsin

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-58528816

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-246658h.htm

https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/uc-general-daha-emekliligini-istedi-1870237

https://www.indyturk.com/node/402956/haber/jandarma-genel-komutanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%E2%80%99nda-4-general-emekli-edildi-5-general-terfi-etti

https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/aytunc-erkin/15-temmuza-direnen-subaylar-emekli-edildi-fetocu-general-oldu-6244047/

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tukurulen-kahve-fareleri-oldurdu-38670536

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/geriye-o-sozler-kaldi-tak-emrediyor-sak-yapiyoruz-27387374

https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/suriye-hattinda-neler-oluyor-6276/

https://www.16haber.com/gundem/tskda-istifa-depremi-h55901.html

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/turk-silahli-kuvvetlerinde-istifa-eden-3-generalin-kim-oldugu-belli-oldu-474975h.htm

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİN!.. Dikkat! Her türlü yorum, editör onayı gerekmeden anında yayınlanır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlâka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Talep edildiğinde "IP no" ilgili mercilerle paylaşılır. Kısa yorumlarınızı, sayfa yenilenme süresi dolmadan “yorum gönder” butonuna tıklayıp kaydetmelisiniz; uzun yorumların, farklı sayfada yazılıp, kopyala-yapıştır şeklinde eklenmesi sayfa yenilenmesi halinde oluşan kayıpları önleyecektir.
Avatar
Ömür Çelikdönmez 2021-09-24 09:37:10

Şu paragraf benden kaynaklanmayan editöryel sebepten dolayı yanlış :Benzer şeyleri deneyimli gazeteci suriye komutanlar, turk rus devriye arkadaşım Sadullah Özcan, Milat gazetesindeki köşesinde yazmıştı
[24.09 07:37] omurcelikdonmez: Doğrusu şöyle olacak
[24.09 07:39] omurcelikdonmez: Benzer şeyleri deneyimli gazeteci Ege Üniversitesinden arkadaşım Sadullah Özcan Milat gazetesindeki köşesinde yazmıştı. Alıntı iyi olur

Avatar
siyam ikizi 2021-09-24 19:33:00

Yazınızı okuyunca insanlığımdan utandım çaresiz insanları satmak ne demek ya


sanalbasin.com üyesidir