Türkiye’de sosyolojinin kurucusu olarak görülen Ziya Gökalp, Türk milliyetçiliği ideolojisi temelinde de önemli etkileri olan bir isimdir. Ziya Gökalp’ın yaptığı çalışmalar Türk sosyoloji bilimi çalışmalarında önemli bir yer tutmaktadır.

Ziya Gökalp, 48 yıl süren hayatının neredeyse tümünü İmparatorluk coğrafyasının bir ucundan bir ucuna mücadele ederek, büyük bir çaba ile hem fikir, hem eylem adamı olarak geçirmiştir. 

Yaşadığı hapis ve sürgün günleri de dahil, bilim ve siyaset hayatı, kendisinden çok büyük kazançlar elde edilebilecek yaşta iken sonlanmıştır. 

Gökalp’in fikirleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve devamındaki ilkelere ışık tutacak niteliktedir. Özellikle “Türkçülüğün Esasları” ve “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” sentezi Kemalizm’i, “Türkçülüğün bir yorumu” olarak düşündürebilir. 

Gökalp, 23 Mart 1876’da daha sonradan “Gökalp Müzesi” olan Memedin Mahallesi’ndeki evde dünyaya gelmiştir (Erişirgil, 1951, s. 20). Ziya Gökalp, etnik köken olarak Diyarbakır Kürtleri’ndendir. Daha sonraları ise Türkçülüğü bayrak edinmiştir. Gökalp, en sonunda köklerinden koparak, kendini Türk olarak hissettiğini öne sürmüştür. 

Öğrencilik döneminde Gökalp, bir taraftan okuluna devam ederken, diğer taraftan da “Hürriyet ve Meşrutiyet” arzusunu duyan gençlerle temas imkânlarını aramıştır. 

Dr. Abdullah Cevdet’den; tıbbiyelilerin teşebbüsüyle hürriyet ve meşrutiyeti elde etmek için gizli bir cemiyet kurulduğunu ve bir ihtilal hareketi hazırlamakta olduğunu öğrenmiş ve bazı araştırmacılara göre onun tarafından “İttihat ve Terakki Cemiyeti” ne alınmıştır (Özgedik, 1957, s. 17)

Gökalp, ilk kez 1909’da Durkheim Sosyolojisi’yle tanışmaya başlamıştır. Durkheim, O’nun düşüncelerine tercüman olan bir düşünürdür. Bu çalışmalar O’nun bilimsel yönünü ve sosyolojideki tarzını pekiştirmiştir. 

Gökalp, Darülfünun’da sosyoloji dersleri vermiş ve “Türk Yurdu” dergisinde yazılar kaleme almıştır (Şehsuvaroğlu, 2003, s. 32).

1913 yılında, Türk Yurdu Dergisi’nde “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”, isimli makaleleri yayınlanan Gökalp, 30 Mart 1919’da “asayişi bozma ve Ermenilere zor kullanma” gerekçesiyle tutuklanarak sürgüne gönderilmiştir (Türkman, 2010, s.147). 

1921’de yurda geri dönen, 1922’de Muallim Mektebi’nde (Eğitim Fakültesi) felsefe dersleri vermeye başlayan Gökalp, bir taraftan da dergi çalışmalarına devam etmiştir. 

1923 yılında Diyarbakır’dan Milletvekili seçilen Gökalp; kültürel ve eğitim çalışmalarına ara vermiş gibi görünse de, yine bu dönemde de kültürel ve düşünsel faaliyetlerine devam etmiştir. 

Hastalandığı dönemde de “Türk Medeniyeti Tarihi” ve “Çınaraltı” isimli çalışmalarını sürdürmüş olan Gökalp, 25 Ekim 1924 tarihinde vefat etmiştir.

Son olarak kişilik açısından Ziya Gökalp’in, günlük yaşantısında içe dönük, sakin ve kendi halinde birisi olduğu bilinmektedir. Buna karşın idealist ve mücadeleci bir yapıya sahip olan Gökalp, en kötü durumlarda bile ümidini kaybetmeyecek kadar azimlidir.

Gökalp’in düşün hayatı, doğduğu devletin ve tarihsel koşulların etkisiyle şekillenmiştir. 

Dönemindeki diğer düşünürlerle paralel olarak devletin o zamanki sorunlarına çözüm arayışları Gökalp’in eserlerine de yansımıştır. 

Gökalp’in bazı eserleri aşağıdaki gibidir:

-Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak: Türk Yurdu ve İslam Mecmuasında yayınlanan makalelerden oluşmaktadır.

-Türkçülüğün Esasları: 1923 yılında yayınlanan Türkçülüğün programını anlatan yazılardan oluşmaktadır.

-Türk Töresi: Cumhuriyet’in kurulduğu yıl yayınlanmıştır.

-Doğru Yol: Hakimiyet-i Milliye esaslarını anlatan kitap 1923’de basılmıştır. 

-Türk Medeniyeti Tarihi: İki Cilt halindeki bu eser, 1925 yılında yayınlanan yarım kalmış bir kitaptır. İslamiyet öncesi Türk medeniyetinin kısa tarihidir.

-Terbiye’nin Sosyal ve Kültürel Temelleri: (iki cilt) Rıza Kardaş tarafından hazırlanan kitap 1927’de basılmıştır ve Gökalp’in eğitimle, eğitim sosyolojisiyle, kültür ve medeniyetle ilgili makalelerini toplamıştır.

Öte yandan, Gökalp’in sosyolojik açıdan Durkheim’dan etkilendiğini ve onun görüşleri çerçevesinde sosyolojik anlayışını oluşturduğu bilinmektedir. Gökalp, her ne kadar Durkheim’in görüşlerini temel alarak yola çıkmış olsa da son noktada kendi özgün modelini oluşturmuştur (Tokluoğlu, 2012, s. 117). 

Gökalp’in sosyoloji anlayışının en temel özelliği “İndirgemeci” olmamasıdır. Gökalp öncelikle toplumsal olguların müstakil varlığını isbata yönelir. Gökalp sosyolojisi, genel olarak pozitivist - evrimci sosyoloji anlayışının temel özelliklerine sahiptir. 

Ziya Gökalp, Türkçü-Turancı anlayışın önemli isimlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Tarihsel bir perspektifle konuya yaklaşıldığında, Ziya Gökalp’in yaşadığı hayatın da “Türkçülük” düşüncesinde etkili olduğu bilinmektedir. 

Gökalp, Türk milliyetçiliği kurucularının önde gelenlerinden birisi olarak görülmektedir. 

Gökalp’e göre lisanıyla “Türk’üm” diyen ve samimî olarak kalbinde bu düşünceyi taşıyan her fert Türk’tür. 

Gökalp, milleti; “Aynı dili konuşan, aynı dine iman eden ve ortak bir geçmişi olan insan topluluğu” olarak tanımlar. 

Gökalp, şiirlerinde genelde Türklük’ten, Türk olmaktan gurur duyulmasından söz eder. 

Türkçülüğün Esasları adlı eserinde Gökalp, milleti ırk, kavim, coğrafya, Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan bütün tebaa, bütün Müslümanların toplamı, mensubiyet hissi gibi unsurlarla açıklayan düşüncelerden söz ederek, milletin bütün bu tanımlardan farklı olduğunu ifade eder. 

Türk sosyolojisinin kurucularından sayılan Gökalp, döneminin Avrupa’sında hâkim sosyoloji akımlarından olan Durkheim sosyolojisinin sadece bir aktarıcısı olmamış, onun kavram ve ilkelerini Türkiye’nin tarihi ve toplumsal şartlarına uygulamıştır. 

Ziya Gökalp’ın en fazla eleştirildiği husus “Medeniyet ve Hars” konusundaki yaklaşımıdır. Dönem içerisindeki pratik endişelerden kaynaklanan bu ayırım, Türk modernleşme hareketinin karakterini ve sürecini de yansıtması açısından önemlidir. 

Hars” onun “culture” kavramının Türkçeleştirme çabasının ürünüdür. 

Medeniyet yine kendi terminolojisi çerçevesinde muhtevasını kendisinin doldurduğu bir kavramdır. 

Ziya Gökalp’e göre, o devirde memleketimizde üç fikir akımı vardı: Türkçülük, İslamcılık ve Batıcılık

Bu üç fikir akımı da o günün hakiki ihtiyaçları doğrultusunda doğmuştur; bu gerçek, Gökalp’in isabetli tespitlerini de göstermektedir. 

.

Dr. Begüm Burak, dikGAZETE.com

Faydalanılan Kaynaklar:

Erişirgil, Mehmet E. (1951). Bir Fikir Adamının Romanı:Ziya Gökalp. İstanbul: İnkılap Yayınevi.

Özgedik, Orhan (1957). Gökalp. İstanbul: Burhan Basım ve Yayınevi.

Şehsuvaroğlu, Lütfü (2003). Ziya Gökalp. Ankara: Alternatif Yayınları.

Tokluoğlu, Ceylan. (2013) “Ziya Gökalp ve Türkçülük”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, ss.113-139

Türkman, Sayim. (2010) “Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp”, Atatürk Dergisi, S. 3, ss. 135-161

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir