Sızıntı” kelimesinin tanımı olarak “sızan şey” ifadesine rastlanmaktadır. 

80’li yılların başından, 15 Temmuz’a kadar geçen sürede, bir dönem evlerden veya iş yerlerinden ayırmadıkları, mistik ve sözüm ona dini meseleleri içeren bir dergi olarak da zamanın modasına uyanların vazgeçemediği zekâ seviyesi düşük bir tür yayındı “Sızıntı”. 

Şimdilerde yayın olarak bulunmayan kapatılan bir dergi olsa da 15 Temmuz’un şifrelerini yayınladığı ileri sürülen son sayısı ile de ses getirmeyi başarmıştı.

Sızıntı” artık sadece zamanın bir dergisi olmaktan çıkmış ve güncel hayatımızda yerini almışa benziyor.

Kelimelerin pozitif, negatif ve nötr anlamlarını bilerek kullananlar genelde “İstihbarat bilgi seviyesi” yüksek olan kişilerin iyi bildiği ve sıradan insanların eğitim alamayacağı türden bir çeşit ilime vakıf olanlardan olduğu için “sızıntı” kelimesinin yerine “fısıltı”yı daha çok kullanırlar ve manipülasyon hususunda insanlarla adeta dans edebilirler.

Sızıntı” kelimesi, belki de bir dergi ismi olarak insanlarımızın zihnine negatif bir tohum olarak çoktan ekilmişti. 

PKK/YPG’nin sözde ölüm listelerinde adı geçen bir Türk genci olarak adıma yapılan sızmalardan zerre korkum bulunmuyor. Ancak, güvenlik güçlerimizin siyasi odaklarının bilgisizlikleri ve yetersizlikleri nedeniyle sadece “PR” yapmak veya milletin sözüm ona öz güvenini arttırmak adına yapılan birçok sosyal medya çalışması veya açıklamasının İKK’ya (istihbarata karşı koyma) tamamen aykırı olması nedeniyle her geçen gün yeni şehitlerimizi toprağa vermekte ve terör örgütlerinin ekmeğine adeta yağ sürülmektedir. 

Peki nasıl mı? 

Önce yüreğimizi yakan son habere bir göz atalım…

Bomba imha uzmanı kadın Astsubay Esma Çevik şehit oldu”

“Şırnak'ta EYP'nin patlaması sonucu şehit olan iki askerden birinin kadın astsubay bomba imha uzmanı Esma Çevik olduğu ortaya çıktı. Çevik'in bomba imha ettiği görüntüleri 15 Kasım'da Jandarma Genel Komutanlığı'nın resmi twitter adresinden yayınlandığı ortaya çıktı. 

Öte yandan Çevik'in yaklaşık 1 sene önce bomba imha uzmanı olduğu belirtildi. Şehit Çevik'in evli olduğu öğrenildi..”

15 Kasım tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Twitter” hesabından İKK’ya aykırı olarak ve “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu”na da aykırı olarak bir paylaşım yapılıyor.

Paylaşımın asıl amacı, elbette ki kadınlarımızın yaptığı tüm işlerde olduğu gibi başarılarını ön plana çıkarmak ve Türk kadınına duyulan güveni tazelemektir.

Ya da “sıradan bir sosyal medya paylaşımı” sayesinde Jandarma Genel Komutanlığı’nın bilinirliğini arttırmak için yapılan bir paylaşım; ama neticede İKK ve KVKK’ya aykırılıklar var.

Maalesef 15 Kasım’da yapılan ve Türk milletinin moral seviyesine katkı sağlamak için çekilip yayınlanan "Barut kokusu var parfüm kokusu yok" başlıklı paylaşımdan yaklaşık bir ay sonra Astsubay Esma Çevik, hain saldırıda şehit oldu.

Emin olun eğer aslan parçası şehidimiz Astsubay Esma Çevik, ön planda olan bir holding patronu ya da siyasetçimizin kızı veya kardeşi olsaydı şu anda İKK’ya aykırı olan bu paylaşımı yapanlar hakkında çoktan işlem yapılmıştı.

Hatta bir adım daha ileriye giderek, medya pompalaması ile İçişleri Bakanının da çoktan istifası istenmişti. 

Ancak gerek “Tren kazası” örneğinde de görüldüğü üzere, can kayıplarından sorumlu olanların Japonya’daki gibi intihar etmelerini beklemek değil ama bir de hiç bir sorumluluk kabul etmeden pişkinlikle koltuklarına yapışıp, çeşitli açıklamalarla durumu geçiştirmeye çalışmaları zoruna gidiyor insanın.

Sorumluluk gerektiren koltukların hakkını veremeyip de makamlarını “iş yeri” olarak görenlere müdahale edecek bir gücün olmadığının sanılması ve sızıntı tayfasından olanların, devletin değişik kademelerinde görev almalarından kaynaklı yaşanan bu tip acılarla yürekler dağlanıyor ve sosyal mecraların yanlış kullanımı nedeniyle de daha nice başarılı evlatlarımız hedefe oturtuluyor.

Tabi bu sadece, “Sosyal medya paylaşımları ile sızıntı yaşanıyor” anlamına gelmiyor. 

Bulundukları konumlarını siyasi çevrelere bağlayıp, sözüm ona “devlet adamı/kadını” olanların, siyasi söylemleri bırakmadan, kendi çocuklarına tanınan imtiyazlara ses çıkarmayıp, yurdumun gençlerini sahipsiz sanıp, bir köşeye itip, uzaktan kahkaha atmaktan vazgeçmeden bu ülkenin yaşadığı acıların bitmesi pek mümkün görünmüyor. 

Üstelik, “Bu coğrafyada yaşamanın bedeli var” diyenlerin ne kendilerini ne de çocuklarını bu coğrafyada herhangi bir savaş alanında göremiyoruz.

Şimdi o “Sızıntı” taifesinden olup da “FETÖ ile mücadele” edilen bu dönemde “kripto” olarak kimler halen daha iş/görev başında, kimler halen daha nice dağ gibi gençlerimizi yarı yolda bırakıp, terör inlerine bu aslan parçalarının fotoğraflarını karikatür gibi çizip asıyor ve teröristlerin hedefi haline getiriyor bilinmez ama Türk gençliği, bazen bilgisizlik ve bazen de aşırı iyi niyetlerden kaynaklı benzer hatalardan dolayı yaşanabilecek güvenlik zafiyetlerinin önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin bir an evvel alınmasını istiyor.

Şu anda en yetkili kurum olan Cumhurbaşkanlığı’na sesleniyorum;

Dijital Dönüşüm”, doğru ve nitelikli kullanılmayıp, geliştirmeden yoksun, sadece tribünlere oynayan yaklaşımlarla faydalı olmadığı gibi, sızıntı ve sapmalara neden olmaktadır.

Nötr” olarak tutulan Türk gençliğini dinleyin artık ya da sızıntıya neden olan zafiyetlerin tespitini yapan isimsizlerin çalışmalarına destek olun. 

Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin. (Sun Tzu)

.

Burak Bozkurtlar, dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir