21 Ekim 2019 Pazartesi 18:32
66 Okunma
'Müttefiklerimizle bir dayanışma göremedik'
İstanbul

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar" temasıyla düzenlenen TRT World Forum 2019'un kapsamında "Ateş Hattında NATO: Yeni Güvenlik Tehditleri" başlıklı oturumda konuştu.

Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki tehdidin devam etmesi nedeniyle harekatı başlattığını dile getiren Kıran, şöyle devam etti:

"Müttefiklerimizle NATO içerisinde çözmeye çalıştık. Dayanışma talebinde bulunduk NATO'dan ama biz orada müttefiklerimizle bir dayanışma göremedik. O yüzden bu operasyona başladık ve devam ettik. Çünkü Türkiye'nin varoluşuna tehdit oluşturan bir unsurdan bahsediyoruz. 'Bir NATO ülkesi için varoluş tehdidi varsa, bütün NATO ittifakı için bir tehdit vardır.' deniliyor NATO sözleşmesinde. Bu nedenle biz haklarımızı kullanıyoruz ve BM Sözleşmesi 51. maddesine de dayandırıyoruz. Kimse bu operasyonun meşruiyetini sorgulayamaz. Biz, bu operasyonu başlatmayı tercih etmedik. Biz, ABD ile bunu çözüme kavuşturmaya çok uğraştık. ABD ile bunu tartıştığımızda belirli bir plan üzerinde mutabık kaldık ve Münbiç'teki bütün terörist üssünü ortadan kaldırma kararı verdik, ama aradan geçen bunca aya rağmen hala terörist üssü burada duruyor. Sonra da müttefikimiz ABD ile Kuzey Suriye'de bir güvenli bölge oluşturmak üzere de görüştük. Bu da bir sonuca ulaşmayınca biz bu operasyonu başlatmak zorunda kaldık oradaki terör örgütünü temizlemek için. Biz NATO'da müttefiklerimizden bir dayanışma göremediğimiz için bunu yapmak zorunda kaldık."

Kıran, yapılanın bir ateşkes olmadığının altını çizerek, "Biz, ABD ile bir anlaşmaya vardık. Biz bir terör örgütüyle masaya oturamayız, o yüzden bu bir ateşkes değildir." dedi.

Suriye topraklarından Türkiye'ye 300'den fazla saldırı olduğunu ve operasyon sırasında bin taciz saldırısı yapıldığını kaydeden Kıran, "5. maddeye neden başvuramıyoruz? BM Sözleşmesi'nin 51. maddesine baktığımızda son derece meşru bir operasyondur bu. Suriye topraklarından Türkiye topraklarına uzun zamandır saldırı yapılıyor o yüzden biz bunu savunuyoruz." diye konuştu.

Kıran, Türkiye'nin Suriye ile 900 kilometrelik bir sınırı paylaştığını belirterek, "Uluslararası topluluk şu anda 'Neden Türkiye bu harekatı gerçekleştiriyor?' diye soruyor. Büyük bir tehdit var, terörist örgüt tarafından bize gerçekleştirilen. Kurallar yerine prensipleri düşünecek olursanız, olay biraz daha açıklığa kavuşacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"NATO, Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini anlıyor"

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Tacan İldem, NATO'nun 70 yıldır varoluşunu sürdürdüğünü hatırlatarak, müttefiklerin zorlu tartışmalar içerisine girdiği çeşitli durumları sıraladı.

Demokratik ülkelerin içinde bulunduğu ittifakta farklı görüşler olabileceğine değinen İldem, "NATO'nun gücü bütün mevcut mekanizmaları kullanarak, bu farkılıkların ortadan kaldırılmasını sağlayabiliyor. Her stres testinden NATO çok güçlü bir birlikle çıktı." diye konuştu.

İldem, Barış Pınarı Harekatı'nın Kuzey Suriye'de her şeyin sakinleşmesi için iyi bir fırsat penceresi sunduğunu ifade ederek, "NATO, Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini anlıyor. Genel Sekreter Stoltenberg'in İstanbul'a son ziyaretinde Türkiye'nin çok kırılgan bir bölgenin cephesinde yer aldığını ifade etti, pek çok güvenlik zorluğuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Aynı zamanda NATO müttefiklerinin bu güvenlik kaygılarının gördüğünü söyledi. İki müttefikin ortak anlaşmasıyla yapılan ortak anlaşmayla ortaya çıkan bu fırsat, umuyorum Türkiye'nin güvenlik kaygılarını iyi bir cevap olacaktır." diye konuştu.

"Güvenilirlik konusu NATO'nun en önemli meselesi"

Eski Polonya Başbakan Yardımcısı Jan Vincent Rostowski, "Bu kongreye gelirken, bunu akademik ve analitik bir kongre olarak yorumladım, ancak bunun oldukça siyasi bir etkinlik olduğu ortaya çıktı. Suriye'deki askeri operasyonla ilgili hale gelmiş. Bu askeri operasyonun tekrar başlamaması çok önemli. Ateşkesin kalıcı olması önemli." dedi.

NATO'nun sadece kolektif bir güvenlik örgütü olmadığını, Avrupa'da ve bölgede kural tabanlı uluslararası düzeni de korumakla da olduğunu belirten Rostowski, Rusya'nın birkaç kez kural ihlal ettiğini söyledi.

Rostowski, NATO'nun korunmasının özellikle güvenlik altyapısı içinde çok önemli olduğunu belirterek, "Trump yönetimindeki ABD güvenilir bir müttefik değildir. Belki ülkeler kısa vadede belki bundan faydalanabilirler ama uzun vadede Türkiye gibi ülkelere zararı olabilir. Güvenilirlik konusu NATO'nun en önemli meselesidir." diye konuştu.

"Kurallar bazı durumlarda devreye giriyor da neden bazı durumlarda girmiyor?"

Rusya Federal Meclisi Bilgi ve Medya Komisyonu Başkanı Aleksei Pushkov, Rusya'nın hiçbir NATO üyesi için güvenlik sorunu teşkil etmediğini, herhangi bir NATO ve AB üyesiyle çatışması olmadığını dile getirerek, "Bizim Ukrayna'da yaşadığımız bir çözümsüzlük var, Ukrayna ne NATO ne AB üyesi. NATO söz konusu olduğunda biz, açıkçası Rusya olarak NATO'yü kendimize düşman bellemiyoruz, NATO'nun bizi kendisine düşman bellediği kadar." diye konuştu.

NATO'nun pek çok akut krizde rol oynayamadığını savunan Pushkov, "NATO savunmayla mı ilgili yoksa ABD'yi desteklemekle mi ilgili ya da ABD'nin yaptığına sessizce onay vermekle mi ilgili? Bu tartışmaya açık." dedi.

Pushkov, NATO'nun sadece bir Avrupa organizasyonu olmadığını, bölgenin dışına da çıktığını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"NATO da Afganistan'da bir operasyon yaptı, Avrupa'da değil. Bağımsız, egemen bir ülkenin durumunu düşünelim, ABD için Irak tehdit oluşturmuyordu. Eğer kural tabanlıysa herkesin şunu söylemesi lazım 'O zaman bu kurallar neden bazılarına uygulanıyor da bazı ülkeler için uygulanmıyor?' Kurallar bazı durumlarda devreye giriyor da neden bazı durumlarda girmiyor? George Orwell'in Hayvan Çiftliği kitabında anlattığı gibi mi yaşanıyor acaba? 'Tüm hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.' Sizce de böyle bir şey mi geçerli?"

Rusya'nın Suriye hükümetinin davetiyle Suriye'ye gittiğini ve ülkede bulunmasının meşru olduğu olduğunu anlatan Pushkov, "Şam hükümeti de BM temsiliyeti olan tek resmi hükümet. Askeri anlaşmamız da var." dedi.

Pushkov, Rusya ve NATO arasındaki diyalog eksikliğinin kendisini üzdüğünü ifade ederek, "NATO kendini güçlendirmek için Rusya'ya yaklaşıyor ama diyalog olmadan yaklaşıyor." diye konuştu.

"5. maddeyi harekete geçirmek yerine küçük destekler istenebilir"

Heritage Vakfı Dış Politika Çalışmaları Direktörü Luke Coffey de 5. maddenin tetikleyici bir madde olmadığını aktararak, şu görüşleri dile getirdi:

"5. maddeyi terör saldırıları için kullanmaya başlamak kaygan bir zemin oluşturabilir. 11 Eylül olaylarından öğrendiğimiz üzere NATO, daha büyük bir araç kutusunun içindeki bir araç ama tek başına teröre karşı mücadele edecek finanse edecek kaynaklara sahip değil. 11 Eylül'den sonra 5. maddeye başvurulduğunda çok belirli bir durum vardı. Eğer Türkiye, 'Bazı alanlarda boşluklarım vardı müttefiklerim beni tamamlayabilir.' diyorsa, ayrı bir tartışma. 5. maddeyi harekete geçirmek yerine küçük destekler istenebilir diye düşünüyorum."

Kaynak: AA

dikGAZETE.com
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


sanalbasin.com üyesidir